Ekonomi
Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı:“Türkiye'nin yeni yüzyılı; akılla, ilkelerle ve sürdürülebilirlikle büyümenin yüzyılı olmalı"haberi
“Türkiye’nin yeni yüzyılı; akılla, ilkelerle ve sürdürülebilirlikle büyümenin yüzyılı olmalı” Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri 18’inci kez sahiplerini buldu.
“Türkiye’nin yeni yüzyılı; akılla, ilkelerle ve sürdürülebilirlikle büyümenin yüzyılı olmalı”
Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri 18’inci kez sahiplerini buldu. Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, çevrimiçi gerçekleşen ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Aklımız ve yüreğimiz, deprem felaketi yaşayan 11 ilimizde. Zor dönemlerden geçiyor olsak da birlik ve beraberliğe olan inancımızla; bugün yaralarımızı sararken, aynı zamanda geleceğimizi de iyileştirmeyi hedeflemeliyiz” dedi.
Bu yıl konusu, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yıl Dönümü: Teori ve Uygulamada Cumhuriyetçilik” olarak belirlenen Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri’nde Jüri Özel Ödülü’ne, Princeton Üniversitesi’nde L.S. Rockefeller İnsani Değerler Profesörü, Avustralya Ulusal Üniversitesi ‘nde ise Felsefe Profesörü olarak görev alan Prof. Dr. Philip Pettit layık görüldü.
Sabancı Üniversitesi Onursal Başkanı Sakıp Sabancı’nın vasiyeti üzerine 18 yıldır düzenlenen Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri, bu yılın konusu olarak belirlediği “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yıl Dönümü: Teori ve Uygulamada Cumhuriyetçilik” kapsamında genç araştırmacıları ve Cumhuriyetçilik alanında akademik çalışmalara dünyada önemli katkılarda bulunmuş bir bilim insanını ödüllendirdi.
Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve Anma Töreni’nde, Jüri Özel Ödülü kazananı; 2002 yılından bu yana Princeton Üniversitesi’nde L.S. Rockefeller İnsani Değerler Profesörü; 2012’den bu yana ise Avustralya Ulusal Üniversitesi, Canberra’da Felsefe Profesörü olarak görev alan Prof. Dr. Philip Pettit’e verildi.
“AKLIMIZ VE YÜREĞİMİZ DEPREM FELAKETİNİ YAŞAYAN 11 İLİMİZDE”
Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, çevrimiçi düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Bu yıl 18’incisini gerçekleştirdiğimiz Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve Anma Törenimiz için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Ancak aklımız ve yüreğimiz, deprem felaketi yaşayan 11 ilimizde. 6 Şubat ve sonrasında, ülkemizin yaşadığı en büyük felaketlerden birine tanıklık ettik. 50 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetti. Bizleri yasa boğan bu kayıplarımızın arasında, Üniversitemizin hazırlık sınıfı öğrencisi Neris Ece Öz de yer alıyor. Çok büyük bir acı. Değerli öğrencimiz Neris Ece ile birlikte hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza bu vesileyle bir kez de burada Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun ve ülkemize geçmiş olsun“dedi.
“CUMHURİYETİMİZ, SAĞLAM TEMELLER ÜZERİNDE BİR ASRI GERİDE BIRAKTI”
Uluslararası Araştırma Ödülleri’nin Sabancı Üniversitesi Onursal Başkanı Merhum Sakıp Sabancı’nın vasiyeti üzerine hayata geçtiğini ifade eden Güler Sabancı, ödül programının her yıl farklı bir konuda toplumun bugününü değerlendirirken yarınına ayna tuttuğunu, bunu yaparken de bilimin evrenselliğiyle hareket ettiğini söyledi. Güler Sabancı, şöyle devam etti:
“Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında bizlere düşen görev, gençlerimiz için daha iyi bir gelecek idealiyle, bilimin ışığında ilerlemeyi sürdürmektir. Zor dönemlerden geçiyor olsak da birlik ve beraberliğe olan inancımızla; bugün yaralarımızı sararken, aynı zamanda geleceğimizi de iyileştirmeyi hedeflemeliyiz. Sevgili Amcam Rahmetli Sakıp Sabancı’nın her zaman söylediği gibi: Çalışmak, çalışmak ve çok çalışmak zorundayız.”
Güler Sabancı, “Bizler de üniversitemizle birlikte bilimi temel alarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Depremin ve afetlerin getirdiği bu zor günleri geride bırakmak ve ülkemizi aydınlık günlere taşımak için elimizden gelen gerekli tüm katkıyı vereceğiz” açıklamasında bulundu.
“EN BÜYÜK GAYEMİZ HER ZAMAN ‘FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR’ BİREYLER YETİŞTİRMEK OLDU”
Sabancı Üniversitesi olarak, “birlikte yaratma ve geliştirmenin” gücüne inandıklarını belirten Güler Sabancı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin yeni yüzyılı, eğitimde fırsat eşitliğinin, toplumsal cinsiyet eşitliğinin, toplumsal kalkınmanın, bölgesel ve küresel barışa katkı sunmanın, akılla, ilkelerle ve sürdürülebilirlikle büyümenin yüzyılı olmalı. Ülkemiz, nasıl büyük ideallerle kurtuluş mücadelesi verdiyse; bugün de karşı karşıya kaldığı zorlukları, el ele vererek birliktelikle aşabilecek güçtedir. Yeter ki, Cumhuriyetimizi emanet edeceğimiz gençlerin eğitimine öncelik verelim; ilimin ve bilimin yolundan ayrılmayalım. En büyük gayemiz her zaman “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” bireyler yetiştirmek oldu. Bu yolda bilimsel düşünceyi her zaman ve her alanda destekliyoruz. Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri de sosyal bilimler alanında Türkiye’de global ölçekli tek ödül programı olarak önemli bir ihtiyaca yanıt veriyor, öncülük ediyor. Türk ve İslam Sanatı; Türkiye’nin tarihi, ekonomisi, sosyolojisi konularına ihdas edilmiş olan Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri, ortak akılla ulaşılabilecek faydaya odaklanıyor.”
“NEO-CUMHURİYETÇİLİĞİN İKİ RAKİBİ: NEO-LİBERALİZM VE NEO-POPÜLİZM”
Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı kutlaması gibi dünyada tarihsel bir öneme sahip bir konuda etkinliğe katılmaktan ve Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri’nin jüri komitesi tarafından ödüle layık görülmekten büyük onur duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Philip Pettit, çalışmalarında günlük toplumsal yaşamın farklı alanlarında Cumhuriyetçilik ideallerini daha yukarı taşıyabilecek en iyi yasalar, en iyi kurumlar ve en iyi politikalara odaklandığını ifade etti. Konuşmasında neo-cumhuriyetçilikten bahseden Profesör Pettit şöyle konuştu: “Neo-cumhuriyetçilik ve onun iki keskin rakibi olan neo-liberalizm ve neo-popülizmden bahsetmek istiyorum. Neo-cumhuriyetçilik ve neo-liberalizm, ikisi de özgürlük kavramıyla ilişkili olmasından dolayı ortak bir noktaya sahip. Ancak ikisinin özgürlük kavramından anladıkları arasında büyük bir fark var. Neo-liberallere göre herhangi birinin aktif müdahalesi olmadığı müddetçe seçme özgürlüğüne sahipsinizdir. Pazar ekonomisi konusunda da ister işveren ve çalışan arasındaki ilişkide, isterse tüketici ile üretici arasındaki ilişkide karşılıklı anlaşma olduğu için neo-liberaller devlet müdahalesinin olmaması gerektiğini savunur.”
“CUMHURİYETÇİLİK İLE İLGİLİ KİTABIM İNGİLİZCE DIŞINDA İLK TÜRKÇEYE ÇEVRİLDİ”
Neo-cumhuriyetçiler için de pazar ekonomisinin temelde yer aldığını, ancak gönüllü çalışmada alternatifin yoksulluk olması gibi durumlarda tehlikeli görüldüğünü belirten Profesör Pettit şöyle devam etti: “Özgürlük sadece müdahale olmamasını içermez; aynı zamanda, hayatınıza istediği gibi müdahale edebilecek birinin tahakkümünün olmamasını da içerir. Neo-cumhuriyetçilere göre kişilerin birbirleri üzerinde tahakkümü olmaması ve daha güçlü veya daha zengin olsalar da birbirlerinin gözlerinin içine bakabilmesi için yasalara ihtiyaç vardır. Bu bizi kamunun tahakkümü sorununa getirir. Neo-popülizmin bu soruna verdiği yanıt; halkın, devlet yönetimini kontrol etmesidir. Bu da ancak seçim yoluyla olabilir. Neo-cumhuriyetçilik ise halkın, devletin gücünü azaltır şekilde devleti yönetmesine karşı çıkar. Seçimin yanı sıra anayasa, bağımsız medya, STK’lar yoluyla da yönetimin kontrol altında tutulabileceğini savunur.”
1997 yılında yayınladığım kitap olan Cumhuriyetçilik kitabının ilk çevirisinin Türkçe dilinde olduğuna dikkat çeken Profesör Pettit, “Türkiye bu bağlamda benim için ayrı bir önem taşıyor. Türkiye’de kitabımın bu kadar dikkat çekmesine çok şaşırdım. Bu sayede Türkiye’deki insanlarla birçok paylaşımım oldu. Geleneklerle neden bu kadar ilgilendiklerini, Türkiye’nin Atatürk tarafından kurulmuş ünlü bir Cumhuriyet olduğunu ve bunun gibi birçok konuyu konuşma şansım oldu. Yaşadığım Avusturalya’dan çok farklı bir ülkede Cumhuriyetçiliğin ne anlama geldiğinin farkına varmaya başladım” dedi.
İrlanda doğumlu olan Prof. Dr. Philip Pettit, Cumhuriyetçilik düşüncesi ve bu alandaki araştırmalara yön veren, alanında öncü bir role sahip felsefeci ve siyaset
kuramcısı konumunda.
BAŞVURULARI ULUSLARARASI BAĞIMSIZ JÜRİ DEĞERLENDİRDİ
Sabancı Üniversitesi bünyesinde, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi ve İstanbul Politikalar Merkezi liderliğinde yürütülen ödül programında makalelerin değerlendirmesi, bağımsız ve uluslararası bir jüri tarafından gerçekleştiriliyor. Ödül programı kapsamında her yıl ekonomiden politikaya, tarihten psikolojiye, sosyal bilimlerin tüm alanlarından farklı bir tema belirleniyor.
Bu yılın makale ödülü kazanan isimleri The New School for Social Research Üniversitesi’nden Dolunay Bulut, Chicago Üniversitesi’nden Burak Tan ve Sabancı Üniversitesi’nden Banu Turnaoğlu Açan oldu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ekonomi
SUWEN operasyonel dayanıklılığını korudu İlk çeyrek brüt karda %5.2’lik artış
Çok kategorili perakende yaklaşımıyla kadın iç giyim, ev giyim, plaj giyim ve çorap alanlarında faaliyet gösteren SUWEN; 9 ülke, 66 şehir ve 212 mağazalık güçlü mağaza ağıyla büyümesini sürdürürken, 2026 ilk çeyrek finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden duyurdu.
SUWEN’in enflasyon muhasebesine göre düzenlenmiş finansal sonuçlarına göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde cirosu 1.264 milyon TL seviyesinde gerçekleşirken, geçen yılın aynı dönemine göre sınırlı bir daralma kaydedildi. Buna karşın brüt kâr %5,2 artışla 613 milyon TL’ye yükseldi.
Brüt kâr marjı, etkin ürün ve fiyatlama yönetimi, kampanya disiplininin korunması ve stok yönetimi sayesinde geçen yılın aynı dönemindeki %45,0 seviyesinden %48,5’e yükselerek 3,5 puan iyileşti. Bu performans, zorlu makroekonomik koşullara ve tüketici talebindeki baskıya rağmen şirketin kârlılık odağını koruduğunu gösterdi.
SUWEN’in 2026 yılının ilk çeyreğinde faiz, amortisman ve vergi öncesi karı (FAVÖK) 84 milyon TL olarak gerçekleşirken, FAVÖK marjı %6,6 seviyesinde korundu. Böylece şirket, reel hasılat baskısına rağmen operasyonel kârlılık marjını geçen yılın aynı dönemiyle paralel seviyede tutmayı başardı.
SUWEN Genel Müdürü Ali Bolluk, 2026 ilk çeyrek finansal sonuçlarıyla ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:
“Zorlu bir yıla girdiğimizin bilincinde olarak hareket ettik. Global gelişmelerin etkilediği makroekonomik sonuçlar, tüketici talebindeki sezonsal daralma, finansman giderleri, parasal pozisyon etkileri ve enflasyon muhasebesi kaynaklı etkiler nedeniyle net sonucumuz negatif bölgede kalsa da operasyonel tarafta brüt kâr marjındaki iyileşme ve FAVÖK marjının korunması, şirketimizin kârlılık ve verimlilik odaklı yönetim anlayışının sürdüğüne işaret ediyor. 2026 yılının devamında seçici büyüme, stok disiplini, brüt marj yönetimi ve operasyonel gider kontrolüne odaklanarak sürdürülebilir kârlılığı güçlendirmeyi hedefliyoruz.”
Ekonomi
Suwen’in İstihdamModeliEkonomideKadınGücünüBüyütüyor
Çalışanlarının yaklaşık %90’ı kadın olan Suwen’de kadın yönetici oranı %83,85’e ulaşıyor. Kadın istihdamını odağına alan marka, fırsat eşitliğine dayalı yönetim yapısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde bir tablo ortaya koyuyor.
Kadınların iş gücüne katılımının artırılması, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi açısından kritik bir rol oynuyor. Üretimden perakendeye, hizmetten yönetim kademelerine kadar kadın emeğinin güçlü şekilde temsil edilmesi yalnızca kurumların performansını değil, toplumsal kalkınmayı da doğrudan etkiliyor.
Kadın istihdamını odağına alan iş modeliyle faaliyet gösteren Suwen, güçlü kadın çalışan yapısı ve fırsat eşitliğine dayalı yönetim anlayışıyla dikkat çekiyor.
Kadınlarla birlikte büyüyen kurum kültürü
Bir kadın markası olarak konumlanan Suwen, organizasyon yapısında da bu kimliği net biçimde yansıtıyor. 2025 yılsonu itibarıyla toplam 1.162 çalışana sahip olan şirketin 1.048 çalışanı kadınlardan oluşuyor. Bu tablo, çalışanların yaklaşık %90’ının kadın olduğu güçlü bir istihdam yapısına işaret ediyor.
Kadınlara yönelik ürün geliştiren bir marka olmanın ötesine geçen Suwen, kadınlarla birlikte büyüyen bir kurum kültürü inşa ederek kadın emeğini kurumsal yapısının merkezine yerleştiriyor.
Kadın yönetici oranı %83,85’e ulaşıyor
Kadın istihdamını yalnızca operasyonel kadrolarla sınırlamayan Suwen, yönetim kademelerinde de dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
2025 yıl sonu itibarıyla 322 yöneticinin görev yaptığı şirkette 270 kadın yönetici bulunuyor. %83,85’lik kadın yönetici oranı Türkiye ortalamalarının oldukça üzerinde bir seviyeye karşılık geliyor ve markanın fırsat eşitliğine dayalı yönetim anlayışını güçlü verilerle ortaya koyuyor.
Yönetim Kurulu seviyesinde de benzer bir yaklaşım sürdürülüyor. Toplam 7 Yönetim Kurulu üyesinin 2’si kadınlardan oluşuyor ve bu da %28,57’lik bir kadın temsiline işaret ediyor.
Yeni işe alımlarda kadın oranı %95,73
Kadın istihdamının sürdürülebilirliği, yalnızca mevcut oranlarla değil kariyer gelişimi ve yeni işe alımlarla da destekleniyor.
2025 yıl sonu itibarıyla STEM rollerindeki kadın çalışan oranı %44,12 seviyesine ulaşırken, aynı dönemde terfi eden kadın çalışan oranı %7,35 olarak gerçekleşti. Son üç aylık verilere göre yeni işe alınan çalışanların %95,73’ünü kadınlar oluşturuyor. Bu güçlü oran, Suwen’in kadın istihdamını stratejik bir öncelik olarak ele aldığını ortaya koyuyor.

Suwen Genel Müdür Yardımcısı Ferda Sümer Arslan konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Suwen olarak kadın istihdamını yalnızca bir sosyal sorumluluk başlığı olarak değil, kurumsal kimliğimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. 1.162 kişilik organizasyonumuzun 1.048’inin kadınlardan oluşması ve yöneticilerimizin %83’ünden fazlasının kadın olması bizim için son derece kıymetli. Kadınların yalnızca iş gücüne katılımını değil, karar alma mekanizmalarında güçlü şekilde yer almalarını da destekliyoruz. Kadın emeğinin güçlenmesinin ülke ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine doğrudan katkı sağladığına inanıyoruz.”
Kadınların üretimde, hizmette ve yönetimde daha güçlü temsil edilmesi; ekonomik verimlilikten inovasyona kadar birçok alanda kurumlara önemli avantajlar sağlıyor. Suwen, kadın gücünü destekleyen istihdam modeliyle yalnızca sektörel başarıyı değil, toplumsal kalkınmayı da birlikte hedefleyen bir büyüme yaklaşımı benimsiyor.
Ekonomi
0xScope yapay zekaanalizleri Fed faiz kararının Bitcoin üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor
Fed’in son faiz indiriminin ardından, kripto piyasaları yeniden canlandı ve dijital varlık alanında iyimserliği ateşledi. 0xScope ekibi, Scopechat tarafından sağlanan kapsamlı yapay zeka odaklı analizleri kullanarak Bitcoin’in en son ekonomik gelişmelere nasıl tepki verdiğini araştırdı. Yapılan analizler, her bir kripto paranın mevcut durumunun yanı sıra yatırımcıların hızla gelişen bu piyasada dikkat etmesi gereken yeni trendler hakkında da değerli perspektifler sundu.
Araştırma, Fed’in faiz oranlarında yaptığı son beş düzenlemeye odaklanarak pandemi öncesi, pandemi sonrası ve daha yakın dönemler de dahil olmak üzere birçok zaman dilimini kapsadı. Önceki oran değişikliklerinin Bitcoin’in performansını nasıl etkilediğini inceleyen analiz, bazı ilgi çekici modeller ortaya koydu. Veriler özellikle, uzun bir faiz artırımı döneminden sonra, ilk faiz indirimine genellikle Bitcoin fiyatında önemli bir yukarı yönlü hareketin eşlik ettiğini gösteriyor.
Bu konuda öne çıkan örneklerden biri, Bitcoin fiyatının %5 oranında arttığı 31 Temmuz 2019 tarihli 50 baz puanlık faiz indirimi. Bu örnek, kripto para piyasasının para politikasındaki değişimlere olan duyarlılığını yansıtıyor ve mevcut makroekonomik ortamda bu ilişkileri anlamanın öneminin altını çiziyor.
0xScope CEO’su PhillipTorres son faiz indirimi hakkında, “Piyasanın bu faiz indirimine ihtiyacı olduğu açıktı ve çoğumuz bu noktada hemfikirdik. Ancak görüşlerin ayrıştığı nokta, indirimin 25 mi yoksa 50 baz puan mı olması gerektiğiydi ve esas enflasyon yavaşlamaya devam ettiği için zamanlamanın daha erken mi yoksa daha geç mi olması gerektiğiydi.” yorumlarını yaptı.
Piyasanın kısa vadede olumlu tepki vererek faiz indirimini bir iyimserlik işareti olarak benimsediğini, ancak altta yatan uzun vadeli zorlukların çözülmemiş olduğunu açıkladı. Torres açıklamasında, “Piyasa bu iyi haberi olumlu karşıladı ve anlık kazanımlar elde etti, ancak yüzeyin altında hala devam eden yapısal sorunları da göz önünde bulundurmalıyız. Yine de ileriye bakarsanız gelecek umut vaat ediyor, daha parlak fırsatlar için her zaman potansiyel var.” ifadelerini kullandı.
0xScope ekibinin Scopechat’in yapay zeka destekli analizleriyle desteklenen çalışması, Bitcoin ve diğer önde gelen kripto para birimlerinin son faiz indirimine nasıl tepki verdiğini izlemeye devam ediyor ve piyasadaki bu dalgalanmaları yönlendirmek isteyen yatırımcılara değerli bilgiler sunuyor.
İşte Scopechat’in son Fed faiz oranı değişikliğinin Bitcoin’in piyasa temelleri üzerindeki etkisine ilişkin en son verileri:
- Fed Fon Oranının 18 Eylül’de 50 baz puan (bps) düşürülmesi sırasında Bitcoin %2,40 artışla 60.314 $’dan 61.760 $’a yükseldi.
- Oldukça kayda değer bir veri olarak, uzun bir faiz artırımı döneminin ardından ilk faiz indiriminin genellikle Bitcoin fiyatında önemli bir artışla ilişkili olduğu görülmektedir. Son faiz indirimi sırasında ve 30-31 Temmuz 2019’da 25 baz puanlık bir indirimin ardından Bitcoin’in %5,81 oranında yükseldiği benzer bir örnekte de durum tam olarak buydu.
- Faiz indiriminin BTC vadeli işlem piyasalarının açık faizi üzerinde önemli bir etkisi olmadı. Hatta açık faiz 30 milyar dolardan 35 milyar dolara hafif bir artış gösterdi.
- Birçok büyük kurum, faiz indiriminden önce Bitcoin işlemlerinden fayda sağladı. MicroStrategy yakın zamanda indirimden önce 18 bin dolar BTC satın aldı ve bu işlem şirket için yaklaşık 55 milyon dolar karla sonuçlandı.
- Bitcoin bakiyesi olan adreslerin sayısı 12.691 milyondan 12.677 milyona düştü. Bu durum, adres sahiplerinin birden fazla adresteki küçük bakiyeleri birleştirmesinin bir sonucu olabilir.
- Kâr eden Bitcoin adreslerinin yüzdesi 8 Eylül 2024 itibariyle %78’den bugün itibariyle %90,7’ye yükselmiştir. Bağlam açısından, 0xScope, Bitcoin varlıklarının mevcut fiyatı Bitcoin alımlarının hesaplanan ortalama maliyetinin üzerindeyse bir adresi kârlı olarak etiketliyor.
0xScope Hakkında
200’den fazla global partneri ve 1 milyondan fazla kullanıcısı ile 0xScope‘un güçlü bir veri katmanı oluşturma taahhüdü, yapay zekanın Web3’e entegrasyonuna öncülük etmeye yardımcı olmaktadır. 9,5 milyondan fazla token, 29.764 proje ve 298 milyon etiketten oluşan en kapsamlı Web3 veri tabanı ile 0xScope, yapay zeka odaklı yeniliklerde sektöre öncülük etmeye devam etmektedir.
Daha fazla bilgi için lütfen 0xScope’u ziyaret edebilirsiniz:
0xScope topluluğumuza katılarak en son tekliflerden haberdar olabilirsiniz:
Twitter:
Telegram:
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Sports9 yıl agoSteph Curry finally got the contract he deserves from the Warriors
