Yaşam
Film Festivallerini Anlamak
Türkiye’de sinema sektörünün bileşenleri olan oyuncular açısından da izleyiciler açısından da film festivalleri önemli.
Oyuncular, yönetmenler festivallerde ödül almak istiyor, izleyiciler festivallerde ödül alan filmlere öncelik veriyor, o filmleri daha çok konuşuyor. Peki, Türkiye’nin en köklü, tanınmış 4 film festivalinin Türk sinemasına, düzenlendikleri kentin kültürüne, ekonomisine nasıl bir etkisi var? Farklı üniversitelerden bilim insanları Antalya, Adana, İstanbul ve Ankara’daki 4 önemli film festivalini her ayrıntısıyla inceleyerek bu sorulara yanıt arayacak. Bir yandan araştırmalar sürerken bir yandan da festivallerle eş zamanlı olarak tematik sempozyumlar yapılacak. Proje kapsamındaki ilk sempozyum 10-11 Kasım’da Ankara Film Festivali’nin katkılarıyla yapılacak.
“DÖRT FESTİVALİN MONOGRAFİLERİNİ ÇIKARTMIŞ OLACAĞIZ”
TUBİTAK 1001 Projeleri kapsamında desteklenen “Türkiye’de Film Festivalleri: Yapısı, Ekonomisi, İşleyişi, Seyirci Profili” projesinin yürütücüsü Mersin Üniversitesi’nden Doç. Hakan Erkılıç olacak.
Erkılıç, “TUBİTAK 1001 kapsamında film festivallerini inceliyoruz. Festivallerin tarihsel gelişimi, kurumsal ve ekonomik yapıları, programları, yarışma ve jürileri, sektörle iş birliği, ulusal sinemaya katkıları, kente katkıları, seyirci profillerini araştırmayı planlıyoruz. Proje üç yıl sürecek. Proje sonunda dört festivalin monografilerini çıkartmış olacağız. Destekleri için TÜBİTAK’a, iş birlikleri için film festivallerine teşekkür ederiz” dedi.
“İLK KEZ BU KADAR KAPSAMLI ARAŞTIRMA YAPILACAK”
Film festivallerinin kültürel, sanatsal ve ekonomik birer faaliyet alanı olduğuna işaret eden Erkılıç, festivallerin filmlerin ve yeni yönetmenlerin ulusal ve küresel bağlamda tanınmasının sağladığını, kent ve ülke kültürüne, ekonomisine katkılar sağladığını ancak bu alanın Türkiye’de yeterince çalışılmadığını vurguladı.
Erkılıç, “Araştırma kapsamında Türkiye’deki 4 büyük festival olan Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali, İstanbul Film Festivali ve Ankara Film Festivali ele alınacaktır. Böylece birbirinden farklı özellikler gösteren ve büyüklük açısından ön planda olan 4 büyük film festivalinin bütüncül olarak incelenmesiyle alandaki boşluk doldurulmuş olacaktır” ifadelerini kullandı. Erkılıç, projenin önemli bilimsel katkılarından birinin de festivallerin ulusal sinemanın gelişimindeki rollerini ortaya çıkarmak olacağını belirtti.
ANKARA FİLM FESTİVALİ DESTEĞİYLE SEMPOZYUM
Erkılıç, proje kapsamında Film Festivalleri Sempozyumu düzenlediklerini de söyledi. Film Festivali Sempozyumu, her yıl Türkiye’deki bir başka festivalde dönüşümlü olarak gerçekleştirilecek. Sempozyumların Ankara, Antalya, Adana, İstanbul Film Festivalleri arasında festival zamanında dönüşümlü olarak yapılması planlanıyor.
Film Festivali Sempozyumu’nun ilki, 10-11 Kasım 2021 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek. Davetli konuşmacı Marijke de Valck (Utrecht Üniversitesi, Hollanda), sempozyuma çevrimiçi katılacak.
ÇALIŞMADA KİMLER YER ALIYOR?
2022 yılı içinde de film festivali temalı uluslararası hakemli Screenfest Film Festivali Araştırma Dergisi yayımlanmaya başlanacak. “Türkiye’de Film Festivalleri: Yapısı, Ekonomisi, İşleyişi, Seyirci Profili” projesinde araştırmacı olarak Prof. Dr. Senem A. Duruel Erkılıç (Mersin Üniversitesi), Prof. Dr. Emine Uçar İlbuğa (Akdeniz Üniversitesi), Doç. Dr. Serhat Sırrı Serter (Anadolu Üniversitesi), Doç. Dr. Ali Karadoğan (Munzur Üniversitesi), Doç.Dr. Aydın Çam (Çukurova Üniversitesi) yer alacak.
Prof. Dr. Süleyman Değirmen (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi), Prof.Dr. Kemal Birdir’in (Mersin Üniversitesi) danışman olarak görev alacağı projede bursiyerler Dr. Selver Dikkol, Arş.Gör. Servet Can Dönmez, Arş.Gör. Onur Aytaç, Nil Yüce ve Yunus Erdoğan da görev alacak.
Yaşam
Sömestr ve Kısa Tatillerde Uçak Bileti Planlaması Nasıl Yapılmalı?
Tatil planı yaparken ilk karar genellikle gidilecek şehir oluyor; fakat seyahatin iyi geçmesini belirleyen asıl detaylar bundan sonra başlıyor. Uçuş saati, otelin konumu, pasaport ve bagaj kontrolü, varıştan sonra internete bağlanma şekli gibi küçük görünen başlıklar, sömestr dönemine denk gelen Münih gezisi gibi kısa planlarda bile bütün deneyimi değiştirebilir.
UN Tourism’in Ocak 2026’da yayımladığı Dünya Turizm Barometresi’ne göre 2025 yılında dünyada yaklaşık 1,52 milyar uluslararası turist varışı kaydedildi. Bu sayı 2024’e göre yaklaşık yüzde 4 artış anlamına geliyor. Yani seyahat talebi büyürken, aynı uçak ve otel kapasitesi üzerinde rekabet de daha erken başlıyor.
Okul tatili fiyatları hareketlendirir
Uçuş tarafında yapılan en yaygın hata, yalnızca ekranda görünen en düşük tutara odaklanmak. Oysa kalkış saati, dönüş saati, aktarma süresi ve bagaj hakkı birlikte değerlendirildiğinde gerçek avantaj daha net görülür. Münih için sabah erken varan bir uçuş, aynı gün gezmeye başlama şansı sağlayabilir; gece geç varan bir uçuş ise fazladan taksi ve yorgunluk anlamına gelebilir. Bu nedenle planın ilk adımında uçak bileti zaman ve bütçe açısından daha sağlıklı bir başlangıç sağlar.
IATA’nın 2025 yıl sonu yolcu pazarı verileri de aynı tabloyu destekliyor: hava yolu yolcu talebi 2025’te yıllık bazda yüzde 5,3 artarken uluslararası talep yüzde 7,1 büyüdü. Doluluk oranlarının yüzde 83’ün üzerine çıkması, özellikle yoğun dönemlerde son dakikaya kalan planların neden pahalılaşabildiğini gösteriyor. Bu veri, yolcu talebinin artık sadece yaz sezonunda değil yılın farklı dönemlerinde de güçlü kaldığını gösteriyor. Talep arttığında ucuz koltukların daha erken tükenmesi, merkezi otellerin dolması ve popüler saatlerdeki uçuşların pahalılaşması şaşırtıcı değil. Bu yüzden seyahat planını ‘yaklaştıkça bakarız’ anlayışıyla değil, tarih aralığı netleştiği anda kademeli şekilde kurmak daha doğru olur.
Aile programında uçuş saati önemli
Uçuş seçimi tamamlandıktan sonra aynı rotayı farklı saatlerle yeniden kontrol etmek bazen ciddi fark yaratır. Sömestr dönemine denk gelen münih gezisi için cuma akşamı çıkmak cazip görünse de cumartesi sabahı uçmak hem daha ucuz hem daha dinlenmiş bir başlangıç sağlayabilir. Bu noktada Tezfly uçak bileti, tarih ve saat alternatiflerini kontrol ederek daha dengeli bir karar vermek isteyenler için pratik bir kaynak olabilir.
Somut bir örnekle düşünelim: Münih seyahatinde ilk gün yalnızca havalimanı transferi, otele yerleşme ve kısa bir çevre yürüyüşü planlanırsa yorgunluk azalır. Ertesi gün müze, tarihi merkez veya sahil rotası daha verimli gezilebilir. Bu küçük sıralama bile otel konumunun, uçuş saatinin ve internet bağlantısının neden birlikte düşünülmesi gerektiğini gösterir. Çünkü seyahatte en pahalı kayıp çoğu zaman para değil, yanlış plan yüzünden boşa geçen zamandır.
Konaklamada esneklik aramak
Konaklama seçimini sona bırakmak, özellikle yoğun dönemlerde seçenekleri daraltır. Merkezi, temiz, ulaşımı kolay ve esnek iptal sunan yerler erken dolabilir. Bu yüzden otel seçeneklerini incelemek, seyahat tarihi netleştiğinde kontrol edilmesi gereken ilk başlıklardan biridir. Oteli seçerken yalnızca yıldız sayısına değil, son yorumlara, giriş saatine ve çevredeki ulaşım bağlantısına bakmak daha sağlıklı sonuç verir.
TÜİK’in 2025 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’nda 16-74 yaş grubunda internet kullanım oranı yüzde 90,9 olarak açıklandı. Bu oran seyahat alışkanlığını da değiştiriyor; kullanıcılar artık bilet, otel, harita, restoran ve ulaşım bilgisini yolculuk boyunca telefon üzerinden yönetiyor. Bu tablo, seyahat eden kişinin telefonunu neredeyse bir rehber, cüzdan ve belge klasörü gibi kullandığını gösteriyor. Ancak dijital plana güvenmek, yedek hazırlığı gereksiz kılmaz. Pasaportun fotoğrafı, otel adresi, sigorta bilgisi ve biniş kartı telefonun dışında da saklanmalı; pil bitmesi veya bağlantı kesilmesi gibi durumlara karşı kısa bir B planı hazırlanmalıdır.
Planı kontrol ederken ‘en ucuz’ ve ‘en uygun’ kavramlarını ayırmak gerekir. En ucuz bilet her zaman en uygun bilet olmayabilir; merkeze uzak otel her zaman tasarruf sağlamayabilir; interneti varışta çözmek her zaman pratik olmayabilir. Doğru seyahat planı, bu üç başlığı birlikte değerlendiren plandır. Böyle bakıldığında küçük fiyat farkları, zaman ve konfor avantajı nedeniyle daha mantıklı hale gelebilir.
Planı daha gerçekçi yapan ayrıntılar
Seyahat planında küçük bir tablo hazırlamak da işe yarar. Bir sütuna uçuş saatleri, diğer sütuna otel giriş saati, şehir merkezine ulaşım süresi ve ilk gün yapılacak işler yazıldığında plan gözle görülür hale gelir. Bu yöntem özellikle iki veya üç kişilik yolculuklarda karışıklığı azaltır. Herkesin pasaport, bilet ve otel bilgisine erişebilmesi için dosyaların ortak bir mesaj grubunda ya da çevrim dışı erişilebilen bir klasörde tutulması faydalıdır.
Bir başka önemli nokta da dönüş gününü hafife almamaktır. Tatilin son günü çoğu zaman alışveriş, bavul toplama, otelden çıkış ve havalimanına ulaşım gibi birden fazla işin aynı saate sıkıştığı gündür. Dönüş uçuşu çok erkense son gece merkezi bir otel daha mantıklı olabilir; uçuş geç saatteyse bagaj bırakma imkanı olan oteller öne çıkar. Bu ayrıntılar ilk bakışta küçük görünür ama seyahatin yorgunluk seviyesini doğrudan etkiler.
Ayrıca ödeme tarafında da hazırlıklı olmak gerekir. Bazı ülkelerde temassız ödeme yaygınken bazı küçük işletmeler hâlâ nakit isteyebilir. Kartın yurt dışı kullanım ayarlarını kontrol etmek, küçük miktarda yerel para bulundurmak ve beklenmeyen masraflar için ayrı bir limit ayırmak daha güvenli olur. Böylece bilet ve otel için yapılan tasarruf, seyahat sırasında plansız harcamalarla kaybedilmez.
Sonuç olarak sömestr dönemine denk gelen Münih gezisi, doğru sırayla planlandığında çok daha rahat geçer. Önce tarih ve uçuş seçenekleri netleştirilmeli, ardından otel konumu ve iptal koşulları değerlendirilmeli, son olarak da seyahat boyunca ihtiyaç duyulacak internet bağlantısı hazırlanmalıdır. Bütün bu adımlar ayrı ayrı küçük görünür; fakat birlikte düşünüldüğünde hem bütçeyi hem de yolculuk konforunu belirler. Seyahatin kalitesi çoğu zaman gidilecek şehirden çok, hazırlığın ne kadar gerçekçi yapıldığıyla ilgilidir.
Son olarak seyahat planını bir gece bekletip ertesi gün tekrar kontrol etmek de iyi bir alışkanlıktır. İlk bakışta mantıklı görünen saatler, ikinci kontrolde yorucu olabilir; uygun görünen otel, haritada merkeze beklenenden uzak çıkabilir. Acele etmeden yapılan son okuma, hem gereksiz masrafı hem de yolculuk günü yaşanacak stresi azaltır.
Yaşam
DAHA 17’NİN “MANİFEST”İ ORTAYA ÇIKTI!
Kanal D’nin Bodrum’da çekilen yeni dizisi Daha 17, güçlü oyuncu kadrosu, tanıtımları, afişi ve merak uyandıran hikâyesiyle şimdiden dikkatleri üzerine çekmeyi başaradı. Merakla beklenen projenin sanal medyada yayınlanan ön izlemesi heyecanı daha da artırdı. Paylaşılan tanıtımda, son dönemin en popüler gençlik gruplarından Manifest’in “Zamansızdık” şarkısının ilk bölümde kullanıldığı ortaya çıktı. Üstelik bu sürpriz yalnızca ilk bölümle sınırlı kalmayacak; ilerleyen haftalarda grubun farklı şarkıları hikâyeye eşlik edecek.

İŞ BİRLİĞİ HEYECAN YARATTI
Müzik grubu Manifest, hit parçalarıyla geniş bir hayran kitlesine ulaştı. Dizinin hedef kitlesiyle örtüşen bu iş birliği büyük heyecan yarattı. Manifest sevenler ve Daha 17’yi bekleyenler, ön izlemeyi beğeni ve yorum yağmuruna tuttu. Paylaşımlarda, Manifest-Daha 17 dayanışmasının genç izleyiciyle güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlayacağı vurgusu yapıldı.

MANİFEST, ROMANTİZMİ ARTIRACAK
Ekran yolculuğuna 31 Mayıs Pazar akşamı başlayacak olan Daha 17, tanıtımlarında iki farklı profil çizmişti. Bir yanda gerilim ve sırların öne çıktığı bir yapı sunulurken, diğer yanda Aras ile Leyla arasındaki duygusal yakınlaşmayla romantik bir ton yakalanmıştı. Paylaşılan ön izlemede Manifest’in “Zamansızdık” şarkısının hikâyeye eşlik etmesi dizinin enerjisini de ortaya koydu.

GENÇLER HİKÂYENİN MERKEZİNDE
Genç oyuncuların kendi yaş gruplarındaki karakterlere hayat verdiği Daha 17, yurtlarda büyüyen 17 yaşındaki Aras’ın geçmişine ulaşma çabasını merkezine alıyor. Dizi, güçlü bir aile hikâyesini gençlerin gözünden ekrana taşımaya hazırlanıyor.

SEVİLEN İSİMLER DE KADRODA
Yönetmen koltuğunda Emre Kabakuşak’ın oturduğu Daha 17, genç yeteneklerle sevilen isimleri bir araya getiriyor. Kadroda Nesrin Cavadzade, Çağan Efe Ak, Armağan Oğuz, Ceren Ayruk, Ata Yaşat, Dilara Aksüyek, Çağdaş Onur Öztürk, Melis Babadağ, Helin Elveren, Bülent Seyran, Cemal Toktaş, Hakan Meriçliler, Deniz Ali Cankorur, Ezgi Dalgıç, Berra Ahsen Uslu, Batuhan Mora, Efe Musa, Ahmet Can Özer ve Güneş Hayat yer alıyor.

31 MAYIS’TA BAŞLIYOR
Yapımcılığını Yaşar İrvül ve Efe İrvül’ün üstlendiği Daha 17, 31 Mayıs Pazar akşamı saat 20.00’de ilk bölümüyle Kanal D ekranlarında izleyiciyle buluşacak.
Yaşam
Cappucino 50 ile Şehir Trafiği Artık Daha Kolay
Şehir içi ulaşımda trafik sıkışıklığı, park sorunu ve yakıt maliyeti; her gün milyonlarca kişinin karşılaştığı gerçeklerdir. Bu sorunlara pratik, ekonomik ve stil sahibi bir yanıt arayan kullanıcılar için 50 cc scooter kategorisi giderek daha fazla tercih edilmektedir. Cappucino 50, bu kategoride öne çıkan ve günlük kullanımı keyifli kılan kompakt bir scooter modelidir.
Otomatik şanzıman yapısı, düşük yakıt tüketimi ve şehir trafiğine uygun kompakt ölçüleriyle bu model; hem deneyimli sürücülere hem de ilk kez scooter kullanacaklara hitap eder.
Cappucino 50 Teknik Özellikleri Nelerdir?
50 cc tek silindirli ve 4 zamanlı motoru; düşük yakıt tüketimi ile uzun ömürlü kullanım açısından bu segmentin en tercih edilen motor yapısı olma özelliğini taşır. 3.15 HP güç ve 3.9 Nm tork değerleriyle günlük şehir içi kullanımında akıcı ve yeterli bir performans sunar.
Otomatik CVT şanzımanı; vites değiştirme zorunluluğunu ortadan kaldırarak trafikte hem rahat hem de dikkat dağıtmayan bir sürüş deneyimi sağlar. Hava soğutmalı motor yapısı ise bakım kolaylığı ve uzun ömür açısından avantajlı bir tercih olarak öne çıkar.
50 cc Scooter Neden Avantajlıdır?
50 cc scooterların kullanıcılar için en belirgin avantajlarından biri; MTV ve zorunlu trafik sigortası yükümlülüğünden muaf olmasıdır. Bu özellik; yıllık sahiplik maliyetini belirgin biçimde düşüren pratik bir avantaj olarak öne çıkar.
Yakıt verimliliği açısından da bu segment; dört tekerlekli araçlarla kıyaslandığında ciddi bir maliyet avantajı sunar. Kompakt boyutları sayesinde dar sokak ve otoparkların yoğun olduğu şehir merkezlerinde manevra kolaylığı sağlar.
Fren Sistemi Güvenliği Nasıl Destekler?
Cappucino 50; ön disk fren ve arka kampana fren kombinasyonuyla donatılmıştır. Ön disk fren; ani duruşlarda daha güçlü ve kontrollü bir frenleme performansı sunarken arka kampana fren; maliyeti düşük ve bakımı kolay yapısıyla uzun vadeli kullanım için güvenilir bir tercih olma özelliğini korur.
Bu kombinasyon; şehir içi düşük ve orta hız kullanımı için dengelenmiş ve güvenli bir frenleme profili oluşturur.
Kimler Tercih Eder?
Araç kullanmak yerine daha pratik ve ekonomik bir ulaşım çözümü arayanlar, kısa mesafeli günlük yolculuklarda zaman kazanmak isteyenler, park sorunuyla boğuşmaktan yorulanlar ve ilk kez iki tekerlekli araç kullanmayı düşünenler Cappucino 50 için uygun bir aday profili oluşturmaktadır.
Otomatik şanzıman yapısı sayesinde sürüş deneyimi olmayanlar için de alışma süreci oldukça kısadır; bu özellik modeli geniş bir kullanıcı kitlesine açık kılmaktadır.
Tasarım ve Renk Seçenekleri
Cappucino 50; kompakt ölçüleri ve akıcı hatlarıyla şehirli bir estetik sunar. 1895 mm uzunluğu ve 670 mm genişliğiyle oldukça manüvrabildir. Farklı renk seçenekleri; kişisel tarzı yansıtma açısından alıcıya esneklik tanır. Net ağırlığı 107 kg olan model; hem manevra hem de park kolaylığı açısından avantajlı bir profile sahiptir.
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Yaşam Tarzı4 yıl agoBilgi güçtür
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
