Connect with us

Sağlık

“Hemşireleri Hemşirelerden Başka Kimse Anlayamaz”

Published

on

Bilim Sağlık Haber Ajansı’nın (BSHA) “Sendikalar Anlatıyor” haber dizisinin birinci bölüm konuğu Hemşireler ve Tüm Sağlık Profesyonelleri Sendikası (HEP-SEN) İç Anadolu Bölge Başkanı ve Ankara Temsilcisi Hemşire Çağdaş Erdem’le röportajımızın ikinci bölümünde; sendikalara yönelik baraj uygulaması, yurt dışına hemşire göçü, hemşirelerin görev tanımları, gün geçtikçe ellerinden alınan mesleki itibarın nasıl yeniden kazanılacağı, adalet ve liyakat konusu, orta öğretim hemşirelerinin sorunları ve yeni mezun hemşirelere tavsiyeler başlıkları yer aldı. 

hepsen ankara ekip

Neden HEP-SEN?

“Hemşireleri, hemşirelerden başka kimse anlayamaz” diyen Çağdaş Erdem, hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının her zaman yanlarında olduklarını belirtti ve ‘Sağlık çalışanları sendika seçiminde HEP-SEN’i neden tercih etmeliler?’ sorumuzu yanıtladı: “Çünkü HEP-SEN sahadaki hemşireler tarafından kurulan tek ve ilk dernektir. Üyemiz olsunlar olmasınlar sağlık çalışanı arkadaşlarımızın her zaman yanındayız. Her türlü mesleki mobbing ve diğer yaşadıkları haksızlıklar karşısında sendikamıza üye olmalarına gerek yok  bize başvurabilirler. Ancak bu çıkarsız bağ sayesinde sağlıkta liyakatsizliğin önüne geçebilir, liyakatsiz yöneticilerle mücadele edilebilir. Yaşanan haksızlıklara, haksız uygulamalara tepki göstermez isek değişim olmaz. Hemşireleri hemşirelerden başka kimse anlayamaz! Seni benden başka kimse anlamaz!” 

ÖHDER’den Bugüne!

Hemşirelik mesleğinde örgütlenmenin önemine dikkat çeken Erdem, “Hemşire arkadaşlarımız bugüne kadar hep üç sendika arasında sıkış kalmışlardır. HEP-SEN’in farkı, yöneticilerinin hepsinin sahadan gelen hemşirelerden oluşmasıdır. Diğerlerinin hiçbirinin yönetim kurullarında kadınlar yok. HEP-SEN’de yönetim kurulunda iki tane kadın üyemiz var. Tüm yönetim kurulu üyelerimiz uzman hemşirelerden oluşuyor. Doktorasını yapmaya devam eden hemşire arkadaşlarımız da var. Bizim HEP-SEN olarak diğer sendikalardan farkımız var, örgütlü bir gücün içerisinden geliyoruz. Yapı Taşını geçmişteki Öğrenci Hemşireler Derneği (ÖHDER) oluşturuyor. Sonradan kazanılmış bir örgütlü gücü yok. Bu nedenle biz hızlı reaksiyon verip haksızlıkların karşısında duruyoruz” diye konuştu. 

‘Barajları Yıkalım’ Ama Neden?

Twitterda ‘Barajları Yıkalım’ etkinlikleri düzenleyen sendikalar, baraj uygulamasını sendikalaşmaya ve tabi ki demokrasiye vurulmuş bir darbe olarak yorumluyor. HEP-SEN İç Anadolu Bölge Başkanı Erdem’e sorduk, ‘Nasıl Yıkılacak Bu Barajlar? Neden Yıkılmalı?” diye… Erdem şöyle yanıtladı: “Yüzde 2 barajı demokrasiye vurulmuş bir darbedir. İnsanların sendikalaşmasına karışamazsınız. Yüzde 1 barajı getirdiler, Danıştay iptal etti. Danıştay’ın iptal ettiği bir karar tekrar nasıl yürürlüğe koyulabiliyor? Yüzde 2’nin altında kalan sendikalar ödenek alamazlar diyorlar. Peki, sendikalara üye olamayan meslekler var. Hakimler, savcılar, askerler, polisler. Sendika ödeneği üç ayda bir yatırılıyor tabi yüzde 2’nin üstündeki sendikalara. Bu sendikaların üyelerine üç ayda bir 800 lira yatırılıyor. Yüzde 2 altında kalan sendikalara daha farklı bir tutar yatıyor. Biz HEP-SEN olarak buna karşıyız. Neden çünkü daha önce saydığım meslekler sendikaya üye olamıyor ve üye olamadıkları için sendika ödeneği alamıyorlar. Sendikaya üye olmak bir özgürlükse eğer, sendikaya üye olmamak da bir özgürlük olmalıdır. O mesleklerdeki insanlar sendikalara üye olamadıkları için maddi bir kayıp yaşıyorlar. Onlar da devlet memuru değil mi? Bu büyük bir yanlış. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri der ki ‘Hükümet sendikayla üye arasındaki organik bağa karışamaz’ Bu ne demek… Benimle üyem arasındaki bağa hükümet karışamaz! Ama bizim ülkemizde ne yapılıyor? Hükümet diyor ki; ‘sen sendikalı ol ben sana para vereceğim’ Buradan soruyoruz, parasını hükümetin verdiği bir sendika ne kadar muhalif olabilir? Bunu şu nedenle söylüyorum. Sendikal faaliyetin doğasında muhaliflik yatar, ben muhalif olacağım ki çalışanların özlük haklarını savunup, komforlarını sağlayabilmeliyim. Ama maalesef bizim ülkemizde yüzde 2’lik baraj sistemi ile demokrasiye ket vuruluyor.” 

16 Mayıs’ta Sendika Sayımı var!

Sendikalar için de mayıs ayı önemli çünkü sendika sayımı yapılacak. 16 Mayıs’taki sendika sayımı hakkında Çağdaş Erdem şunları kaydetti: “Türkiye’deki kamu personelinin sendikalaşma oranına göre baraj belli oluyor. Mayıs ayında ülkedeki sendikalı çalışan sayımı yapıldıktan sonra baraj belli olacak. Bazı sendikalar barajı geçtik diyorlar ama bunu daha bilemeyiz. Yüzde 2 barajı uygulaması demokrasiye bir darbe niteliğindedir.”

2 Milyon Potansiyel Oy!

Seçim demişken siyasi partilerin milletvekili listelerinden söz açmasak olmazdı. ‘Hemşireler listelerde vardı ama arka sıralarda ne düşünüyorsunuz?’ diye sorduk. HEP-SEN röportajımızın ilk bölümünde Çağdaş Erdem, ‘siyasetsiz sendika’ vurgusunda bulunmuştu. Önemli bir özellik tabi ki ama bu demek değil ki hemşirelik mesleğinin ‘politik gücü’ ‘meclis temsiliyeti’ olmasın… 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan milletvekili seçimlerinde partilerin listelerinde yine hemşireler ilk sıralarda yer alamadığına dair değerlendirmesini istediğimiz Erdem sorumuza şöyle yanıt verdi: “Kamuda 300 bine yakın hemşire var. Özel hastanelerle birlikte 600 bine yaklaşan bir rakamdan bahsedebiliriz. Bu 600 bine yakın hemşireyi 3 ile çarparsanız 1.8 milyon yapıyor. Bu da 2 milyon oy potansiyeli demektir. Biz de heyecanlandık, mecliste temsiliyet hususunda ama yine ne yazık ki…”

Ortaöğretim Hemşireleri Mağdur Edildi!

BSHA olarak orta öğretim hemşirelerinin mağduriyetlerine yönelik fikrini sorduğumuz HEP-SEN İç Anadolu Bölge Başkanı Erdem, “Evet ne yazık ki bu arkadaşlarımız mezun ediliyorlar ama bunun yanında da mağdur ediliyorlar. Hemşirelik mesleği dört yıllık lisans düzeyinde bir meslektir. Bu söylem ‘biz orta öğretim hemşirelerini yok sayıyoruz’ demek değildir. Bu arkadaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi hükümetin sorumluluğundadır, mevcut sistemde personel eksikliğimiz söz konusudur. Bu hemşirelerimizin farklı şekilde istihdam edilmeleri sağlanmalıdır. Hükümetin burada bir adım atması gereklidir. Bu insanları yok sayamazsınız, özel liseler açıldı, bu kişiler emek harcadılar, para harcadılar, umut ettiler… Hemşirelik mesleği tüm dünyada profesyonel bir meslektir ve bu gerçek yadsınamaz bir gerçektir. Ama yaratılan mağduriyetler mutlaka giderilmelidir. HEP-SEN olarak tüm hemşire arkadaşlarımıza kapımız açıktır ama yine de dediğim gibi orta öğretim mezunu hemşirelerin mağduriyetleri hükümet tarafından mutlaka giderilmelidir! Öyle ki lisans mezunu olan, bir alanda uzmanlaşan hemşirelerimizin bile mağdur edildiği bir sistemin içerisindeyiz. Uzman hemşirelerin de istihdamında sorun var. Dallaşamıyorlar, maddi anlamda bir kazançları olmuyor. Yüksek lisans mezunu bir memur gibi muamele görüyorlar. Ne yazık ki hemşirelikte uzmanlaşan kişiler de mağdur ediliyor” diye konuştu. 

Hemşireler Neden Göçüyor?

Türk Hemşireler Derneği’nin Nisan ayında gerçekleştirdiği ‘Hemşire Göç Eğilimi’ Araştırması kapsamında 10 bine yakın hemşireden 7001’i, katılımcıların yüzde 76,3’ü ‘Yurt dışında çalışmayı Türkiye’de çalışmaya tercih edeceğini söylüyor. Erdem’e hemşire göçünü sorduk, genç bir hemşire olarak bakın neler söyledi: “Kendi çalıştığım kliniğimde 4 hemşire şu anda gitmek üzereler. Hekimler gibi hemşireler de çıkış yolunu yurt dışında arıyor. Ama ben bunda maddi ekonomik sorunların yanında mobbingin, sağlıkta şiddetin Türkiye’de büyük bir sorun olmasına da bağlıyorum. Bilimsel araştırmalar yine sağlık çalışanlarının yüzde 85’inin mobbinge maruz kaldığını ve bu yüzde 85’in içerisindeki yüzde 15’in de intihara meyilli olduğuna işaret ediyor. Ekonomik kriz, maddi koşullar, adalet ve liyakat eksikliğinin yanında, sağlıkta şiddet de hemşire göçünde en büyük nedenlerden bir tanesidir. Benim can güvenliğim sağlanmıyorsa ben nasıl sağlık hizmeti sunabilirim ki. AVM’lere bile X-Ray cihazlarından geçerek giriyoruz ama hastanelere elimizi kolumuzu sallayarak giriyoruz. Bıçakla silahla geliyorlar.”

Yeni Mezun Hemşirelere Tavsiyeler!

HEP-SEN’in genç yöneticisi Hemşire Çağdaş Erdem, annesinin de hemşire olduğunu söylüyor. Eski zaman ve yeni zaman kıyaslaması yapıyoruz öyle bir an… Annesinden de feyz alarak başlıyor konuşmaya, “Hemşirelik mesleği kutsal bir meslek bu mesleği severek yapmak lazım. Toplumumuzda ‘Hemşire ol da kolay atanırsın’ algısı var. Hemşirelik çok zor bir meslektir. Hemşirelik lisans bölümlerinden mezun olan ve atanmak üzere olan meslektaşlarımıza HEP-SEN olarak görev yetkileri konusunda bilgiler veriyoruz. Görev ve yetki dağıtımı yapıyoruz. Yeni mezun hemşirelerimiz görev yetki ve sorumluluklarını adları ve soyadları gibi bilmelilerdir. Eğer görev yetki ve sorumluluklarınızı bilmezseniz sütür da atarsınız, sonda da takarsınız…”

Sütür Atmak Kimin Görevi?

Sosyal medya etkinliklerinde de sık sık okuduğumuz bir söz: “Sütür atmak hemşirenin görevi değildir” İşin ehlini bulmuşken sorduk: “Sütür atmak kimin işi?” Çağdaş Erdem şöyle yanıt verdi: “Sütürü hekim atar! Hemşirelerin görev tanımında sütür atmak yoktur. Konsültasyon girmek de hekimin görevidir. İlaç getir götür işi yapmak da bizim görevimiz değildir. Bu maddeler çoğaltılabilir. Meslektaşlarımızdan bu işleri yapanlar var. Görevleri gibi gördükleri ya da bilmedikleri için yapanlar var. Liyakatsiz yöneticiler tarafından yeni mezun hemşirelerimize baskı uygulanıyor, sütür da atacaksınız, konsültasyon da yapacaksınız gibi. Yeni mezun bir hemşire de ne yapsın deneyimsiz olduğu için yapıyor. Bu tip baskıları HEP-SEN’e bildirirlerse onların yanında oluruz. Üyemiz olup olmamaları bağlayıcı değildir. Görev ve yetkilerinin dışına çıkmasınlar. Amirleri, talimat veriyorlarsa dahi yapmamalılar. Çünkü taviz tavizi doğurur. Yıllarca bu düzen böyle gitmiş. Artık bu düzeni değiştirme zamanıdır.” (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri