Sağlık
Prof. Dr. Duysal Askun Celik: Depremin Psikolojik Etkileri İle Başetme Yollarıhaberi
“6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin” de diğer birçok yıkıcı deprem gibi özellikle depremi yaşayanlar ve yakınları üzerinde psikolojik etkileri olması bekleniyor.
“6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin” de diğer birçok yıkıcı deprem gibi özellikle depremi yaşayanlar ve yakınları üzerinde psikolojik etkileri olması bekleniyor.
“6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin” de diğer birçok yıkıcı deprem gibi özellikle depremi yaşayanlar ve yakınları üzerinde psikolojik etkileri olması bekleniyor. “1999 Gölcük Depremi’nin ardından bölgede depremzedelere 2 yıl boyunca gönüllü psikoloijk destek veren Prof Dr. Duysal Aşkun Çelik, Kahramanmaraş Depremi sonrasında da depremzedelere destek vermek amacıyla WhatsApp destek hattı kurdu ve her pazar günü Zoom üzerinden pikolojik destek amaçlı toplantılar gerçekleştiriyor. Amerika`da akademisyen olan Prof. Dr. Aşkun Çelik, toplumsal psikolojik itiyaçlara destek amacıyla kurdugu ve 10 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Değişim Grup Psikolojik Farkındalık, Bilinç ve Birlik Platformu`na depremzedelerin WhatsApp hattı aracılığıyla ulaşabileceklerini kaydediyor.
Duysal Aşkun Çelik, depremin psikolojik etkileri ve bunlarla başetme yöntemleri konusunda başlıca soruları yanıtladı:
Yaşadığımız deprem gibi felaketlerde deprem yasayanlar 1. derece yakınları psikolojik açıdan ne oranda depremden ne oranda etkileniyorlar? Bilimsel ya da bilgi kaynaklı tahmin var mı?
Depremden etkilenme surecinde 4 grup var bana göre:
1. Depremden fiziksel olarak direk etkilenmemiş ancak deprem korkusuyla bas etmek zorunda olan bireyler
2. Daha önce deprem deneyimi geçirmiş ve bu son depremle korku ve endişeleri tetiklenen bireyler
3. Depremi direk yaşamamış yani deprem bölgesinden uzakta olan ancak depremde yakınlarını kaybedenler
4. Depremden yaşamış ve kurtulmuş ancak kayıpları olan bireyler…
Elbette depremde 1. Derece yakınları olanlar çok fazla etkileniyor. Eğer ortada can kaybı varsa bu kayıpların etkisi yakinlik derecesi arttıkça buyuyor. Ama etkilenme boyut ve sureci daha çok kişinin altta yatan herhangi bir psikolojik hassasiyeti olup olmamasına bağlı. Yani daha önce anksiyete ve depresyon yaşamış olan bireylerin bir de üzerine deprem travmasını yaşaması (direkt ya da indirekt olarak) altta yatan ama kendini pek de belli etmeyen psikolojik sorunu tetikleyebilir. Bu sorun bazen kendini travma atakları seklinde ya da uykusuzluk, panik atak ya da diğer tur anksiyete atakları seklinde kendini gösterebilir.
– Siz de Gölcük depremini yaşadınız. Uzun sure bölgede gönüllü çalışma yaptınız gözlemleriniz nelerdi?
Evet tam 2 yıl sahada calistim. Genel gözlememim, ağır kayıp ya da yıkıntı yaşayanların yardim almaya çok gönüllü olmadıkları. Orda Türk Psikologlar Derneğinin Yalova Çınarcık bölgesinde Prefabrik merkezinde verdiğimiz yardım çalışmaları surecinde gördüğümüz, aslında normal günlük yasamda adaptasyon sorunu, genel anksiyete hatta ilişki sorunu yaşayanların daha çok yardıma başvurmasıydı. Bireylerin yârdim almaya çalışmasında da temel anlamda onları hayata bağlayan bir faktör olması gerekli ki, umutları olsun. Sanırım değişime ve yaşamın daha iyiye gideceğine olan inancın yüksekliğine göre yârdim alma eylemi de daha fazla gerçekleşiyor.
-Bu süreçte etkilenenler ne yapmalı? Özellikle de bölgede yasamak zorunda kalanlar?
Eğer bölgeyi bir süreliğine de olsa terk etmek mümkün değilse (çünkü ayni ortamda bulunmak hatırlatıcılar nedeniyle travmayı daha fazla tetikler), mutlaka sosyal ve psikolojik destek kaynaklarına ulaşsınlar. Su anda bana gelen bilgiye göre aşağıdaki kurum ve kuruluşlar gönüllü psikologlar aracılığıyla depremzedelere destek vermektedirler:
Meb’in Psikososyal Destek Ekibi,
-Türk Psikologlar Derneği,
-Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği,
-Worth Human Derneği
-Travma ve Afet ile ilgili Prof. Dr Özlem Karaırmak’ın kurduğu dernek
– Neler tavsiye ediyorsunuz. Egzersiz psikiyatrist ilaçlar da dahil/ Ya da reçetesiz rahatlatıcı destekler papatya cayi gibi de dahil.
Psikiyatrist olmadığım için ilaç tavsiyesi veremiyorum ancak Travma yasayan ya da yoğun anksiyete yasayan bireyler eğer su semptomları/belirtileri yaşıyorlar ise mutlaka bir psikiyatriste başvurmalılar:
- Depremi sürekli düşüncelerinde, duygularında ve anılarında yasatarak yoğun travma yaşıyor olmak
- Kronik uykusuzluk
- Aşırı iştah ya da iştahsızlık
- Anksiyete ve/veya panik ataklar
- Yoğun Depresyon belirtileri, günlük yasama karşı isteksizlik, enerji düşüklüğü…vb.
- Sürekli deprem korkusu yaşıyor olmak (günlük, saatlik olarak)
- Ve günlük yaşamı ciddi şekilde aksatan psikolojik rahatsızlık olarak tarif edebileceğimiz belirtiler
Ek vitamin ve cay destekleri için gerek Homeopati uzmanların websiteleri gerekse aile hekimlerinden öneri alabilirler. Uykusuzluk ve anksiyete için bitkisel öneriler mevcut.
Psikolojik olarak destek konusunda travma uzmanları, psikoterapistlerden destek alabilirler. En önemlisi, eğer kendilerini terapiye ya da diğer psikolojik desteklere hazır hissetmiyorlar ise, bedensel ve ruhsal rahatlatıcılar olan egzersiz, açık havada yürüyüş, şifa sağlayıcı müzikler ve kendilerini koşulsuz ve yargısız dinleyebilen bireylerle zaman geçirme de sayılabilir. Ayrıca tüm bu konulara Psikolojik olarak nasıl yaklaşacaklarını daha iyi anlamak için kurmuş olduğumuz DeğişimGrup Psikolojik Farkındalık, Bilinç ve Birlik platformuna üye olabilirler. WhatsApp grubu linkini aşağıda paylaşıyorum.
– O bölgeden ayrılmadan etkileri azaltmak çok güç değil mi?
Evet yukarıda belirttiğim gibi orada kalarak travmanın etkisinden kurtulmak kolay değil çünkü çok fazla hatırlatıcı uyaran var ama tekrar etmek gerekirse bölgede kendilerine en kolay ulaşılabilecek destek kurum ve kuruluşlarına başvurabilirler. Ayrıca kendi duygu ve düşünce dünyalarını rahatlıkla paylaşabilecekleri sosyal destek ağlarını kullanabilirler. Eğer bir sure konuşmak istemiyorlarsa kendilerini zorlamamaları, ama yalnız kalmak ve diğerleri ile iletişim kurmak konusunda denge sağlamak için Psikolojik farkındalık ve bilinç kazanmaları önemli. En önemlisi de yârdim ve destek almaya hakları olduklarını bilmeleri ve istemekten kaçınmamaları.
– Yakınları depremden sağ kurtulan ama yakınlarını varlıklarını kaybedenleri nasıl teskin etmeliler?
Bu konuda yapılabilecek en iyi şey bu kişilerin kendilerini rahatlıkla ifade etmelerine izin vermektir. Her zaman birşey söylemek şart değil özellikle söylenen şeyler ters etki de yapabilir. Bunları uzmanlarına bırakmak lazım. Bazen sözsüz destek de çok etkilidir. Basitçe söylemek gerekirse kucaklaşmak, sarılmak, sıcak bir göz teması bile çok olumlu bir etkiye sahip olabilir.
-Çocuklar nasıl yönlendirilmeli?
Çocukların yemek ve uyku düzeni bozulmuşsa, günlük enerji düzeyleri düşmüşse, çocuklara da ek oyun terapisi tarzı destekler aldırmak iyi olabilir. Bunun dışında deprem konusunda bilinçlendirmek için çeşitli yayınlar mevcut. İlgili bazı kaynakları bizim kurduğumuz DeğişimGrup Psikolojik Farkındalık, Bilinç ve Birlik Platformuna yükledik. Eğer düzenli olarak WhatsApp grubumuzu takip ederlerse çeşitli destek mekanizmalarına rahatlıkla ulaşabilirler.
– Yakınlarını kaybedenler ama kendisi sağ kurtulanlara ne tavsiye ediyorsunuz?
Mutlaka destek almalılar profesyonel olarak. Özellikle travma, yas ve depresyon konusunda. Ayrıca günlük yaşamlarını iyileştirmek için ne gerekiyorsa yapmalı ve yardıma ihtiyaç duyduklarını çevreleriyle paylaşmaktan çekinmemeliler.
-Psikolojik yârdim için uzaktan ulaşabilecekleri kurum kişiler var mı?
Evet basta Değişim Grup platformu olmak üzere yukarıda saydığım kurum ve kuruluşlara ulaşabilirler.
Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?
Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.
İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.
Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.
“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”
Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.
Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.
Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:
- Miyop görme kusuru
- Astigmat problemi
Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.
Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:
- Göz numarasının stabil olması
- Kornea kalınlığının yeterli olması
- Genel göz sağlığının uygun olması
Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.
https://venividigoz.com/smile-lazer
Sağlık
Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.
“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.
“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”
“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:
“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”
“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”
Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.
Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı.
“Rekabet siyasetin doğasında var”
Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı.
En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.
“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”
“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”
Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Yaşam Tarzı4 yıl agoBilgi güçtür
