Connect with us

Sağlık

“Tütüne Değil Gıdaya İhtiyacımız Var!”

Published

on

Türk TORAKS Derneği, 31 Mayıs Tütünsüz Bir Dünya Günü nedeniyle yayımladığı açıklamada, “Her yıl 8 milyondan fazla insanın tütün nedeniyle hayatını kaybettiğinin altını çizerek, ‘Tütüne değil gıdaya ihtiyacımız var’ vurgusunda bulundu. Türk TORAKS Derneği ayrıca dünyayı bekleyen tehlikelere dikkat çekerek, tütün üreticilerinin yeni hedeflerinin kenevir kullanımını yaygınlaştırmak olduğuna işaret etti. Türk TORAKS Derneği Merkez Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Doç. Dr. Aslı Görek Dilektaşlı, tütün üreticilerinin yeni hedefinin kenevir kullanımını yaygınlaştırmak olduğuna vurguda bulundu. 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’nde, hem tütünün insan sağlığı üzerindeki etkilerine hem de çevresel zararlarına değinen Türk TORAKS Derneği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu Sekreteri Doç. Dr. Fatma Arslan ise “Tütüne Değil Gıdaya İhtiyacımız Var” dedi. 

Her Yıl 8 Milyondan Fazla İnsan Ölüyor!

Dünyada her yıl 8 milyondan fazla insanın tütün kullanımı nedeniyle hayatını kaybettiğini açıklayan Türk TORAKS Derneği, “Ölümlerin büyük çoğunluğu ise yoğun tütün endüstrisi müdahalesi ve pazarlamasının hedefi olan düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geliyor. İçerdiği nikotin nedeniyle bağımlılık yapan tütün kullanımı, kardiyovasküler, solunum yolu hastalıkları ve çok sayıda kanser türü için önemli bir risk faktörü. Tütün sadece kullananların sağlığına zarar vermekle kalmıyor, tütün yetiştiriciliği de doğaya, yetiştiren çiftçilere zarar veriyor. Tütün kullanımını bırakmak sadece sigara içenlerin sağlığına değil doğaya ve birçok insana da faydalı” dedi. 

türk toraks

Tütün Üreticilerinin Yeni Hedefi: Kenevir Kullanımını Yaygınlaştırmak

Doç. Dr. Aslı Görek Dilektaşlı tütün üreticisi olan büyük firmaların tıbbi kenevir üretimi yapan firmayı satın aldığını ve amaçlarının uzun vadede esrar kullanımının yaygınlaştırmak olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi: “Esrar ya da marijuana gibi isimler ile de bilinen kenevir de tütün gibi bağımlılık, hastalık, sakatlık yapan bir bitkidir. Ülkemizde Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Nisan 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanmıştır ve bu kanunda Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) ilaç üretimi amaçlı kenevir yetiştiriciliği ve/veya işlenmesi görevi verildiği belirtilmiştir. TMO, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanacak yönetmelik çerçevesinde kenevir yetiştiriciliğini kendisinin yapabileceği gibi gerektiğinde gerçek veya tüzel kişilere de yaptırabileceğini açıklamıştır. Ancak bu durum biz sağlıkçıları kaygılandırmaktadır. Çünkü şu anda keyif için esrar satılan ülkelere de bu ürün ilk olarak tıbbi gerekçelerle sokulmuştur. Ayrıca dört büyük sigara firmasının tıbbi marihuana firmasını satın aldığı ve bir sigara firması yöneticisinin ‘Kenevir şirketin geleceği ama şimdilik tütün ve nikotin alternatifleriyle zarar azaltma uygulaması yapıp ürün değişikliği sağlıyoruz’ dediği bilinmektedir. Asıl amaçlarının ülkelerde kullanımını arttırarak serbest kullanım için kamuoyu yaratmak olabileceği düşünüyoruz.”

Verimli Topraklar Tütün Üretimi ile Kaybediliyor

Doç. Dr. Fatma Arslan ise pandemi ile başlayan küresel iklim değişikliği ile artan gıda krizinin tütün yetiştiriciliği ile körüklendiğine dikkat çekti. Doç. Dr. Arslan, “Tütün yetiştiriciliği ve üretimi uzun vadeli, küresel ekolojik zararlara yol açarak, tarımın ve gıda güvenliğinin geleceğini tehlikeye atmaya devam ediyor. Zaten yetersiz olan ekilebilir arazi ve su, tütün üretimi için kullanılıyor. Binlerce hektarlık ağaç, tütün üretimi için alan yaratmak ve tütün yapraklarını ısıl işlemden geçirmek için yakıt olarak kullanılmak amacıyla sürekli olarak yok ediliyor. Böylece verimli topraklar elimizden gidiyor ve çok ihtiyaç duyulan gıda mahsullerini yetiştirmek için kullanılamıyor” dedi. 

Hep Birlikte Sağlıklı Bir Gelecek İçin Yerimizi Alalım

Doç. Dr. Arslan 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’nde bu yıl ‘Tütüne Değil Gıdaya İhtiyacımız Var’ sloganı ile yola çıkıldığını belirterek sözlerini şöyle noktaladı: “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’nde tütün yerine sürdürülebilir gıda ürünleri yetiştirmeye odaklanan ‘Tütüne Değil Gıdaya İhtiyacımız Var’ hareketinin öncülüğünü yapıyor. ‘Tütüne Değil Gıdaya İhtiyacımız Var’ kampanyası ile hükümetlerin tütün yetiştiriciliğine yönelik maddi desteğinin sona erdirilmesi ve tasarrufların gıda güvenliğini ve beslenmeyi iyileştiren ürün ikame programları için kullanılmasının teşvik edilmesi amaçlanıyor. Kampanya ile aynı zamanda tütün endüstrisinin tütün üretimini sürdürülebilir mahsullerle ikame etme girişimlerine nasıl müdahale ettiği ve böylece küresel gıda krizine nasıl katkıda bulunduğu konusunda farkındalık yaratılıyor. Tütün üretimi ve ekiminin önemli olduğu birçok ülkede, geçim sorunu genellikle güçlü tütün kontrol önlemlerinin uygulanmasının önünde bir engel olarak karşımıza çıkıyor. Bu küresel kampanya, tütün çiftçileri için alternatif mahsul üretimi ve pazarlama fırsatları hakkında farkındalık yaratmayı ve onları sürdürülebilir, besleyici ürünler yetiştirmeye teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu mahsuller, ailelerini ve küresel ölçekte milyonlarca insanı besleyecek, tütün yetiştirmenin borca dayalı kısır döngüsünden kurtulmalarına yardımcı olacak ve genel olarak daha sağlıklı bir çevreyi destekleyecektir. Kampanya aynı zamanda hükümetleri uygun politikalar, stratejiler geliştirmede ve tütün yetiştiren çiftçilerin gıda ürünleri yetiştirmeye geçmesi için pazar koşullarını sağlamayı da destekleyecektir. 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’nde hep birlikte sağlıklı gelecek için yerimizi alalım ve ‘Tütüne Değil Gıdaya İhtiyacımız Var’ olduğu gerçeğini hatırlayalım.” (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri