Sağlık
Türkiye’den Göç Eden Hekimler ‘Neden Gittiklerini’ Anlatıyor!
Her birinin bir hikayesi var… Kalan hekimlerin, göç eden hekimlerin… Türkiye’de en saygın meslekler arasında ilk sırada yer alan hekimlik mesleğini belki kendi istekleriyle belki de ailelerinin isteğiyle tercih ettiler… Tıp fakültesini kazanmak için akıttıkları alın teri, mezun olmak için gecelerinin gündüzlerine karışması, mezun olduktan sonra bu kez uzmanlık alabilmek için TUS sınavı için sabahlamaları… Tıpta uzmanlık sınavında başarı gösterdikten sonra başlayan asistanlık günleriyle doktorluk mesleğine atılan ilk adım, ilk heyecanlar, yoğun geçen nöbetler… Ve şimdi Türkiye’de göç sözlüğüne girmiş bir terim var: Hekim Göçü… Tarihi çok eskiye dayanan bir göç bu aslında ama şimdilerde Avrupa’nın yolunu tutan hekimlerin sayısı her geçen gün daha da arttığından, hem literatürde yerini alıyor ‘Hekim Göçü’ olgusu hem de istatistikleri özenle tutuluyor ve yakından takip ediliyor.
TTB: Yılın İlk 3 Ayında 700’ü Aşkın Başvuru
Türk Tabipler Birliği (TTB) geçtiğimiz mart ayında ‘Hekim Göçü’ açıklamasında bulunarak, TTB ve tabip odaları, yurt dışına çıkmak için alınan iyi hal belgelerinin rakamlarını açıkladı. Açıklamada, 2023 yılının ilk 3 ayında 700 hekimin yurt dışına gitmek için iyi hal belgesi başvurusunda bulunduğu belirtildi. 2022 yılı ilk üç ayında ise 567 hekimin iyi hal belgesi başvurusunda bulunduğu belirtildi. Bu yılın ilk üç ayında; İstanbul’dan 272, Ankara’dan 82 ve İzmir’den 46 hekim iyi hal belgesi için başvurdu. Yılın ilk üç ayındaki 700 başvurunun 400’ü üç büyük kentten yapıldı. 2022 yılında 3 bine yakın hekim yurt dışına göçtü, 2023 yılında bu sayının artacağı tahmin ediliyor.
Hekim Oldular ve Hikaye Değişti
Evet, Türkiye’de tıp okuyan her bir doktorun ayrı bir hikayesi var… Anadolu’da hemen hemen her aile, çocuğu doktor çıksın diye dua eder, dilekleri gerçekleşince de şükür çekerdi… Şimdi Anadolu’da ayrı bir hikaye yazılıyor, çiziliyor. O aileler okutup doktor çıkardıkları çocuklarını ya bir şiddet hikayesiyle ebediyete uğurluyor ya da yurt dışına gönderiyor. Her türlü bir acı gurbet ve hasret havası esiyor.
Bilim Sağlık Haber Ajansı (BSHA) ‘Türkiye’den Göç Eden Hekimler Anlatıyor’ haber dosyasında yurt dışına giden ve yurt dışına gitmek için hazırlık yapan hekimlerle görüştü. Yurt dışında bulunan hekimlerden bazıları artık Türkiye’de bulunmamalarına rağmen röportaj talebimizi kibarca reddetti… Sadece birinin hikayesi, aslında hepsininkiyle benzer ve gerekçeleri çok haklı…

Köy İlkolundan Tıp Fakültesine Uzanan Bir Yol
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Eşref Encan, 1973 yılında Ankara’nın Polatlı İlçesi’nin İnler Köyü’nde doğmuş. Orta halli bir ailenin, üç oğlan çocuğundan ikincisi. İlkokulu köy okulunda okuyan Dr. Encan, ortaokul ve lise eğitimi için köyden şehre gelerek eğitim hayatına devam etmiş. Ailenin tek okuyan çocuğu olan Dr. Encan, tıp fakültesini kazanmayı daha çok erken yaşlarda aklına koymuş, girdiği bir dershane sınavında birincilik alınca ücretsiz kurs hakkı kazanmış ve yarım dönem dershaneye giderek Hacettepe Tıp Fakültesi’ni kazanmış. Hikaye böyle başlıyor, beyaz önlüğü giyince mutlu sona ulaşılıyor ama bir şeyler değişiyor…
“Geçici Görev Yolluğumu Bağışlamadığım İçin Sürüldüm”
Op. Dr. Mehmet Eşref Encan ilk atandığı yıllardan başlayarak şunları söyledi: “Ankara’nın Polatlı İlçesi’nin İnler Köyü’nde Kürt bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. İlk, orta ve lise öğrenimimi Polatlı’da tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım ve mezun oldum. Şu an 50 yaşındayım. Bekârım, hiç evlenmedim. Çocuğum yok. Anadilim Kürtçe dışında Türkçe ve İngilizce biliyorum. 1 yıl önce Almanya’ya göç ettim ve şimdi de Almanca öğreniyorum. Meslekte ilk atamam 1999 yılında gerçekleşti. Pratisyen hekim olarak Tunceli Merkez 3 Nolu Sağlık Ocağı’na atandım. Fakat gittiğimde öyle bir kurumun olmadığını öğrendim. Tunceli Merkez 1 Nolu Sağlık Ocağı’nda göreve başlattıldım. İki hafta sonra da görev yerim değiştirildi. Mazgirt İlçesi Sağlık Merkezi’ne gönderildim. O yıllarda bölgede OHAL ve gece sokağa çıkma yasağı vardı. Memur olduğumuz için de şehirden dışarı bir adım atamıyorduk. 3 ay sonra geçici görevim bitti ve Tunceli Merkez Sağlık Ocağı’na geri döndüm. Geçici görev yolluğumu sağlık müdürlüğüne bağışlamadığım için 1 hafta sonra Tunceli İli Ovacık İlçesi’ne sürgüne gönderildim. 1,5 yıl orada çalıştım. Ardından Bolu-Düzce depremi olunca deprem bölgesine atama istedim. Bolu Gerede Devlet Hastanesi’nde çalışırken belki etnik kimliğim, belki de bekâr olduğum için (gülüyor) Yeniçağa İlçesi’ne 3 aylığına görevlendirildim. Bu nedenle tekrar atama isteyerek Ankara Haymana Devlet Hastanesi’ne tayinimi aldırdım. 1 yıl sonra da askere gittim.”
Asistan Hekimken Mobbing Nedeniyle İstifa Ettim
Askerlik dönüşü Tıpta Uzmanlık Sınavı’na giren ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji anabilim dalını kazanan Dr. Encan, “Asistan hekimliğin ağır çalışma koşullarının yanında yine etnik kimliğimden ötürü sık sık mobbinge uğradım ve 1 yıl sonra istifa ettim. İstifa sonrası İstanbul’da çeşitli özel hastanelerde çalıştım. 2012 yılında çıkan af ile bu kez Yeditepe Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nda asistan hekim olarak çalışmaya başladım. Bu süreçte de yine Kürt kimliğimden dolayı sık sık mobinge uğradım ve 2015 yılında Ünönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’na yatay geçiş yaptım” dedi.
15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimi Sonrası Açığa Alındım
1999 yılından 2016 yılına kadar uzanan süreçte mesleki anlamda birçok zorluklarla karşılaşan Encan şöyle devam ediyor hikayesini anlatmaya: “15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası sosyal medya paylaşımım nedeniyle açığa alındım ve Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandım. Beraat etmeme rağmen İnönü Üniversitesi, göreve başlamamı geciktirdi. 2 yıl yurt dışı yasağım devam etti. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı olduktan sonra Kars Kağızman Devlet Hastanesi’ne atamam oldu. Peşinden hastaneye açığa alındığıma dair evrak gönderildi. Başhekim ve hastane müdürü tarafından tehdit edildim ve mobbinge uğradım. Ardından Muğla Yatağan Devlet Hastanesi’ne atamam oldu. Orada da aynı durumla karşılaştım. Sonra Kars Kafkas Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilimdalı’na başvurarak öğretim görevlisi oldum. Orada 2 yıl çalıştım yine etnik kökenimden dolayı sorunlar yaşamaya başlayınca 2022 yılında artık Almanya’ya gitmeye karar verdim.”

Neden Mi Gittim?
“2016 yılından sonra Türkiye’de her çalıştığım kurumda açığa alındığımı gösteren hizmet belgesi gönderildi. Beraat etmeme rağmen, kurum amirleri tarafından sürekli mobbinge uğradım. Hukuk tanımayan, keyfi hareket eden bu kişilerle daha fazla çalışmamın artık mümkün olmadığını anladım” diyerek Türkiye’den Almanya’ya neden gittiğini açıklayan Op. Dr. Eşref Encan, “Hekimlerin çalışma koşulları ve özlük hakları her gün daha kötüye gidiyordu. 5 dakikada bir hasta bakmamız, mesai dışı çalışmamız isteniyordu. Kışkırtılmış sağlık politikası sonucu artan hekime şiddet vakaları artık her gün oluyordu. Yoğun bakımı ve konsültan hekimi olmayan yetersiz hastanelerde, yetersiz ekiplerle; skopi teknisyeni, ekartasyon hemşiresi eksiklikleri gibi, yetersiz malzeme; sütur, matkap, vida, protez vb malzemeler gibi, ile her türlü ameliyatı yapmamız isteniyordu. Ekonomik olarak artık 100 yıl bile çalışsak ne araba ne de ev alabilirdik. Bütün bu nedenler bir araya geldiğinde artık yaşanılamaz bir meslek ve yaşanılamaz bir ülke gerçekliği ile karşı karşıya kaldım. Benden önce Almanya’ya gitmiş olan hekim arkadaşlarım ile görüştüm ve neden daha önce yurt dışına gitmedim diye düşündüm” diye konuştu.
Daha Gelecekler Var, Yeniden Bir Arada Olma Hayalindeyiz!
Bir yıldır Almanya’da olan Dr. Encan son olarak şunları anlattı: “Şimdi Almanca dil kursuna gidiyorum. Ben Almanya’ya geldikten sonra en az bir, iki arkadaşım Almanya’ya gelmek için benimle iletişime geçti. Bu arkadaşlarımın hepsi cerrah ve şu an Türkiye’de Almanca öğreniyorlar. Onlarla Almanya’da buluşup, birlikte yeniden çalışmanın hayalini kuruyorum. Bizim için hayat burada güzel. Almanya’da mobbing yok, ağır çalışma koşulları yok, ırkçılık yok, ekonomik olarak orta sınıf üstü bir hayatınız olabiliyor. Sadece geride bıraktığınız ailenizin ve dostlarınızın özlemi buruk oluyor. Ailemiz ve dostlarımızı Almanya’da da ağırlayabiliriz. Bir hekim daha ne isteyebilir ki?” (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)
OKURA NOT: “Türkiye’den Göç Eden Hekimler ‘Neden Gittiklerini’ Anlatıyor!” BAŞLIKLI HABERİMİZDE YER ALAN DİĞER RÖPORTAJLAR HER HAFTA ÇARŞAMBA GÜNLERİ BSHA’DA… OKUMAYI UNUTMAYIN!
Sağlık
Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?
Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.
İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.
Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.
“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”
Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.
Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.
Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:
- Miyop görme kusuru
- Astigmat problemi
Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.
Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:
- Göz numarasının stabil olması
- Kornea kalınlığının yeterli olması
- Genel göz sağlığının uygun olması
Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.
https://venividigoz.com/smile-lazer
Sağlık
Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.
“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.
“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”
“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:
“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”
“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”
Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.
Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı.
“Rekabet siyasetin doğasında var”
Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı.
En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.
“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”
“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”
Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Sports9 yıl agoSteph Curry finally got the contract he deserves from the Warriors
