Connect with us

Genel

Prof. Dr. Süleyman İrvan: “Olağan dışı durumlarda güvenilir doğrulama platformları devreye girmeli”haberi

Terör saldırılarından hemen sonra getirilen yayın yasaklarının dedikodu ve söylentinin önünü açabildiğine dikkat çeken uzmanlar, bu gibi durumlarda medyanın hızlı ve en doğru biçimde bilgilendirilmesinin önemine vurgu yapıyor.

Published

on

Terör saldırılarından hemen sonra getirilen yayın yasaklarının dedikodu ve söylentinin önünü açabildiğine dikkat çeken uzmanlar, bu gibi durumlarda medyanın hızlı ve en doğru biçimde bilgilendirilmesinin önemine vurgu yapıyor. Medyadaki yanlış haberlerin önemli bir kısmının gazetecilerin doğru bilgiye ulaşmada yaşadıkları güçlüklerden kaynaklandığını kaydeden Prof. Dr. Süleyman İrvan, olağan dışı durumlarda güvenilir doğrulama platformlarının devreye girmesi gerekliliğinin altını çizdi.

 

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, terör saldırıları sırasında medyaya yayın yasağı getirmenin doğru bir tercih olmadığını ifade etti.

 

Öncelikle ilkelere dayalı habercilik yapılmalı

Prof. Dr. Süleyman İrvan, terör olayları yaşandığında yapılan haberciliğin de tartışma konusu olduğuna dikkat çekti ve sözlerine şöyle devam etti:

 

Açıkçası bu konuda oldukça iyi oluşturulmuş gazetecilik etik ilkeleri mevcut. Gazeteciler öncelikle kendi meslek ilkelerini özümsemeli ve ilkelere dayalı bir habercilik yapmalı. Örneğin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde ‘Gazeteci kamuoyunu doğru bilgilendirme hakkı ile terör propagandası arasındaki farkı gözetir’ deniliyor. Yani gazeteci terör olayını elbette doğru biçimde haberleştirmeli ancak terör örgütünün propagandası olarak değerlendirilebilecek şekilde sansasyonelleştirmemeli, halkta korku ve panik oluşturacak bir tarzda haber yapmamalı. İyi bir gazeteci bunun ayırdına varabilen gazetecidir. TGC Bildirgesi iyi gazeteciliğin ölçüsünü de koyuyor. Bildirgede ‘Ölümlere ilişkin haberlerde sansasyonel ve acıları artıracak üslup kullanılamaz. İnsanlarda travma yaratacak kan ve şiddet içeren fotoğraflara yer vermez, saldırının sonuçlarını korku ve yılgınlık yaratacak biçimde büyütmez’ ifadeleri yer alıyor.” 

 

Yayın yasağı komplo teorilerine yol açıyor

Yayın yasaklarının yanlış bir tercih olduğunu ifade eden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Çünkü yayın yasakları aslında daha tehlikeli olan dedikodu ve söylentinin önünü açıyor. İnsanlar ‘Demek ki çok kötü bir şeyler oluyor, bizden bir şeyler gizleniyor’ diye düşünmeye başlıyor. Komplo teorileri devreye giriyor. Dahası, mevcut yasalarda yayın yasağı getirmenin yasal bir dayanağı olduğu da oldukça tartışmalı. Sadece, RTÜK Kanununun 7’nci maddesinde yayın yasağı getirme koşulları tanımlanmış durumda. İlgili maddede ‘Savaşlar, terör amaçlı saldırılar, doğal afetler ve benzeri olağanüstü durumların ortaya çıkardığı kriz zamanlarında da ifade ve haber alma özgürlüğü esas olup, yayın hizmetleri önceden denetlenemez ve yargı kararları saklı kalmak kaydıyla durdurulamaz. Ancak, millî güvenliğin açıkça gerekli kıldığı hallerde yahut kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasının kuvvetle muhtemel olduğu durumlarda, Başbakan veya görevlendireceği bakan geçici yayın yasağı getirebilir’ ifadeleri yer alıyor. Dikkat edilirse bu maddeye göre yayın yasağı sadece çok olağan dışı durumlarda getirilebilir.” dedi.

    

Medya hızlı ve doğru biçimde bilgilendirilmeli

Terör olayları ya da benzeri olaylar yaşandığında yapılması gerekenin medyayı hızlı ve en doğru biçimde bilgilendirmek olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Hemen bir kriz merkezi oluşturup bu merkez üzerinden medyaya düzenli ve sağlıklı bilgi akışı sağlanırsa yanlış haberlerin de önüne geçilebilir. Böylece yanlışlıklarda anında düzeltilebilir. Gazeteci haberini yaparken yetkililere kolayca ulaşabiliyorsa, bilgi alabiliyorsa haberini daha hızlı ve doğru biçimde yapacaktır. Medyadaki yanlış haberlerin önemli bir kısmı, gazetecilerin doğru bilgiye ulaşmada yaşadıkları güçlüklerden kaynaklanıyor.” ifadelerini kullandı.

 

“Olağan dışı durumlarda güvenilir doğrulama platformlarının hızla devreye girmeli”

Her şeyden önce hiçbir gazetecinin kasıtlı biçimde bilgi kirliliğine yol açacak şekilde bir yalan haber yapmaya girişeceğine ihtimal vermediğini belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Bilgi kirliliği daha çok doğru bilgi akışının sağlanmadığı durumlarda ortaya çıkan bir sorundur. Her zaman en sağlıklı yöntem, saydamlık ve doğru bilgi paylaşımıdır. Yetkili kurumlar kriz yönetimini iyi yapar ve toplumu bilgilendirme görevini sağlıklı biçimde yerine getirirlerse bilgi kirliliği de hızla etkisini yitirecektir. Terör olayları gibi olağan dışı durumlarda güvenilir doğrulama platformlarının hızla devreye girmesi ve yalan haberlerin bu platformlar tarafından teşhis edilerek toplumla paylaşılması iyi bir önlem olacaktır. Ancak, doğrulama platformlarının tarafsız ve güvenilir olmaları birinci koşuldur.” diye konuştu.

 

Erişim engeli doğru bir yaklaşım değil

Prof. Dr. Süleyman İrvan, bir sosyal medya platformuna tümden erişim engeli getirmenin demokratik bir toplumda kabul edilebilecek bir önlem olamayacağını söyledi ve sözlerini şöyle tamamlandı:

 

“Erişim engeli örneğin sürekli yalan haber yayan, terör propagandası yapan hesaplara getirilebilir ancak bir platforma tümden erişim engeli getirmenin doğru bir yaklaşım olmadığını söyleyebiliriz. Bu yaklaşım halkın haber alma özgürlüğünü engellemektir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’ncu maddesi, basın özgürlüğünün hangi durumlarda ve nasıl sınırlandırılabileceğini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu sınır önlemin ölçülü olmasıdır. Ölçüsüz bir önlem ifade ve basın özgürlüğüne zarar verir. Bir sosyal medya platformuna tümden erişim engeli getirme ya da bant daraltması yoluyla sosyal medya platformunu işlemez hale getirme ölçülü bir önlem değildir.”

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Genel

Şerife Arıcı Yıldız, Yeni Parti Toroslar İlçe Başkanı Oldu

Published

on

Özel Haber: Av. Şerife Arıcı Yıldız, Yeni Parti Toroslar İlçe Başkanlığı görevine atandı. İşte o detaylar…

Mersin siyasetinin tanınan isimlerinden Av. Şerife Arıcı Yıldız, Yeni Parti Toroslar İlçe Başkanlığı görevine getirildi. Arıcı Yıldız, yeni görevini Yeni Parti çatısı altında sürdürecek.

Şerife Arıcı Yıldız Yeni Parti’de Göreve Başladı

Daha önce Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapan Şerife Arıcı Yıldız, 2024 yerel seçimleri öncesinde CHP Toroslar Belediye Başkan aday adayı olmuştu. Siyasi çalışmalarıyla Mersin kamuoyunda bilinen Arıcı Yıldız, bu kez Yeni Parti’nin Toroslar teşkilatında sorumluluk üstlendi.

Yeni Parti’nin Mersin’deki teşkilatlanma çalışmaları kapsamında Toroslar İlçe Başkanlığı görevine getirilen Arıcı Yıldız’ın, önümüzdeki dönemde ilçe teşkilatının oluşturulması için çalışma yürütmesi bekleniyor.

Toroslar’da Siyasi Hareketlilik Artabilir

Şerife Arıcı Yıldız’ın ilçe başkanlığı görevine atanması, Toroslar siyasetinde de yeni bir hareketlilik oluşturdu. Yeni Parti’nin ilçedeki yapılanmasında önemli bir görev üstlenen Arıcı Yıldız’ın saha çalışmalarına başlaması ve teşkilat çalışmalarını hızlandırması bekleniyor.

Kadınların Siyasetteki Rolüne Dikkat Çekmişti

Arıcı Yıldız, geçmiş dönemlerde Mersin siyasetinde özellikle kadınların siyasette daha fazla yer alması konusunda yaptığı çalışmalarla da dikkat çekmişti.

Yeni Parti Toroslar İlçe Başkanı olarak göreve başlayan Şerife Arıcı Yıldız’ın önümüzdeki günlerde yeni göreviyle ilgili kamuoyuna kapsamlı bir açıklama yapması bekleniyor.

Continue Reading

Genel

Mersin Erdemli Sahillerindeki Sorunlar Kaymakam Tetikoğlu’na İletildi

Published

on

Mersin’in Erdemli ilçesinde sahil bölgelerinde yaşanan sorunlar Siteler Birliği tarafından Kaymakam Aydın Tetikoğlu’na iletildi. İşte o detaylar.

Mersin’in Erdemli ilçesinde sahil bölgelerinde yaşayan vatandaşların uzun süredir gündeme getirdiği sorunlar bu kez resmi olarak Kaymakamlık makamına taşındı. Siteler Birliği temsilcileri, Erdemli Kaymakamı Aydın Tetikoğlu’nu ziyaret ederek Arpaçbahşiş, Tömük ve Kargıpınar mahallelerinde yaşanan sıkıntıları ve çözüm önerilerini paylaştı.

Arpaçbahşiş, Tömük ve Kargıpınar İçin Talepler Masaya Yatırıldı

Gerçekleşen ziyarette özellikle yaz aylarında nüfusun ciddi şekilde arttığı sahil kesimlerinde yaşanan sorunlar tek tek değerlendirildi. Siteler Birliği temsilcileri, vatandaşlardan gelen talepleri Kaymakam Tetikoğlu’na aktarırken, bölgede yaşam kalitesini artıracak öneriler de sundu.

Görüşmede kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etmesinin ilçeye önemli katkılar sağlayacağına dikkat çekildi.

Sahil Yolunda Yaya Geçişleri Zorlaşıyor

Vatandaşların en çok şikayet ettiği konuların başında sahil bandındaki yoğunluk geldi. Yaz sezonunda binlerce kişinin kullandığı yürüyüş yollarında seyyar satıcılar ile bazı işletmelerin yaya alanlarını işgal ettiği ifade edildi.

Bu durumun hem geçişleri zorlaştırdığı hem de görüntü ve çevre kirliliğine neden olduğu belirtildi. Bölge sakinleri denetimlerin daha sık yapılmasını ve işgallerin önüne geçilmesini istedi.

Elektrikli Araçlar Güvenlik Endişesi Oluşturuyor

Bir diğer önemli konu ise bisiklet yollarının elektrikli araçlar tarafından kullanılması oldu. Özellikle akşam saat 20.00 ile gece 24.00 arasında yaşanan yoğunluk nedeniyle yürüyüş yapan vatandaşların zaman zaman tehlike yaşadığı dile getirildi.

Vatandaşlar, elektrikli araç kullanımının ilgili mevzuat çerçevesinde denetlenmesini ve bisiklet yollarının amacına uygun kullanılmasını talep etti.

Uyarı Levhaları ve Trafik Düzenlemesi İsteniyor

Bölge sakinleri, yaya ve bisiklet yollarındaki uyarı levhalarının yenilenmesini, gerekli yol çizgileri ile trafik işaretlemelerinin yapılmasını istedi. Kurallara uymayan kişiler hakkında da gerekli işlemlerin uygulanması gerektiği ifade edildi.

Sahil bandının herkesin ortak kullanım alanı olduğuna dikkat çeken vatandaşlar, güvenli ve düzenli bir ortam için ilgili kurumların koordineli şekilde çalışma yürütmesini beklediklerini söyledi.

Kaymakam Tetikoğlu’na Teşekkür Mesajı

Görüşmenin ardından Siteler Birliği tarafından yapılan açıklamada, Erdemli Kaymakamı Aydın Tetikoğlu’na gösterdiği ilgi, misafirperverliği ve çözüm odaklı yaklaşımı nedeniyle teşekkür edildi.

Açıklamada, kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki güçlü iletişimin Erdemli’nin gelişimine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Continue Reading

Genel

MİG Başkanı Vahap Şehitoğlu’ndan 24 Temmuz Mesajı: “111 Yıl Sonra Hâlâ Basın Özgürlüğünü Konuşuyoruz”

Published

on

MİG Başkanı A. Vahap Şehitoğlu, 24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışı’nın 111. yılı dolayısıyla yayımladığı mesajda basın özgürlüğüne dikkat çekti. İşte o detaylar.

HABER MERKEZİ – Mersin İnternet Gazetecileri Derneği (MİG) Başkanı A. Vahap Şehitoğlu, 24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışı’nın 111. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, basın özgürlüğünün demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirterek, gazetecilerin hiçbir baskı altında kalmadan görev yapabilmesi gerektiğini ifade etti.

“24 Temmuz’u Sadece Kutlamak Yetmez”

24 Temmuz 1908’in Türk basın tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Şehitoğlu, aradan geçen 111 yıla rağmen basın özgürlüğüne ilişkin tartışmaların hâlâ devam etmesinin düşündürücü olduğunu söyledi.

Şehitoğlu açıklamasında, “24 Temmuz 1908’de sansürün kaldırılması, Türk basın tarihi açısından önemli bir kazanımdır. Ancak bugün bu tarihi sadece kutlamakla yetinemeyiz. Gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle yargılandığı, gözaltına alındığı, tutuklandığı, ekonomik baskılarla karşı karşıya bırakıldığı ve mesleklerini zor şartlar altında sürdürmek zorunda kaldığı yönündeki tartışmaların yaşandığı bir dönemde, basın özgürlüğünü daha güçlü şekilde savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” ifadelerini kullandı.

“Gazetecilik Suç Değildir”

Gazeteciliğin kamu adına gerçekleri araştırmak ve toplumun haber alma hakkını korumak gibi önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Şehitoğlu, basın üzerindeki her türlü baskının yalnızca gazetecileri değil, toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkını da olumsuz etkilediğini dile getirdi.

“Gazetecilik suç değildir. Gazetecinin görevi; kamu adına gerçekleri araştırmak, sorgulamak ve toplumun haber alma hakkını korumaktır. Basın üzerinde oluşan her türlü baskı, halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşma hakkını da doğrudan etkiler.” dedi.

“Basın Özgürlüğü Demokrasinin Güvencesidir”

Şehitoğlu, basın özgürlüğünün herhangi bir kesime ait bir ayrıcalık değil, demokratik hukuk devletinin temel güvencelerinden biri olduğuna dikkat çekti.

Farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği, gazetecilerin kalemleri nedeniyle endişe duymadığı ve eleştirinin suç olarak görülmediği bir Türkiye’nin herkesin ortak hedefi olması gerektiğini belirten Şehitoğlu, basın özgürlüğünün güçlendirilmesi yönünde somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

“Temennimiz Özgürce Görev Yapabilen Gazeteciler”

Açıklamasının sonunda 24 Temmuz’un gerçek anlamının yalnızca geçmişte kaldırılan sansürü anmak olmadığını ifade eden Şehitoğlu, günümüzde basın özgürlüğünü güçlendirecek uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

“Temennimiz; hiçbir gazetecinin haberinden dolayı yargılanmadığı, baskıya uğramadığı ve özgürce görev yapabildiği bir Türkiye’dir.” ifadeleriyle mesajını tamamladı.

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri