Sağlık
Sanko Üniversitesi Hastanesi'nde İlk Canlı Vericili Karaciğer Nakli: Oğlundan Babasına İkinci Bir Yaşam Şansıhaberi
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde ilk canlı vericili karaciğer nakli yapıldı.
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde ilk canlı vericili karaciğer nakli yapıldı. Gaziantep’te yaşayan Ramazan Karahan (42), babası Mahmut Karahan’a (72), SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi tarafından (transplANTEPSANKO) yapılan başarılı bir ameliyatla karaciğerinin bir parçasını vererek umut oldu.
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı karaciğer nakliyle sağlığına kavuşan baba Mahmut Karahan ve oğlu Ramazan Karahan, doktorları ile düzenlenen basın toplantısında mutluluklarını dile getirdi.
Rektör Prof. Dr. Güner Dağlı, toplantıda yaptığı konuşmada, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nin hem bölge hem de Gaziantep için önemli hizmetler sunduğunu belirterek, başarılı nakil sonrasında hastalarını sağlıklı bir şekilde taburcu etmenin mutluluğunu hep birlikte yaşadıklarını söyledi.
Yakın zamanda daha güzel müjdeler vereceklerini açıklayan Prof. Dr. Dağlı, “Kemik iliği nakliyle ilgili de hazırlıklarımızı tamamladık. Yakın zamanda onun müjdesini de vereceğimizi tahmin ediyorum ama kızılelmamız kalp ve akciğer naklidir. Bu daha uzun vadeli bununla ilgili çalışmalarımız var ama biraz daha zamana ihtiyacımız bulunuyor” dedi.
KARACİĞER ALICIMIZI VE VERİCİMİZİ SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE TABURCU ETTİK
Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi / Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel ise hasta Mahmut Karahan’ın son dönem karaciğer yetmezliğine bağlı gelişen bilinç bozukluğu tablosuyla SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvurduğunu, genel durumu düzeldikten sonra karaciğer nakli hazırlıklarına başladıklarını aktardı.
Hastanın oğlu Ramazan Karahan’ın karaciğerini bağışlamaya gönüllü olduğunu belirten Doç. Dr. Yüksel, süreci şöyle özetledi:
“Nakil öncesi yaptığımız değerlendirmelerde nakle engel bir durum saptanmadı. Hem alıcımız hem de vericimiz aynı anda ameliyata alındı. Ramazan beyin karaciğerinin yaklaşık yüzde 60’ını alarak, babasına naklettik. Karaciğer kendisini yenileyen bir organdır. Operasyon yedi saat sürdü. İlk ameliyatımız olduğu için yavaş gittik.
Ameliyattan sonra Gastroenteroloji, Yoğun Bakım, Radyoloji, Nefroloji Uzmanlarından oluşan ekibinin yakın takip ve ilgisiyle ilk canlı karaciğer nakil alıcı ve verici hastamızı sağlıklı ve mutlu bir şekilde taburcu ettik.”
Gaziantep’e geldikten sonra Gaziantep’in Güneydoğu Anadolu Bölgesinin sanayi kenti ve bölge ekonomisi için çok önemi olduğunu öğrendiğini anlatan Doç. Dr. Yüksel, şunları kaydetti:
“Karaciğer nakli organ naklinin en zor ameliyatlarındandır. Karaciğer nakli yapınca kendimi dünya kupası almış Messi gibi hissettim. Organ nakli ameliyatlarında daha çok cerrahlar ön plandadır. Ama cerrahlar buzdağının sadece görünen kısmı. SANKO Üniversitesi, Hastanesi ve SANKO yönetimi bu başarının birer mimarıdır.
Karaciğer naklinin hastanemizde yapılması, Gaziantep ve bölge adına çok önemlidir. Karaciğer ve böbrek nakilleri uzun süreç ve meşakkatli süreçlerden geçiyor. Hastalar ilk bir yıl içerisinde yakın merkezlere başvurmak zorunda kalıyor. Yaşadıkları yere ne kadar yakın yapılırsa tedavileri ve takipleri daha düzenli olacaktır. İnşallah daha başarılı daha güzel çalışmalarımızla hastalarımıza ve topluma yardımcı olmak istiyoruz.”
KARACİĞER NAKLİ, KARACİĞER YETMEZLİĞİNİN TEK TEDAVİSİDİR
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bölümünden Doç. Dr. Nimet Yılmaz da karaciğer naklinin, karaciğer yetmezliğinin tek tedavisi olduğunu ve hasta karaciğerin sağlam bir karaciğer ile değiştirilmesi anlamına geldiğine dikkat çekti.
Bazı kalıtsal hastalıkların, viral hepatitler, safra yolu hastalıkları, aşırı alkol ve ilaç kullanımının karaciğerde geri dönüşü olmayan bir hasara neden olup akut veya kronik karaciğer yetmezliği ile sonuçlanabildiğine işaret eden Doç. Dr. Yılmaz, tüm dünyada en sık karaciğer nakli yapılan hastalığın siroz olduğuna vurgu yaptı.
Karaciğer yetmezliği durumunda hastaların iyileşme ya da nakil olma ihtiyaçlarını belirlemeye yönelik metotlar olduğunu anlatan Doç. Dr. Yılmaz; “Hastanemizde bu metotları kullanarak hastalarımızın nakil olma zamanının gelip gelmediğini hesaplayarak, hastalarımızı bilgilendiriyoruz” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Yılmaz, 1997 yılından bu yana tüm dünyada canlı vericili karaciğer naklinin hastalar için umut olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Canlı vericili karaciğer naklinin en önemli avantajı, alıcıya ihtiyacı olduğu zaman nakil yapılabilme imkanın sağlamasıdır. Hastalar, kadavradan nakil listesinde sırasını beklemeden nakil olabilmektedir.
Ülkemizde organ bağışı oranları son derece düşük olduğundan listede bekleyen çoğu hastanın genel durumu, sıra beklerken kötüleşmekte ve bu da ameliyat sonrası erken dönem komplikasyonlara neden olabilmekte, hatta bazı hastalar sıra beklerken hayatlarını kaybetmektedir.
Karaciğer nakli ameliyatının gecikmeden doğru zamanda yapılması ve nakil sırasında hastanın genel durumunun iyi olması, iyi sonuçlar elde etmek için çok önemlidir. Hastanın genel durumu kötüleşmeden zamanında yapılan karaciğer nakillerinde yüzde 90’ın üzerinde başarı oranı vardır. Hastamız, oğlunun bağışlamış olduğu karaciğerle, yeniden yaşama tutunmuştur.”
BAŞARILI KARACİĞER NAKLİNİN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ
İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Nefroloji Bölümünden Doç. Dr. Mehtap Akdoğan ise uzun süredir organ naklinde ortaya koydukları başarıyı karaciğer naklinde de göstermenin mutluluğunu yaşadıklarını bildirdi.
Doç. Dr. Akdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Organ naklinde yaşla ilgili bir herhangi bir sorun yok. Karaciğer nakli konusunda bize başvuran hastalara yardımcı olabiliriz. Hastanemiz bu altyapıya sahip. Hastaları değerlendirip nakil yapabiliriz. Bizlere bu fırsatı sunan saygıdeğer Konukoğlu Ailesi’ne, üniversite ve hastane yönetimine teşekkür ediyoruz.”
Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Organ Nakil Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan, Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Yunus Baydilek, Radyoloji Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Şahyazıcı Sarı ve SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Koordinatörü Ayşe Bozkurt da ekip olarak başarılı bir karaciğer nakli gerçekleştirmenin gururunu yaşadıklarını ifade ettiler.
BİR BUÇUK YILDIR TEK BAŞIMA YÜRÜMEKTE ZORLANIYORDUM
Emekli makine ustası, evli ve altı çocuk babası, 72 yaşındaki Mahmut Karahan ise iki yıl yıl önce rahatsızlanarak gittiği devlet hastanesinde siroz teşhisi konulduğunu söyledi.
Karahan, “Siroz teşhisi konuldu ama ben çok da önemsemedim. Ancak fıstık toplarken ağaçtan düşerek talihsiz bir kaza yaşadım. Gittiğim devlet hastanesinde karaciğer yetmezliğim olduğu ve mutlaka nakil olmama gerektiği söylendi” ifadelerini kullandı.
Bir yılı aşkın bir süre tek başına yürümekte dahi zorluk çektiğini anlatan Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Karaciğer rahatsızlığımı öğrendiğimde üzüldüm. Nakil durumu beni korkutuyordu. Ailem ise benim için nerelerde nakil yapılacağının araştırmaya başladı. SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde başarılı nakiller yapıldığını öğrenince, karaciğer nakli için başvurduk.
İlk başta ameliyat için çekincelerim vardı ama SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi hekimlerimizin bana verdiği güvenden cesaret bularak nakil olmaya karar verdim. Nakil olduğum için çok mutluyum. Beş ayda kalkamazsın diyorlardı ama doktorlarım beni 25 günde ayağa kaldırdı. En büyük kayıp geç kalmaktır. Doktorlarınız nakil olacaksın diyorlarsa olacaksınız ama emin ellerde olmalısınız.
Oğlum karaciğer bağışçım olmak istedi. Yapılan tetkikler sonucu bir sıkıntı olmadığını öğrenince nakil yapıldı. Başarılı bir ameliyat sonrası tek başıma yürümeye başladım. Bir buçuk yıldır çektiğim acılardan kurtuldum. Kendimi ameliyattan kısa bir süre sonra bile iyi hissediyorum. İnşallah zamanla hekimlerimin yardımıyla da daha iyi hissedeceğim. Oğluma çok teşekkür ediyorum. Hekimlerimizden ve tüm hastane personelinden Allah razı olsun.”
İLK CANLI VERİCİLİ KARACİĞER NAKLİNİ OLDUK
42 yaşında memur ve iki çocuk babası olan Ramazan Karahan, babasının iki yıldır yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle tek başına yürümekte dahi zorlandığını anımsattı.
Babamın sağlığına kavuşması için karaciğer nakli olması gerektiğinin söylendiğini belirten Ramazan Karahan, duygularını şöyle paylaştı:
“Karaciğer naklini nerede yaptıracağımızı araştırmaya başladık. Yakın illeri değerlendirmeyi düşünürken SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde karaciğer nakli yapılabileceği bilgisine ulaştık. İlk canlı karaciğer nakli adayı olduğumuz için çekincelerimiz vardı. Ancak hekimlerimizin yaklaşımı ve bizlere verdiği güvenle nakil kararı verdik. Yakınlarımızda kim olabilir diye düşünürken iş bana düştü. İnsan canının ne kadar kıymetli olduğunu ve organ naklinin ne kadar önemli olduğunu tecrübe ettim.
Bir evlat olarak babamın göz göre göre kaybolmasına asla müsaade edemezdim. Çok başarılı bir ameliyat oldu. Çok hızlı bir şekilde iyileşme sürecim oldu. Bütün hocalarımıza teşekkür ediyorum. Bu hizmetin Gaziantep’e gelmesi çok çok önemli bir hizmet. Bir insana hayat vermek çok önemli çok kıymetlidir.
Babam bir buçuk yıldır destek almadan yürüyemiyordu. Ameliyattan kısa bir süre sonra tek başına yürümeye başladı. SANKO Üniversitesi Hastanesi’ndeki ilgiye ve hekimler başta olmak üzere tüm personelin çabasına şahit olduk. Babamı iyileştirmek için büyük bir ekip organize oldu. Hocalarımıza tüm SANKO Ailesi’ne teşekkür ediyorum.”
SANKO Üniversitesi Anadolu Toplantı Salonunda düzenlenen basın toplantısına; SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, Genel Sekreter Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü ve Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşen Bayram, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci, Genel Müdür Yardımcısı Rabia Ağar, Mesul Müdür Dr. Suat Özerbaş ve Başhemşire Ceylan Özyılmaz da katıldı.
Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?
Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.
İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.
Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.
“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”
Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.
Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.
Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:
- Miyop görme kusuru
- Astigmat problemi
Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.
Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:
- Göz numarasının stabil olması
- Kornea kalınlığının yeterli olması
- Genel göz sağlığının uygun olması
Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.
https://venividigoz.com/smile-lazer
Sağlık
Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.
“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.
“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”
“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:
“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”
“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”
Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.
Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı.
“Rekabet siyasetin doğasında var”
Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı.
En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.
“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”
“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”
Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Yerel Haber5 yıl agoBoltaç’dan 6 lidere övgü
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
