Connect with us

Ekonomi

2022'de bankaların kâğıt değerleri dışında her şey değişti, sürdürülebilirlik finansmanının yükseldiği bir dönem başladıhaberi

Bu yıl on ikincisi hazırlanan McKinsey Küresel Bankacılık Değerlendirmesi 2022 raporu yayımlandı.

Published

on

Bu yıl on ikincisi hazırlanan McKinsey Küresel Bankacılık Değerlendirmesi 2022 raporu yayımlandı. Raporda; pandeminin ardından, Ukrayna’nın işgalinin, küresel ölçekte yüksek enflasyonun, artan faiz oranlarının ve tedarik zincirinde yaşanan aksamaların yarattığı makroekonomik belirsizlik değerlendiriliyor. Raporla ilgili değerlendirmelerini paylaşan McKinsey Ortağı Atakan Hilal, “2022, sektörde, bankaların kâğıt değerleri dışında her şeyin değiştiği bir yıl oldu. Hazırladığımız raporla hem bu değişimin çerçevesini ortaya koymaya çalışıyor hem de bankaların başlayan yeni döneme nasıl hazırlanmaları gerektiğine ilişkin önerilerimizi paylaşıyoruz. Sektörün yaşadığı dönüşümde sürdürülebilirlik finansmanı, bankalar için her geçen gün daha önemli hale geliyor. Bankaların 2021 ile 2030 yılları arasında, sürdürülebilirlik finansmanı için 1,5 trilyon dolar ayıracağını tahmin ediyoruz” dedi.

Yönetim danışmanlığı firması McKinsey & Company, her yıl düzenli olarak hazırladığı küresel bankacılık değerlendirmesi raporunu yayımladı. Pandeminin ardından, Ukrayna’nın işgalinin, küresel ölçekte yüksek enflasyonun, artan faiz oranlarının, tedarik zincirinde yaşanan aksamaların ve daha fazlasının etkileriyle ortaya çıkan makroekonomik belirsizlik, bankacılık sektöründe 10 yılı aşkın süredir devam eden istikrarı sona erdirdi. “McKinsey Küresel Bankacılık Değerlendirmesi 2022” raporuna göre; bu yıl, bankaların kâğıt değerleri dışında her şeyin değiştiği ve sektörde sürdürülebilirlik finansmanı çağının başladığı yıl oldu.  

Farklı ülkelerde, farklı profillere sahip bankalar arasındaki ayrışma artıyor

McKinsey Küresel Bankacılık Değerlendirmesi 2022 raporunda; COVID-19 salgınının uzun vadeli yıkıcı etkilerinin sisteme getirdiği şoklar ve bunların üzerine eklenen jeopolitik istikrarsızlığın sektörde neleri değiştirdiği ele alınıyor. Dünya genelinde hızla yükselen enflasyonun, artan faiz oranlarının, sektöre yönelik 10 yıllık öngörüleri alt üst ettiği belirtiliyor ve farklı sektörlerin piyasa değerlemeleri ile karşılaştırıldığında, bankacılığın son sırada yer aldığı vurgulanıyor. McKinsey uzmanları, küresel bankacılığa ilişkin zayıf bir görünüm ortaya koyan bu genel tablonun yanı sıra özellikle gelişmiş ekonomilerdeki belirli banka gruplarının daha iyi performans gösterdiğini ifade ediyor. Gelişmiş ekonomilerle birlikte Hindistan’ın ve diğer hızlı büyüyen pazarların da bu grupta yer aldığı görülüyor. Raporda; farklı ülkelerde, farklı profillere sahip bankalar arasındaki artan ayrışma ve en iyi performans gösterenleri öne çıkaran faktörler yakından inceleniyor. Rapor, sektörün yaşadığı zorlukların üstesinden gelebilmeleri için bankaların kısa vadede dayanıklılıklarını artırmaları ve uzun vadede de fırsatları yakalamaları gerektiğine dikkat çekiyor. Bankacılıkta henüz yeni bir tema olan sürdürülebilirlik finansmanı, bu fırsatlardan biri olarak öne çıkıyor. Raporun ikinci bölümü ise bankacılık sektöründe payı artık anlamlı bir orana ulaşan bu konuya ayrılıyor.

McKinsey Ortağı Atakan Hilal: 

“Bugün altı bankadan yalnızca biri, hem yüksek kârlılık hem de hızlı büyüme sağlayabiliyor ve bizim “Kutup Yıldızı” olarak nitelendirdiğimiz kuruluşlar arasına girebiliyor”

Bankacılık sektörü için yeni bir dönemin başladığına dikkat çeken McKinsey Ortağı Atakan Hilal; “2022, bankacılık sektöründe neredeyse her şeyi değiştiren yıl oldu. Hazırladığımız raporla hem bu değişimin çerçevesini ortaya koymaya çalışıyor hem de bankaların başlayan yeni döneme nasıl hazırlanmaları gerektiğine ilişkin önerilerimizi paylaşıyoruz. Bankacılık sektörünün küresel ölçekte toplam sermayesi 2021’de 16 trilyon dolara ulaşarak zirve yaptıktan sonra 2022’nin Mayıs ayında 14,5 trilyon dolara düştü. Bu düşüşten geleneksel bankacılık kurumları daha fazla etkilendi. Zira bundan 5 yıl önce sermayeleriyle sektörün yüzde 30’unu oluşturan fintechler bu oranı yüzde 50’ye çıkardı. Raporumuzda vurguladığımız, bankacılık sektörünün piyasa değerlemesi açısından son sırada yer almasının arkasında iki neden bulunuyor. Bunlardan birincisi sektörün düşük kârlılığıyken diğeri de büyüme eksikliğinden kaynaklanıyor. Küresel ölçekte yaptığımız incelemelere göre; bugün altı bankadan yalnızca biri, hem yüksek kârlılık hem de hızlı büyüme sağlayabiliyor ve bizim “Kutup Yıldızı” olarak nitelendirdiğimiz kuruluşlar arasına girebiliyor” dedi. 

Sektörü etkileyen şoklar, 5 başlık altında toplanıyor

Bankacılık sektöründe 10 yıldan uzun süredir devam eden istikrarı sona erdiren belirsizlik döneminde öne çıkan şoklar, raporda beş başlık altında toplanıyor. Bunlar; 

  • Makroekonomik şok. Yükselen enflasyon ve durgunluk olasılığı, merkez bankalarını şiddetli bir şekilde test ediyor. 
  • Varlık değeri şoku. Çin emlak piyasasındaki keskin düşüşler ve bazı yüksek profilli kripto organizasyonlarının iflası bankaların varlık değerlerine yönelik şoklar arasında yer alıyor. Ayrıca Rusya’ya yönelik yaptırımlar ilk kez büyük bir ekonomiyi küresel finansal sistemin çoğundan ayırıyor.
  • Enerji ve gıda arzı şoku. Ukrayna’daki savaşla bağlantılı olarak enerji ve gıda tedarikinde meydana gelen kesintiler, enflasyonun küresel ölçekte yükselmesine neden oluyor.
  • Tedarik zinciri şoku. Küresel tedarik zincirinde pandemiyle başlayan kesintilerin etkileri halen devam ediyor.
  • Yetenek şoku. Pandemi, çalışma hayatında köklü değişikliklere neden oldu. “Büyük yıpranma” olarak adlandırdığımız çalışanların işten ayrılma hareketinin bankacılık sektörü üzerinde etkileri devam ediyor.

McKinsey uzmanlarının analizlerine göre; bu şokların etkisi bölgelere göre farklılık gösteriyor ve en çok Avrupa’nın etkileneceği öngörülüyor. Bununla birlikte, önceki yıllarda yapılan gelişmiş ekonomilere karşı gelişmekte olan piyasalar şeklindeki bölgesel tanımlamanın geçerliliğini korumadığı belirtiliyor. Zira bu tanımlarla atıfta bulunulan ülke gruplarının artık yekpare olmadığı görülüyor. Sektörü etkileyen şokların, özellikle gelişmekte olan pazarlar da dahil olmak üzere, bölgeler arasında ve bölgeler içinde farklı şekillerde ortaya çıktığına vurgu yapılıyor.

Ekonomi yavaşladıkça bankalar arasındaki fark daha da büyüyebilir

Raporda, McKinsey Küresel Enstitüsü uzmanları, olası iki makroekonomik senaryoyu; enflasyonist büyümeyi ve stagflasyonu, ele alıyor ve bunların bankalar üzerindeki etkilerini modelliyor. Enflasyonist büyüme senaryosunda, enflasyon oranı önümüzdeki yıl daha yüksek olmaya devam ediyor ancak para politikası tarafından kontrol altında tutuluyor. Faiz oranları 2025’e kadar yükselmeye devam ediyor. Bu senaryoda, ekonomik temeller gücünü koruyor ve nominal GSYİH ciddi şekilde etkilenmiyor. Stagflasyon senaryosunda ise para politikası enflasyonu kontrol altında tutamıyor. Faiz oranları yükselse de fiyat artışlarını dizginleyemiyor. GSYİH büyümesi ancak negatif bölgeye düştükten sonra geri dönebiliyor. Bu senaryoda, durağanlaşma sonrasında yeni enerji altyapılarına geçmekte yetersiz kalmak gibi kalıcı darboğazların ortaya çıkabileceği belirtiliyor. Rapora göre uzmanlar, her iki senaryoda da başlangıç aşamasının bankalar için olumlu geçmesini bekliyor.

Sürdürülebilirlik finansmanı fırsatları için kritik konuların ele alınması gerekiyor 

McKinsey uzmanlarına göre; rekabetçi baskılar, müşteri ve yatırımcı talepleri ve düzenleyici gereklilikler dahil olmak üzere birçok faktör sektör üzerinde etkili oluyor. Bu etki, bankaları, iklim değişikliğini ve düşük karbonlu geçiş faktörlerini karar verme sürecine dahil etmeye yönlendiriyor. Her bölgedeki önde gelen kurumlar, sürdürülebilirlik finansmanı için açık hedefler belirlese de neyin “sürdürülebilir” olduğuna dair farklı tanımlar, bu taahhütlerdeki ilerlemeyi karşılaştırmayı zorlaştırıyor. Kurumların birçoğu, dağıtılan veya kolaylaştırılan sermayenin etkisinin muhasebeleştirilmesinde zorluklarla karşılaşabileceklerini kabul ediyor. Sürdürülebilirlik finansmanının son yıllarda yakaladığı genişleme sürecinde; ESG amaçları için kullanılan borç verme, birleşme ve satın almalar önemli bir rol oynuyor. Bu enstrümanların açıkça tanımlanmamış olması da standartlaştırılmış ölçümü zorlaştırıyor. İzleme ve raporlamada bazı borçlanma kategorilerinin öne çıktığı görülüyor. Bunların başında, “yeşil tahviller ya da krediler” geliyor. “Sürdürülebilirlik”, “net-sıfıra geçiş” ve “sosyal” amaçlı hazırlanmış tahviller de altında toplandığı başlık çerçevesinde sağlanan finansmanı tarif ediyor. Sabit getirili bir menkul kıymet olarak çıkarılan “sürdürülebilirlikle bağlantılı tahviller ya da krediler”, ihraççının veya borçlunun sürdürülebilirlik performansıyla uyum gösteriyor. Bu listede son başlık olarak da diğer düşük emisyonlu teknolojilerin yanı sıra düşük emisyonlu üretim, sürdürülebilir yakıtlar ve şebeke ölçeğinde depolama dahil olmak üzere temiz enerji projelerini finanse eden “temiz enerji proje finansmanı” kategorisi yer alıyor. Bu kategori, genellikle geri ödemesiz veya sınırlı geri ödemeli kredilerden oluşuyor. 

McKinsey raporunda; “yeşil”, “sürdürülebilirlik”, “sosyal” ve “sürdürülebilirlik bağlantılı” başlıkları altında toplanan tahvillerin hacminin; 2021’de, 2020’ye göre yüzde 80 artışla 965 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. Sürdürülebilir sendikasyon kredilerinin toplam hacminin ise aynı dönemde yüzde 200’den fazla artışla 683 milyar doları bulduğuna dikkat çekiliyor. Sürdürülebilir borçlanma araçlarında büyüme 2022’de devam etmekle birlikte bir yavaşlamanın başladığı görülüyor.

Net-sıfırın finansmanı ilk 5 CEO önceliği arasında yer alıyor

Rapora göre; sektör, sürdürülebilir finans alanında giderek daha aktif hale gelirken bankalar için işi ölçeklendirmedeki başarı, bazı kritik zorlukları ne kadar iyi ele aldıklarına bağlı olacak. Kuruluşlarında sürdürülebilirlik finansmanı alanında aktif rollere sahip banka yöneticileriyle yapılan bir McKinsey anketindeki yanıtlar, banka liderlerinin sürdürülebilir finansmana verdiği önemin altını çiziyor ve bankaların ortaya çıkan fırsatları yakalama yeteneklerindeki boşlukları ortaya koyuyor. Bankacıların yaklaşık yüzde 70’i, net-sıfıra geçişi finanse etmenin, kurumları için ilk beş CEO önceliği arasında olduğunu belirtiyor. Söz konusu bankacılar aynı zamanda, önümüzdeki sekiz yıl içinde geçiş teknolojisi finansmanın daha cazip hale geleceğini ve riskin de azalacağını öngörüyor. Bununla birlikte, banka liderleri, güneş ve rüzgar dışında ihtiyaç duyulan yeteneklerde önemli bir eksiklik olduğunu da bildiriyor. Katılımcılar, şebeke ölçeğinde depolama ve altyapı, yeşil hidrojen, yeşil yakıtlar, biyokütle, karbon yakalama ve depolama da dahil olmak üzere tüm iklim çözümlerinin finansman talebinin artacağını tahmin ediyor. Aynı zamanda, bankacıların çok daha küçük bir yüzdesi, bankalarının bu alanların her birini finanse etmek için kısa vadeli yeteneklere sahip olduğunu söylüyor.

Sürdürülebilirlik finansmanının stratejik bir yaklaşımla ele alınması gerekiyor 

Bankaların, sürdürülebilirlik finansmanıyla ilgili attıkları adımların stratejik bir yaklaşım gerektirdiğini belirten McKinsey Ortağı Atakan Hilal; “Bu süreçte bankalar sadece neyi finanse edeceklerine değil, aynı zamanda nasıl finanse edeceklerine de karar veriyor. Hızla değişen bir pazarı değerlendirmek için çevik bir yaklaşıma duydukları ihtiyaç her geçen gün artıyor. Mevcut müşteri tabanları, kurumsal olarak güçlü yanları ve coğrafi ayak izi gibi faktörlere dayalı olarak erişmek istedikleri değer havuzlarına öncelik verirken duruşlarını ayarlamaları gerekiyor” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi

SUWEN operasyonel dayanıklılığını korudu İlk çeyrek brüt karda %5.2’lik artış

Published

on

Çok kategorili perakende yaklaşımıyla kadın iç giyim, ev giyim, plaj giyim ve çorap alanlarında faaliyet gösteren SUWEN; 9 ülke, 66 şehir ve 212 mağazalık güçlü mağaza ağıyla büyümesini sürdürürken, 2026 ilk çeyrek finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden duyurdu.

SUWEN’in enflasyon muhasebesine göre düzenlenmiş finansal sonuçlarına göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde cirosu 1.264 milyon TL seviyesinde gerçekleşirken, geçen yılın aynı dönemine göre sınırlı bir daralma kaydedildi. Buna karşın brüt kâr %5,2 artışla 613 milyon TL’ye yükseldi.

Brüt kâr marjı, etkin ürün ve fiyatlama yönetimi, kampanya disiplininin korunması ve stok yönetimi sayesinde geçen yılın aynı dönemindeki %45,0 seviyesinden %48,5’e yükselerek 3,5 puan iyileşti. Bu performans, zorlu makroekonomik koşullara ve tüketici talebindeki baskıya rağmen şirketin kârlılık odağını koruduğunu gösterdi.

SUWEN’in 2026 yılının ilk çeyreğinde faiz, amortisman ve vergi öncesi karı (FAVÖK) 84 milyon TL olarak gerçekleşirken, FAVÖK marjı %6,6 seviyesinde korundu. Böylece şirket, reel hasılat baskısına rağmen operasyonel kârlılık marjını geçen yılın aynı dönemiyle paralel seviyede tutmayı başardı.

SUWEN Genel Müdürü Ali Bolluk, 2026 ilk çeyrek finansal sonuçlarıyla ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

“Zorlu bir yıla girdiğimizin bilincinde olarak hareket ettik. Global gelişmelerin etkilediği makroekonomik sonuçlar, tüketici talebindeki sezonsal daralma, finansman giderleri, parasal pozisyon etkileri ve enflasyon muhasebesi kaynaklı etkiler nedeniyle net sonucumuz negatif bölgede kalsa da operasyonel tarafta brüt kâr marjındaki iyileşme ve FAVÖK marjının korunması, şirketimizin kârlılık ve verimlilik odaklı yönetim anlayışının sürdüğüne işaret ediyor. 2026 yılının devamında seçici büyüme, stok disiplini, brüt marj yönetimi ve operasyonel gider kontrolüne odaklanarak sürdürülebilir kârlılığı güçlendirmeyi hedefliyoruz.”

Continue Reading

Ekonomi

Suwen’in İstihdamModeliEkonomideKadınGücünüBüyütüyor

Published

on

Çalışanlarının yaklaşık %90’ı kadın olan Suwen’de kadın yönetici oranı %83,85’e ulaşıyor. Kadın istihdamını odağına alan marka, fırsat eşitliğine dayalı yönetim yapısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde bir tablo ortaya koyuyor.

Kadınların iş gücüne katılımının artırılması, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi açısından kritik bir rol oynuyor. Üretimden perakendeye, hizmetten yönetim kademelerine kadar kadın emeğinin güçlü şekilde temsil edilmesi yalnızca kurumların performansını değil, toplumsal kalkınmayı da doğrudan etkiliyor.

Kadın istihdamını odağına alan iş modeliyle faaliyet gösteren Suwen, güçlü kadın çalışan yapısı ve fırsat eşitliğine dayalı yönetim anlayışıyla dikkat çekiyor.

Kadınlarla birlikte büyüyen kurum kültürü

Bir kadın markası olarak konumlanan Suwen, organizasyon yapısında da bu kimliği net biçimde yansıtıyor. 2025 yılsonu itibarıyla toplam 1.162 çalışana sahip olan şirketin 1.048 çalışanı kadınlardan oluşuyor. Bu tablo, çalışanların yaklaşık %90’ının kadın olduğu güçlü bir istihdam yapısına işaret ediyor.

Kadınlara yönelik ürün geliştiren bir marka olmanın ötesine geçen Suwen, kadınlarla birlikte büyüyen bir kurum kültürü inşa ederek kadın emeğini kurumsal yapısının merkezine yerleştiriyor.

Kadın yönetici oranı %83,85’e ulaşıyor

Kadın istihdamını yalnızca operasyonel kadrolarla sınırlamayan Suwen, yönetim kademelerinde de dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

2025 yıl sonu itibarıyla 322 yöneticinin görev yaptığı şirkette 270 kadın yönetici bulunuyor. %83,85’lik kadın yönetici oranı Türkiye ortalamalarının oldukça üzerinde bir seviyeye karşılık geliyor ve markanın fırsat eşitliğine dayalı yönetim anlayışını güçlü verilerle ortaya koyuyor.

Yönetim Kurulu seviyesinde de benzer bir yaklaşım sürdürülüyor. Toplam 7 Yönetim Kurulu üyesinin 2’si kadınlardan oluşuyor ve bu da %28,57’lik bir kadın temsiline işaret ediyor.

Yeni işe alımlarda kadın oranı %95,73

Kadın istihdamının sürdürülebilirliği, yalnızca mevcut oranlarla değil kariyer gelişimi ve yeni işe alımlarla da destekleniyor.

2025 yıl sonu itibarıyla STEM rollerindeki kadın çalışan oranı %44,12 seviyesine ulaşırken, aynı dönemde terfi eden kadın çalışan oranı %7,35 olarak gerçekleşti. Son üç aylık verilere göre yeni işe alınan çalışanların %95,73’ünü kadınlar oluşturuyor. Bu güçlü oran, Suwen’in kadın istihdamını stratejik bir öncelik olarak ele aldığını ortaya koyuyor.

Suwen Genel Müdür Yardımcısı Ferda Sümer Arslan konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Suwen olarak kadın istihdamını yalnızca bir sosyal sorumluluk başlığı olarak değil, kurumsal kimliğimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. 1.162 kişilik organizasyonumuzun 1.048’inin kadınlardan oluşması ve yöneticilerimizin %83’ünden fazlasının kadın olması bizim için son derece kıymetli. Kadınların yalnızca iş gücüne katılımını değil, karar alma mekanizmalarında güçlü şekilde yer almalarını da destekliyoruz. Kadın emeğinin güçlenmesinin ülke ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine doğrudan katkı sağladığına inanıyoruz.”

Kadınların üretimde, hizmette ve yönetimde daha güçlü temsil edilmesi; ekonomik verimlilikten inovasyona kadar birçok alanda kurumlara önemli avantajlar sağlıyor. Suwen, kadın gücünü destekleyen istihdam modeliyle yalnızca sektörel başarıyı değil, toplumsal kalkınmayı da birlikte hedefleyen bir büyüme yaklaşımı benimsiyor.

Continue Reading

Ekonomi

0xScope yapay zekaanalizleri Fed faiz kararının Bitcoin üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor

Published

on

Fed’in son faiz indiriminin ardından, kripto piyasaları yeniden canlandı ve dijital varlık alanında iyimserliği ateşledi. 0xScope ekibi, Scopechat tarafından sağlanan kapsamlı yapay zeka odaklı analizleri kullanarak Bitcoin’in en son ekonomik gelişmelere nasıl tepki verdiğini araştırdı. Yapılan analizler, her bir kripto paranın mevcut durumunun yanı sıra yatırımcıların hızla gelişen bu piyasada dikkat etmesi gereken yeni trendler hakkında da değerli perspektifler sundu.

Araştırma, Fed’in faiz oranlarında yaptığı son beş düzenlemeye odaklanarak pandemi öncesi, pandemi sonrası ve daha yakın dönemler de dahil olmak üzere birçok zaman dilimini kapsadı. Önceki oran değişikliklerinin Bitcoin’in performansını nasıl etkilediğini inceleyen analiz, bazı ilgi çekici modeller ortaya koydu. Veriler özellikle, uzun bir faiz artırımı döneminden sonra, ilk faiz indirimine genellikle Bitcoin fiyatında önemli bir yukarı yönlü hareketin eşlik ettiğini gösteriyor.

Bu konuda öne çıkan örneklerden biri, Bitcoin fiyatının %5 oranında arttığı 31 Temmuz 2019 tarihli 50 baz puanlık faiz indirimi. Bu örnek, kripto para piyasasının para politikasındaki değişimlere olan duyarlılığını yansıtıyor ve mevcut makroekonomik ortamda bu ilişkileri anlamanın öneminin altını çiziyor.

0xScope CEO’su PhillipTorres son faiz indirimi hakkında, “Piyasanın bu faiz indirimine ihtiyacı olduğu açıktı ve çoğumuz bu noktada hemfikirdik. Ancak görüşlerin ayrıştığı nokta, indirimin 25 mi yoksa 50 baz puan mı olması gerektiğiydi ve esas enflasyon yavaşlamaya devam ettiği için zamanlamanın daha erken mi yoksa daha geç mi olması gerektiğiydi.” yorumlarını yaptı.

Piyasanın kısa vadede olumlu tepki vererek faiz indirimini bir iyimserlik işareti olarak benimsediğini, ancak altta yatan uzun vadeli zorlukların çözülmemiş olduğunu açıkladı. Torres açıklamasında, “Piyasa bu iyi haberi olumlu karşıladı ve anlık kazanımlar elde etti, ancak yüzeyin altında hala devam eden yapısal sorunları da göz önünde bulundurmalıyız. Yine de ileriye bakarsanız gelecek umut vaat ediyor, daha parlak fırsatlar için her zaman potansiyel var.” ifadelerini kullandı.

0xScope ekibinin Scopechat’in yapay zeka destekli analizleriyle desteklenen çalışması, Bitcoin ve diğer önde gelen kripto para birimlerinin son faiz indirimine nasıl tepki verdiğini izlemeye devam ediyor ve piyasadaki bu dalgalanmaları yönlendirmek isteyen yatırımcılara değerli bilgiler sunuyor.

İşte Scopechat’in son Fed faiz oranı değişikliğinin Bitcoin’in piyasa temelleri üzerindeki etkisine ilişkin en son verileri:

 

 

  1. Fed Fon Oranının 18 Eylül’de 50 baz puan (bps) düşürülmesi sırasında Bitcoin %2,40 artışla 60.314 $’dan 61.760 $’a yükseldi.
  2. Oldukça kayda değer bir veri olarak, uzun bir faiz artırımı döneminin ardından ilk faiz indiriminin genellikle Bitcoin fiyatında önemli bir artışla ilişkili olduğu görülmektedir. Son faiz indirimi sırasında ve 30-31 Temmuz 2019’da 25 baz puanlık bir indirimin ardından Bitcoin’in %5,81 oranında yükseldiği benzer bir örnekte de durum tam olarak buydu.
  3. Faiz indiriminin BTC vadeli işlem piyasalarının açık faizi üzerinde önemli bir etkisi olmadı. Hatta açık faiz 30 milyar dolardan 35 milyar dolara hafif bir artış gösterdi.
  4. Birçok büyük kurum, faiz indiriminden önce Bitcoin işlemlerinden fayda sağladı. MicroStrategy yakın zamanda indirimden önce 18 bin dolar BTC satın aldı ve bu işlem şirket için yaklaşık 55 milyon dolar karla sonuçlandı.
  5. Bitcoin bakiyesi olan adreslerin sayısı 12.691 milyondan 12.677 milyona düştü. Bu durum, adres sahiplerinin birden fazla adresteki küçük bakiyeleri birleştirmesinin bir sonucu olabilir.
  6. Kâr eden Bitcoin adreslerinin yüzdesi 8 Eylül 2024 itibariyle %78’den bugün itibariyle %90,7’ye yükselmiştir. Bağlam açısından, 0xScope, Bitcoin varlıklarının mevcut fiyatı Bitcoin alımlarının hesaplanan ortalama maliyetinin üzerindeyse bir adresi kârlı olarak etiketliyor.

 

0xScope Hakkında

200’den fazla global partneri ve 1 milyondan fazla kullanıcısı ile 0xScope‘un güçlü bir veri katmanı oluşturma taahhüdü, yapay zekanın Web3’e entegrasyonuna öncülük etmeye yardımcı olmaktadır. 9,5 milyondan fazla token, 29.764 proje ve 298 milyon etiketten oluşan en kapsamlı Web3 veri tabanı ile 0xScope, yapay zeka odaklı yeniliklerde sektöre öncülük etmeye devam etmektedir.

Daha fazla bilgi için lütfen 0xScope’u ziyaret edebilirsiniz:

0xScope topluluğumuza katılarak en son tekliflerden haberdar olabilirsiniz:

Twitter:

Telegram:

 

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri