Connect with us

Sağlık

“Suriye’deki Kolera Salgını Sınırı Aşabilir, Türkiye Büyük Tehdit Altında!”

Published

on

Amerika’da yaşayan Türk Bilim İnsanı Virolog Semih Tareen, Bilim Sağlık Haber Ajansı (BSHA) instagram canlı yayınına katılarak, “Suriye’deki kolera salgını sınırı aşabilir, Türkiye büyük tehdit altında” dedi. 

Kolera Salgını Uyarısı

Deprem bölgesindeki arama kurtarma çalışmaları tamamlanmak üzereyken, uzmanlar halk sağlığını tehdit edecek konularda uyarılar yapmaya devam ediyor. Türk Bilim İnsanı Virolog Semih Tareen, BSHA canlı yayını aracılığı ile deprem bölgesi için kolera salgını uyarısında bulundu. Semih Tareen, Genel Yayın Yönetmeni ve Sağlık Muhabiri Erkan Doğan’ın sorularını yanıtladı. Deprem bölgelerinde halk sağlığı sorunu olan bulaşıcı hastalıklar hakkında önemli uyarılarda bulunan Virolog Tareen, deprem bölgesinde  bulaşıcı hastalıklar içerisinde en büyük riskin kolera olduğunu söyledi. Sınır komşumuz Suriye’de yaşanan kolera salgınının Türkiye’ye sıçraması riskinin çok büyük olasılık olduğuna vurgu yapan Tareen, önlem alınmaz ise yüzde 50 oranında çocuklar olmak üzere bölgede bulunan yüzlerce insanın ölümcül olan kolera hastalığına yakalanma riskinin büyük olduğuna dikkat çekti.  Bölgede ayrıca hijyen sorununa dikkat çeken Tareen, seyyar tuvalet üreten firmalara bölgeye destek vermeleri yönünde çağrıda bulundu. 

“Suriye’deki Kolera Salgını Sınırı Aşabilir, Türkiye Büyük Tehdit Altında!”

“1000’lerce Kişiye Kolera Müdahalesi Yapmak Zorunda Kalınabilir”

Türkiye’de 10 ilde yaşanan deprem felaketi sonrasında oluşabilecek salgın hastalıklar konusunda uyarılarda bulunan semih Tareen, ülkenin coğrafi konumundan ötürü, Suriye ile komşu olması nedeniyle büyük bir kolera riski altında olduğunu söyledi. Tareen, ölümcül bir hastalık olan kolera konusunda, tedavi ve teşhis noktasında önlem alınmaz ise kitlesel ölümlerin yaşanma ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Tareen şöyle konuştu: “Türkiye coğrafi konumu itibariyle, sınır komşusu Suriye’de yaşanan kolera salgınından ötürü şu an büyük bir tehdit altındadır. Kolera Türkiye’de bir salgın durumunda değildi. Ancak son yıllarda Suriye’de var olan kolera salgını, depremin her iki ülkede de etkili olmasından dolayı kolera riskinin sınırı geçmesi şu an söz konusudur. Kolera bir bakteridir. İshale sebep olan diğer bakteriler gibi dışkı ve ellerin ağıza götürülmesi ile bulaşır. El hijyeni ve içme suyunun temiz olması sağlıklı ve temiz içme suyunun bulunması temiz suyla yemeklerin yapılması bu anlamda çok büyük önem taşıyor. Deprem bölgelerinde her türlü önlem alınsa bile ishal ve benzeri hastalıklar olacaktır. Ancak burada en önemlisi bu hastalıklar arasında ölümcül olabilecek, gereksiz ölümlere sebep olabilecek  hastalıklardan bir tanesi koleradır. Kolera eğer tedavisi yapılmaz ise özellikle çocuklarda yüzde 50’ye kadar ölümcül olabilen bir hastalıktır. Koleranın aşısı var ama Türkiye kolera salgını yaşayan bir ülke olmadığı için çocukların aşı takviminde kolera aşısı yapılmıyor. Maalesef komşu ülkemiz Suriye’de kolera salgının olması, Türkiye sınırlarına koleranın girme riskini fazlasıyla artırmaktadır. Hem aşılanmanın yapılmaması hem  komşuda kolera salgının olması ve depremin yarattığı üzücü durumdan dolayı bulaşıcı hastalıklar konusunda tehdit eden en büyük hastalık koleradır.  Kolera tedavisi olan bir hastalıktır ancak böyle bir salgın başlar ise müdahale edilmesi gereken kişi sayısı 1 değil 10’ları değil, 100’leri hatta 1000’leri bulabilir. Bu binlerce kişi doğru tedavi edilemez ve doğru teşhis konulamaz, yanlış eksik tedavi söz konusu olursa bölgede kolera ölümleri yaşanır ve çok üzücü bir durum yaratır” uyarısında bulundu. 

Tetanoz Riski Vurgusu

Deprem ve benzeri doğal afetler sonucunda sağlık bilimlerinin sınıflandırdığı akut kronik sonradan çıkabilen sağlık sorunlarının oluştuğunun altını çizen Semih Tareen, “Akut sorunlar bulaşıcı olmasa da sağ çıkarılan depremzedelerin kas çürümesi sonucunda, crush sendromu dediğimiz  oluşabilen hasarlara anında tıbbi müdahale edilmesi gereklidir. Yaraların tıbbi müdahalesi  büyük önem taşıyor. Yaralar ilk bulaşıcı hastalık riski taşıyan yerlerdir. Bu noktada öncelikle tetanoz riskinden bahsetmek gerekiyor.  Tetanoz  toprakta yaşayan bir bakteridir. Halk arasında paslı çividen bulaştığı sanılan bir hastalıktır. Ancak tetanoz, pasla değil toprakla bulaşan bir hastalıktır. Paslı çiviler toprakta bulunduğu için bazen oradan bir korelasyon olabiliyor. Herhangi bir açık yara toprağa maruz kalırsa tetanoza yakalanma olasılığı yüksek olur. Tetanoz aşısı güncel olmayan insanlarda maalesef tetanoz riski daha yüksektir.  Tetanoz semptomlarının sağlık bilimleri açısından iyi bilinmesi ve ona göre müdahale edilmesi çok önemlidir” dedi.  Yaralarla ilgili bir diğer bulaşıcı hastalığa daha dikkat çeken Tareen, “Normalde cildimizde bulunan fakat bu tip durumlarda enfeksiyona sebep olabilen  streptokok ve stafilokok bakterileri  de yaralar aracılığıyla oluşur. Bu yüzden deprem bölgesinde antibiyotiklerin doğru kullanımı çok önemlidir. Bu şekilde yaraları açık olan, bu tür enfeksiyonlara maruz kalan kişilere antibiyotik tedavisi yapılması şarttır” açıklamasında bulundu.

Uzmanlar kolera salgını konusunda uyardı
kolera

 Norovirüs Uyarısı!

Deprem bölgelerinde yaşanacak olan diğer bir bulaşıcı hastalık riskine daha dikkat çeken Virolog Tareen, deprem nedeniyle lağım ve su sistemlerinde oluşan hasarların insan sağlığı açısından risk oluşturacağına işaret etti. Tareen şunları söyledi: “Bir diğer önemli husus ise su ve içme suyuyla bulaşan hastalıklardır. Depremlerde lağım ve su sistemlerinin karışması muhtemeldir. Bununla beraber hasta kişilerin yemek ve su servisinde bulunması da ishale sebep olan bakteri ve parazitlerin bulaşıcı duruma gelmesine neden olur. Virüsler arasında norovirüs gibi ishale sebep olan virüsler ishale sebep olabilir.”

Kolera Salgını Önlemleri İçin Seyyar Tuvalet Sayısı Artırılmalı 

İshalle bulaşan hastalıklar konusunda en önemli yapılması gereken şeyin hijyenik tuvaletler  olduğunu söyleyen Tareen, “Yoğun kalabalıkların olduğu deprem bölgelerinde hijyenik tuvaletlerin olmaması büyük risk oluşturuyor. Bulaşıcı hastalıklara neden olan virüsler parazitler havadan bulaşmıyor. Ellerden ağızdan bulaşıyor. Ellerin iyi yıkanmaması o kişilerin ağzına ellerini sokması bulaşı arttırıyor.  İçme suyu ve bu sulardan yapılan yemek yoluyla da bulaş olabiliyor. Amerika’da büyük organizasyonlarda seyyar tuvaletler getiriliyor. Deprem bölgelerinde bu tür sistemlerin kurulması büyük önem taşıyor. Salgın riskine karşı korunmayı sağlayacaktır. Seyyar tuvaletler çok büyük bir çözüm olabilir. Belli bir temizlenme döngüleri var ve biraz olsun hijyenik şartlar sağlayabiliyor. Türkiye’deki seyyar tuvalet firmalarına  buradan çağrıda bulunuyoruz. Deprem bölgelerinde salgın hastalıkların önlenmesinde bu konuda ön ayak olmaları insan sağlığı açısından büyük önem taşıyor” dedi. 

1999 İzmit Depremi’nde Çok Sayıda Salgın Hastalık Ortaya Çıktı

Virolog Semih Tareen, Türkiye’de 1999 yılında İzmit’te meydana gelen depremde çok sayıda salgın hastalık oluştuğunu söyledi. Temiz olmayan içme suyu, bu sulardan yapılan yemek ve dışkıdan ötürü oluşan salgın hastalıklar arasında Hepatit A ve Hepatit E’ye vurgu yapan Tareen, bu hastalıkların da ishal yoluyla yayıldığını, 1999 depreminde bu hastalıkların görüldüğünü söyledi. Türkiye’de görülmeyen cydia ve enterobius denilen parazit bakterilerin meydana gelen deprem sonrasında tekrar görülmeye başlandığına dikkat çeken Tareen ayrıca tularemi, Fransiz Sella  isimli bakteri enfeksiyonların da görüldüğünü belirtti. Gönüllü çalışanlar arasında ciddi sayıda olmasa da bu tür bakterilerden ve virüslerden oluşan ishal vakalarının yaşandığını söyleyen Virolog Tareen, Shigella denilen parazit ve bakterilerin yaygınlığının 1999 İzmit depremi sonrasında arttığını kaydetti. Bu virüslerin hepsinin içme suları, yemek ve dışkılar yoluyla ortaya çıktığını ve ishale neden olduğunu belirtti.  

Tüberküloz Riski Çok Yüksek!

COVİD-19 pandemisinin hala devam ettiği süreçte deprem bölgelerindeki insan kalabalıklarının olduğu ortamlarda solunum yoluyla da bulaşıcı hastalıklarda artış olacağını belirten Tareen, “Kalabalık ve iç içelikten dolayı solunum yoluyla bulaşan hastalıkları da artacaktır. COVİD riski zaten var ama en tehlikeli bulaş en büyük risk olacak olan hastalık tüberkülozdur.  2010 senesinde Haiti’de yaşanan deprem sonrasında tüberküloz vakalarında artış görüldü. Grip salgınları zaten var ama şu an tüberküloz en ciddi risk teşkil eden hastalıklardan bir tanesidir. Tüberkülozun ani akut bir sorun yaratmasından dolayı bu kişilerde kalıcı olarak tüberküloz kalabilir ve sonraki yıllarda virüs uyanarak verem vakalarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Şu an kontrol altında olsa bile bu tip durumlar tüberkülozun yayılma durumunu tetikleyebilir” diye konuştu.  

Sivrisineklerden Bulaşan Hastalık İhtimallerine Dikkat Çekti!

İshal yoluyla, solunum yoluyla bulaşan hastalıklardan bahseden Tareen, kolera riskinin haricinde depremlerin meydana geldiği Türkiye coğrafyasında pek bulunmayan ancak değinmeden de geçemeyeceği bir başka riske dikkat çekti. Sivrisinekler! Dünyada deprem yaşanan Haiti, Çin, İran, Kostarika, Ekvador, Nepal gibi ülkelerde örneklerine rastlanan ve sivrisineklerden bulaşan Sıtma, Zikra ve Batı Nil parazit ve virüslerinden de söz eden Tareen, “Şu an depremlerin etkili olduğu bölgelerde bunların herhangi bir risk oluşturabileceğini sanmıyoruz ancak dünyanın diğer coğrafyalarında olan depremlerde bu tür sivrisineklerden bulaşan hastalıklar görüldü. Bilgi olarak aktarmak istedim” vurgusunda bulundu. 

Bahsettiğimiz Hastalıkların Hiçbirisinin Olmamasını Temenni Ediyoruz!

Türkiye’de deprem bölgesinde bulunan doktorlar ve diğer bilim insanları ile iletişimin olup olmadığını sorduğumuz Virolog semih Tareen, henüz iletişim haline geçemediklerini ancak bölgede görev yapan doktorlardan iyi haberler beklediklerini söyledi ve şunu ekledi: “Umarım doktor arkadaşlarımızla iletişim kurduğumuzda ‘Semih Bey siz şöyle demiştiniz ama kolera salgını olmadı’ cümlelerini duyarız. Olası salgınların hiçbirinin olmaması en önemli temennimiz.”

Bölgede Bulunan Sağlıkçılara ve Depremzedelere Öneriler

Deprem bölgelerine giden sağlıkçılara ve diğer vatandaşlara önerileriniz ne olur sorumuza Tareen şöyle cevap verdi: “Depremlerin meydana geldiği bölgelere gitmiş ya da gidecek olan bütün insanları, sağlık çalışanlarını, aşçıları ve diğer meslek grupları takdir edilecek bir dayanışma içerisindeler.  Ama insanlar virüs ve bakterilere konak olabiliyorlar. Bu tip konaklar başka bir coğrafyadan başka bir coğrafyaya giderken taşınabiliyor. Eğer hasta iseler ve herhangi bir semptom riski taşıyorlar ise evlerinde kalsınlar ve risk ortadan kalkınca deprem bölgelerine gitsinler. Ama eğer zaten orada iseniz ve hasta iseniz, ishal, solunum enfeksiyonunuz var ise çalışmayı bırakmaları kendilerini kalabalıktan izole etmeleri gerekir ki çalışmaya devam etmek başka bir kişinin hayatına mal olabilir. Bir süre çalışmamalarını öneriyoruz. Olay yerine giden arkadaşlarımız mutlaka Hepatit A ve Tetanoz aşılarını olup bölgeye gitmeliler. COVİD  ve grip aşısı olmayanların da bu aşıları olmalarını öneriyorum. Aşıyı olur olmaz koruma süreleri başlıyor ve antikorlar vücutta artıyor. İki hafta içerisinde aşıların tam korumacılığı başlıyor.”

Türkiye’de ve Dünyada Bilim İle Yola Devam Edilmesini Umut Ediyoruz!

“Ben bir bilim insanıyım. COVİD döneminde Türk kamuoyuyla  tanıştım ve çok memnun oldum. Benim amacım size bilim aktarmak. Bilimin önemini bu dönemde tekrar hatırlamış olduk” diyen Tareen son olarak şunları söyledi: “Bu bilim sadece mimari değil, sadece inşaat mühendisliği bilimi değil, bulaşıcı hastalık bilimi de değildir. Umarız ki hem Türkiye’de hem dünya genelinde bilimle her anlamda bilimin ışığında hareket edilir. Bunu umuyoruz. Tüm bilimsever arkadaşlara teşekkürler.” (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

 

 

 

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri