Connect with us

Sağlık

Uyutmayan Ve İlaçla Geçmeyen Kemik Ağrılarını Hafife Almayın!

Published

on

Uyutmayan Ve İlaçla Geçmeyen Kemik Ağrılarını Hafife Almayın!

Kemik ağrıları her insanın hayatında bir veya birkaç defa başına gelen ve çoğu zaman önemsenmeyen rahatsızlıklardır.

 

Özellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde giderek artan, istirahat etmekle ya da ilaç içmekle geçmeyen, gece uykudan uyandıran ağrılarda mutlaka daha dikkatli olunması uyarısında bulunan Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Koray Başdelioğlu, bu ağrıların büyüme ağrıları ile karıştırılabileceği ve bu nedenle tanı koymada geç kalınabileceğini de vurguladı. Kemiği oluşturan hücrelerde başlayan ve tıp dilinde “osteosarkom” olarak adlandırılan kötü huylu kemik kanserleri çoğunlukla 10-14 yaş arası ve 65 yaş sonrası görülüyor. Uyluk ve kaval kemiğinin diz eklemini oluşturdukları kısımda görülen kötü huylu bu tümörlerin sıklıkla büyüme döneminde görüldüğüne dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Koray Başdelioğlu, bu nedenle ağrıların büyüme ağrıları ile karıştırılabildiği ve bu durumun da tanı koymada geç kalınmasına sebep olabileceğini sözlerine ekledi. Oldukça agresif seyirli bir tümör olan osteosarkom için erken tanı, uygun tedavi ve düzenli takibin çok önemli olduğunu dile getiren Doç. Dr. Koray Başdelioğlu, “herhangi bir travma olmadan gelişen, genellikle aynı bölgeyi tutan, istirahat etmekle ya da ilaç içmek ile geçmeyen bu ağrılarda zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerekir” diye konuştu.

 Uyutmayan Ve İlaçla Geçmeyen Kemik Ağrılarını Hafife Almayın!

NADİR ANCAK AGRESİF 

Ostesarkomun diğer tümörlere göre daha nadir görüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Başdelioğlu, “Tüm kanserlerin yüzde 0.2 ila yüzde 1’ini, çocukluk çağı kanserlerinin ise yüzde 2.4’ünü oluşturuyor. Görülme sıklığı yılda milyonda 4-6 oranında gerçekleşiyor. Nadir görülmesine karşın ostesarkomun agresif seyirli ve metastaz yapma eğilimleri yüksektir. Öte yandan yüzde 20-25 hastada radyolojik olarak ortaya konulabilen metastaz bulunuyor. En sık akciğerlere (%80) metastaz yapar. İkinci en sık metastaz yaptığı yer ise başka kemik bölgeleridir.”

GENETİK YATKINLIK ÖNEMLİ 

Osteosarkomun oluşumundaki etkenlerinin henüz net olarak bilinmemekle birlikte belli başlı bazı risk faktörlerinin hastalıkla bağlantısı olduğu düşünülüyor. Tanımlanmış genetik faktörlerin, risk faktörleri içinde yer aldığını söyleyen Doç. Dr. Koray Başdelioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Retinablastom ve p53 tümör supresör genlerin osteosarkom oluşumunda etkili olduğu ortaya kondu. Ayrıca Li-Fraumeni, Rothmund Thomson, Bloom ve Werner sendromlarında osteosarkom görülme riski artmaktadır. Ayrıca özellikle sekonder osteosarkomda olmak üzere Page hastalığı, kondrosarkom ve daha önce uygulanan radyoterapi gibi etkenler de osteosarkom gelişimine sebep olabilmektedir.”

 “KEMİK TÜMÖRLERİ FARK EDİLİLEBİLİR BOYUTA GELENE KADAR BELİRTİ VERMEYEBİLİYOR

Genetik faktörlerin dışında cinsiyet, ırk ve etnik yapı farklarının da önemli risk faktörleri arasında bulunduğuna değinen Doç. Dr. Başdelioğlu, osteosarkomun erkeklerde kadınlara kıyasla ortalama 1.5 kat daha fazla görüldüğünü ayrıca siyahi/esmer ırklarda beyaz ırka göre daha yaygın olduğunu vurguladı. Kemiklerde görülen tümörler çoğunlukla iyi huylu olduğunu ve belirti vermediklerinden sıklıkla başka nedenlerle çekilen röntgen, MR veya tomografi incelemelerinde tesadüfen tespit edilebildiğini ifade eden Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Koray Başdelioğlu, “Osteosarkomun tanısı hastanın klinik öyküsü, fizik muayenesi ve gerekli radyolojik tetkiklerin değerlendirilmesi ile konur. Radyolojik tetkik olarak ilk planda röntgenler değerlendirilir. Röntgenler tanı için oldukça yararlıdır. Ayrıca tüm kemiği de içine alacak şekilde kontrastlı MR tetkiki tümörün yayılımı, çevre yumuşak doku, damar ve sinir yapıları ile ilişkilerinin değerlendirilmesi ve skip metastazların (aynı kemik içinde farklı bölgeye yayılma) olup olmadığının değerlendirilmesi açısından gereklidir. Akciğer yayılımının olup olmadığının ortaya konulması için toraks tomografisi ve tüm vücut kemik taraması yapılır” dedi.

TEDAVİDE SON YILLARDA YÜZ GÜLDÜRÜCÜ SONUÇLAR ALINABİLİYOR

Osteosarkom tedavisinde son yıllarda çok büyük gelişmeler kaydedildiğinin altını çizen Doç. Dr. Başdelioğlu, “Gerekli tetkiklerin incelenmesi ve biyopsi ile tanının kesinleştirilmesinden sonra tedavi ortopedik onkoloji, onkoloji, radyoloji, radyasyon onkolojisi ve patoloji bölümlerinin multidisipliner çalışmayla bir araya geldiği tümör konseylerinde değerlendirilir” diye konuştu. Tedavinin cerrahi öncesi kemoterapi, cerrahi ve cerrahi sonrası kemoterapi olmak üzere üç aşamalı bir yöntemle yapıldığına değinen Doç. Dr. Başdelioğlu, “Yakın geçmişe kadar tek tedavi, cerrahi yolla tümörlü uzvun alınması yani ampütasyondu. Ancak günümüzde cerrahi için mümkün olan her durumda uzuv koruyucu cerrahi tedavi uygulanıyor. Cerrahi öncesi kemoterapi uygulanması sonrası uzvu koruma oranları %90’ların üstündedir. Kanser daha önce yapılan biyopsi yolu da dâhil olmak üzere, hiç tümör dokusu görülmeden ve tümörün içine girilmeden çevresinde belli bir miktar temiz doku olacak şekilde tek parça halinde çıkarılır. Oluşan defekt ise tümör lokalizasyonu ve hastanın değerlendirilmesi neticesinde biyolojik olan ve biyolojik olmayan yöntemlerle rekonstrükte edilir. Böylelikle 5-10 yıllık sağ kalım oranları cerrahi öncesi ve sonrası kombine kemoterapi alan hastalarda geçmişe oranla yüz güldürücü oranlara ulaştı” dedi.

BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri