Connect with us

Sağlık

Bakan Özer’den Önemli Açıklamalar – BSHA

Published

on

Bakan Özer’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Son yirmi yılda eğitim alanında gerçekleştirilen dönüşümleri hatırlatan Bakan Özer, okul öncesi eğitime devam eden öğrencilere 6 Şubat tarihi itibarıyla tüm Türkiye’de ücretsiz yemek vermeye başladıklarını ifade ederek şunları söyledi: “Okul öncesi eğitimi yaygınlaştırdık, kapasiteyi çok ciddi artırdık. Ben göreve geldiğim zaman Türkiye’deki beş yaştaki okullaşma oranları yüzde 65’ti ve Türkiye’de 2 bin 782 tane anaokulu vardı. Biz 3 bin tane yeni anaokulu yapmak üzere yola çıktık ve yaklaşık bir buçuk yılın sonunda 6 bin 700 anaokulu yaptık. Yani mevcut anaokulunun neredeyse üç katı yeni anaokulu kapasitesi oluşturduk, beş yaşta yüzde 65 olan okullaşma oranını yüzde 99.86’ya yükselttik. Aslında okul öncesi eğitim zorunlu olmamasına rağmen zorunlu olan ilkokul, ortaokul ve lisedeki okullaşma oranının bile üzerine çıktı. Bunu sürdürülebilir kılmak için 6 Şubat tarihi itibarıyla tüm Türkiye’de okul öncesi eğitimde ücretsiz yemek vermeye başladık. Dün Ordu’da kadınlarımızla bir araya geldik, okul öncesi eğitimi değerlendirmeyle ilgili bir toplantı oldu. Orada dedim ki bundan sonra Türkiye’deki okul öncesi eğitim ücretleriyle ilgili valilikler tarafından komisyon marifetiyle belirlenen miktarlarda para alınıyordu, veliler de gönüllü olarak veriyordu. Bunu tamamen kaldırıyoruz. Bununla ilgili tüm çalışmalarımızın nihayetlendirdik. Bu gece de Resmi Gazete’de yönetmelik de yayımlandı. Artık 2023-24 eğitim öğretim yılı itibarıyla ister tam gün eğitim yapsın ister yarım gün eğitim yapsın, hiçbir ad altında velilerden para alınmayacak. Böylece okul öncesi eğitimle ilgili bu ülkeye en büyük katkıyı sağlamış olacağız.”

Bakan Özer, NTV Canlı Yayınına Konuk Oldu
Bakan Özer, NTV Canlı Yayınına Konuk Oldu

Aslında Okul Öncesi Eğitim, Eğitimde Fırsat Eşitliğinin Eşitsizliğinin Başladığı Yer.

Geçmiş yıllarda Türkiye’de okul öncesi eğitimin ihmal edildiğine değenin Bakan Özer, okul öncesi eğitimin önemini vurgulayarak, “Aslında okul öncesi eğitim, eğitimde fırsat eşitliğinin eşitsizliğinin başladığı yer. Okul öncesi eğitim aynı zamanda eğitim literatüründeki yapılan çalışmalar şunu gösteriyor; okul öncesi eğitimine katılan bireyle katılmayan birey arasında hayat boyu gözlem yapıldığı zaman okul öncesi eğitime devam eden birey, eğitimde daha fazla kalıyor, istihdamda daha fazla kalıyor. Bu ne demek? Nitelikli bir şekilde insan kaynağımızı yetiştirebilme imkanı sağlıyor. Bir de en önemlisi kadının istihdamı açısından çok büyük fırsat sağlıyor. Çünkü kadın istihdama katıldığı zaman özellikle büyük şehirlerde, alacağı ücretle çocuğunu kreşe, okul öncesi eğitimine verdiği zamanki oraya ödeyeceği ücret arasındaki makas çok yakınsa istihdamdan geri çekiliyor. Şimdi tamamen ücretsiz olunca geri çekilen kadınlarımız da iş gücü piyasasına katılacaklar.” ifadelerini kullandı.

Bakan Özer, okul öncesi öğrencilerle birlikte taşımalı eğitim kapsamında yer alan öğrencilere, pansiyonlardan faydalanan veya pansiyonda kalmayıp ama aynı okulda okuyan öğrencilere, sosyal yardımlaşma vakfından yardım alan velilerin çocuklarına da ücretsiz yemek imkânı sunduklarını kaydetti.

Özer, öğrencilerin sağlıklı beslenme bağlamında bir öğün sağlıklı beslenebilecekleri bir mekanizma inşa etmek istediklerini söyledi.

2022 yılından itibaren köy okullarını açmalarının nedenlerinden söz eden Bakan Özer, “İki nedenden dolayı, birincisi; kovid salgınından sonra insanlar yavaş yavaş köylere göç etmeye başladılar. Yani olağanüstü koşullarda daha dirençli kalabilecekleri mekanlarda iskan etme trendi, tersine göç başladı.” dedi.

İkinci nedenin yine kovid sürecinde gıda tedarik zincirlerinde yaşanan problemlerden kaynaklandığına işaret eden Özer, gıda, tarım ve hayvancılığın enerji kadar kritik bir alan oluşturmaya başladığını söyledi. Özer, “Biz dedik ki ‘bu ikisini birleştirelim.’ Okulları, köydeki okullarımızı hızlı bir şekilde revize edelim. Restorasyondan geçirelim ve sadece çocuklarımızın okul öncesi veya ilkokul eğitimi aldıkları bir mekan değil, aynı zamanda hepsine halk eğitim merkezi kuralım, kurduk. Yani köyde yaşayan vatandaşlarımızın gıda, tarım, hayvancılıkla ilgili veya diğer istedikleri her alanla ilgili halk eğitim kursları aldıkları, yaşam becerilerini arttırdıkları mekana dönüştürelim. Köydeki yetişkin ile çocuğunu veya torununu aynı eğitim çatısı altında buluşturan bir mekanizma oluşturduk. Bu mekanizmayla köy okulu demedik artık, ‘Köy yaşam merkezi’ dedi.” diye konuştu.

Özer şunları söyledi: “2022 yılındaki hedefimiz 2 bin tane köy okulunu açmaktı. 2 bin 200 köy yaşam merkezini hizmete açtık. Şu an itibariyle de 3 bin 115 tane köy yaşam merkezini açmış bulunuyoruz. 2023 yılının sonuna kadar da zaten Türkiye’deki tüm köy okullarını açacağız. Türkiye’de gelişmelere, zamana bir yatay bakmanız lazım; yani nereden nereye geliyor? Bir de dikey bakmanız lazım. Yatay baktığınız zaman bu vicdana tekabül ediyor, emeğe saygıya tekabül ediyor. ‘Buradaydı, buraya geldi.’ Dikey baktığınız zaman da tarihine bakmadan ‘Anlık sorun nedir? Problem nedir? Bu da akıl. Vicdanlı akıllara ihtiyacımız var. Millî Eğitim Bakanı olarak şunu diyorum; ilkokul, ortaokul ve lise kademesinde zorunlu eğitim olmasına rağmen, eğitimin dışında kalmış bir şekilde ulaşılamayan, kayıtla ilgili problemi olup da kayıt yaptırmayan öğrenci sayısı, öğrenci olması gereken ama kayıtlı olmayan toplam üç kademedeki çocuk-genç sayısı 94 bin 984.”

Açık ortaokullarda şu anda 142 bin 326 öğrencinin bulunduğunu kaydeden Özer, “On sekiz yaş altı 7 bin 774. On sekiz yaş üstü 134 bin 552. Açık lisede 1 milyon 112 bin 765 öğrenci var, on sekiz yaş altı 232 bin 152, on sekiz yaş üstü 880 bin 613.” bilgisini paylaştı.

Deprem bölgesinden diğer illere nakillerini aldıran öğrencilerin kendi memleketlerindeki okullara tekrar dönüşleri ile ilgili son verileri aktaran Bakan Özer, olağanüstü koşullarda eğitim sistemi normalleşmeden bölgenin normalleştirilemeyeceğini vurguladı. Özer, Millî Eğitim Bakanlığı olarak ilk günden itibaren bu anlayış içerisinde, deprem bölgesindeki öğrencileri travmalı ortamdan kurtarıp hızlı bir şekilde öğretmeniyle buluşturmak için yüksek çaba sarf ettiklerini söyledi.

Özer, “Psikolojik sağlamlıklarını güçlendirmek için çadırda, konteynerde, öğrenciyi o ortamdan uzaklaştırıp öğretmeniyle buluşturduk ve şöyle bir motto ortaya koyduk; ‘Her yerde ve her şartta eğitime devam.’ Bunu sağladık ve ondan sonra da hızlı bir şekilde normalleştirdik.” ifadesini kullandı.

Özer şöyle devam etti: “Üç kategoriye ayırdık; Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır ve 1 Mart’ta. Osmaniye, Gaziantep’e, Adana’yı 13 Mart’ta ve diğer en fazla etkilenen illeri 27 Mart’ta kademeli bir şekilde geçirdik. 24 Nisan tarihi itibariyle Hatay ve Adıyaman’da da hiçbir açık olmayan ilçemiz kalmadı. Bu, tersine dönüşü hızlandırdı. Ciddi olarak değişiyor. Bugün itibariyle, geriye dönen, yani kaydını diğer illere aldırıp da geriye dönen öğrenci sayısı 76 bin 683’e ulaşmış. En fazla geri dönüş Kahramanmaraş’a, 24 bin 519 öğrenci. İkincisi Hatay, 14 bin 159. Üçüncüsü Malatya, 10 bin 913. Dördüncüsü 9 bin 803 ile Adıyaman. En fazla depremden etkilenen dört il vardı; Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya ve Hatay. En fazla geri dönüşün olduğu yer oralar. Demek ki bundan sonra da nasıl kovid salgınında da istikrarlı bir şekilde okulları açmak için direndiysek, açık tuttuysak, deprem bölgesindeki deneyimimiz de bunun ne kadar faydalı olduğu gösterdi. Şu anda çadırlarda psikososyal desteklere devam ediyoruz, bölgede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından sağlam raporu verilmiş olan tüm okullarda da eğitim devam ediyor.”

Bu süreçte, deprem bölgesindeki okulların sağlam ve güvenli olmalarının ortaya çıktığına işaret eden Bakan Özer, 20 bin 868 okuldan sadece 25 tanesinin yıkıldığını dile getirdi. Özer, şu anda da Hatay’da, Kahramanmaraş’ta, Adıyaman’da çoğu kamu kurumunun Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı binaları kullandığını aktardı.

“Türkiye’de yıkım kararı olup da eğitime devam eden tek bir okulumuz yok”

Okulların depreme dayanıklılığı konusundaki çalışmalar konusunda yöneltilen soruya yanıt veren Özer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Güçlendirme ve yıkım yapım çalışmalarına Bakanlık olarak ağırlık veriyoruz. Şu anda Türkiye’de yıkım kararı olup da eğitime devam eden tek bir okulumuz yok. Bunun altını çizmemiz lazım. Bu güçlendirme çalışmalarıyla ilgili illere para limiti koymadık. İstedikleri kadar hızlı bir şekilde son sürat her türlü kaynağı kullanarak onları karşılama garantisi vererek güçlendirme çalışmalarını çok hızlandırdık. İstanbul’da çok önemli mesafeler alındı. Tabii bu çalışmalar yine devam edecek. Daha önceden raporu alınanlar tekrar güncelleniyor yeni duruma göre, çünkü dinamik bir süreç. Bakanlık buna hazırlıksız yakalanmadı. Zaten gündeminde olan, yıllardan beri çalıştığı bir konuydu. Hız verildi.”

Öğretmen atamalarına ilişkin soruya ise son bir ay içinde çok ciddi bir öğretmen ataması yaptıklarını vurgulayan Özer, engelli öğretmen atamasına başvuran tüm adayların atamalarını gerçekleştirdiklerini, 234 engelli atamasının daha yapılacağını belirterek 45 bin öğretmen atamasıyla son yirmi yılın en büyük öğretmen atamasını gerçekleştirdiklerini söyledi. Özer, ihtiyaçlar doğrultusunda yeni öğretmen atamasının yapılabileceğini ifade etti.

Eğitimin tüm kademelerindeki okullaşma oranlarına da değinen Özer, Cumhuriyet tarihinde tüm kademelerde okullaşma oranlarının yüzde 99’un üzerine çaktığını belirterek öğretmen başına düşen öğrenci sayısının da OECD ortalamasına getirildiğini söyledi.

Öğretmen atmalarında mülakatların kaldırıldığını ifade eden Özer, atamaların bundan sonra KPSS puan üstünlüğüne gere gerçekleştirileceğini kaydetti.

Öğretmen Maaşları Açlık Sınırına Dayandı
Bakan Özer, NTV Canlı Yayınına Konuk Oldu

Uzman ve Başöğretmenlik sınav süreci 18 Mayıs’ta başlıyor

Uzman ve Başöğretmenlik sistemine de değinen Özer,  “Yaklaşık 583 bin öğretmenimiz bu haktan yararlandı, öğretmenlerin yaklaşık yüzde 99’u sınava girdi, yüzde 97’si başarılı oldu ve 583 bin öğretmenimiz uzman öğretmen veya başöğretmen olarak özlük haklarında iyileşme sağladılar. Eğitim süreçlerinden geçtiler. Daha önceden de açıkladığınız gibi her yıl bu sınavlar tekrarlanacak. Takvim belli oldu; 18 Mayıs tarihi itibarıyla süreç başlıyor. 30 Mayıs-9 Haziran tarihleri arasında başvuruları alacağız. 17 Temmuz – 8 Eylül tarihleri arasında onların eğitimleri olacak. 19 Kasım tarihi itibarıyla da sınavı yapacağız ve sonuçları da 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde açıklayacağız.” açıklamasında bulundu.

Şu anda uzman öğretmenliğe başvuru potansiyeli olan 91 bin 601 öğretmen bulunduğunu bildiren Özer, şunları söyledi: “Bu öğretmenlerimizin 10 bin 60’ı yüksek lisans yaptıkları için sınavdan muaf olacaklar. Başöğretmenliğe başvurma potansiyeli olan öğretmenimizin sayısı da 6 bin 986. Burada da 11 öğretmenimiz doktorasını yaptığı için sınavdan muaf olacak. Dolayısıyla yaklaşık 100 bin öğretmenimiz tekrar bu süreçlere tabi olacaklar. Tüm öğretmenlerimize başarılar diliyorum.”

Uzman ve Başöğretmenlikle ilgili öğretmenlerin talepleri olduğunu belirten Özer, “İki tane çok ciddi talep vardı. Birincisi, uzman öğretmen olmak için on yıllık kıdem aranıyor şu andaki kanuni düzenlemede, bunun biraz daha düşürülmesi, beş yıla indirilmesiyle ilgili çalışmayı tamamladık. Yani uzman öğretmenler de artık on yıl beklemeden beş yıl içerisinde bu sürece tabi olacaklar. Bir de kıdem yılı 20 yıl ve üzerinde olan uzman öğretmen arkadaşlarımızın başöğretmen olmak için bekleme süresi olan on yılı kaldıracağız. Dolayısıyla meslekte yirmi yıl ve üzerinde olan öğretmenlerimizi uzman öğretmen olmuşsa geçen sene on yıl beklemeyecek, hemen başöğretmenliğe başvurabilecekler. Bununla ilgili kanuni hazırlıklarımızı zaten tamamdı. Aslında yaşadığımız o acı deprem sürecinden dolayı kesintiye uğradı. İnşallah yeni Meclis oluştuktan sonra hemen Meclis’e gönderilecek.” açıklamasında bulundu.

Deprem bölgesinde LGS’ye girecek öğrencileri hiçbir zaman yalnız bırakmadıklarını belirten Özer, “Gerçekten onlara özel itina gösterdik ve 3 bin 540 destekleme ve yetiştirme merkezi oluşturduk. Soru hazırlama merkezimizde çalışan uzman öğretmenlerimizi bölgeye gönderdik. Şu anda yaklaşık 150 bin öğrencimiz bu bağlamda çalışıyor. Millî Savunma Bakanımız NATO çadırlarını açtı Hatay’da, Kırıkhan’da, İskenderun’da. Enerji Bakanımız gemi getirdi. Gemilerden LGS, YKS kursları devam ediyor ve ikinci dönem konularını sınav kapsamından çıkarttık. Rahat bir sınav olacağına inanıyorum. Sonuçta LGS sınavı sadece sekizinci sınıf öğrencilerinin sadece yüzde onunun yerleştiği bir mekanizma. Yani yüzde doksanı zaten sınavsız yerleşiyor. Orada da çok ciddi iyileştirmeleri var. Ben tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum. Rahat olsunlar. Yani gerçekten performanslarına kaygıdan dolayı etkileyecek bir duruma düşmesinler. İnşallah tüm öğrencilerimiz zaten yerleştireceğiz.” değerlendirmesine bulundu.

Geçici işçilerle ilgili de bir müjdeyi paylaşmak istediğini belirten Özer, “Bakanlığımızda yaklaşık 30 bin geçici işçimiz var. Bu kardeşlerimiz daha önceden on ay çalışıyorlardı, temmuz ve ağustos aylarında işten çıkartılıyor, tekrar eylül ayında başlıyorlardı. Bir düzenleme yapıldı; 11 ay 29 gün, yani tamamen bir yıl çalışabilmeleriyle ilgili yetki bakanlıklara bırakıldı. Ben bugün itibarıyla o işçilerimizin tamamını 11 ay 29 gün çalışabilecek şekilde onayı vereceğim. Yükseköğretim kurumlarında da bu kapsamda olan geçici işçilerimiz var. Onların da 11 ay 29 gün çalışabilmeleri için Millî Eğitim Bakanlığı onayına ihtiyaçları var. Dolayısıyla hızlı bir şekilde onları da gönderdiği zaman o onayları da vereceğiz.” ifadelerini kullandı. (Kaynak: Meb) (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri