Yazar: editor

  • Nadir hastalıklar konusunda farkındalık oluşturulacakhaberi

    Nadir hastalıklar konusunda farkındalık oluşturulacakhaberi

    Toplumda görülme sıklığı 2 binde 1’den daha az olan hastalıklar, bilim dünyası tarafından nadir hastalıklar olarak tanımlanıyor. Kronik bir süreç izleyerek uzun yıllar devam eden bu hastalıklar, önemli sağlık sorunlarına da yol açıyor. Bilim insanları 8 binin üzerinde nadir hastalık olduğuna dikkat çekiyor.

    Nadir hastalıklara karşı insanları bilinçlendirmek, bu hastaların tanı ve tedaviye kolayca ulaşmalarını sağlamak amacı ile her yıl şubat ayının son günü “Nadir Hastalıklar Günü” kapsamında çeşitli etkinliklerle farkındalık çalışmaları yürütülüyor.

    Ulusal Nadir Hastalıklar Derneğinin temelleri (NADHAS) geçen yıl Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan multidisipliner bir ekip tarafından atıldı. Bu ekip 29 Şubat 2024 tarihinde nadir hastalıklara dikkat çekmek ve en güncel bilgileri bilim dünyası ile paylaşmak amacıyla “2. Nadir Hastalıklar Günü Sempozyumu”nda yine bir araya gelecek. Açılışını Ulusal Nadir Hastalıklar Derneği Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Alerji ve Klinik İmmünoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nihal Mete Gökmen’in ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rüçhan Sertöz’ün yapacağı sempozyuma farklı disiplinlerden bilim insanları katılarak nadir hastalıkların semptomları, tanıları ve tedavilerinden bahsedecekler. Etkinlik kapsamında, “Nadir Hastalıkların Alerjik Yüzü, Nadir Hastalıkların Romatolojik Yüzü, Nadir Hastalıkların Acil ve Yoğun Bakım Yüzü, Nadir Hastalıklar Seyir Defteri, Hastam Her Şeye Alerjik, Rabdomyoliz Kalıtsal Metabolik Hastalıklar İçin İpucu!, İmmun Yetmezlik, Herediter Anjiyoödem ve Nadir Hastalıkların Nörolojik Yüzü” başlıklı 9 panel düzenlenecek.  

    “Nadir hastalıklara sahip insanlar kaliteli tedaviyi hak ediyor”

    Ulusal Nadir Hastalıklar Derneği Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Alerji ve Klinik İmmünoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nihal Mete Gökmen, “Ülkemizin tıp ve sağlık alanındaki güçlü markası olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, klinik araştırmalarda Avrupa’nın sayılı referans merkezleri arasında yer alıyor. Yetkin bilim insanları ve son teknoloji donanımlı laboratuvar altyapısı ile önemli tıbbı başarılara ev sahipliği yapan Tıp Fakültemizin farklı disiplinlerinde görev yapan Prof. Dr. Meral Kayıkçıoğlu, Prof. Dr. Ömür Ardeniz, Doç. Dr. Aslı Kılavuz ile Ulusal Nadir Hastalıklar Derneğini kurduk. Son yıllarda giderek ilgi ve farkındalığın arttığı nadir hastalıklar, ülkemiz için de çok önemli bir sağlık sorununu oluşturuyor. 2 binde 1 ya da daha az sıklıkta görülen hastalıklar nadir hastalık olarak kabul ediliyor. Dünyada yaklaşık 350 milyon kişinin nadir bir hastalığa sahip olduğu öngörülüyor. Nadir hastalıkları olan bireyler, daha fazla bilinen sık rastlanan hastalıkları olan hastalar kadar güvenilir, kaliteli ve etkin tedavileri hak ediyor” diye konuştu.

    “Hastalıklara tanı konması uzun yıllar sürebiliyor”

    Prof. Dr. Nihal Mete Gökmen, “Nadir hastalıkları nadir yapan sadece görülme sıklığının az olması değil, hekimlerin farkındalığının da son derece az olmasıdır. Hekim farkındalığındaki azlığın en önemli nedeni tıp fakültelerinde eğitim müfredatında nadir hastalıkların hemen hemen hiç yer almamasıdır. Nadir hastalıklar konusunda tecrübeli öğretim elemanları maalesef birçok tıp fakültesinde bulunmamaktadır. Dahili bilimlerde genel olarak sık görülen kalp hastalıkları, endokrin hastalıklar, enfeksiyonlar, kanserler gibi hastalıklara yer verilmektedir. Nadir hastalıklar konusunda farkındalığın artması mezuniyet sonrası verilecek eğitimler, toplantılar ve kongreler ile ancak mümkün olabilecektir. Nadir hastalığa sahip bir bireyin gerçek tanıyı alması uzun yıllar sürmektedir. Bu süre zarfında hasta eğer vefat etmezse yanlış tanılar almakta, yanlış tedaviler uygulanmakta ve gereksiz operasyonlar geçirebilmektedir. Derneğimiz nadir hastalıkların semptomları, görülme sıklıkları ve tedavileri konularında hekimlerimizin bilgi düzeyini artırmak amacıyla kurulmuştur. Bu sayede tanı alan hastaların tanı alma sürelerini kısaltmak, hastalığa bağlı geri dönüşü olmayan sakatlıkların gelişimini engellemek ve ölümleri önlemek hedeflenmektedir” dedi.

    “Aileleri bilinçlendirmeyi hedefliyoruz”

    Türkiye’de akraba evliliklerinin yaygın olmasının, genetik geçişli nadir hastalıkların görülme sıklığını artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Nihal Mete Gökmen, “Derneğimiz akraba evliliklerinin önlenmesi ve aile taramaları ile henüz semptom geliştirmemiş olguların ortaya çıkarılmaları konularında aileleri bilinçlendirerek sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmeyi de hedeflemektedir. Derneğimizin logosunu çok eskiçağlardan itibaren şans getirdiğine inanılan 4 yapraklı yonca oluşturmaktadır; yoncanın ilk yaprağı umudu, ikinci yaprağı inancı, üçüncü yaprağı sevgiyi ve dördüncü yaprağı şansı temsil etmektedir. Doğada her 10 bin üç yapraklı yoncada bir dört yapraklı yoncaya rastlanır. Derneğimizin tüm hekimlerimize başarılı tanı koymalarında kılavuz oluşturacağına olan inancımız yüksektir. Derneğimizin kurucu hekimleri olarak umudumuzun, inancımızın ve hastalarımıza olan sevgimizin yetim olarak adlandırılan nadir hastalıklar için şans getirmesini diliyoruz” dedi. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Adı nadir, tedavisi yetim, etkileri ağır: Nadir Hastalıklarhaberi

    Adı nadir, tedavisi yetim, etkileri ağır: Nadir Hastalıklarhaberi

    Kistik fibrozis, fenilketonüri ve SMA hastalığı gibi yenidoğan bebeklerde taranan, son zamanlarda bazılarının adını daha sık duyduğumuz nadir hastalıklar, tüm dünyada yaklaşık 7 bin hastalığı kapsıyor ve bu hastalıklar 300 milyon kişiyi etkiliyor.

    Nadir hastalık, 2 bin kişiden 1’inde veya daha az görülen hastalıkların tümünü içinde barındıran bir şemsiye terim olarak kullanılıyor. Yani bu hastalıkların bazıları 2 bin kişiden 1’inde görülse de bazı nadir hastalıklara milyonda 1 rastlanıyor. Bu hastalıkların içinde; nadir olanlar, ultra-nadir olanlar, hatta nano-nadir olan hastalıklar var. Hal böyle olunca adı “nadir” olsa da nüfusun yüzde 6 ila 8’ini etkiliyor.  Çok sayıda kişinin yaşamını etkileyen bu hastalıklara dikkat çekmek üzere her 4 yılda bir takvimlerde gördüğümüz 29 Şubat, bu özelliğinden dolayı Nadir Hastalıklar Farkındalık Günü için seçilmiş. Her yıl 28 ya da 4 yılda bir 29 Şubat’ta çeşitli farkındalık çalışmalarıyla toplumun dikkatinin nadir hastalıklara çekilmesi ve bilgilendirilmesi hedefleniyor. Nadir hastalıklarla ilgili Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ACURARE) Müdürü ve Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay’dan bilgi aldık. 

    Çocukluk çağında tanı konuyor

    Nadir hastalıkların yüzde 80’inin nedeni genetik olunca, hastaların neredeyse yarısını çocuklar oluşturuyor. Bu hastalıkların yüzde 95’inin tedavisi olmadığı için çocukların yüzde 30’u 5 yaşına gelmeden hayata veda ediyor. Hastaların yüzde 50’sine çocukluk çağında teşhis konulduğunu belirten Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay, “Nadir hastalık görülen bireylerde tanı süreci bazen yılları alıyor, bu süreçte hastaların farklı branştan pek çok hekime görünmesi gerekebiliyor, bazı hastalarda tanı geç konulduğu için de tedavi şansı ortadan kalkıyor. Ayrıca çoğu nadir hastalığın tedavisi bulunmuyor. Bu nedenlerle ne yazık ki nadir hastalıkla dünyaya gelen her 10 çocuktan 3’ü beş yaşından önce hayatını kaybediyor” diyor. Bir yaş altındaki çocuk ölümlerinin yüzde 35’i yine bu nadir hastalıklardan kaynaklanıyor. 

    Akraba evlilikleri bu çekinik kalıtılan nadir hastalıkları artırıyor

    Ülkemizde yaklaşık 6-7 milyon kişinin nadir hastalıklara sahip olduğu tahmin ediliyor. Erken tanı ve tedavi uygulanmadığı durumda çoğu nadir hastalık metabolik, kronik ve hatta ölümcül şekilde ilerleyebiliyor. Nadir hastalıkların yüzde 80’inin genetik faktörlerden kaynaklandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yasemin Alanay, “Nadir hastalıklarda genetik nedenler ilk sırada. Tüm hastalıkların ancak yüzde 20’si çevresel ya da bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişiyor. Yüzde 80’inin genetik olması, akrabalar arasında olan evlilik sonucu çocukların bu hastalıklarla karşılaşma olasılığını yükseltiyor. Maalesef ülkemizde akraba evliliği yüzde 21, yani her 5 evlilikten biri akraba evliliği. Bu yüksek oran anne babanın taşıyıcılığı nedeniyle ortaya çıkan nadir hastalıkların sıklığını artırıyor. Bunun sonucunda da genetik geçişli ve çekinik olarak kalıtılan hastalıklara ülkemizde Avrupa ve ABD’den daha çok rastlanıyor” diyor. 

    Tedavide “Yetim İlaç” kullanılıyor

    7 binden fazla hastalığı kapsayan nadir hastalıklar, farklı kişilerde ve aynı ailenin farklı üyelerinde bile farklı seyir izleyebiliyor. Tedavisi olan ancak nadir olduğu için pahalı ilaçların kullanılması gereken durumlarda aileler özel bakım ve tedavi yöntemlerine, ilaçlara, sarf malzemelerine, özel besinlere ve tıbbi cihazlara ulaşmakta güçlük çekiyor. Araştırma-geliştirme süreçlerinin ise oldukça uzun, zor ve maliyetli olması nedeniyle nadir hastalık ilaçları “Yetim İlaç” olarak adlandırılıyor. Çoğu yurtdışında üretilen bu ilaçların ruhsatlı olmayanları ancak Türk Eczacıları Birliği (TEB) aracılığıyla hastalara ulaştırılıyor.  

    Nadir Hastalıklar Merkezi ve İSTisNA Platformu kuruldu

    Nadir hastalıklar, tek başına ele alındığında nadir oldukları için bilimsel veri az, çalışmalar kısıtlı, tanı ve tedavi yöntemleri ise büyük oranda eksik. Bu nedenle  nadir hastalığa sahip bireylerin önemli bir kısmında hastalıklarına yol açan sebeplerin belirlenemediğine ve tanıların konulamadığına dikkat çeken Prof. Dr. Yasemin Alanay; nadir hastalıklara sahip bireylerin tanı alana kadar sağlık sistemleri içinde birçok tetkikten geçirilmesinin ve hatta yanlış tedavi uygulamalarına maruz bırakılmasının hem ciddi bir halk sağlığı sorunu hem de sağlık ekonomisi için ciddi bir kayıp yarattığını vurguluyor.  Acıbadem Üniversitesi bünyesinde 2017 yılında kurulan “Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi-ACURARE” ile nadir hastalıklar ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan yetim ilaçlar alanında tanı ve tedavi olanaklarının iyileştirilmesini, bilimsel ve klinik araştırmaların artırılmasını, hastaların yaşam kalitesinin yükseltilmesini ve katılımlarının sağlanmasını, var olan kaynakların geliştirilmesini ve daha verimli kullanılmasını amaçladıklarını belirten  Prof. Dr. Yasemin Alanay, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu amaca yönelik olarak 2022 yılında İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) tarafından desteklenen, Acıbadem Üniversitesi ve ACURARE yürütücülüğü ve İstanbul Üniversitesi ortaklığı ile “İStanbul Tanısız ve NAdir Hastalıklara Çözüm Platformu-İSTisNA” Projesi, tasarlandı. Biyobanka, çevrimsel araştırmalar ve tanısız hastalıklar programı gibi tanı ve tedaviye ışık tutabilecek faaliyetleri bünyesine katarak ve yoğun eğitim faaliyetleri, farkındalık ve yaygınlaştırma çalışmaları ile sosyal yönden de destek olabilecek bir platform kurulmasını amaçlamaktadır. Platform; tanısız ve nadir hastalıklar alanında hasta ve hasta dernekleri, bilim insanları, kamu kuruluşları ve toplumun geneline yönelik sağlık sistemi organizasyonunun sağlanması, bu alanda araştırma faaliyetlerinin artırılması ve bu faaliyetleri gerçekleştirecek paydaşları bir araya getirme, ulusal ve uluslararası biyobankaların entegrasyonu ve yine bu alanda bilim insanlarının yetiştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Bunlara ek olarak ülkemizde nadir hastalıkların ekonomik yükünün tespiti için örnek hastalıklar seçilerek, tanı, tedavi ve idame süreçlerinde ortaya çıkan ekonomik yükün belirlenmesi amaçlanıyor. Ayrıca bu çalışma ve araştırmalardan elde edilecek bulgular ile orta vadede yetim ilaç çalışmalarına da destek sağlanması planlanmaktadır”

    Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay bazı nadir hastalıklar hakkında şu bilgileri veriyor. 

    Saçları ve kirpikleri de beyaz!

    Albinizm: Cildimizin, kaş, kirpik ve göz rengimizi belirleyen genetik özelliklerimiz. Anne babadan alınan özelliklere renk veren ise melanin pigmentleri. Albinizm hastalarında melanin pigmenleri oluşmuyor. Dolayısıyla bembeyaz bir cilt, beyaz kirpik ve kaşlarla dünyaya geliyorlar. Melanin pigmentlerinin olmaması onları güneş ışınlarına karşı hassas hale getiriyor, dikkat edilmezse cilt kanserine yakalanma oranları yükseliyor. 

    Çok Semptom bir Sendrom

    CHARGE Sendromu: Kolobom, kalp problemleri, arka burun deliklerinin kapalı olması, Büyüme ve gelişme geriliği, genital organ anomalileri, kulak anomalileri gibi çoklu semptomlarla seyreden ve adını da bu semptomların baş harfinden alan nadir bir hastalık. CHD7 genindeki mutasyonlar genelde ilk kez ve tesadüfen ortaya çıkıyor. Bebeklik döneminde ortaya çıkan pek çok sağlık sorunu hayati tehlikelere neden olabiliyor. 

    Sinir ucu tümörleri

    Nörofibromatozis: Dünya genelinde yaklaşık olarak 3000 kişide bir görülen bu hastalığın farklı tipleri, farklı şiddette gözlenir ve kesin bir sıklık vermek zordur. NF’nin en sık görülen belirtileri arasında deri lekeleri, tümörler, kemik anomalileri, optik sinir gliomu, nörofibromlar ve diğer nörolojik semptomlar yer alır. Tanı yöntemleri klinik muayene ve genetik testlere dayanmaktadır, ancak bilinen bir tedavisi yoktur. 

    Yaşamı tehdit ediyor

    Spinal müsküleratrofi (SMA): Süt çocukluğu döneminde yaşamı tehdit edebilecek kadar ağır olan hastalığın nedeni omurilik ön boynuz hücrelerinin ilerleyici kaybı olarak açıklanıyor. Başlıca belirtisi ilerleyici kas güçsüzlüğü olan ve 10 binde bir görülen bu hastalığın bilinen bir tedavisi bulunmuyor. 

    Vosoritide tedavisi ile boy kısalığının şiddeti azalıyor!

    Akondroplazi: Orantısız şiddetli boy kısalığına neden oluyor, 20 binde bir görülüyor. Bebeklikte hidrosefali, ani felce ve hatta ölüme neden olabiliyor. Büyürken sık kulak iltihabı, boy kısalığının yarattığı fiziksel güçlükler yaşam kalitesini etkiliyor. Yakın zamanda ilaç tedavisi ile kemik uzaması sağlanıyor.

    En sık görülen genetik hastalıklardan biri

    Kistik Fibrozis: Kalıtsal hastalıklar içinde en sık görülenler arasında yer alıyor. Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, ishal-beslenme bozukluğu ve pankreas yetmezliğiyle ilerliyor. Henüz kesin bir tedavisi bulunmasa da yoğun destek tedavisiyle hasta yetişkin yaşlara kadar hayatına devam edebiliyor.

    Her lokmalarını özenle seçmeleri gerekiyor

    Fenilketonüri: Fenilalanin isimli aminoasidin metabolize edilmesini sağlayan enzimin eksikliği sonucu oluşan bir hastalık. Ülkemizde 4 bin 500 kişiden birinde rastlanıyor. Yaşam boyu diyet ve takip gerektiriyor. Uygun tedavi uygulanmadığı takdirde ağır zihinsel engele neden olabiliyor. Bu nedenle hastaların her bir lokmalarını özenle seçmeleri gerekiyor. Günümüz tıp teknikleriyle doğum öncesi tanı konulabiliyor.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, “ Korku Avcısı, bireysel olarak uygulanan yapılandırılmış bir terapi programıdır"haberi

    Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, “ Korku Avcısı, bireysel olarak uygulanan yapılandırılmış bir terapi programıdır"haberi

    Ege Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü öğrencilerinin öncülüğünde Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinin katılımıyla  “Bilimsel Araştırma ve Uygulama Paylaşım Günleri” sempozyumu düzenlendi.

    Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Nuri Bilgin Konferans Salonunda yapılan sempozyum iki oturum halinde gerçekleştirildi. Sempozyumda sırasıyla “Çocuklar ve Ergenler İçin Önleyici Müdahale Programları”, “Dikkati Bölmek Belleği Zayıflatır mı Yoksa Güçlendirir mi?”, “Korku Avcısı: Anksiyete Bozukluğu Olan Çocuklar İçin Yapılandırılmış Bir Bilişsel Davranışçı Terapi Programı”, “Mika ile Kendimi Korumayı Öğreniyorum: Cinsel İstismarı Önleme Programı Etkinliği” başlıklı konuşmalar yapıldı.

             Sempozyumda EÜ Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günay Serap Tekinsav Sütcü, EÜ Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Araş. Gör. Gizem Gedik ve Aslıhan Tuncel “Korku Avcısı: Anksiyete Bozukluğu Olan Çocuklar için Yapılandırılmış Bir Bilişsel Davranışçı Terapi Programı”  başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

             Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, çocuklara ve yetişkinlere sunulan terapilerin farklarını aktararak, “Çocuk ve ergenlere uygulanan terapiyle yetişkinlere uygulanan terapiyi ayırt eden en önemli unsurlardan biri çocukların terapi motivasyonlarının düşük olmasıyla ilgilidir.  Biliyoruz ki pek çok çocuk kendiliğinden terapiste gitme talebinde bulunmaz. Pek çoğu kendi sorununun farkında bile değildir. Sorunu çoğu zaman ebeveynleri fark eder. Arkadaş ortamında sorun yaşıyorsa belki arkadaş ortamından geri bildirimler gelir. Okul ortamında bir problem yaşanıyorsa, öğretmenlerden ya da yönetimden geri bildirim gelir. Dolayısıyla terapiye gitme talebi çoğunlukla çocuğa ait değildir. Çocukların değişim motivasyonları düşük olduğu için terapide motivasyonu artıracak ve terapiyi ilgi çekici ve eğlenceli kılacak etkinliklere yer vermek gerekir” diye konuştu.

    Türkiye’de İlk Çalışma: Korku Avcısı Programı

    Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, “2008-2009 yıllarında ekibimizle birlikte dünyada örnekleri bulunan ama Türkiye’de bulunmayan ‘Çocuklar için Yapılandırılmış Bir Terapi Programı’ geliştirmeye karar verdik. Korku Avcısı Terapi Programı yaygın anksiyete, ayrılma anksiyetesi, sosyal anksiyete ve basit fobi belirtileri gösteren ya da tanısı alan çocuklara uygulanan bir program. 8-14 yaş aralığındaki çocuklara hitap ediyor ama asıl hedef kitlesi ilkokul çağındaki çocuklardır. Elbette ki çocukların tanısal özellikleri, gelişim, yaş özellikleri, motivasyon düzeylerinin düşüklüğü gibi özellikleri dikkate alarak programı yapılandırdık. Bireysel olarak uygulanan yapılandırılmış bir terapi programıdır” dedi.

    Prof. Dr. Tekinsav Sütcü “Bu programı ilk kez 2009 yılında iki kitap olarak yayınladık.  Bunlar ‘Korku Avcısı Terapist Rehberi’ ve ‘Korku Avcısı Çalışma Kitabı’dır. Korku Avcısı Terapist Rehberi; terapinin yapısı, terapide nelere dikkat edilmesi gerektiği, hangi oturumda hangi tekniklerin hangi biçimde çocuğa sunulacağı, olası sorunlarla karşılaşıldığı zaman ne yapılabileceği gibi konularda terapistlere rehberlik ediyor. Korku Avcısı Çalışma Kitabı ise içerisinde terapi sırasında çocukla birlikte okunup yapılacak eğlenceli örneklerin, etkinliklerin olduğu bir kitaptır” dedi.

    Program içerisinde kullanılan tekniklere de değinen Prof. Dr. Tekinsav Sütcü, “Yetişkinlerde de kullanılan kendini izleme, psiko-eğitim, gevşeme eğitimi, bilişsel yeniden yapılandırma, yüzleştirme gibi teknikleri kullanıyoruz. Fakat Korku Avcısını bu tekniklerin kullanıldığı başka terapilerden ayıran esas yardımcı tekniklerimiz mevcuttur. Bunlardan bir tanesi programda model olacak bir kahramanın olmasıdır. Terapide bazı kavram ve teknikler çizgi karakter olan bu kahramanın ağzından anlatılmaktadır” dedi.

    Araş. Gör. Aslıhan Tuncel, ebeveyn oturumlarına değinerek “Korku Avcısı programı kapsamında ebeveynle 3 oturumda çalışılmaktadır. Bunlardan ilkini çocukla seanslara başlamadan hemen önce gerçekleştiriyoruz. İkincisini çocukla iki seansı tamamladıktan sonra, son ebeveyn oturumunu da aslında yüzleştirme alıştırmalarına geçmeden hemen önce yedinci oturum arifesinde gerçekleştiriyoruz” dedi.

    Araş. Gör. Gizem Gedik ise, konuşmasında Korku Avcısı Programının etkililik çalışmalarından bahsetti. Araş. Gör. Gedik, “Korku Avcısı tedavi programının etkililiğinin incelendiği iki çalışmada da, Korku Avcısı programının çocuklarda kaygı bozukluğu semptomlarını azaltmada anlamlı düzeyde etkili olduğu gözlemlenmiştir” dedi

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Sağlık sigortanız ruhunuza iyi geliyor mu?haberi

    Sağlık sigortanız ruhunuza iyi geliyor mu?haberi

    Tamamlayıcı Sağlık ve Özel Sağlık Sigortası poliçelerinde ana teminatlara ek olarak çoğu zaman ruh sağlığına yönelik destek asistans hizmetleri de yer alıyor.

    Sigortam.net, stres ve kaygı kaynaklı psikolojik destek ihtiyacının arttığı dönemlerde, poliçe içinde gözden kaçabilecek ruh sağlığı hizmetlerine özellikle dikkat çekiyor ve sigortalıların poliçedeki haklarından faydalanabileceklerini belirtiyor.

    Kontrol dışı gerçekleşen olaylar, yaşanan endişeler ve yoğun stres yalnızca fizyolojik hastalıklara neden olmuyor, aynı zamanda kişilerin psikolojilerinde de zaman zaman dengelerin bozulmasına yol açabiliyor. Sigortam.net, bu tip durumlar karşısında Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ve Özel Sağlık Sigortası poliçeleri kapsamında yer alabilen ancak çoğunlukla gözden kaçan psikolojik destek olanaklarını gündeme taşıyor. 

    Özel ve Tamamlayıcı Sağlık Sigortası poliçelerininin seçiminde fiziksel teminatlar elbette belirleyici nitelikte. Ancak poliçe yaptırırken olası psikolojik sorunlara karşı güvence verip vermediğini, ne tür asistans hizmetler olduğunu değerlendirmeye almakta yarar var. Psikolog ve/veya psikiyatri hizmeti alma ihtiyacı, beraberinde ekstra maliyetler getiriyor. Bu hizmetleri karşılayan bir poliçe, ruhen sıkıntılı bir dönemden geçen kişinin, bir de tedavi ihtiyacını karşılamak için fazladan bir maliyet kalemini daha düşünmesinin önüne geçiyor.

    Hastalıklar, yaralanma ve benzeri sorunların yanında ruhsal sağlık sorunlarının da hayatın bir gerçeği olarak karşımıza çıkabildiğini söyleyen Sigortam.net CEO’su Ataman Kalkan, “Sağlık sigortası poliçesi seçerken sadece fiziksel teminatları değil, aynı zamanda psikolojik güvenceyi de göz önünde bulundurmak, bireylerin genel sağlıklarını korumak adına önemli bir adım olabilir. Psikolog veya psikiyatri hizmetine ihtiyaç duyanlar, bu hizmetleri karşılayan bir poliçenin varlığıyla ekonomik olarak rahatlayabilirler. Günümüzde sigorta şirketlerine göre değişmekle birlikte, Özel Sağlık Sigortası ve Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, psikolog ve psikiyatrist ücretlerini bir defaya mahsus olmak üzere poliçede belirtilen teminat ve limitler de dikkate alınarak çoğunlukla karşılayabiliyor.” ifadelerini kullandı. 

    Poliçedeki psikolojik destek haklarına göz atmakta yarar var 

    Sigorta yaptırırken poliçe kapsamına hakim olmak oldukça önemli. Bu aşamada da doğru bir şekilde danışmanlık almak ön plana çıkıyor. Sigorta ürünleri arasında şeffaf bir kıyaslama olanağı sunan Türkiye’nin ilk ve lider dijital sigorta platformu Sigortam.net, “Müşterinin Şampiyonu” olma vizyonu ile müşterilerine danışmanlık  veriyor. 

    Sigortam.net, müşterilerin kendi ihtiyaçlarına uygun poliçeleri seçmelerini ve seçtikleri poliçedeki haklarını bilerek satın aldıkları üründen maksimum fayda görmelerini sağlamayı hedefliyor. Teminat kapsamları ve asistans hizmetleri değişkenlik gösterebilen Sağlık Sigortası ürünü için Sigortam.net, müşterilerine ihtiyaç duyduklarında ya da kafalarına bir soru takıldığında güvendikleri, kendilerine özel olarak atanmış bir danışmandan destek alma imkânı sunuyor. Böylece sağlık sigortası gibi oldukça hassas ve özel bir alanda, doğru bilgiye ve doğru yönlendirmeye ulaşmaları için müşterilerinin yanında yer alıyor.

    Toplumda sigorta bilincini artırma, karmaşık sigorta ürünlerini daha anlaşılır ve erişilebilir kılma hedefiyle hizmet veren Sigortam.net’ten Özel ya da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası satın almak veya poliçe seçimi ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek için sigortam adresini ziyaret edebilir veya 444 24 00 üzerinden uzman sigorta danışmanları ile görüşebilirsiniz. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Üsküdar 9. Kitap Fuarı Rekor Ziyaretçiyle Sona Erdihaberi

    Üsküdar 9. Kitap Fuarı Rekor Ziyaretçiyle Sona Erdihaberi

    “Kültür Sanatın Merkezi, Kitapseverin Adresi” olan Üsküdar’da; gerek yayın çeşitliliği gerekse de katılımcı sayısı olarak İstanbul’un önemli kültürel etkinliklerinden olan Üsküdar Kitap Fuarı 9. Kez kitapseverlerle buluştu. 2015 yılında tüm kitapseverleri bir araya getirme hedefiyle yola çıkan Üsküdar Kitap Fuarı, bu yıl 120 yayınevi, 550 yazar ve 750 etkinlik ile sadece Üsküdar değil, İstanbul ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelen binlerce kitapseveri ağırladı. Üsküdar Kitap Fuarı çok uzun zamandır bir ilçe kitap fuarı olma özelliğini aşarak özlemle beklenen bir kültür buluşması haline gelmiş durumda. 9. Kitap Fuarını yaklaşık 280 bin kişi ziyaret etti. 

     

    TBMM Başkanı Kurtulmuş Açtı

    Fuar, ilk gününden son gününe dek İstanbullu ve farklı illerden gelen kitapseverlerin yoğun katılımıyla sürdü. Her yıl özel bir konuk tarafından açılışı yapılan Üsküdar Kitap Fuarı’nın bu yılki konuğu ise Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş oldu. Bu yıl fuarın onur konuğu olan sevilen tarihçi ve yazar Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu ile fuarın onur yazarı; kaleme aldığı eserlerle Türk şiirinde bir ekol oluşturan şair İbrahim Tenekeci Üsküdar Kitap Fuarı’nda yoğun ilgi gördü.

     

    Okurları kültüre ve edebiyata doyuran fuar.. 

    Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen fuarda roman, deneme, hikaye, polisiye, araştırma, sanat, tasarım, tarih, sinema, gezi, şiir, hobi, eğitim, biyografi ve yemek gibi pek çok alanda kitaplar, yayınevlerinin stantlarında okuyucunun beğenisine sunuldu. Fuar, ünlü edebiyatçıların söyleşileri ve imza etkinlikleriyle son buldu. Fuarın kapanış töreninde konuşma yapan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, emeği geçen herkese teşekkür etti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da dolu bir fuar geride kaldığını sözlerine ekleyen Türkmen, 9. Üsküdar Kitap Fuarı’nın sadece Üsküdar’ın değil, Türkiye’nin bir numaralı kitap fuarı olduğunu vurguladı.

     

    Türkmen: “Sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin bir numaralı kitap fuarı Oldu”

    Başkan Türkmen, “Bugün bu kitap fuarımızın kapanış günü.. Öncelikle bu güzel fuara emeği geçen yayıncısından yazarına, okurlarımıza, kitapseverlerimize, yolu buradan geçen tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. 9. Üsküdar Kitap Fuarı, bugün itibarıyla sona eriyor. Gerçekten her yıl olduğu gibi bu yıl da dolu dolu bir fuar geride kalıyor. Sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin bir numaralı kitap fuarı oldu” ifadelerini kullandı.

     

    İlber Ortaylı’dan İskender Pala’ya kadar Çok Sayıda Yazar 

    9. Üsküdar Kitap Fuarı’nda birbirinden ünlü yazarlar da söyleşi ve imza günleri ile yer aldı. İlber Ortaylı, İskender Pala, Yusuf Kaplan, Hayati İnanç, Dursun Gürlek, Saliha Erdim, Nurullah Genç, Şef Ömür Akkor, Kemal Sayar, Beşir Ayvazoğlu, Bahadır Yenişehirlioğlu, Şermin Yaşar, Ali Ural, Erol Göka ve Selahattin Yusuf gibi bir ünlü yazar söyleşi ve imza günleriyle fuara renk kattılar. Kitap Fuarı kapsamında ayrıca Lauren Booth, Melih Tuğtağ, Serkan Üstüner, Zeki Bulduk, Gökhan Ergür, Vehbi Vakkasoğlu, Ali Haydar Haksal, ve Dilek Cesur gibi yazarlar, en sevilen kitaplarını da imzaladı.

     

    Üsküdar’da Yer Gök Kitap

    Nevmekân adını verdiği konsept ile Millet Kıraathanelerinin öncüsü olan Üsküdar, bugün sayısı 5’i bulan Nevmekânlarında yüz binlerce kitaba ev sahipliği yapıyor. Üsküdar için kitap yalnızca fuar takviminde değil, yılın her günü bir öncelik ve önem taşıyor. Bu önemin zirve yaparak kendisini gösterdiği etkinlik ise Üsküdar Kitap Fuarı oluyor.

     

    Alev Alatlı İçin Anma Programı

    Geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan Alev Alatlı için de 9. Üsküdar Kitap Fuarı’nda bir anma programı düzenlendi.. Anma Programı, Üsküdar Kitap Fuarı’na daha önce pek çok kez konuk olan Alev Alatlı için bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Türk edebiyatının usta kalemleri Peyami Safa’dan, Sabahaddin Ali’ye ve Oğuz Atay’a; önemli araştırmacı ve düşünürlerden Edward Said gibi isimlere kadar geniş bir yelpazede gerçekleşen paneller edebiyatseverler için kaçırılmayacak bir fırsat sundu.

     

    Bu yıl Çocuk Kitapları Daha da Öne Çıktı

    Üsküdar Kitap Fuarı’nın en öne çıkan özelliklerinden biri de çocuklar, özellikle çocuk kitaplarına dair pek çok yayınevini buluşturan fuarda yer alan her bir kitap çocuklar için farklı bir dünyanın kapılarını araladı. Ailelerin kitap etrafında bir araya gelmesi, fuar alanına ulaşmak için yaptıkları yolculuk, herkesin kendisi için almak istediği kitapları listelemesi, fuar alanında stantlar arasında gezerek yeni keşifler yapmak ve sevilen yazarlar ile çektirilen unutulmaz kareler. Tüm bunlar Üsküdar Kitap Fuarı’nı hemen herkesin hatırasında özel bir yere taşıdı.

     

    Fuar Süresince 750 Etkinlik Gerçekleşti

    Üsküdar Kitap Fuarı edebiyattan sinemaya, ilahiyattan felsefeye; sosyolojiden tarihe, çocuk kitaplarından şiir kitaplarına geniş bir yelpazede yayınlara ev sahipliği yaptı. Bu çeşitliliğin yansıdığı yaklaşık 150 adet söyleşi ve yaklaşık 600 imza ile tam 750 etkinlik Üsküdar Kitap Fuarı’nda yer aldı. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • AH! Kosmos'tan Akbank Sanat'a Özel Ambient Seti İle 2 Performanshaberi

    AH! Kosmos'tan Akbank Sanat'a Özel Ambient Seti İle 2 Performanshaberi

    Elektronik müzik bestecisi, prodüktör ve ses tasarımcısı Başak Günak, nam-ı diğer Ah! Kosmos, 1 Mart Cuma günü saat 19:00’da Akbank Sanat sahnesine özel yeni ambient şarkılardan oluşan bir setle performans gösterecek. Müzikseverlerin gösterdiği yoğun ilgiden dolayı Ah! Kosmos özel seti ile 6 Mart Çarşamba günü saat 19:00’da bir kere daha sahnede olacak.

    Ah! Kosmos, sahnede iki özel konuk ağırlayacak. Gülşah Erol ve Aslı Bostancı, performanslarıyla eşlik edecekler. 

    Uluslararası sahnelerde işleri sergilenen Ah! Kosmos ürettiği besteler ve yaptığı ses deneylerinin yanı sıra, tiyatro, çağdaş dans, film ve görsel sanat projeleri için ses mekânları tasarlıyor ve mekâna özgü performanslar gerçekleştiriyor. Müzisyen “Ambient Set” ile şarkıları katmanlarına ayıracak ve müzikseverlere yeni bir müzikal yolculuk sunacak.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • 100. Yıl Kitap Kulübü'nün konukları Mine Söğüt ve Nevzat Kaya olacakhaberi

    100. Yıl Kitap Kulübü'nün konukları Mine Söğüt ve Nevzat Kaya olacakhaberi

    100. Yıl Kitap Kulübü’nün düzenlediği yazar buluşmaları, Mine Söğüt ve Nevzat Kaya ile devam ediyor. 27 Şubat 2024 Salı günü (bugün) İZELMAN Kitap Kafe APİKAM Şubesi’nde saat 18.30’da düzenlenecek buluşmada okuyucular yazarlarla buluşacak.

    Cumhuriyet’imizin 100. yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Arşivi, Müzeler ve Kütüphaneler Şube Müdürlüğü tarafından kurulan 100. Yıl Kitap Kulübü’nün yazar buluşmaları etkinliğine 27 Şubat Salı günü (bugün),  Mine Söğüt ve Nevzat Kaya konuk olacak. Mine Söğüt’ün “Başkalarının Tanrısı” romanı üzerine yoğunlaşacak yazar buluşması etkinliğinin kolaylaştırıcılığını Prof. Dr. Nevzat Kaya üstlenecek. İlk baskısı 2022 Nisan’ında yapılan ve okurların büyük ilgisiyle karşılanan “Başkalarının Tanrısı” kitabını odağına alacak etkinlik, sadece kulüp katılımcılarına değil, etkinliğe katılmak isteyen herkese açık olacak.

    Buluşmalar devam edecek

    İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Cumhuriyetin Yüzüncü Yılı kutlamaları kapsamında kurulan “100. Yıl Kitap Kulübü” için kayıtlar devam ediyor. 7 yaş üzeri okurların katılımına açık olan kitap kulübünün çalışmaları kapsamında; panelden söyleşiye, imza günlerinden edebiyat yarışmalarına, kütüphane gezilerinden çocuklar için okuma atölyelerine kadar birçok etkinlik gerçekleştirilmesi planlanıyor. 100. Yıl Kitap Kulübü’nün ilk yazar buluşmasına, 22 Aralık 2023’te gazeteci, eleştirmen, yazar Zeynep Oral konuk olmuştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Arşivi, Müzeler ve Kütüphaneler Şube Müdürlüğü’nün, başta çocuklar ve gençler olmak üzere tüm yaş gruplarında kitap okuma alışkanlığını kazandırmak ve kütüphane kültürünü aşılamak amacıyla hayata geçirdiği 100. Yıl Kitap Kulübü’ne https://www.izmir.bel.tr/tr/KitapKulubu/Index/4151 kayıt linki ya da bizizmir.com üzerinden başvuru yapılabiliyor.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi (SGM) Mart Ayında Ödüllü Oyunları İzleyicilerle Buluşturuyorhaberi

    Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi (SGM) Mart Ayında Ödüllü Oyunları İzleyicilerle Buluşturuyorhaberi

    Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi (SGM), Mart ayı boyunca yine birbirinden değerli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Kapalı gişe, ödüllü ve ünlü oyunlarla izleyicilerini buluşturacak.

    Ölü’n Bizi Ayırana Dek, 6 Mart 2024 Çarşamba günü SGM’de

    Hakan Yılmaz’ın yönettiği müthiş komedi “Ölü’n Bizi Ayırana Dek”, 6 Mart’ta tiyatro seyircisiyle buluşacak. ”Hakan Yılmaz ve Ebru Cündübeyoğlu, PUCCA’nın konsepti ile Murat Dişli, Alper Atalan, Zeki Enes Akkan ve Ebru Cündübeyoğlu’nun yazdığı tiyatro oyunuyla 4 yıldır kapalı gişe oynuyor. Boşanmak üzere olan bir çiftin evde bir ceset bulmasıyla gelişen olayların anlatıldığı oyun, yeni yılda da Türkiye turnesiyle tiyatroseverlerle buluşacak.

    Konsept: PuCCa

    Yazan: Murat Dişli, Alper Atalan, Zeki Enes Akkan, Ebru Cündübeyoğlu

    Oyuncular: Hakan Yılmaz, Ebru Cündübeyoğlu, Volkan Aktan

    Yöneten: Hakan Yılmaz

    Yapımcı: Cengiz Şahin

    Genel Koordinatör: Hanefi Bulut

    Etkinlik Sorumlusu: Veysel Bulut

    Işık Tasarım: Umut Külen

    Afiş Tasarım: Süleyman Özkara

    Ermişler ya da Günahkarlar Tiyatro Oyunu, 13 Mart Çarşamba sahnelenecek

    Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’nin Mart programının bir diğer oyunu Direklerarası Tiyatro Ödülleri 2023 “Erkek Oyuncu”, Ekin Yazın Dostları Tiyatro Ödülleri 2021 – 2022 – 2023 “Yılın Erkek Oyuncusu” ve Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri 2023 “Yardımcı Rolde En İyi Erkek (Dram)” ödüllerinin sahibi Ermişler ya da Günahkarlar olacak. 

    Oyunun başkahramanı Mark Styler polisiye öyküler yazan bir romancı. Bir sonraki projesi tarihin en büyük seri katillerinden biri olan Easterman hakkındadır. Onunla birebir görüşme yapmak için Easterman’ın yattığı Fairfielts Akıl Hastanesi’ne gelir. Ama garip davranışları ve görünümüyle hemen kendini farkettiren doktor Farquhar, onu engellemek için elinden geleni yapar. Doktoru aşmaya çalışırken bu sefer de hastanenin paranoyak görünümlü hemşiresi Plimpton’a takılır. Olayların içine daldıkça Styler durumun hiç de göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.

    Yaş Sınırı: 13+
    Süre: 90 dk.

    Yönetmen: Onur Erbilen

    Oyuncular: Burak Demir, Aziz Çoban, Cemre Melis Çınar

    Meçhul Paşa, 19 Mart 2024 Salı SGM’de
     

    Direklerarası Tiyatro Ödülleri 2019 “Yönetmen” ve Direklerarası Tiyatro Ödülleri 2019

    “Işık Tasarımı” ödüllerinin sahibi “Meçhul Paşa”, efsanevi mizah gazetesi Marko Paşa’nın masalsı günlüğünü tutan şenlikli bir ortaoyunu olarak sahneleniyor.
     

    Dönemin büyük yazarları Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ile karikatürist Mustafa Mim Uykusuz’un birlikte çıkardıkları Türkiye’nin ilk siyasi mizah gazetesi Markopaşa’nın 1946’da başlayıp meçhule giden serüveni…  Bir cılız kalemden dile gelen hakikatin öyküsü… Toplam 7 isim, 8 sahip, 10 yazı işleri müdürü, 9 matbaa, 10 adres değiştirerek dönemin çetin koşullarında ‘devleri bile korkutan’ ve “fırsat bulabildiği zamanlarda” her şeye rağmen çıkan 77 sayı…

    Yazan: Ahmet Sami Özbudak

    Yöneten: Emrah Eren

    Sahne ve Kostüm Tasarımı: Barış Dinçel 

    Işık Tasarımı: Yakup Çartık

    Müzik: Deniz Bayrak

    Yönetmen Yardımcısı: Güney Zeki Göker

    Oyuncular:

    Erdem Akakçe 

    Bülent Çolak 

    Fatih Koyunoğlu

    İki perde, 120 dakika (ara dahil)

    İKSV Genç Caz Gecesi, 21 Mart Perşembe genç müzisyenlerle gerçekleşecek

    Sabancı Gösteri Merkezi’nde gerçekleşecek İKSV Genç Caz Gecesi’nde Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü Orkestrası (BÜMK), Esra Gürçay Quartet feat. Peter Shalamov ve Müzikus’tan Caz-a-blanca sahne alacak.

    Toz, 26 Mart Salı izleyicileriyle buluşacak

    Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun kaleminden çıkan, çok kişiyle kesişen tek kişilik kadın oyunu Toz, Hira Tekindor’un yönetiminde seyirciyle buluşacak. 2022 Afife Tiyatro Ödülleri’nde Yılın En Başarılı Işık Tasarımı ödülüne layık görülen ödül, Zerrin Tekindor’un muhteşem performansıyla dikkat çekiyor.

    Betonların göğü henüz delmediği zamanlarda büyük şehrin sokaklarında, apartman önlerinde büyüyen bir kız çocuğu. Güzeller güzeli ev kadını anne ile titiz avukat babanın tek kızı: Handan. Sokakların da anne babasıyla yaşadığı evin içi gibi huzursuz olduğu zamanlardan geçerek büyüyen, kendi yolunu bulan bir genç kadın…

    Kafasının ve kalbinin içi seslerle dolu; çok uzaklardan gelen bir melodi, kuşlar, rayların sesi, sevinçli bir hediye paketinin hışırtısı, annesinin, babasının, babaannesinin, halasının sesi… Sonra birden fazla “çat” sesi, farklı zamanlarda, farklı evlerin duvarlarında yankılanan…

    Karşımıza yetişkin bir kadın olarak çıkan Handan’la tanıştığımızda; o, çocukluğundan bugüne uzanan bir hikâyeye çoktan dalıp gitmiş olacak. Handan’ın ve onun hafızasından çıkıp gelen annesi Feri’nin öyküsü, 1960’lardan bugüne uzanan bir anlatıya yerleşiyor. 

    Yazan: Murat Mahmutyazıcıoğlu 

    Yöneten: Hira Tekindor

    Oynayan: Zerrin Tekindor 

    Yapımcı: Ayşe Barım

    Uygulayıcı Yapımcı: Duygu Bayram

    Dekor Tasarım: Şirin Dağtekin Yenen

    Işık Tasarım: Yakup Çartık

    Kostüm Tasarım: Gamze Saraçoğlu

    Yönetmen Yardımcısı: Beste Güven

    Yapım Koordinatörü: Ayşegül Beyazdağ

    Reji Asistanı: Şeyma Demircan

    Sahne Amiri: Abdurrahim Mert

    Fotoğraf: Özlem Dinç

    Afiş Tasarımı: Berkcan Okar

    Süre: 65 dk

    SGM’DEKİ GÖSTERİLERİN TARİHLERİ: 

    6 Mart 2024 Ölün Bizi Ayırana Dek

    13 Mart 2024 Ermişler ya da Günahkarlar

    19 Mart 2024 Meçhul Paşa

    21 Mart 2024 İKSV Genç Caz Gecesi

    26 Mart 2024 Toz

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Romanından İlhamla Beyazperdeye Taşınan 'Cadı' Filmi 26 Nisan'da Vizyona Girmeye Hazırlanıyor!haberi

    Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Romanından İlhamla Beyazperdeye Taşınan 'Cadı' Filmi 26 Nisan'da Vizyona Girmeye Hazırlanıyor!haberi

    Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın aynı adlı romanından esinlenerek Erman Bostan’ın senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği ‘Cadı’ filmi 26 Nisan’da vizyona girmeye hazırlanıyor. WOW STUDIOS’un yapımcılığını üstlendiği, başrollerinde Furkan Andıç ve Buse Meral’in yer aldığı, psikolojik gerilim türündeki filmden ilk fragman ve teaser afiş yayınlandı.

    Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın aynı adlı romanından ilhamla beyazperdeye aktarılan, katmanlı hikayesi ile birçok temayı içinde barındıran ‘Cadı’ filmi 26 Nisan’da sinemaseverlerle buluşacak. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş günlerinde, genç bir dul olan Fikriye’nin zorla evlendirildiği Naşit Nefi Efendi ve yaşadığı köşk hakkındaki Cadı söylentilerinin ardındaki gizemi çözmeye çalışırken gelişen gerilim dolu olayların anlatıldığı filmden dikkat çekici ilk teaser ve afiş paylaşıldı. 

    Naşit Nefi Efendi’ye Furkan Andıç’ın, Buse Meral’in de Fikriye’ye hayat verdiği ‘Cadı’nın kadrosunda ayrıca Çağdaş Onur Öztürk, Süreyya Kilimci, Elif Ürse, Manolya Maya, Hüseyin Soyaslan, Cengiz Orhonlu, Dilara Duman, Yağız Ata Dinçer, Ekin Pasvanoğlu ve Türk Sineması’nın usta isimlerinden Nur Sürer gibi başarılı oyuncular yer alıyor. WOW STUDIOS yapımıyla gerçekleşen filmin müziklerinde ise Ercüment Orkut, Cem Tuncer, Sabina Khujaeva imzası bulunuyor. 

    Psikolojik gerilimi yüksek, sürükleyici hikayesiyle ‘Cadı’ 26 Nisan’da A90 Pictures dağıtımıyla sinemalarda!

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Huawei modaya yön veren ürünlerini Mobil Dünya Kongresi 2024'te tanıttıhaberi

    Huawei modaya yön veren ürünlerini Mobil Dünya Kongresi 2024'te tanıttıhaberi

    Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2024, 26 Şubat’ta İspanya’nın Barselona kentinde başladı. Huawei etkinlikte; HUAWEI Mate 60 RS ULTIMATE DESIGN, HUAWEI FreeClip ve HUAWEI WATCH GT 4 başta olmak üzere, moda ve teknoloji odaklı yeni nesil amiral gemisi ürünlerini sergiledi.

    Huawei, Mobil Dünya Kongresi’ndeki standında, farklı deneyim alanlarıyla kategorilere ayırdığı ürünlerini, katılımcılarla buluşturdu. En güncel akıllı telefon, akıllı saat ve FreeClip kulaklıklarıyla Mobil Dünya Kongresinde yer alan Huawei, giyilebilir teknolojilerle moda ve estetiğin uyumlu bir kombinasyonunu da sergilemiş oldu. Giyilebilir ürünler, ses, tablet, PC ve akıllı telefon kategorilerinde yenilikçi ürünleriyle ses getiren Huawei; Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya Pasifik bölgelerinde, gerçekleştirdiği lansmanlarla, şirketin üst düzey bir marka olarak küresel varlığını büyütme konusundaki kararlılığını gösterdi.

    2023’te piyasaya sürülen amiral gemisi akıllı telefonlar arasında HUAWEI Mate 60 Serisi ve HUAWEI Mate X5 yer aldı. Her iki ürün de kullanıcılardan büyük ilgi görürken, Huawei’in inovasyon odaklı tasarım ve teknolojideki liderliğini bir kez daha ortaya koydu. 

    Huawei ayrıca, farklı estetik, işçilik ve teknolojik yenilikler sunan yeni bir ultra üst düzey marka olan ULTIMATE DESIGN’ı da tanıttı. Counterpoint Research’ün son raporuna göre Huawei, 2023 yılında küresel üst düzey akıllı telefon pazarında %5’lik pazar payı elde ederek, tüm markalar arasında üçüncü sırada yer aldı. 2024’ün ilk iki haftasında Huawei, Çin pazarında en büyük akıllı telefon satış hacmiyle birinci sırada yer aldı. 2023’ün sonunda, Huawei akıllı giyilebilir cihazların küresel sevkiyatı 150 milyonu aştı ve Huawei, Çin’in akıllı saat pazarında art arda beş yıl boyunca birinci sırada yer aldı. 

    HUAWEI Sağlık Uygulaması 450 milyonun üzerinde kullanıcı tabanına sahip. Huawei, ilk tabletinin piyasaya sürülmesinden on yıl sonra, 2023 yılına kadar 100 milyondan fazla tabletin dünya çapında sevkiyatını gerçekleştirdi.

    Üst düzey tasarımlarla yeni bir estetik anlayışı

    Huawei’in Mobil Dünya Kongresinde de altını çizdiği ‘Fashion Forward’ yaklaşımı, şirketin sadece teknolojiye değil, moda ikonlarına da odaklı bir markaya dönüşümünün sinyallerini veriyor. Huawei, 2023 yılında tüketiciler için modaya uygun ve sağlıklı yaşam tarzları yaratma hedefiyle ortaya koyduğu, ‘Fashion Forward’ konseptini tanıttı. Ar-Ge alanında önemli yatırımlar yapan Huawei, her yeni ürün için yeni tasarım paradigmaları geliştirmeye ve sektördeki moda trendine öncülük etme konusundaki karalılığını sürdürüyor.

    ULTIMATE DESIGN segmentiyle malzeme kalitesinde de fark yaratıyor

    Huawei, ULTIMATE DESIGN segmentinde sunduğu ürünlerde, alışılmışın ötesinde bir tasarım ve materyal seçimine imza atıyor. HUAWEI Mate 60 RS ULTIMATE DESIGN’da ilk kez kullanılan kırmızı seramik sinterleme işlemine nadir toprak elementleri de eklendi. Bu süreçte her bir cihaz, üretim aşamasında 1400°C kalsinasyon işleminden geçiyor ve 60 günlük üretim süresi boyunca, 50’den fazla işleme tabi tutuluyor. HUAWEI WATCH ULTIMATE DESIGN, Huawei’in ilk altın malzeme içeren akıllı saati. Ürün, 18K altın ve zirkonyum bazlı sıvı metal içeriyor. 

    HUAWEI FreeClip ise şirketin C-köprüsü tasarımıyla gelen ilk kulaklığı olmuştu. Dayanıklılığı ve daha özgür kullanım sağlayan tasarımıyla öne çıkan FreeClip, özgün tasarım ve performansıyla Mobil Dünya Kongresi ziyaretçilerinin de ilgisini çekmeye devam ediyor. 

    Huawei, farklı kültürlerin tasarım anlayışlarını bir araya getirmek üzere, Paris, Milano ve Londra’da ‘Estetik Araştırma Merkezleri’ kurdu. Bu merkezler, teknoloji ve tasarım anlayışının sürekli gelişimini sağlayan küresel platformlar olarak hizmet vererek, tüketicilere benzersiz bir estetik deneyim sunmak üzere hayata geçirildi.

    Son teknoloji akıllı giyilebilir cihazlar kapsamlı ve hassas sağlık yönetimi sağlıyor

    Huawei’in fitness ve sağlık odaklı ürünlerinden oluşan sergi alanı da katılımcıların ilgisini çekti. Huawei, iki yönlü BeiDou uydu mesajlaşmasını destekleyen ilk akıllı saat olan HUAWEI WATCH Ultimate, Health Glance özelliğine sahip HUAWEI WATCH 4, aktivite halkaları ve Stay Fit uygulaması ile gelen HUAWEI WATCH GT 4 ve şimdiye kadar üretilen ilk altın kaplama akıllı saat olan HUAWEI WATCH ULTIMATE DESIGN’ı kısa süre önce pazara sunmuştu.

    Tanıtım döneminden kısa bir süre sonra, HUAWEI WATCH GT 4’ün küresel sevkiyatları 2,5 milyon adedin üzerine çıkarak, bu ürünü şirketin en çok satan akıllı saati haline getirdi. Huawei, fitness ve sağlık alanında Ar-Ge yatırımı ve patent sayısı açısından da lider yaklaşımını koruyarak, 800’den fazla akıllı giyilebilir patent başvurusunda bulundu. Şirket yine kısa süre önce, Finlandiya’da açılan Sağlık Laboratuvarı’nı da tanıtmıştı. Huawei ayrıca 10’dan fazla küresel Ar-Ge merkezi kurarak giyilebilir teknoloji alanında profesyonel araştırmalarını da hızlandırdı. Huawei’in bu alandaki 2024 hedefleri arasında ise uyku, tansiyon ve ruh sağlığı yönetimi destekleyecek teknolojiler geliştirmek yer alıyor.  

    Tablette üretkenlik ön planda

    Huawei’in en yeni amiral gemisi tableti HUAWEI MatePad Pro 13.2 inç ve diğer yenilikçi tablet çözümleri de Mobil Dünya Kongresi 2024’te ilgi gören ürünler arasındaydı. Küçülen çerçeve ve en yüksek ekran-gövde oranı gibi tasarım odaklı yaklaşımlar yeni Matepad Pro’ya olan ilgiyi de artırdı. Bu tablet, 10.000’den fazla basınç algılama seviyesini destekleyen ilk kalem olan üçüncü nesil HUAWEI M-Pencil ile tam uyum içinde çalışıyor. 

    Huawei, daha gelişmiş dijital üretim ve yaratıcılık deneyimi için önemli bir teknoloji olan PaperMatte Display ve NearLink’i de geliştirmeye devam ediyor. Huawei’nin ev sahipliği yaptığı, yaratıcılık odaklı GoPaint etkinliği de daha fazla ülke ve bölgeyi kapsayacak şekilde geliştirilecek.

    Yeni nesil amiral gemisi telefonlarını farklı mobil fotoğrafçılık deneyimi için XMAGE özellikleriyle donatan Huawei, 2023 yılında yaklaşık 100 ülke ve bölgeden 600 binden fazla başvuruya sahne olan HUAWEI XMAGE Ödülleri’ni de sektörle buluşturmuştu. 

    Huawei, 2024’te de sınırları aşacağı ve yenilikçi teknolojilerle, artan Ar-Ge yatırımıyla moda ve teknolojiyi bir arada sunan odaklı ürünleri ve ve deneyimleri dünya çapındaki kullanıcılarıyla buluşturmaya devam edecek.  

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı