Yazar: editor

  • Sağlık'ta Ömür Boyu Yenileme Garantisi'ne dikkat edilmelihaberi

    Sağlık'ta Ömür Boyu Yenileme Garantisi'ne dikkat edilmelihaberi

    Steel Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Abdullah Özcan, sağlık sigortalarında şirketler ile sigortalıları karşı karşıya getiren konuların başında “ömür boyu yenileme garantisi”nin geldiğine dikkat çekerken, “poliçe yaptırırken önceliğiniz, ödeyeceğiniz prim değil, poliçenizin (ÖBYG) ömür boyu yenileme garantisi’ni kapsaması olmalıdır.” dedi.

    Sigorta şirketlerinin tamamlayıcı (TSS) ve özel sağlık sigortası (ÖSS) ürünlerini, ÖBYG teminatı olan ve olmayan şeklinde ayrı ayrı sunduklarına da değinen Özcan, ömür boyu yenileme garantisi sayesinde sigortalının daha sonra ortaya çıkacak sağlık sorunları nedeniyle ek prim alınması veya teminat kapsamının daraltılması gibi sorunlarla karşılaşmayacağını kaydetti.

    2013 yılında Özel Sağlık Sigortası Yönetmeliği’nde bir değişiklik yapılarak,ömür boyu yenileme garantisi ile ilgili düzenlemeler yapıldı.Buna göre sigorta şirketleri yenileme garantisi olan ürün ile olmayan ürünü ayrı ayrı sunmaya başladı. Aynı uygulama halihazırda tamamlayıcı sağlık sigortaları için de geçerli.Sigorta şirketleri farklı bekleme süreleri ve risk değerlendirmeleri uygulamaları ile bu garantiyi sigortalılarına sağlıyorlar. Yenileme garantisi, sigortalının gelecekte karşılaşabileceği ve tedavi maliyeti yüksek olan her türlü hastalık için edindiği bir güvence.

    Steel Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Abdullah Özcan, sağlık sigortalarında şirketler ile sigortalıları karşı karşıya getiren sorunların en başında( ÖBYG) ömür boyu yenileme garanti konusunun geldiğini bildirdi. Özcan, “Sigorta şirketleri TSS ve ÖSS ürünlerini ÖBYG uygulaması olan ve olmayan şeklinde ayrı ayrı satıyorlar.Bu nedenle ÖBYG’ye sahip olmak için öncelikle bu hakkı kapsayan bir poliçeyi satın almalısınız. TSS ve ÖSS poliçelerinin özel şartlar bölümünde yenileme garantisi kapsamı açıkça belirtilir. Poliçenizi alırken mutlaka bu bölümü titizlikle incelemelisiniz veya acentenize danışıp bilgi almalısınız.”dedi.

    ÖBYG’nin sağlık hizmeti konusunda bir çok faydaya sahip olunmasını sağladığını da kaydeden Özcan,sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sigorta şirketleri ÖBYG’nin henüz geçerli olmadığı sigortalılık döneminde mevcut ya da risk taşıdığınız hastalıklarınıza ek prim ve limit uygulayabilir. Ayrıca bunları teminat dışında da bırakabilir. Ancak ÖBYG alındıktan sonra prim,limitler vb de dahil olmak üzere sigorta şartlarını sigortalı aleyhine değiştiremez. ÖBYG kazandıktan sonra ortaya çıkan hastalıkları kapsam dışı bırakamaz. Kanser vb gibi tehlikeli bir hastalık geçirilse bile sigorta şirketi hastalık giderlerini karşılar.”

    ÖBYG süreleri şirketlere göre farklılık gösterebiliyor

    Ömür boyu yenileme garantisi’nin bazı şartları bulunduğuna da değinen Abdullah Özcan,bu garantiye sahip olacak şartların poliçenin başlangıcında ;sigortalının sağlık geçmişi,taşıdığı riskler ve mevcut hastalıkları incelenerek belirlendiğini söyledi. Özcan,Önceden var olan riskli bir hastalığın saptanması halinde bu hastalığın teminat dışında bırakılabildiğini de belirtti. ÖBYG verilmeden önce poliçe şartlarının belirlenmesinin önemine de dikkat çeken Özcan,hak kazanımı olduktan sonra mevcut teminat kapsamında sigortalı aleyhine hiçbir değişiklik yapılamayacağının altını çizdi.

    ÖBYG hakkı kazanımı için belirli bir sürenin geçmesi gerektiğini kaydeden Özcan,bu sürenin şirketlere göre farklılık gösterse bile 3-4 yılı geçmediğini belirtti. Sigortalının yaşının da ÖBYG için önemli bir kriter olduğunu aktaran Özcan,yaş sınırının genel olarak 18-65 yaş olduğunu bildirdi.

    Öte yandan, tamamlayıcı sağlık sigortalarında sigortalanma yaş aralığının 0-59 yaş olduğuna dikkat çeken Özcan, “Eğer 57 yaşında TSS yaptırırsanız ve yenileme garantisi hakkı 3 yıl sonra ise yaş sınırını geçtiğiniz için bu haktan yararlanamayabilirsiniz.” dedi.  

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Sabah ilaçları sahurda, akşam ilaçları iftarda!haberi

    Sabah ilaçları sahurda, akşam ilaçları iftarda!haberi

    Oruç tutmak isteyen hastaların ilaç kullanımına dikkat etmeleri gerektiğini ifade eden uzmanlar, gebelerin, yolcuların ve ciddi sağlık sorunları olan bireylerin oruç tutmamaları gerektiğini hatırlatıyor.

    Bazı ilaçların sabah-akşam alınması gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Bu durumda eğer oruç tutmalarında sakınca görülmediği dile getiriliyorsa sabah ilaçlarını sahurda, akşam ilaçlarını iftarda almak kaydıyla ilaçlarını aksatmamaya özellikle özen göstermeleri gerektiğini hastalarımıza öneriyoruz.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, ilaç kullanımına özen gösteren hastaların oruç tutup tutamayacağını değerlendirdi.

    Kimler oruç tutamaz?

    Oruç tutmak isteyen hastaların ilaç kullanımına dikkat etmeleri gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, İslam dininin oruç tutma konusunda belli sınırlamalar getirdiğini, oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimse ile hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişilerin oruç tutmamaları gerektiğini hatırlattı. Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, gebelerin, yolcuların ve ciddi sağlık sorunları olan bireylerin oruç tutmamaları gerektiğini hatırlattı. 

    Hastalar doktor izni olmadan karar vermemeli

    Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, psikiyatrik hastalıklarda, diyabette, tansiyonda, düzenli ilaç kullanan hastaların dini açıdan oruç tutmakla ilgili bir yükümlülüklerinin olmadığını ifade ederek, “Ama tüm bunlara rağmen kendini iyi hisseden ve oruç tutmak isteyen hastalarımızın oruçlarını tutarken özellikle doktorlarıyla görüşmesi ve doktorların izni olmadan bu kararı vermemelerini kesinlikle öneriyoruz.” dedi. 

    Sabah ilaçlarını sahurda, akşam ilaçlarını iftarda alabilirler

    Bazı ilaçların sabah-akşam alınması gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Bu durumda eğer oruç tutmalarında sakınca görülmediği dile getiriliyorsa sabah ilaçlarını sahurda, akşam ilaçlarını iftarda almak kaydıyla ilaçlarını aksatmamaya özellikle özen göstermeleri gerektiğini öneriyoruz hastalarımıza.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Bahar ayları, soğuk duşa başlamanın en iyi zamanıhaberi

    Bahar ayları, soğuk duşa başlamanın en iyi zamanıhaberi

    Bahar artık yavaş yavaş geliyor ve havalar ısınmaya başladı. Mevsim geçişi ile beraber hastalıklar da artıyor. Pek çok kişi bağışıklık sistemini güçlendirmek için sağlıklı beslenme ve vitamin takviyesi gibi yöntemleri tercih ederken yeni trend Soğuk Duş. Wim Hof Method – İrade – Nefes – Soğuk çalışmaları eğitmeni Doruk Taraktaş soğuk duşlara nasıl başlanması gerektiğini açıkladı. 

    Bahar mevsiminde, havadaki alerjenlerin artmasıyla birlikte bağışıklık sisteminin güçlü olması daha da önemli hale geliyor. Düzenli olarak alınan soğuk duşlar, bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getiriyor. Aynı zamanda vücuttaki stres hormonlarını azaltan ve zihni sakinleştirici bir etki yaratan soğuk duşlar sayesinde bağışıklık sisteminin zayıflamasının ardındaki temel etkenlerden olan kronik stres ile de mücadele etmenizi sağlıyor. 

    Tüm bunlara ek olarak kan dolaşımını arttıran, zihni ve bedeni canlandıran “mutlu, sağlıklı ve güçlü” hormonların salgılanmasını sağlayan soğuk duşlar vücudu canlandırarak gününüze enerjik ve mutlu bir başlangıç yapmanıza yardımcı oluyor. 

    Wim Hof Method – İrade – Nefes – Soğuk çalışmaları eğitmeni Doruk Taraktaş soğuk duşlara nasıl başlanması gerektiğini şu şekilde anlatıyor.

    Küçük Adımlarla Başlayın: Soğuk duşa başlarken, vücudunuzu yavaşça alıştırın ve sıcak duşla başlayıp ardından soğuk/ılık suya geçin. Duştayken sadece nefesinize odaklanın ve nefesi yavaşlatmaya çalışın. Vücudunuz zamanla bu değişikliğe alışacaktır.  

    Düzenli Olun: Soğuk duşun etkilerini görebilmek için düzenli olarak uygulayın. 30 saniye ile başlayın ve her hafta 15 sn arttırarak ilerleyin. Haftada 1 gün 5 dk soğuk duş yerine her gün 1 dk daha faydalı olur.

    Kararlı Olun: Soğuk duş almak bazı günler daha zor olabilir, ancak pes etmeyin. Zorlamayın, soğuk suyu kabul edin ve kendinizi suya bırakın. Giriş zor olabilir ancak çıkışta çok güçlü hissedeceksiniz.

    “Bahar aylarında soğuk duşa başlamak, enerjinizi arttırır, bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve stresi azaltır. Stres içinde kontrolde bir zihin yapısı oluşturur” diyen Taraktaş, herkesin vücut yapısı farklı olduğu için, soğuk duşa başlamadan önce bir doktora danışmanızı öneriyor. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Ramazan'da Böbrek Hastalarına 6 Önemli Uyarı!haberi

    Ramazan'da Böbrek Hastalarına 6 Önemli Uyarı!haberi

    Oruç tutmak fiziksel ve ruhsal sağlığımız üzerinde pek çok fayda sağlasa da, bazı kurallara dikkat etmediğimizde böbrekleri etkileyebiliyor. Beslenmenin hastalıkların tedavisinde, ilerlemesinde veya gerilemesinde önemli olabileceğini belirten Acıbadem International Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, “Ramazan’da beslenme alışkanlıkları değişebileceği için özellikle böbrek hastalarında daha da önemlidir. Kronik böbrek hastalarının oruç tutmadan önce mutlaka hekimleriyle görüşmeleri gerekmektedir” diyor. Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, kronik böbrek hastalarının Ramazan’da sağlıklı ve yeterli beslenmenin yanı sıra bol su tüketmeye de önem vermeleri gerektiğini belirterek, “Böbreklerimizin, vücudumuzda her gün oluşan zehirleri ve zararlı maddeleri atmak, kan yapmak, su ve tuz dengemizi sağlamak, tansiyonumuzu ayarlamak, kemiklerimizi kuvvetlendiren   D vitaminini yapmak gibi birçok işlevi vardır. Zararlı maddeleri atmak ve su – tuz dengesini ayarlamak için günlük alınan sıvının miktarı önemlidir. Günlük sıvı ihtiyacımız 1 – 1,5 litredir. Ramazan, bu yıl normal sıcaklık aylarına geldiği için aynı miktarda sıvı alımı yeterlidir. Aşırı zorlanmamalıdır” diye konuşuyor. Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, “Böbrek hastalıkları genellenemez. Bu nedenle böbrek hastalığına sahip kişilerin Ramazan’da beslenme yaklaşımları farklı olmalıdır” diyerek, böbrek hastalarının oruç tutarken dikkat etmeleri gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. 

    İftar ve sahurda bol su için

    Az sıvı almak böbrek fonksiyonları üzerine olumsuz etkiden ziyade idrar yolları taşı ve enfeksiyon hastalıklarında önem taşıyor. Dolayısıyla sık idrar yolları enfeksiyonu geçiren veya taş, kum döken kişilerin Ramazan’da daha dikkatli olmaları gerekiyor. Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, “Bu hastalıklar oruç tutmaya engel değildir. Ancak hastalar iftar ve sahurda içtikleri su miktarını artırabilirler. Ramazan’da iftar yemeği ile sahur arasında en az 1 – 1.5 litre su içilmesi çok önemlidir. Çay ve kahve vücuttan su atılımına neden olduğu için sıvı alımında ana kaynak ise mutlaka su olmalıdır” diyor.

    Midenize aniden yüklenmeyin

    Hastalıkların şiddetlenmesi veya rahatsızlık vermesi susuzluktan çok aşırı yemek yemekten oluşuyor. Normal zamanda bile aşırı yemek sonrası kalp krizleri, beyin kanamaları artıyor. Açlığın ise olumlu etkileri bile olabiliyor. Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, “Hipertansiyon hastaları, tek böbrekli kişiler, böbreğinde kist veya kistler olanlar bir anda aşırı yemekten kaçınmaları kaydıyla özel bir önleme gerek duymadan oruç tutabilirler. Bu hastalar, suyu iftar ve sahurda bol içmeli, sahura mutlaka kalkmalı, tüketilen tuz miktarına dikkat etmeli, ilaçlarını hekimlerinin önerilerine göre iftar, sahur ve yatmadan önceki zamanlarda düzenli almalıdırlar” diyor.  

    Tuz tüketimini kısıtlayın

    Dünya Sağlık Örgütü, tüketilmesi gereken günlük tuz miktarını 5 gram   olarak öneriyor.  Bu miktar silme bir tatlı kaşığına denk geliyor. Böbrek yetmezliği olan hastaların ise tuz tüketimini daha fazla kısıtlamaları gerekiyorNefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, böbrek yetmezliği hastaları için en önemli sorunun tuz tüketimi olduğu uyarısında bulunarak, “Vücudumuzda su tek başına hareket etmez. Mutlaka tuza eşlik eder. Örneğin idrar söktürücü dediğimiz ilaçlar idrarı söktürmez, tuzu atar, tuz da yanında suyu götürür. Bu nedenle özellikle böbrek ve kalp yetmezliği olan hastalarda tuz beraberinde suyu da tutacağı için tansiyon yükselmesi, kalp ve akciğer yetmezliği, böbrek yetmezliğinin şiddetlenmesine yol açabilir. Bunu önlemek için tuz içeriği yüksek turşu, salamura besinler, dondurulmuş gıdalar, tuzlu kuruyemişler, peynir ve zeytinin tuzlusu gibi gıdalardan uzak durulması çok önemlidir” diyor.

    Bu besinlere dikkat! 

    Böbrek yetmezliği dışındaki ılımlı böbrek hastalarında aşırı diyet kısıtlamasına gerek görülmüyor. Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, “Ancak üre, ürik asit, fosfor ve potasyum yüksekliği, kemik metabolizma bozukluğu varsa diyet önem taşımaktadır” uyarısında bulunarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kronik böbrek yetmezlikli hastaların kanlarında böbreğin atamadığı üre, ürik asit, fosfor ve potasyum başta olmak üzere birçok zehirli madde birikime uğramaktadır. Eğer hastanın fosfor miktarı yüksek ise fosfor içeren süt ve süt ürünleri ile balık gibi besinlerden kaçınılmalıdır. Diyabet, kronik böbrek yetmezliği ve potasyum tutucu etkisi olan tansiyon ilacı kullanan kişilerin de potasyumdan zengin gıdalar olan kayısı, muz, üzüm, şeftali, kivi, incir gibi meyveler ile bunların suyu, kurusu, reçeli ve marmeladından uzak durmaları gerekmektedir. Ürik asit hem gut hastalarında hem böbrek yetmezliği hastalarında yüksek olabilir. Ürik asit proteinlerin yıkım ürünüdür. Özellikle gut hastalarının hayvansal proteinleri daha az tüketmeleri yararlı olabilmektedir”

    Sahura mutlaka kalkın

    Oruç tutarken yapılan en önemli hatalardan biri sahura kalkmamak oluyor. Ancak tüm gün aç kalacak olmanın kaygısıyla sahurda ağır yemekler tüketilmesi de susamaya yol açmasının yanı sıra hazımsızlık ve reflü gibi sindirim sistemi yakınmalarını artırırken böbrek ve kalp sağlığını da olumsuz etkiliyor. 

    Kahve ve çay vücudu susuz bırakmasın

    Gazlı içecekler, soda, kahve ve çay da içerdikleri sodyum ile idrar söktürücü (diüretik) etkileri sebebiyle fazla tüketildiklerinde kan basıncını ve kalp hızını yükseltebiliyorlar. Ayrıca kafein içeriği yüksek olan kahve ve çay sanılanın aksine sıvı ihtiyacını karşılamak yerine idrar söktürücü özellikleri nedeniyle vücutta su kaybına yol açabiliyor. Dolayısıyla kahve ve çay yerine sıvı ihtiyacınızı su, bitki çayları, şekersiz komposto, ayran ile karşılamaya özen gösterin. 

    ‘Her hastalık ayrı değerlendirilmeli’ 

    Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, her hastalığı ve oruç tutmanın hastalık üzerine etkilerini ayrı ayrı değerlendirmek gerektiğinin önemini vurguluyor. Dr. Bilal Görçin, şunları ekliyor: “Böbrek hastalıklarını 5 evreye ayırıyoruz. Evrelemeyi hastanın kan kreatin değerine göre yapıyoruz. I. ve II. evre en rahat evredir. Kreatinin normal veya çok az yükselmiştir. Bu evrede hastaların beslenme alışkanlıklarında belirtilen hususlara ve ilaçlarına dikkat etmek kaydıyla oruç tutmalarında sakınca yoktur. Evre IV ve V ise diyaliz hazırlık ve diyaliz aşamasıdır. Diyaliz hastaları oruç tutamaz. Çünkü hiç idrarları yoktur ve diyaliz işlemi sırasında verilen ilaçlar elektrotla kana karışır, kanları birçok madde ile temas edilir. Diyaliz hazırlık dönemi dediğimiz evre IV hastalarına da orucu önermiyoruz. Çünkü bu dönem ilaç kullanımı ve damar hazırlık dönemidir. Sorunsuz sonuçlanan böbrek nakli hastalarının ve böbrek vericilerinin ise oruç tutmalarında sakınca yoktur. İlaç kullanım zamanlarını ayarlamaları yeterlidir. Ancak böbrek hastalığı olanların hangi evrede olup olmadığına bakılmaksızın mutlaka nefroloji hekimiyle görüşüp, bu konuda bilgi almaları gerekmektedir”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Ramazanda İlaç Kullanımını İhmal Etmeyin!haberi

    Ramazanda İlaç Kullanımını İhmal Etmeyin!haberi

    Sağlıklı bir yetişkin belirli bir dönem oruç tutmaya dayanabiliyor. Ancak uzmanlar, hasta ve aşırı yaşlıların, vücutlarında bozukluk veya yetersizlik olması nedeniyle, ilaçlarını aksatmaları durumunda oruç tutmaya dayanamayabileceği veya bozukluk ve yetersizliklerinin daha da artabileceğine dikkat çekiyor.

    Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgay Çelik, Ramazan ayında doğru ilaç kullanımına ilişkin bilgi vererek ilaç kullanımın aksatılmaması uyarısında bulundu. 

    Hasta ve yaşlı kişilerin Ramazanda ilaç kullanmamasının hastalıkların alevlenmesine veya yeni hastalıkların tetiklenmesine, tedavinin durmasına, hastalıkların tekrar başlamasına yol açabileceğine dikkat çekti. Turgay Çelik, “Özellikle, yaşlılık, hamilelik ve emzirme gibi bazı özel sağlık durumlarında ve hastalıkların iyileşme dönemlerinde oruç tutma başka bir zamana ertelenebilir. Aksi durumda, orucun, sağlık durumunu kötüleştirebileceği veya hastalık dönemini uzatabileceği unutulmamalıdır” dedi. 

    “İlacı Saatinde Almak Hayati Önem Taşıyabilir”

    Hekimlerin hastanın ilacını “vücutta hastalığı tedavi edecek miktarda olmasını sağlayacak şekilde” yazdığını ifade eden Turgay Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
     “İlaç alım saatinin ertelenmesi, vücuttaki ilaç miktarını azaltır. Ramazanda, özellikle kalp, şeker, hipertansiyon, astım, tiroid, romatizma, kanser, epilepsi gibi kronik hastalıkları olan kişilerin ilaçlarını aksatmadan almaları hayati önem taşır. Kronik hastalığa bağlı sürekli ilaç kullanması gereken kişilerin, ilaç saatlerini değiştirirken mutlaka doktorlarına danışması gerekir. Bu durumlarda, öncelikle doktorunuzun sağlığınızın oruç tutmaya müsait olup olmadığını ortaya koyması gerekir. Doktorunuzun oruç tutmanıza izin vermesi halinde, ilaç saatleri onun önerisine göre planlanmalı ve sürdürülmelidir. Ayrıca, dengeli ve ölçülü beslenmeye ve yeterli sıvı almaya da özen gösterilmelidir.”  

    Mutlaka Oruç Tutmak İstiyorsanız Doktorunuza Danışın

    “Eğer hastalığınız tedavi edildiyse, daha iyi hale geldiyse, o zaman hekiminizle konuşarak, sahurda ve iftarda ilaçlarınızı kullanarak orucunuzu tutabilirsiniz” diyen Turgay Çelik, şunları kaydetti:

    “Ancak oruç tutmak hastalığı artırıyorsa ve farklı hastalık belirtileri göstermeye başladıysa, kesinlikle oruç tutmayı ertelemek veya bırakmak gerekir. Günde 2 veya 3 defa alınan ilaçlarla süren tedavilerde, bunların yerini değiştirmek mümkün olmadığı için orucu bırakmak gerekir. İlaçlar belirli saatlerde belirli aralıklarla alınmak zorundadır. Gün içinde alınan ilaç varsa veya sıkıntılar ortaya çıkmaya başladığında alınan ilaçlar varsa, o zaman oruç kesinlikle ertelenmeli veya bırakılmalıdır. Her şeye rağmen oruç tutma isteği var ise hekim kontrolünde hastalık durumu ve ilaç dozajı gözden geçirildikten sonra oruca başlanmalıdır.”

    “Oruç Bebek Gelişimine Zarar Veriyor”

    Hamileler ve emzirenlerin oruç tutmasına ilişkin de uyarılarda bulunan Prof. Dr. Turgay Çelik, “Hamileyseniz veya emziriyorsanız oruç tutmamalısınız. Oruç tutmayı doğum sonrasına veya emzirme dönemi sonrasına erteleyebilirsiniz. Çocuk ve kendisi için annenin, iyi ve gıda değeri yüksek besinleri alması ve su tüketmesi gerekir. Hamilelerin oruç tutmasının, bebek gelişimi üzerinde ciddi sağlık sorunları oluşturduğu değerlendirilmektedir. Anne-bebek sağlığı ve gelişimi için bu dönemlerde oruç mutlaka ertelenmelidir” diye konuştu.

    Yine de oruç tutmayı tercih edenler için de önerilerde bulunan Turgay Çelik, şöyle devam etti:

    “Doktor kontrolünde güneş batımı ile doğumu arasında gıda değeri yüksek yemek ve yeterli içecek almaya çok özen gösterilmesi gerekir. Özellikle, oruçlu dönemde aşırı fiziksel aktivitelerden uzak durmaya özen gösterilmelidir. Bu dönemde bebek hareketlerinde azalma, baş dönmesi, yorgunluk, bulantı veya kusma belirtileri gözlendiğinde oruç bırakılmalı ve hemen hekim kontrolü ve desteğine geçilmelidir. Bu arada hamilelik döneminde zaten iyi beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesine özen gösterilmeli ve gerekirse ilgili uzman hekimlerden yardım alınmalıdır.”

    Oruç Tutarken Bunları Yaşıyorsanız Mutlaka Doktora Başvurun

    Oruç tutarken açlık nedeniyle rahatsızlık hissedilebileceğini ancak bazı durumların hastalık belirtisi olabileceğini belirten Prof. Dr. Turgay Çelik, şu durumlarda doktora başvurulması gerektiğini kaydetti:   

    • İstirahatle azalmayan yorgunluk, baş dönmesi varsa, düşük tansiyona bağlı olabilir.

    • Bulantı, baş dönmesi ve odaklanma sorunu varsa, susuz kalmaya veya ve az sıvı alımına bağlı olabilir. 
    • Ramazanda az sıvı alımına bağlı böbrek taşı oluşma riski ve belirtileri artabilir.
    • Oruç sırasında kabızlık, kötü sindirim ve mide ekşimesi gibi belirtilerle sık olarak karşılaşılır. Bunların sıklığını azaltmak için sağlıklı ve doğru beslenme gerekir.
    • Çoğu kişi oruç tutarken baş ağrısı ve migren gibi belirtilerin olduğunu belirtir: Bu belirtilerin geçmemesi ve artması halinde doktora başvurulmalı.
    • Oruç sırasında aşırı spor ve fiziksel aktiviteden uzak durmak gerekir. Buna rağmen, spor yapılması gerekli ise günün sonunda hafif spor yapılması tavsiye edilir.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • EÜ uluslararasılaşma misyonu kapsamında yurt dışından öğrencileri ağırlamaya devam ediyorhaberi

    EÜ uluslararasılaşma misyonu kapsamında yurt dışından öğrencileri ağırlamaya devam ediyorhaberi

    Ege Üniversitesi, uluslararasılaşma misyonu doğrultusunda öğrenci değişim programları kapsamında yurt dışından öğrencileri misafir etmeyi sürdürüyor. EÜ Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (GSTMF), Almanya Münih’ten gelen İrem Şenöz ve Çekya’dan gelen Lena Sara Grochowiecova’yı ağırlayarak hem eğitim hem de kültürel etkileşim alanlarında çalışmalar gerçekleştirdi.

    Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa, “Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’ın uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda fakültemiz seçkin bir eğitim merkezi olarak her dönem çeşitli ülkelerden öğrencileri misafir etmektedir. Bu doğrultuda, fakültemiz global bir eğitim anlayışıyla, öğrencilerimize sadece akademik bilgi değil, aynı zamanda kültürlerarası bir deneyim sunmayı da hedefliyor. İrem Şengöz ve Lena Sara Grochowiecova gibi yetenekli öğrencilerin katılımı, bu vizyonumuzun bir parçasıdır” diye konuştu.

    “Konuk öğrencilerimize ilham vermeyi amaçlıyoruz”

    Prof. Dr. Parsa, “Konuk öğrencilerimiz, fakültemizin dinamik çalışma atmosferinden ve deneyimli akademik ekibimizden yararlanıyorlar. Onlar, kendi akademik ve mesleki yollarını şekillendirirken, fakültemizin işleyişine ve kültürel zenginliğine de katkı sağlıyorlar. Bizler de, sunduğumuz çeşitli dersler, atölyeler ve yaratıcı düşünceyi teşvik eden ortamımız ile öğrencilerimizin gelişimlerini desteklemeyi ve onlara ilham vermeyi amaçlıyoruz” dedi.

    “Hem kendilerine hem de fakültemize katkı sağlıyorlar”

    Konuk öğrencilerin çalışmalarını anlatan Prof. Dr. Parsa, “İrem Şengöz, Münih’ten gelerek güz dönemi boyunca fakülte işleyişine önemli katkılarda bulundu. İrem’in katılımı, akademik ve profesyonel becerilerini geliştirmesinin yanı sıra, fakültemizin zengin akademik kadrosu ve çeşitli ders içerikleriyle etkileşime geçmesine olanak tanıdı. İrem, fakültemizin yaratıcı düşünceyi ve sanatsal ifadeyi destekleyen canlı çalışma atmosferinden maksimum düzeyde yararlanarak, hem kendi gelişimine katkı sağladı hem de fakültemize değerli katkılar sundu. ERASMUS Değişim Programı kapsamında Çekya’dan gelen Lena Sara Grochowiecova ise, bahar dönemi boyunca fakültemizde eğitim alacak. Lena, Ege Üniversitesinin kültürel çeşitliliği ve akademik zenginliği ile sunulan geniş kurs ve atölye imkânlarını, sanatsal ve tasarım becerilerini geliştirme fırsatı olarak görüyor. Bu deneyim, onun için hem kültürel alışveriş hem de akademik gelişim açısından benzersiz bir fırsat sunuyor” diye konuştu.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Ege Üniversitesinden  'Dünya Kadınlar Günü'ne Özel Sergihaberi

    Ege Üniversitesinden 'Dünya Kadınlar Günü'ne Özel Sergihaberi

    Ege Üniversitesi(EÜ) Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAM) ve EÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı iş birliğinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Etnografya Müzesi’nde “Görünenin Ötesinde” isimli karma sergi sanatseverlerle buluştu.

    Küratörlüğünü Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Dilek Maktal Canko’nun üstlendiği serginin açılışına EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, EKAM çalışanları ve sanatseverler katıldı. Sergide 14 kadın sanatçının eserleri yer aldı.

    Serginin açılışında konuşan EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan; “Sanat, yaşamın renklerine ve yaşamın dokusuna ulaşma, onu keşfetme yolculuğunda bize eşlik eden en önemli araçlardan birisidir. Sanatta sanatçı, görünenin ötesinde olan şeyleri; duygularını, tecrübelerini mutlaka eserlerinde yansıtmaktadır. İşte burada sanatçılar duygularının, düşüncelerinin, hayallerinin birer somut göstergesi olarak bizlere bunu sunuyor. Sanatta, sanatçıyla eseri arasında mutlaka bir bağ var, bunun da ötesinde sanat ve eserle izleyici arasında da bir bağ var. Ben bu sergide o sanatçıların hayal ettiklerinin, düşüncelerinin, ortaya koydukları eserlerin bizlere söyleyecekleri olduğunu düşünüyorum. Sanatçılarımıza bu eserleri bizlerle buluşturdukları için, konuklarımıza da etkinliğimize katıldıkları için teşekkür etmek istiyorum” diye konuştu.

    “Amacımız kadıların sanattaki etkisini ve gücünü göstermek”

    Eserler ile ilgili bilgi veren Sergi Küratörü Dr. Öğretim Üyesi Dilek Maktal Canko, “Görünenin ötesinde olanı görmeyi dilediğimiz sergimize birbirinden değerli 14 kadın sanatçımız katıldı. Sergimizin amacı; sanatçılarımızın tezhip, çini, keçe dokuma, resim, seramik, baskı, tesktil ve minyatür teknikleriyle oluşturdukları birbirinden güzel eserleri ile kadınların sanattaki etkisini ve gücünü bir kez daha kanıtlamaktı” dedi.

    Sergide; Filiz Adıgüzel, Şahika Aktuğ, Bengü Bahar, Yeşim Batmaz, Nurgül Begiç, Ebru Camkıran, Ayşegül Deveciler, Perihan Duran, Sevda Emlak, Özlem Kalmaz, Gonca Karavar, Esra Kavcı, Aynur Maktal ve Hülya Yalçın’ın eserleri yer aldı.

    Açılışın ardından katılımcılar sergiyi gezerek eserleri incelediler.  

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • “Ege'den Dünyaya Müziğin Sesi Özel Konseri" büyük beğeni aldıhaberi

    “Ege'den Dünyaya Müziğin Sesi Özel Konseri" büyük beğeni aldıhaberi

    Ege Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında “Ege’den Dünyaya Müziğin Sesi Özel Konseri” düzenlendi. Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan konsere sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.

    Ege Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından yürütülen “Ege’den Dünya Müziğin Sesi Projesi” kapsamında Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde Dünya Kadınlar Günü konseri düzenlendi. İzmir’den Dünyaya Müzik Topluluğu tarafından gerçekleştirilen konserin sanat yönetmenliğini Yılmaz Demirtaş yaptı.

    İzmir’den Dünyaya Müzik Topluluğunun birbirinden değerli solist ve koristin eserleri seslendirdiği konserde, Ege Üniversitesi Müzik Topluluğu, Gürcistan Kehribar Kadınlar Müzik Grubu ve Küçük Eller Müzik Ailesinin üç değerli kız çocuğu da kabak kemane ve bağlamaları ile konsere renk kattı. Sanatseverlerin beğeni alan konserde kadının rengi olan ‘mor’ hakimdi. Gecede, topluluğun, ‘Adım Kadın’ isimli eserdeki performansı dikkat çekti. Ege’den Dünyaya Müziğin Sesi Projesi müzikseverlerle buluşmaya devam edecek.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Büyükşehir Ramazan etkinlikleri bu akşam başlıyorhaberi

    Büyükşehir Ramazan etkinlikleri bu akşam başlıyorhaberi

    Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin geleneksel Ramazan etkinlikleri bu akşam Kur’an-ı Kerim Tilaveti İlahiler ve Tasavvuf Müziği Konseri ile başlıyor. Karaalioğlu Parkı içerisinde düzenlenecek etkinlikler kapsamında kurulan Ramazan çarşısında da vatandaşlar, alışverişten yeme içmeye, gıdadan giyim ve hediyelik eşyaya her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek. Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, etkinliklere tüm Antalyalıları davet etti.

    Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından 11 Ayın Sultanı Ramazan için Karaalioğlu Parkı içerisinde 30 gün boyunca Ramazan Etkinlikleri düzenlenecek. Etkinlikler, 11 Mart Pazartesi bu akşam saat 21.30’da Kur’an-ı Kerim Tilaveti İlahiler ve Tasavvuf Müziği Konseri ile başlıyor. Etkinlikler kapsamında her akşam 20.45’te Hacivat-Karagöz, orta oyunu gösterileri yapılacak. Ramazan ayı sonuna kadar her akşam 21.30’da Ramazan sohbetleri, tasavvuf müziği konserleri, hemşeri geceleri, yerel sanatçılar ve ünlü sanatçılar Antalyalılarla buluşacak. 

    RAMAZAN ÇARŞISI

    Antalyalılar için etkinlikler kapsamında 30 gün boyunca Karaalioğlu Parkı içerisinde Ramazan çarşısı da kuruldu. Vatandaşlar Ramazan çarşısında alışverişten yeme içmeye, gıdadan giyim ve hediyelik eşyaya her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Ramazan etkinliklerine tüm Antalyalı hemşerilerini davet etti. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Beyler Kadın Festivali'nde eşlerine çiçek yaptıhaberi

    Beyler Kadın Festivali'nde eşlerine çiçek yaptıhaberi

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak düzenlediği Anne Şehir Kadın Festivali’nde erkekler de eşlerine çiçek buketi, takı ve hediyelik eşya yaptı. Kent genelinde düzenlediği programlarla kadınların ve ailelerin hayatına değer katan Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel Anne Şehir Kadın Festivali gerçekleştirdi. Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleşen festivale, kadınlar kadar eşleri de ilgi gösterdi.

    FARKLI ATÖLYELERE KATILDILAR

    Çeşitli atölyelere katılarak ilk deneyimini yaşayan 55 yaşındaki Gürbüz Yıldız, eşine hediye yapmak için etkinliğe katıldığını söyledi. Yıldız, kabak ve takı atölyesine katıldığını ifade ederek, “Eşime sevgimi göstermek için atölyedeki etkinliklere katıldım” diye konuştu.

    EŞİNE YAPTIĞI ÇİÇEĞİ HEDİYE ETTİ

    Doğal çiçek buketi yapımı atölyesine katılan Müjdat Çelik de eşi Nebahat Çelik’e çiçek yapmak için etkinliğe katıldığını dile getirerek, “Buraya kızım ve hanımımla geldim. Onlarda farklı atölyelerdeler. Eşimin de kadınlar gününü kutluyorum” dedi. Çelik, atölye sonunda yaptığı buketi eşine hediye etti.

    EŞİME İLK KEZ ÇİÇEK YAPIYORUM

    Doğal çiçek buketi yapımı atölyesine katılan Özbay Vergili ise “Hayatımda eşime çiçek aldım ama ilk kez kendi ellerimle çiçek yapıyorum. Buda başta Büyükşehir Belediye başkanımızın sayesinde. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bizim içinde bir ilk oldu” şeklinde konuştu.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı