Sağlık
Hipofiz Tümörü Kalıcı Körlüğe Neden Olmasın!haberi
Hipofiz bezi, salgıladığı hormonlarla birçok organımıza müdahale ederek yaşamsal fonksiyonlarımızı düzenleyen bir bezdir.
Hipofiz bezi, salgıladığı hormonlarla birçok organımıza müdahale ederek yaşamsal fonksiyonlarımızı düzenleyen bir bezdir. Vücuda salgılanan tüm hormonların ‘orkestra şefi’ olarak tanımlanan hipofiz bezinden köken alan tümörlere ise ‘hipofiz tümörü’ deniliyor.
Genellikle yavaş büyüyen ve iyi huylu olan hipofiz tümörleri her yaş grubunda görülse de 45 yaşından sonra daha sık gelişiyor. Tam olarak oluşum nedeni bilinmeyen hipofiz tümöründe genetik etkenlerin ve çevresel faktörlerin rol oynayabileceği düşünülüyor. Hormon salgılayan ve salgılamayan olmak üzere iki gruba ayrılan hipofiz tümörlerinin tedavisinde geç kalındığında pek çok sağlık sorunu gelişebileceği için erken teşhis büyük önem taşıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Bayraklı, hipofiz tümörlerinin en yakın komşusu olan göz sinirlerine yaptığı baskı nedeniyle kalıcı körlüğe yol açabileceğine dikkat çekerek, “Dolayısıyla görüş alanının dış taraflarında görme kaybı, çift veya şaşı görme gibi şikayetlerde zaman kaybetmeden hekime başvurmak çok önemlidir. Hasta şikayetlerini dikkate alır ve hekime başvurursa, teşhis tümör küçükken konulup, görme kaybının ilerlemesi önlenebilir. Ancak hasta bulguları göz ardı ederse tümörün boyutları iyice artabilir, bunun sonucunda tedavi daha komplike hale gelebilir. Çok daha önemlisi kalıcı körlük ile sonuçlanabilir” diyor.
Erken dönemde teşhis çok önemli
Hipofiz tümörleri, boyutlarına ve salgıladıkları hormonun tipine göre belirti veriyorlar. Bazı hipofiz tümörleri büyümelerine rağmen hormon salgılamayan özellikte oluyor. Bu tümörler büyük boyuta ulaşıncaya dek sinyal vermeyebiliyor. Prof. Dr. Fatih Bayraklı, hormon salgılayan tiplerinin ise tümörün boyutları küçükken belirti vermeye başladığına işaret ederek, “Hastalar şikayetlerini önemser ve hekime başvururlarsa tedavisinden etkin sonuçlar alınır. Tedavide geç kalındığında ise tümör büyüdükçe bulunduğu bölgenin çevresindeki önemli damar ile sinirlere baskı yaparak ciddi sorunlar oluşturabilir. Ayrıca tümörün cerrahi olarak tam çıkarılmasının artık mümkün olamaması nedeniyle radyoterapi gibi ek tedavilere başvurmak gerekebilir” diyor.
Gözlerdeki 3 sinyali göz ardı etmeyin!
Hipofiz bezi, ‘optik kiazma’ olarak adlandırılan ve göz sinirlerimizin birleşim yeri olan bölgeye komşu bir organ. Dolayısıyla hipofiz tümörleri büyüdüklerinde bu bölgeye baskı yaparak göz sinirlerinin iletimini bozabiliyor. Bunun sonucunda hastaların görme yeteneğinde çeşitli sorunların gelişmeye başladığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Bayraklı, “Hipofiz tümörünün yaptığı baskılar sonucunda görüş alanımızın dış taraflarında görme kaybı, çift veya şaşı görme gibi üç önemli şikayet oluşabilir. Bu tablo tümörün boyutunun ileri seviyelere geldiği, genelde bir santimi aştığı durumlarda daha sık olarak karşımıza çıkar. Görme yeteneğindeki bu tür yakınmalarda zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerekir, zira tedavide gecikildiğinde kalıcı körlük gelişebilir” bilgisini veriyor.
Salgıladığı hormona göre belirti veriyor
Hipofiz tümörleri hormon salgılayan özellik sergiliyorsa, bu hormonların etkilerine göre belirti veriyor. Prof. Dr. Fatih Bayraklı, belirtileri şöyle özetliyor:
Prolaktin sentezliyorsa: Her iki cinsiyette de infertilite, libidoda azalma ve osteoporoz gelişebilir. Bu yakınmalara kadınlarda adet düzensizlikleri ve meme başından süt gelmesi; erkeklerde ise erektil bozukluklar eşlik edebilir.
Büyüme hormonu salgılıyorsa: Baş ağrısı, görme şikayetleri, yüzük ve ayakkabı boyutlarında artış, dilde büyüme, karpal tünel sendromu ve aşırı terleme sorunu yaşanabilir. Hastaların genel vücut hatlarının kalınlaşmış olduğu görülür.
ACTH (Adrenokortikotropik horman) salgılıyorsa: Cushing hastalığı gelişen bu tabloda kilo alımı, kas zayıflığı, osteoporoz, psikolojik bozukluklar ve hafif travmalarda bile kolayca oluşan yaralar gelişebilir. Hastalarda yuvarlak ve kırmızı/kızarık bir yüz, karında ve koltuk altlarında mor renkli çizgilenmeler, vücutta çürükler (ekimoz) görülür.
TSH (Tiroit stimülan hormon) salgılıyorsa: Çarpıntı, aritmi, kilo kaybı, guatr ve ellerde titreme yaygın belirtilerini oluşturur.
Üç ana tedavi yöntemine başvuruluyor
Hipofiz tümörlerinin büyük bir kısmının tanısı biyokimyasal ve radyolojik tetkikler ile rahatlıkla konulabiliyor. Erken dönemde tedavi edildiğinde vücutta oluşan sorunlar ortadan kaldırılabiliyor, böylece hastanın kaliteli bir yaşam sürmesi sağlanabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Bayraklı, hipofiz tümörlerinde ilaç, cerrahi işlem ve radyoterapi olmak üzere üç ana tedavi seçeneği olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor: “Bu üç tedavi yöntemi genelde beraber kullanılır. İlaç tedavisinin ilk basamak olarak uygulandığı tümörler, prolaktin salgılayan tümörleridir. Bu tümörlerin dışındaki tümörlerde ise cerrahi yöntem ilk sırada gelir. Cerrahi tedavide hedef, hormon salgılamayanlarda tümörün tamamının çıkarılarak çevre dokulara yaptığı baskının ortadan kaldırılması; hormon salgılayanlarda da yine tümörün tümüyle çıkarılarak hormonal dengenin tekrar sağlanmasıdır. Cerrahi yöntem endoskopik veya mikroskopik olarak yapılır. Endoskopik cerrahi daha güncel tedavi seçeneğidir. Radyoterapi yöntemi ise tümörün çeşitli nedenler ile tamamen çıkarılamadığı veya tekrar oluştuğu durumlarda devreye girebilir. Uygun tümörlerde, cerrahi yöntem sonrasında hormon değerleri normale dönmediyse, medikal tedaviye başlanabilir”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?
Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.
İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.
Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.
“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”
Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.
Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.
Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:
- Miyop görme kusuru
- Astigmat problemi
Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.
Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:
- Göz numarasının stabil olması
- Kornea kalınlığının yeterli olması
- Genel göz sağlığının uygun olması
Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.
https://venividigoz.com/smile-lazer
Sağlık
Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.
“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.
“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”
“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:
“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”
“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”
Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.
Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı.
“Rekabet siyasetin doğasında var”
Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı.
En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.
“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”
“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”
Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Sports9 yıl agoSteph Curry finally got the contract he deserves from the Warriors
