Sağlık
Kanada’dan Getirtilen Çeyrek Asırlık Chevy Van Ambulans Kaderine Terk Edildi
Bilim Sağlık Haber Ajansı (BSHA), Türkiye’nin sağlık araçları filosu içinde yer almış ve bir dönemin yıldızı olan ambulansların izini sürdü. Sağlık Bakanlığı tarafından 1992 yılında Kanada’dan getirilen, 1999 Gölcük depreminde kullanılan çeyrek asırlık Chevy Van Model ambulanslardan bir tanesi İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi bahçesinde açık havada kaderine terk edildi.
Kanada üretimi ambulansların ülkeye gelişine tanık olan, ambulansların kullanıldığı yıllarda öncü rol oynayan dönemin Ege Bölgesi Sağlık Koordinatörü ve İzmir İl Sağlık Müdür Yardımcısı olan Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği (AAHD) Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu, “Ambulansı hastane bahçesinde kaderine terk edilmiş görünce 30 yıl önceye gittim. Üzüldüm. Bu özel üretim çeyrek asırlık ambulanslara sahip çıkmalıyız, müzelik ambulanslar bunlar. Chevy Van ambulansları Türkiye için 30 yılı aşkın bir tarihi önemi var. Depremlerde görev almış, binlerce hasta taşımış, binlerce can kurtarmış bu ambulanslar protokollere hizmet vermiştir. Belki Papa’nın Türkiye ziyaretinde bile bu araç kullanılmış olabilir. Götürdüğümüz ustalar ‘tank gibi ambulans derdi” diye konuştu.

Çeyrek asırlık ambulansımızı korumalıyız
Kanada yapımı Amerikan Ambulansı Chevy Van model olarak 10-20 adet arasında alınan ambulanslardan Türkiye’de günümüzde kaç tane kaldı bilinmiyor ama o ambulanslardan 1 tanesi İzmir’de hala duruyor. İşte bu ambulansların hikayesini AAHD Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu’ndan dinledik. BSHA Muhabiri Güliz Yıldız Zeren’in ulaştığı Sofuoğlu bir zamanlar göz bebeği olan ambulansı Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi bahçesinde görmenin üzücü olduğunu söyleyerek şunları kaydetti: “Çeyrek asırlık ambulansımızı görünce geçmişi hatırladım. Gözümüz gibi bakardık bu ambulanslara, şimdi kaderine terk edildiğini görmek üzdü bu ambulanslar müzelik ambulanslar, korunması gerekir” dedi.
Gözbebeği Ambulans Şimdilerde Atıl Durumda
Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu, Kanada üretimi Amerikan Ambulansı hikayesini anlattı. Sağlık Bakanlığı tarafından 1992 yılında, bakanlık kalemi tarafından Türkiye’ye getirilen ambulansların değişik illere Adana, Antalya gibi illere ve çeşitli ilçelere dağıtılıyor. 10-20 adet aralığında bir sayıda alınıyor. 1993 yılında Sağlık Bakanlığı İstanbul, Ankara ve İzmir’de 112 Acil Yardım Hizmetleri Projesi’ni başlatıyor. O dönemde Hızır Acil Servis Sorumlusu olan Dr. Turhan Sofuoğlu, projede kurucu olarak görevlendiriliyor. Ellerinde o yıllarda minibüslerden bozma ambulanslar olduğunu söyleyen Dr. Sofuoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın talimatıyla, 1994 yılında işte o Kanada’dan Türkiye’ye getirilen Chevy Van model ambulansları dağıtıldıkları illerden topladıklarını söyledi. Proje; İstanbul, Ankara ve İzmir’de pilot olarak başlayınca, Dr. Sofuoğlu ve ekibi Antalya, Adana, Uşak ve başka yerlerde bulunan ambulansları toplayarak pilot iller arasında bulunan İzmir’e getiriyor. Otomatik vitesli, altı silindirli, özel yapım ambulansların içlerinin de bir o kadar donanımlı olduğunu belirten Turhan Sofuoğlu, “Bu ambulansların içlerindeki ekipmanları daha önce hiç görmemiştik, nasıl kullanılacağını da bilmiyorduk” dedi.
“Ambulansların İçinde Hayatımızda Hiç Görmediğimiz Ekipmanlar Vardı”
Hikayenin devamını Dr. Turhan Sofuoğlu şöyle anlatıyor: “7-8 tane ambulansı Bakanlık talimatıyla aldık İzmir’e getirdik. Chevy Van Model diye geçiyordu. İçlerinde hayatımızda hiç görmediğimiz cihazlar, ekipmanlar vardı. Paketi hiç açılmamış acil müdahale ekipmanları bulunuyordu. Ambulansların içleri de acil müdahale için özel dizayn edilmişti. Tabi o dönemde Türkiye’de olmayan; otomatik vitesli, 6 silindirli bu ambulansları kullanmak için şoförler de deneyimsiz olduklarından eğitimler düzenlendi. İzmir’deki ambulans hizmetleri 9 Mart 1994 yılında başladı. Önce İstanbul sonra İzmir ve Ankara’da başladı. Uzun süre bu ambulanslarla çalıştık. O zaman daha paramedikler yoktu. Üniversitelerdeki hocalardan destek aldık. Eğitimler yapıldı. Örneğin ambulansların içinde travmalı hastalar için özel şişme ateller vardı, araç içinde sıkışmış bir kişiyi çıkarmak için özel aletler vardı. 2000 yılına kadar bu şekilde devam ettik. Tek ve en önemli sorun bu araçların yedek parçalarının Türkiye’de olmamasıydı. Bir arıza olduğunda yedek parçalarını yurt dışından getiriyorduk.1999 depremine bu ambulanslarla gidildi.”

1999 Gölcük Depreminde Kullanıldı
Yıl 2023 ve günümüzde tıpkı Chevy Van Model ambulanslar gibi olduğunu söyleyen Dr. Sofuoğlu şöyle konuştu: “Bu tip ambulanslar Türkiye’de de imal edilmeye başlamıştı. Minibüs tarzı özel ambulanslar dizayn edilmeye başlamıştı. Kanada’dan getirilen ambulansların tek sıkıntısı; yedek parça bulma, 6 silindirli olması ve benzinle çalıştığı için çok yakıt sarfiyatı olmasıydı. İşte bu sıkıntıları yüzünden kullanılmamaya başlandı. Zamanla bu ambulansların bunların yerini başkaları almaya başladı. Ve biz İzmir ekibi olarak artık kullanılmayan Chevy Van ambulanslardan bir tanesini ayırdık, bakımını yaptırdık. Onu daha çok protokol ambulansı olarak kullanmaya başladık. 2000’li, yıllardan sonra da ambulans bizde kaldı.”
Ambulans Yarışmasının Maskotu Oldu
2010 yılında İzmir’de düzenlenen bir ambulans yarışmasında Kanada’dan getirilen Chevy Van model ambulansın maskot olduğunu söyleyen Sofuoğlu, “1994-2014 yılları arasında İzmir ve Ege Bölge Koordinatörü sorumluluğunu üstlenen il sağlık müdür yardımcısı görevindeydim. 2014 yılının sonunda Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi’nde başhekim yardımcısı olarak görev aldım. Duyduğuma göre bizden sonra bu ambulanslar üniversitelerin bünyelerinde açılan paramedik bölümlerinde ambulans eğitimlerinde kullanılmış. Onlar da bakımlarını yapamadıkları için kullanamamış olabilirler” diye konuştu.
Bugünkü Ambulanslarla Farkı Ne?
Günümüzde kullanılan ambulanslar ile Kanada yapımı Amerikan ambulansı Chevy Van arasındaki farkın, Chevy Van’ların sadece sadece ambulans olarak üretilmiş olmaları olduğunu söyleyen Dr. Sofuoğlu, “Örneğin bu ambulansların içerisinde seyahat eden bir hasta daha az sarsıntıya maruz kalıyordu. Bu ambulansları kullanan şoförler, ‘bunu kullanmanın keyfi hiçbir ambulansta yok’ diyorlardı. 1999 depreminde Gölcük ve Adapazarı’nda bu ambulanslarla görev yaptık. Benim tahminim Dokuz Eylül Hastanesi’ndeki ambulansın şu anda tek kaldığı yönünde” şeklinde bilgi verdi.
Diğer Chevy Van Ambulanslara Ne oldu?
Diğer alınan Chevy Van ambulansların satılmış olabileceğini tahmin ettiğini söyleyen Dr. Sofuoğlu, “ Bu tip araçlar kullanılmadığında, bakımları yapılmadığında verimli olmaz. Sağlık Bakanlığı da genelde satışa çıkarır. Kanada yapımı Amerikan Ambulansları bakımları tam yapılırsa yıllarca çalışır. Sağlam arabalardır” dedi.

Müzelik Ambulans
30 yıl önce kullandıkları Kanada yapımı Chevy Van model ambulansı Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi bahçesinde gören Dr. Turhan Sofuoğlu, yetkililere seslenerek bu ambulansların tarihi öneme sahip olduğunu ve korunması gerektiğini söyledi. Sofuoğlu, “Chevy Van ambulansları Türkiye için 30 yılı aşkın bir tarihi önemi var. Depremlerde görev almış, binlerce hasta taşımış, binlerce can kurtarmış bu ambulanslar protokollere hizmet vermiştir. Belki Papa’nın Türkiye ziyaretinde bile bu araç kullanılmış olabilir. Götürdüğümüz ustalar ‘tank gibi ambulans’ diyordu. Bu halde kaderine terk edildiğini görünce üzülmemek elde değil. Elimizde kalan tek tarihi ambulansın özenli olarak korunması gerekir. Dokuz Eylül Hastanesi’nin bahçesinde açıkta duruyor. Kaç senedir bu şekilde atıl durumda bilemiyoruz. Müzelik, tarihi bir araçtır. 1992 yılında Türkiye’ye geldi, 1994 yılında kullanmaya başladık. Çeyrek asırlık ambulansımıza sahip çıkmalıyız” diye konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)
Sağlık
Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?
Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.
İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.
Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.
“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”
Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.
Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.
Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:
- Miyop görme kusuru
- Astigmat problemi
Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.
Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:
- Göz numarasının stabil olması
- Kornea kalınlığının yeterli olması
- Genel göz sağlığının uygun olması
Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.
https://venividigoz.com/smile-lazer
Sağlık
Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.
“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.
“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”
“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:
“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”
“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”
Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.
Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı.
“Rekabet siyasetin doğasında var”
Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı.
En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.
“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”
“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”
Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Sports9 yıl agoSteph Curry finally got the contract he deserves from the Warriors
