Yazar: editor

  • Spor eğitimi özel gereksinimli çocuklar için yaşam rutini haline gelmeli!haberi

    Spor eğitimi özel gereksinimli çocuklar için yaşam rutini haline gelmeli!haberi

    Özel gereksinimli çocukların, çeşitli nedenlerle bireysel ve gelişim özellikleriyle akranlarından belli düzeylerde farklılıklar gösterdiğini belirten uzmanlar, erken çocukluk döneminde başlanan spor eğitiminin çocuğun zihinsel, duygusal, bedensel ve sosyal gelişimlerinde en önemli anahtar rolünü üstlendiğini söylüyor.

    Spor eğitiminin çocuğun akran iletişimi, özgüven kazanması, problem çözme, karar verebilme ve hızlı düşünme yeteneklerinin güçlenmesi, sinir sistemlerinin gelişmesi, alan farkındalığı kazanması gibi birçok gelişimi beraberinde getirdiğini kaydeden Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, “Spor eğitimi çocuklar için en gerekli ve en eğlenceli günlük yaşam rutini haline gelmeli.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, özel gereksinimli çocuklara yönelik spor eğitimi konusunu değerlendirdi.

    Erken çocukluk döneminde spor eğitimi çok önemli

    Özel gereksinimli çocukların, çeşitli nedenlerle bireysel ve gelişim özellikleriyle akranlarından belli düzeylerde farklılıklar gösterdiğini belirten Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, “Erken çocukluk döneminde başlanan spor eğitimi çocuğun zihinsel, duygusal, bedensel ve sosyal gelişimlerindeki en önemli anahtar rolünü üstleniyor.” dedi.

    Spor özgüven kazanmasını sağlıyor

    Spor eğitiminin özel gereksinimli çocuklarda vücut farkındalığı oluşturarak kuvvetlerini doğru bir şekilde kullanmayı, denge gelişimini güçlendirmeyi, büyük ve küçük kas gruplarını eş zamanlı harekete geçirmeyi sağladığını anlatan Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, “Sadece fiziksel özelliklerin gelişimi ile sınırlı kalmayan spor eğitimi, aynı zamanda çocuğun akran iletişimi, özgüven kazanması, problem çözme, karar verebilme ve hızlı düşünme yeteneklerinin güçlenmesi, sinir sistemlerinin gelişmesi, alan farkındalığı kazanması gibi birçok gelişimi beraberinde getirdiğini vurguladı.

    Takım sporları sosyal anlamda birçok sorunu geride bırakıyor

    Bisiklete binme, paten, kayak, yüzme ve masa tenisi gibi bireysel spor dallarında başarı gösteren çocukların hem kendilerine hobi edinirken hem de başarılı bir sporcu olma adımlarını attığını dile getiren Spor Eğitmeni Mustafa Kurt, “Voleybol, futbol ve basketbol gibi takım sporları ile ilgilenen özel gereksinimli çocuklar sosyal anlamda birçok sorunu geride bırakıyor. Spor eğitimi çocuklar için en gerekli ve en eğlenceli günlük yaşam rutini haline gelmeli.” şeklinde konuştu. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Emzik Kullanımı Ani Bebek Ölümlerini Azaltıyorhaberi

    Emzik Kullanımı Ani Bebek Ölümlerini Azaltıyorhaberi

    Emme alışkanlığı, bebeklerin anne karnında öğrenerek doğuştan sahip oldukları, beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasının yanısıra bebeğin anne ile bağlarını güçlü kılarak güvende hissettiren bir reflekstir. “Bebeklerde Emzik Kullanımı Diş Sağlığını ve Gelişimini Nasıl Etkiler?” sorusu üzerinde önemle durulması gerektiğini söyleyen Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir emzik kullanımında ve seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri paylaştı.

     

    “Alıştıkları bu fizyolojik tatmin ile bebeklerin, beslenme zamanları dışında da parmak veya dillerini emmeye devam ettiğini görebilirsiniz. Bu alışkanlıkların önüne geçebilmek ve sakinleştirici, yatıştırıcı etkisinden faydalanmak amacıyla emzikler bebeklik döneminde tercih edilebilir. Ancak emzik kullanımına doğru zamanda başlanmalı ve seçilen emziğin, bebeğin damak gelişimine zarar vermeyecek özellikler taşıdığından emin olunmalıdır.” açıklamasında bulunan Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir sözlerine şöyle devam etti: “‘Amerikan Pediatri Akademisi, yeni doğanlarda, bebeğin anne memesini emmeye alışana kadar, memeyi reddetme riskinin önüne geçilebilmesi için emzik kullanımına başlanmamasını önermektedir.’ Emzik kullanımına uzun süre devam eden çocuklarda, çenelerde gelişim bozukluğu ve çeneler kapalıyken ön dişlerin arasına dil ucu girecek kadar açıklık kalması olarak tanımlanan ‘open bite’ görülme riski fazladır. Emzik kullanım süresi uzadıkça, arka dişlerde de kapanış bozukları oluşabilir; kapanış bozukluklarına ön dişlerin orta hatta birleştiği bölgelerde kaymalar da eşlik edebilir. Bu problemlerin önüne geçebilmek için, süt köpek dişlerin çıkmaya başladığı, bebeklerin ortalama 18 aylık dönemlerinde emzik kullanımı bırakılmalı veya sınırlandırılmalıdır.”

     

    Parmak emme kadar risk

    Bebeğin emzik emme ‘süresinin kısaltılması’ ve ‘sıklığının düşürülmesi’ ile diş ve çene kemiklerinde oluşabilecek bozuklukların önlenebileceğini ifade eden Dt. Nurgül Demir “Uzun süreli emzik kullanımı, kemik gelişimi devam eden büyüme çağındaki çocuklarda, üst ön dişlerin olması gerektiğinden daha önde konumlanma riski açısından, parmak emme alışkanlığı kadar büyük risk oluşturur. Çene gelişimini ve diş dizilimini daha az etkileyeceği iddiasıyla piyasaya sürülen ortodontik emzikler de ebeveynler için yeni bir alternatif olarak değerlendirebilir” dedi. Yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarına ait verilerin, ortodontik emzik kullanımının koşulsuz önerilebilmesi için yeterli olmadığını da belirten Dt. Nurgül Demir “Emzik kullanım sırasında üst damakla temas halindedir. Bu durum, ortodontik veya geleneksel; hava delikleri olan veya olmayan tüm emzik çeşitlerinde; emziğin üst damağı destekliyor olması gerektiğini önemli bir nokta haline getirir. Bebeğin çene yapısı ve büyüklüğüne uygun olarak seçilen emziğin, fonksiyon sırasında üst damağı yeteri kadar kaplıyor olması; üst damağın boyutsal olarak küçülme riskini azaltabilir” ifadelerini kullandı.

      

    Ani kazalara karşı koruyor

    Tüm bunların yanı sıra, emziğin bebekler için göz ardı edilemeyecek bir yararı olduğunun da altını çizen Nurgül Demir “Bebeklerde uyku sırasında ani bebek ölümlerine karşı koruyucu etkisi bulunmasıdır. Dilin, önde konumlanmasını sağlayarak, hava yolunu açık tuttuğu, bu sayede ani bebek ölümü riskini azalttığı belirtilmektedir. Tabii bu durum bebekler emzik kullanımına zorlanmalı gibi algılanmasın, ancak emzik kullanımının bir avantajı olarak değerlendirilebilir. Diğer bir taraftan, annenin ilaç kullanımı veya bazı sistemik hastalıkları nedeniyle bebeği emziremediği durumlarda da emzik kullanımı bebekte emme refleksinin geliştirilmesinde faydalı olacaktır. 14 aylık döneme kadar devam eden ortodontik emzik kullanımının kalıcı parmak emme alışkanlığının engellenmesinde etkili olması da emzik kullanımının bir diğer avantajı olarak değerlendirilebilir” diyerek dikkat edilmesi gereken 5 maddeyi ise şöyle sıraladı:

    1-Bebeğin emzik kullanımına bebeğin ihtiyaçlarına ve genel durumuna göre karar verilmelidir. 

    2-Bebeğin ilk birkaç aylık döneminde bebeğin emme refleksinin gelişimi, rahatlatılması, yatıştırılması, parmak emme alışkanlığının önüne geçilebilmesi ve ani bebek ölümü riskini düşürebilmesi gibi avantajları göz önünde bulundurulduğunda emzik kullanımı yararlı olabilir. 

    3-Emziğin 12 aylık dönemi aşan kullanımı akut orta kulak iltihabı riskini arttırabilir.

    4-Emzik kullanımına 18 aylık dönemden sonra devam edilmesi çene gelişiminde ve dişlerin diziliminde ciddi problemlere yol açabilir.

    5-Emzik seçiminde emziğin bebeğin damak yapısına uygun ve temizlenebilir olmasına özen gösterilmelidir.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • “Altı Üstü Bilinç” sanatseverlerle buluştuhaberi

    “Altı Üstü Bilinç” sanatseverlerle buluştuhaberi

    Ege Üniversitesi (EÜ) Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Damla İşbilen’in ikinci kişisel sergisi “Altı Üstü Bilinç” sanatseverlerin beğenisine sunuldu. İzmir Ticaret Odası Sergi Salonu’nda düzenlenen serginin açılışına EÜ Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa, İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan, İzmir Ticaret Odası Müze ve Arkeolojik Hizmetler Yönetmeni Dr. Ayşegül Selçuki ve sanatseverler katıldı.

     Serginin teknoloji ve sanatın kusursuz bir birleşimini sunduğunu belirten Prof. Dr. Parsa, “Altı Üstü Bilinç sergisi, dijital teknolojinin kullanımını içeren eserlerle, insan zihninin karmaşıklığını ve çeşitliliğini daha derinlemesine anlamamıza olanak tanıyor. Sanatın gücüyle, teknolojinin imkânları bir araya gelerek, izleyicilere bilinçaltının gizemli dünyasına modern bir bakış sunuyor. İnsan zihninin derinliklerine ışık tutan bu benzersiz sergi için hocamıza teşekkür ederiz” diye konuştu.

    Sergi hakkında bilgi veren Öğr. Gör. Dr. İşbilen, “Altı Üstü Bilinç adlı ikinci kişisel sergim, insan zihninin karmaşıklığını ve çeşitliliğini beyin formu aracılığıyla ele almaktadır. Sergi, bilinçaltı ve bilinçdışı katmanlara odaklanarak, insanın iç dünyasındaki zenginliklere ve bastırılmış duygulara bir yolculuk sunar. Düşüncelerin, anıların, duyguların ve bilinçaltındaki derinliklerin taşıyıcısı olan beyin, her eserde farklı bir yorumla karşımıza çıkar.  Sanat, bilinçaltındaki çatışmaları ve bilinçdışındaki uyumun keşfedilmesinde bir araç olarak kullanılır. Her eser, insan zihninin derinliklerine, çatışmalarına ve uyumlarına dair yeni bir perspektif sunar” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Popüler Suç Draması Peder Brown Yine Çok Hareketlihaberi

    Popüler Suç Draması Peder Brown Yine Çok Hareketlihaberi

    Popüler suç draması Peder Brown, on birinci sezonunda tehlikeli görevleriyle 16 Mart Cumartesi günü saat 21.00’de ekranlara geri dönüyor. 

    Popüler gündüz kuşağı suç draması Peder Brown, on birinci sezonuyla ekranlara geri dönüyor. Mark Williams’ın canlandırdığı bir rahip olan Peder Brown’a, Doctor Who’da oynayan Sylvester McCoy ve Ingrid Oliver, Games of Thrones’da oynayan Ian Gelder ve bir dizi konuk oyuncu eşlik ediyor. Lorna Watson da Rahibe Boniface rolüyle dönerek hayranların en sevdiği ikiliyi yeniden bir araya getiriyor.

    Yeni sezon, Başmüfettiş Sullivan ve Bayan Devine’in yakınlığının ilerlediği 1955 yılında başlıyor. Bu durum Peder Brown ve Brenda’nın oldukça ilgisini çekiyor. Peder Brown ve Rahibe Boniface bir sanat fuarında işlenen bir cinayete karışırken, Brenda eski bir arkadaşı olan Dr. McClurgy’nin kendisine ulaşmasıyla geçmişinden gelen hayaletlerle yüzleşiyor. Bu arada Peder Brown’ın düşmanı Flambeau, uzaklaştığı babası Gabriel ile birlikte tehlikeli bir görev için geri dönüyor.

    On bir sezondur her bölümde aynı heyecanı hisseden Mark Williams şu ifadeleri kullanıyor, “Benim için bu yapımdaki en cazip şey hiç sıkılmıyor olmam, ki bu bir oyuncu için çok sıradışı bir durum. Peder Brown, etrafında olan bitenle sürekli ilgileniyor ve analiz yeteneği sayesinde çevresindeki güzelliklerden büyüleniyor. Bu da karakteri canlandırmayı oldukça eğlenceli bir hale getiriyor”.

    Yepyeni sezonuyla “Peder Brown” (Father Brown) 16 Mart Cumartesi günü saat 21.00’de BBC First ekranlarında olacak.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Kanun virtüözü Ahmet Baran'dan Gaziemir'de muhteşem konserhaberi

    Kanun virtüözü Ahmet Baran'dan Gaziemir'de muhteşem konserhaberi

    Gaziemir Belediyesi’nin düzenlediği konserde sahne alan dünyaca ünlü kanun virtüözü Ahmet Baran, dinleyenlere unutamayacakları bir konser yaşattı.

    Gaziemir Belediyesi’nin düzenlediği kültür sanat etkinlikleri kapsamında dünyaca ünlü kanun sanatçısı Ahmet Baran Gaziemirlilerle buluştu. Atatürk Kültür Merkezi’nde sahne alan kanun virtüözü Ahmet Baran, Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği’nin yanı sıra dünya müziğinden de seçkin eserler seslendirdi. Orkestrayla birlikte notalara hayat veren sanatçı muhteşem performansıyla, dinleyenlere unutamayacakları bir konser yaşattı.

    Konser sonunda Ahmet Baran’a anı objesi veren Belediye Başkanı Halil Arda, “Bir dünya yıldızı olan Ahmet Baran’ı sizlerle buluşturmak beni çok mutlu etti. Beş yıl boyunca bu sahneden birçok sanatçı geldi geçti. Ancak Ahmet Baran’ın performansı bir başkaydı. Ahmet Baran’a ve ekibine, bu harika konser için çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Konser, Ahmet Baran ile seyircilerin İzmir Marşı’nı seslendirmesiyle sona erdi.
    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Çankaya'da Her Yaştan Vatandaşa Müzik Eğitimihaberi

    Çankaya'da Her Yaştan Vatandaşa Müzik Eğitimihaberi

    Çankaya Belediyesi Muammer Sun Müzik Atölyesi’nde eğitimler sürüyor. Her yaştan Başkentlinin birçok enstrüman eğitimi alabildiği kurslarda, konservatuvar ve müzik okullarına hazırlık için de çalışmalar yapılıyor.

    Çankaya Belediyesi Muammer Sun Müzik Atölyesi geleceğin sanatçılarının ilk eğitim merkezi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Küçük bir konservatuar niteliği taşıyan Muammer Sun Müzik Atölyesi, başta gençler ve çocuklar olmak üzere her yaştan vatandaşın eğitim alabileceği kurs imkanı sağlıyor. Atölye’ de, klasik gitar, keman, çello, flüt, piyano, bağlama, şan/ solfej, bateri, perküsyon enstrümanlarının yanı sıra Çocuk Korosu ve Gençlik Korosu’nda yetiştirilmek üzere, yetenekli ve istekli olan genç ve çocuklarla müzikal çalışmalar yapılıyor. 

    BİREYSEL VE GRUP ÇALIŞMALARI

    Çocuklar için 8 yaştan itibaren, gençler için ise 17 yaş ve üzerine eğitimler verilen Atölye‘ de, konservatuvarların müzik bölümleri ve müzik okullarına hazırlık kursları da yer alıyor. Atölye’ de ayrıca performans sahnesi, bireysel ve grup çalışmaları için derslikler, orkestra çalışmaları için özel ayrılmış bir salon, koroların rahatlıkla çalışabileceği bir ortam ve bateri-perküsyon çalışmaları için ritim salonu bulunuyor. 

    MÜZİK KULAĞI TESTİYLE KAYIT ALINIYOR

    Her 23 Nisan’da konser veren 1000 Çocuk Korosu başta olmak üzere birçok sanatsal eğitime de ev sahipliği yapan Atölye, kontenjanla sınırlı sayıda kursiyer alıyor. Kurslara, kayıt günü yapılan müziksel işitme testi puanına göre, yüksek puandan başlanarak kurslara katılmaya uygun kişiler belirleniyor. Muammer Sun Müzik Atölyesiyle ilgili detaylı bilgi için (0312) 229 67 52 numaralı telefondan iletişim kurulabiliyor.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Milas Belediyesi, Boğaziçi Mahallesi'nde gerçekleştireceği Bargilya Off-Road ve Balık Festivali ile vatandaşlarına heyecan ve lezzet dolu iki gün geçirtmeye hazırlanıyorhaberi

    Milas Belediyesi, Boğaziçi Mahallesi'nde gerçekleştireceği Bargilya Off-Road ve Balık Festivali ile vatandaşlarına heyecan ve lezzet dolu iki gün geçirtmeye hazırlanıyorhaberi

    Boğaziçi Mahallesi, Milas Belediyesi organizasyonuyla 9-10 Mart tarihlerinde Bargilya Off-Road ve Balık Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Boğaziçi Mahallesi Tuzla Ova Mevki Kamp Alanı’nda, vatandaşları doğa ile iç içe bir ortamda doğa sporları ile buluşturmayı hedefleyen festivale bölgemizden ve ülkemizin çeşitli il, ilçelerinden gelecek off-road spor kulüpleri katılım sağlayacak.

    Akustik gitar dinletisi, moto kros gösterisi, off-road gösterisi ve ikramların yer alacağı festivale tüm vatandaşları davet eden Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat; “Festivalimize katkı sağlayan Boğaziçi Mahalle Muhtarlığımıza, Boğaziçi Kültür Sanat ve Spor Platformu’na, Boğaziçi Bargilya Spor Kulübümüze, Bodrum Off-Road Spor Kulübümüze ve Milas Ticaret ve Sanayi Odamıza çok teşekkür ediyorum.” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Karşıyaka “1. İzmir Kadın Kooperatifleri Festivali"ne hazır!haberi

    Karşıyaka “1. İzmir Kadın Kooperatifleri Festivali"ne hazır!haberi

    İzmir’in farklı ilçelerinde faaliyet gösteren kadın kooperatiflerinin katılacağı 1. İzmir Kadın Kooperatifleri Festivali, Karşıyaka’da gerçekleşecek.

    Karşıyaka Belediyesi’nin ev sahipliğinde 1-3 Mart tarihleri arasında yapılacak festival, kent yaşamına renk katacak. 

    Karşıyaka Belediyesi ve Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) İzmir Koordinasyon Yürütme Kurulu iş birliği ile düzenlenen 1. İzmir Kadın Kooperatifleri Festivali, 1, 2 ve 3 Mart 2024 tarihlerinde Bostanlı Zühtü Işıl Meydanı’nda gerçekleştirilecek. Karşıyaka Belediyesi Bandosu, müzik dinletisi, dans gösterileri ve çeşitli atölyeler ile renklenecek festivalin açılış töreni 2 Mart Cumartesi günü saat 14.00’te yapılacak. Tören Karşıyaka Belediyesi Orkestrası ile Seda Öztürk konseri ve Karşıyaka Belediyesi Halk Oyunları ekibi gösterileri ile taçlanacak.

    KEDV Başkanı Şengül Akçar ve duayen ekonomi yazarı, gazeteci Meliha Okur’un da konuşmacı olarak katılacağı festivalde kooperatifler atölye çalışmaları yapacak. El emeği göz nuru ürünler ve birbirinden lezzetli tatlar, İzmirlilere sunulacak.

    BÜYÜK BULUŞMA

    İzmir’in dört bir yanından festivale katılacak 25 kadın kooperatifi; Pagos, Yelki, Ceska-Çeşme, Gaziemir, Yarımada, Bornova, Aliağa, Turna, Bayındır, Çiğli, Flamingo, Bayraklı, Buca, Usta, İz Yaşam, Kavacık, Ege’nin İncileri, Konak, Narlıdere, Bergama, Foça Damlayan, Urla, Gümüldür Gümöz Mandarin, Turuncu Eller ve Kızılçullu’dan oluşacak.

    “TÜM İZMİRLİLERİ BEKLİYORUZ”

    Karşıyaka Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Ela Hızlı, üç gün sürecek festival programının dolu dolu geçeceğini belirterek şunları kaydetti: “Festivalimizde alanında uzman konuşmacılarımız, vatandaşımızla bir araya gelecek. Ayrıca dans gösterileri, müzik dinletileri ve konserle eğlenceli vakit geçiren ziyaretçilerimize, katılımcı kadın kooperatiflerimiz atölyeler de düzenleyecek. Kadın emeğinin ve iş gücünün ekonomik göstergelere yansıyarak değer görmesi için bu tarz iş birlikleri büyük önem taşımakta. Toplumsal eşitliğe destek sağlayan kadın oluşumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının birlik ve beraberlik içerisinde yarattıkları sinerjinin büyüyerek çoğalması için farklı festivaller düzenlemeye devam edeceğiz. Belediye olarak bu işe gönül koyduk. Kadın emeğinin ekonomik değere dönüşmesi için elimizdeki imkanları sonuna kadar kullanacağız. Kadının emeği bu ülkenin temel gücüdür. Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi ‘Şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.’ Kadın eli değerse her şey çok daha güzel olur. Tüm İzmir’i Karşıyaka’daki festivalimize bekliyoruz.”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Sahte haberlerle başa çıkmanın yollarıhaberi

    Sahte haberlerle başa çıkmanın yollarıhaberi

    İnternetle ilgili en iyi şeylerden biri, geniş bir bilgi deposu olmasıdır. Aradığınız bilgi birkaç tıklama uzağınızda olabilir. Bilgiye sınırsız erişim olanağı beraberinde zorlukları da getiriyor. Dijital güvenlik şirketi ESET bilgi çağında sahte ya da yanıltıcı haberlerle nasıl baş edilebileceği konusunda öneriler paylaştı.  

      

    Günümüz bilgi çağında o kadar çok bilgi bombardımanına tutuluyoruz ki uydurma, manipüle edilmiş veya başka bir şekilde yanlış ve yanıltıcı olan içeriği etkili bir şekilde tanımlamak ve filtrelemek giderek daha göz korkutucu bir görev haline geliyor.  İnternette karşılaştığınız hiçbir şeyi olduğu gibi etmemeniz gerektiğini söylemek sıradan hale geldi; buna rastgele makaleler, sosyal medya paylaşımları ve kendini “uzman” ilan edenlerin yorumları da dahil. Yapay zeka destekli sahte ses, görüntü ve video klipler dezenformasyon kampanyalarını kolayca güçlendirebildiğinden, deepfake içerikleri de işin içine kattığınızda sular daha da bulanıyor.

     

    Sahte bilgiler birçok şekilde ve yerde yayılabilir

    Makaleler ve raporlar: Haberleri nereden aldığınıza bağlı olarak, bazı insanlar öznel gerçekleri (daha taraflı medya) veya yanlış bilgi yayan kötü niyetli aktörler tarafından kurulan gerçek sahte siteleri tercih eder.

    Sosyal Medya: Burada dezenformasyon, sahte haber siteleri gibi çeşitli kaynaklardan paylaşılan makaleler, sahte haberleri yayan yorumcular veya söz konusu yanlış bilgileri içermek için oluşturulan sayfalar ya da gruplar şeklinde yayılabilir. Yalanlarıyla daha inandırıcı olmak için politikacılar veya bilim insanları gibi toplumun etkili üyeleri gibi davranan kullanıcılar da ilgi çekicidir.

    Forumlar ve yorum bölümleri: Sosyal medyada olduğu gibi, her şey makale linklerini paylaşmak, sahte bilgileri öne çıkaran başlıklar oluşturmak veya aynı şeyi yapan gönderiler yapmakla ilgilidir. 4chan gibi çevrimiçi topluluklarda yayılan kutuplaştırıcı yorumlar, gerçek dünyadaki aşırıcılığın itici gücü olabilir.

    Videolar ve görüntüler: Video veya görüntü içeriği paylaşmak için kullanılan herhangi bir platform, sahte raporlar, kötü niyetli olay özetleri,  değiştirilmiş görüntüler ve önyargılı belgeseller şeklinde sahte bilgileri yaymak için kullanılabileceği gibi, içeriklerini yaymak için toplumsal kutuplaşmadan yararlanan çevrimiçi kişilikler aracılığıyla da kullanılabilir.

     

    İnternette dezenformasyon veya sahte haberlerle nasıl başa çıkılır?

    İnternette gördüklerimiz ve okuduklarımız üzerinde düşünmek, sahte haberlerin etkisine karşı koymanın en iyi yöntemidir. Ne yazık ki eleştirel düşünme okullarda genellikle iyi öğretilmiyor ancak bunun evde kendi kendine öğrenilemeyeceği anlamına da gelmiyor. Peki gerçek bir hikaye ile uydurma bir hikayeyi tam olarak nasıl ayırt edebilirsiniz? 

    • Öncelikle, durun ve karşılaştığınız bilgiler hakkında düşünün. Sırf bir videoda beyaz önlük giyiyor diye bir “doktorun” bir aşının ya da tedavinin etkileri hakkında söylediklerine körü körüne inanmak yanlıştır, zira internette herkes doktorculuk oynayabilir. Aynı şekilde, bu yıl gerçekten üç gözlü bir bebek doğmuş olsaydı bunun nasıl bir mucize olacağını düşünün.
    • İkinci olarak, karşılaştığınız her şeyi inceleyin ve doğrulayın. Sosyal medya sıklıkla uydurma askerlik belgeleri, seçim sonuçlarının hileli olarak adlandırılması, film sahnelerinin gerçek olaylar gibi yeniden düzenlenmesi, tüm aşıların ölüme neden olduğunun söylenmesi gibi sahtekarlık ve aldatmacaları yaymak için kullanılır. Buna karşı koymanın en iyi yolu, tarafsız haber sitelerini kontrol etmek ve aldatmacaları ortaya çıkaran araştırma sayfalarını takip etmektir.
    • Üçüncü olarak, her veri parçasını bir perspektife oturtun. Bir önceki maddede sunulanlar gibi çeşitli meşru kaynakları kullanarak okuyun ve kendi fikrinizi oluşturun. Çeşitli bakış açılarını damıtarak kritik konularda kendi pozisyonlarınızı oluşturabilir ve internetin gücüyle ilginç bulduğunuz bir şeyi daha iyi anlamaya çalışabilirsiniz.
    • Sakin olun ve açıkça önyargılı bir görüş nedeniyle kışkırtılmamaya çalışın. Tartışmalar hararetlenebilirken tıpkı sıradan zorbalar gibi, çevrimiçi troller de provokasyondan beslenir. Onların deyimiyle “yemi yutarak” konumlarını meşrulaştırmaya izin vermeyin.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Tıp ve sağlık eğitiminde çığır açan uygulamahaberi

    Tıp ve sağlık eğitiminde çığır açan uygulamahaberi

    Ege Üniversitesinin (EÜ) yüzde yüz hisse sahibi olduğu ve yüzde yüz doluluk oranıyla hizmet veren Ege Teknopark’da bilim üretme ekosistemi hızla büyüyor. Ege Teknopark bünyesinde EÜ Atatürk Sağlık Hizmetleri Müdürü Doç. Dr. Ali Ekşi ve EÜ Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Doktora Öğrencisi Arda Özden tarafından geliştirilen proje KOSGEB “Ar-Ge ve İnovasyon Destek Programı” kapsamında ticarileşme aşamasına geldi. Geliştirilen mobil uygulamaya bluetooth bağlantısı ile sanal stetoskop bağlanacak ve öğrenciler sanal stetoskop sayesinde yaygın görülen tüm normal ve patolojik seslere erişim sağlayabilecek. 

    Uygulama sayesinde normal ve patolojik sesler dinlenebilecek

    Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, öğrenci odaklı, araştırma üniversitemizde pek çok proje hayata geçiriliyor. Akademisyenlerimiz tarafından Teknoparkımız bünyesinde geliştirilen ve KOSGEB ‘Ar-Ge ve İnovasyon Destek Programı’ kapsamında ticarileşme aşamasına gelen proje sayesinde, öğrencilerimiz ayırt edilmesi çok zor olan normal ve patolojik sesleri dinleyebilecek ve seslerin yaygın duyulduğu bölgeler üzerinde çalışılabilecekler. Sağlık ve tıp eğitiminde öncü nitelikte olacak bu projede emeği geçen herkesi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” diye konuştu.

           Öğrenciler seslerin yaygın duyulduğu bölgeler üzerinde çalışabilecekler

    Proje hakkında bilgi veren EÜ Atatürk Sağlık Hizmetleri Müdürü Doç. Dr. Ali Ekşi, “ ‘Ar-Ge ve İnovasyon Destek Programı’ kapsamında geliştirilen ve ticarileşme aşamasına gelen projemiz sayesinde öğrencilerimizin zorlandığı konulardan olan solunum ve kalp seslerinin kolay ayırt edilebilmesi amaçlanmıştır. Solunum seslerinin ve kalp seslerinin öğrenilmesi ile ilgili geliştirdiğimiz ürün, mobil uygulama ve sanal stetoskop olmak üzere iki parçadan oluşmakta. Geliştirilen uygulama içerisinde ise normal ve patolojik seslerin listesi mevcut. Öğrencilerimiz bluetooth bağlantısı sayesinde sanal stetoskoptan mobil uygulamaya bağlanarak bu sesleri dinleyebilecek ve seslerin yaygın duyulduğu bölgeler üzerinde çalışabilecekler” dedi.

    “Uygulamada on solunum ve on bir kalp sesi yer alıyor”

    Öğrencilerin kendi kendini test edebilme imkânı bulacağını dile getiren Doç. Dr. Ekşi, “Uygulamada on solunum ve on bir kalp sesi olmak üzere yaygın görülen tüm normal ve patolojik sesler yer alıyor. Uygulama kapsamında birden fazla stetoskop eşleştirilebilecek ve bu sayede öğrencilerimiz grup çalışması yapabilecek. Uygulama içerisinde yer alan quiz özelliği ile öğrencilerimiz kendi kendini test ederek bilgilerini pekiştirme ve kendilerini geliştirebilme imkânı bulacak” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı