Sağlık
YÖK Başkanı Özar İntihal Uyarısında Bulundu ! (Özel Haber)
YÖK Başkanı Erol Özar, üniversite akademik personeline intihal uyarısında bulundu. Özar, “Yayınlarda intihal durumlarıyla karşılaşıyoruz” dedi.
Yüksek Öğretim Kurumu tarafından “Üniversite Dergileri ; Sorunlar ve Çözüm Önerileri Çalıştayı” düzenlendi. YÖK Başkanı Özar, “Üniversiteler dergilerin akademik yayın süreçlerinde örnek davranışlar sergilemeli” dedi. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar başkanlığında üniversite dergilerinin mevcut durumunun görüşüldüğü “Üniversite Dergileri: Sorunlar ve Çözüm Önerileri Çalıştayı” gerçekleştirildi. Yükseköğretim Kurulu tarafından düzenlenen Çalıştaya üniversitelerden ve ilgili kurumlardan temsilciler, editörlük görevini yürüten ve işleyişe hâkim olan öğretim üyeleri ve idareciler katıldı.

Üniversitenin Üç Temel Görevi
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar’ın toplantının açılışında yaptığı konuşmada yükseköğretim sistemindeki meselelerle ilgili çeşitli toplantı ve çalıştaylar düzenleyerek alanında uzman paydaşların görüşlerine müracaat ettiklerini belirterek, “Şimdiye kadar aldığımız bütün kararlarda olduğu gibi, üniversite dergilerinin iyileştirilmesi konusunda da alanında uzman kişilerle istişare edilerek, veri temelli politikaların geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu kapsamda, üniversite dergilerimizin kalitelerinin iyileştirilmesi konusunda geliştirilecek çözüm önerileri ile atılacak adımların yalnızca üniversitelerimize değil, tüm bilim dünyasına katkı sağlayacağına gönülden inanıyorum.” dedi. Üniversitenin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun da geçtiği üzere üç temel görevinin olduğunu paylaşan Özvar, bunların yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak olduğunu iletti. Özvar, bilimsel dergi editörlüğü ve hakemliğinin, büyük özveri gerektiren meşakkatli bir görev olduğunun altını çizdi.
Akademik Yayın Dünyada Ticari Bir Faaliyet
Akademik yayıncılığın, dünyada büyük bir ticari faaliyet alanı olduğuna dikkati çeken Özvar, yıllık 20 milyar doları aşan bir cironun söz konusu olduğunu dile getirerek, “Küresel ölçekli yayınevlerine ait dergiler ile üniversite dergilerimizin rekabet etmesi güç görünse de üniversite dergilerimizin birçok avantajı bulunmaktadır. Bu avantajların başında, TÜBİTAK’ın Dergipark gibi öncü ve kolaylaştırıcı projeleri sayesinde üniversite dergilerinin tamamına yakınının açık erişim olması, ticari kâr amacı gütmemesi ve genç akademisyen nüfusumuzla daha dinamik bir makale işletim süreci işletebilme potansiyeline sahip olması gelmektedir. Arşivleme, koruma, bilgi erişimi ve maliyet sorunları sebebiyle basılı yayıncılığın yerini giderek dijital yayıncılık alırken, üniversite dergilerinin pek çoğunun elektronik yayıncılığa geçmiş olması önemli bir durumdur.” ifadelerinde bulundu.
İntihal Uyarısı !
Dergilerin en fazla dikkat etmesi gereken konulardan bir tanesinin intihal veya diğer bir deyişle aşırma olduğunu aktaran Özvar, her bir bilim insanının, bilimin saygınlığını muhafaza edecek bir davranış içerisinde olması gerektiğini vurguladı. Bilimsel bir çalışmanın tamamının aşırılması gibi, bilimsel bir eserin belli kısımlarının alınıp özgün olarak yazılmış gibi gösterilmesi veya bazı resim ve grafiklerin atıf verilmeksizin kullanılması gibi intihal durumlarıyla da karşılaşıldığını ifade eden Özvar, “İntihal dışında diğer bilimsel etiğe aykırı davranışlar ise sahtecilik (uydurma), çarpıtma, duplikasyon, dilimleme ve haksız yazarlıktır. Karşılaşılan bu tür durumların önüne geçebilmek için aldığımız tedbirlerin ve ürettiğimiz çözüm yollarının etkili ve sürdürülebilir olması önceliğimizdir.” dedi.
“Türkiye adresli dergilerin uluslararası endekslerde taranması istenen düzeyde değil”
Yükseköğretim Kurulu Başkanı olarak, üniversite dergilerinden öncelikli beklentisinin, akademik yayın süreçlerinde örnek davranışlar sergilemeleri olduğunu belirten Özvar, akademik süreçlere uygun olmayan davranışlar gösteren üniversite dergilerinin tespit edilmesi durumunda yaptırımların olacağının da bilinmesini istediğini vurguladı. Türkiye adresli dergilerin uluslararası endekslerde taranmasının istenen düzeyde olmadığını katılımcılarla paylaşan Özvar, üniversite dergilerinin, uluslararası mecralarda daha görünür olmasını beklediklerini ve üniversite dergilerinin bu amaçla ilk etapta hak ettiği yere ulaşmaları ve uluslararası endekslerde yer almalarının oldukça mühim olduğunu dile getirdi.
“Önceliğimiz üniversite dergilerimizi nitelikli dergiler sınıfına yükseltmektir”
Önceliklerinin, geleceğe yönelik planlamalar ile dergilerin kalitesini artırarak, uluslararası endekslerde taranmalarının sağlamak ve üniversite dergilerini, uluslararası araştırmacıların yayın yapmayı prestijli buldukları nitelikli dergiler sınıfına yükseltmek olduğunu ifade eden Özvar, üniversite dergilerinin uluslararası görünürlüğünü artırılırken, kamusal sorumluluk ve bilimsel etik değerlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğine vurgu yaptı. Türkiye’de yükseköğretim alanının genişlemesi ve bilimsel üretimin artmasına paralel olarak akademik dergi yayıncılığına ihtiyacın da arttığına değinen Özvar, “Hem ulusal hem de uluslararası özel yayınevleri, yazarlar ve/veya üniversitelerden destek alarak yayınlarına devam etmektedir. Aynı şekilde, makalelere erişim için veri tabanlarına yüksek abonelik ücretleri ödenmektedir. Bu süreçte gerek Dergipark gerekse Yükseköğretim Kurulu bünyesinde yer alan YÖK Akademik arama motorları ve üniversitelerin web siteleri, açık kaynaklara erişim açısından ciddi bir önem kazanmıştır.” diye konuştu.
“Türkiye doküman sayısını en fazla artıran ülkelerin başında gelmekte”
Üniversite dergilerinin mevcut durumunu anlamak için Türkiye adresli akademik yayınlar ile Türkiye adresli dergiler arasında bir karşılaştırma yapılmasında fayda olduğunu aktaran Özvar, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Scopus verilerine göre; 2021 yılında dünyadaki toplam doküman sayısı 4 milyon 960 bin 674 iken, Türkiye adresli araştırmacılara ait doküman sayısı 67 bin 150’dir. Türkiye 2021 yılında bir önceki yıla göre doküman sayısını en fazla artıran ülkelerin başında gelirken dünya sıralamasını ise bir sıra artırarak 17. olmuştur. Öte yandan, Scopus’ta taranan Türkiye adresli 232 dergi bulunmaktadır. Dergi sayısı bakımından Türkiye, dünyada ülkeler arasında 18. sırada yer almaktadır. Scopus’ta taranan bu dergilerde 14 bin 433 bilimsel doküman yayımlanmıştır. Dergi sıralamalarına bakıldığında ise ilk 5 bin içinde (4406. sırada) sadece bir üniversite dergisi yer almaktadır. Dahası bu 232 dergiye ilişkin “h” endeksleri oldukça farklılaşmakta olup 1 ile 72 arasında değişmektedir.
Çalıştay Oturumları
Üç oturum halinde düzenlenen çalıştayda; ulusal ve uluslararası endekslere girme, etik ilkeler ve yayın politikaları, açık erişim, basılı ve elektronik yayınlar, editoryal süreçler, alternatif yayın süreçleri ve biçimleri, veri setlerinin erişime açılması ve tekrar edilebilirlik, akademik yayın stilleri, yazarlar için rehber, bibliyometrik verilerin paylaşımı, veri tabanı abonelikleri, fakülte ve enstitü dergileri konuları ele alındı.
Çalıştayda üniversite dergilerinin mevcut durumu, yayın kaliteleri, ulusal-uluslararası indekslerde taranması, yayın etiğe uygunluğu, editoryal konuları başta olmak üzere üniversite dergilerine ilişkin geniş kapsamlı birçok başlık görüşüldü ve mevcut sorunlar ve sorunlara yönelik çözüm önerileri masaya yatırıldı.
Sağlık
Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?
Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.
İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.
Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.
“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”
Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.
Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.
Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:
- Miyop görme kusuru
- Astigmat problemi
Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.
Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:
- Göz numarasının stabil olması
- Kornea kalınlığının yeterli olması
- Genel göz sağlığının uygun olması
Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.
https://venividigoz.com/smile-lazer
Sağlık
Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.
“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.
“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”
“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:
“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”
“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”
Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.
Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı.
“Rekabet siyasetin doğasında var”
Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı.
En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.
“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”
“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”
Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Sports9 yıl agoSteph Curry finally got the contract he deserves from the Warriors
