Kategori: Ekonomi

  • Enerjisa Enerji, 2023 yılında bir önceki yıla göre yatırımlarını üç kat arttırdı.haberi

    Enerjisa Enerji, 2023 yılında bir önceki yıla göre yatırımlarını üç kat arttırdı.haberi

    Sürdürülebilirliği stratejisinin merkezine koyarak, insan ve teknoloji odağıyla daha akıllı ve yeşil bir dünyaya katkı sunmak için projeler üreten Türkiye’nin lider elektrik dağıtım, perakende satış ve müşteri çözümleri şirketi Enerjisa Enerji, 2023 yılında da güçlü bir finansal performans sergiledi.

    Enerjisa Enerji, yatırımlarını dağıtım iş kolunun yanı sıra müşteri çözümleri ve Eşarj ile devam ettirerek, 2023 yılının tamamında geçen yıla göre yaklaşık üç kat artırarak 15.7  milyar TL’ye ulaştı.Böylece yüksek enflasyon ve faiz oranlarının getirdiği zorlu süreçlere rağmen tüm paydaşlarına verdiği sözü tuttu.

    Yüzde 20’si halka açık ve ana sermayedarları Sabancı Holding ve E.ON olan Enerjisa Enerji, 08 Mart 2024 tarihinde güçlü mali tablolarını kamuoyuna açıkladı. Enerjisa Enerji, 2023 yılında hedefleri ile uyumlu olarak enflasyon muhasebesi öncesi konsolide Faaliyet Gelirlerini geçen yıla göre yüzde 38 artırarak 20,8 milyar TL’ye çıkardı. Aynı metrik enflasyon muhasebesi sonrası ise 26,9 milyar TL olarak gerçekleşti.

    “2023 yılında yaşadığımız zorluklar tüm paydaşlarımıza verdiğimiz sözleri tutmamıza engel olamadı.”

    2023 yıl sonu finansal sonuçlarını değerlendiren Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar, “2023 yılı tüm finansal sonuçların ötesinde ülkemiz ve dünya için çok farklı zorlukları barındıran bir sene oldu. Ancak bu zorluklar karşısında ekiplerimizin dayanıklılığı ve iş modelimizin gücü sayesinde tüm paydaşlarımıza karşı verdiğimiz sözümüzü tutmamıza engel olamadı. Daha iyi bir gelecek için yeni enerji dünyasına öncülük etme vizyonumuz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz. Geçirdiğimiz deprem felaketlerine rağmen faaliyet gösterdiğimiz şehirlerde şebeke, teknoloji, E-mobilite ve müşteri çözümleri alanlarındaki yatırımlarımızı 3 kat artırdık. Bu kapsamda yatırımlarımız yılın tamamında 15.7 milyar TL’ye ulaştı. 2024 yılında da yatırımlarımıza ve  topluma fayda sağlayacak projeler üretmeye, iş birlikleri geliştirmeye, tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için değer yaratmaya devam edeceğiz.” dedi.

    Enerjisa Enerji CFO’su Dr. Philipp Ulbrich ise, “2023 yılında özellikle faaliyet bölgemizde gerçekleşen deprem felaketlerinin ardından yaraları sarmak ve bölge alt yapısının yeniden inşaası için sahada var gücümüzle çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz.  İçinde bulunduğumuz yüksek enflasyon ortamında, özellikle düzenlemeyte tabi olan bazı maliyetlerimizin yönetimi konusunda zorluklar yaşamaktayız. Bu zorluklara rağmen, şirket olarak verimliliği artırma yönünde sürekli çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2023 yılı içerisinde zorlu ortama rağmen tüm iş kollarımızda hedeflerimize ulaştığımızı belirtmekten memnuniyet duyuyorum. Sürdürülebilir yatırım planımız sayesinde yıllık bazda net kârımız 2023’te hedeflerimiz ile uyumlu olarak yüzde 30’dan fazla artarak 5,8 milyar TL’ye ulaştı. Aynı metrik enflasyon muhasebesi sonrası ise 3,4 milyar TL olarak gerçekleşti.

    Yılın geri kalan döneminde uzun vadeli kredi süreçleri için çok uluslu kuruluşlarla süreçlerimizi sürdürürken, finansman ihtiyaçlarımız için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • TEMA Vakfı'ndan yerel seçimler öncesi çağrı: Doğal afetlere dirençli kentler istiyoruz!haberi

    TEMA Vakfı'ndan yerel seçimler öncesi çağrı: Doğal afetlere dirençli kentler istiyoruz!haberi

    TEMA Vakfı, 31 Mart yerel seçimleri öncesi hazırladığı Yerel Yönetimler için Ekosiyaset Belgesi 2024 ile seçimlere katılan tüm belediye başkanı adaylarına, kentlerin iklim krizi ve doğal afetlere karşı dirençli hale getirilmesi ve doğal varlıkların korunması yönünde çağrıda bulunuyor.

    “Önümüzdeki dönemde, tüm canlılar için daha sağlıklı bir yaşam için doğal varlıkları ve ekolojik dengeyi gözeten demokratik bir yerel yönetim anlayışına ihtiyaç var” diyen TEMA Vakfı, hazırlamış olduğu Yerel Yönetimler için Ekosiyaset Belgesi 2024’ü kamuoyuyla paylaştı.

    Yerel yönetimlere doğa ve toplum odaklı politika ve stratejiler geliştirmeleri için rehberlik etmeyi hedefleyen belgede; toprak, su, orman, mera, tarım alanları gibi doğal varlıkların, biyolojik çeşitliliğin ve ekosistem bütünlüğünün korunması için çözüm önerileri sıralanıyor. Bunların yanında; doğa olaylarına karşı dirençlilik, iklim değişikliğine uyum ve iklim kriziyle mücadele, iklim adaleti, sera gazı emisyonlarının azaltımı, gıda, su, hava ve katı atık yönetimi, demokratik katılım ve kentli hakkı konularında başta yerel yöneticiler olmak üzere, tüm yurttaşların atabileceği adımlar özetleniyor.

    “Yerel yönetimler ekolojik kriz ve afetlere karşı hazırlıklı olmalı”

    Türkiye’de yerel yönetimlerin 2019 yerel seçimlerinden bu yana salgın, deprem ve iklim krizi kaynaklı afetler gibi zorlayıcı gündemlerle yüzleşmek zorunda kaldıklarını hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Yaşanan bu afetlerin yanı sıra, orman alanlarının azalması, biyolojik çeşitlilik kaybı, çölleşme, azalan su ve gıda, kirlenen hava gibi süregelen ekolojik krizler de yerel yönetimlerin yeni politikalar geliştirmeleri gerektiğini açıkça göstermektedir. Ekolojik kriz ve afetler nedeniyle karşı karşıya olduğumuz etki ve riskler dikkate alındığında; yerel yönetimlerin hazırlıklı olmasının, planlı, acil ve stratejik müdahalelerde bulunmasının zorunlu hale geldiği ortadadır” diye konuştu.

    “Ekosistem tabanlı bir yönetim modeli geliştirmeli”

    “Kuraklık sorunu, şiddetli yağışlar sonucu oluşan su baskını ve sel olayları, meydana gelen depremlerin ve heyelanların yıkıcılığı, şiddetli rüzgârlar ve fırtınalar sonucu ortaya çıkan hasarlar, sıcak dalgaları ile artan hava kirliliği nedeniyle genel halk sağlığının bozulması kentlerimizin doğal afetlere karşı olan kırılganlığını gözler önüne seriyor” diyen Deniz Ataç, “Doğal afetlere dirençli yerleşimler için binaların ve altyapı sistemlerinin deprem, fırtına, sel ve heyelan gibi doğa olaylarına karşı güçlendirilmesi oldukça önemli. Üst ve altyapının dayanıklılığını ve güvenliğini artırmak, doğa olaylarının yaşandığı anlarda oluşacak zararı en aza indirecek ve afet sonrası yaşamın normale dönmesini hızlandıracaktır. Ancak sağlam yapılar, dirençli yerleşimler ve toplumlar için tek başına yeterli değildir. Bunun için ekosistem tabanlı bir yönetim modeli geliştirmek gerekir. Bu bağlamda yerel yönetimler; afet risklerini azaltacak, arazinin jeolojisi, morfolojisi, örtüsü, ekolojik işlevleri ve topografyasını dikkate alacak ve doğal varlıklara zarar vermeyecek stratejiler geliştirmeli” ifadelerini kullandı.

    “Yerel yönetimler iklim kriziyle mücadelede önemli bir role sahip”

    İklim değişikliğinin, özellikle Türkiye gibi orta enlemlerde yer alan coğrafyalarda giderek artan olumsuz etkilerine dikkat çeken Ataç, “Kentlerin yoğun nüfusu, plansız yapılaşma, yeşil alanların azalması ve yüksek enerji ihtiyacı gibi faktörler, hava kirliliğini ve sera gazı emisyonlarını artırıyor. Bu durum, doğal ekosistemlerin azalmasına da neden oluyor. Yerel yönetimler iklim kriziyle mücadelede önemli bir role sahip ve bu kapsamda insanı ve doğayı bir bütün olarak ele alan politikalar benimsemeleri gerekiyor. Yerel iklim eylem planlarının hazırlanması, geliştirilmesi ve bu süreçlere yurttaşların katılımının sağlanması gerekiyor” dedi.

    Lancet Kirlilik ve Sağlık Komisyonu’nun 2019 yılı raporuna göre; hava kirliliğinin Türkiye’de erken ölümlere neden olan çevresel sorunlar arasında birinci sırada olduğunun da altını çizen Ataç, “Hazırlamış olduğumuz belge ile yerel yönetimlere; hava kalitesini artırmak için etkin önlemler alınması ve temiz hava eylem planlarının hazırlanmasında hızlandırıcı ve yönlendirici rol oynamaları konusunda çağrıda bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

    “Kentler; sürdürülebilirlik, demokrasi, eşitlik ve sosyal adalet ilkeleri ile planlanmalı”

    Yerel yönetimler tarafından alınan her kararın ve atılan her adımın yurttaşların yaşam kalitesini ve doğal varlıkları etkilediğine vurgu yapan Ataç, “Belgede; yerel yönetimlerin politika tercihlerinin hayati önem taşıdığını ve bu süreçlerde yurttaşların, meslek örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve akademik kurumların etkin katılımının sağlanması gerektiğini hatırlatıyoruz. Kentler; sürdürülebilirlik, demokrasi, eşitlik ve sosyal adalet ilkeleri çerçevesinde hakkaniyete uygun şekilde planlanmalıdır. Kentsel mekânlar, hizmetler, imkânlar ayrıcalıklı gruplar için değil tüm kentlilerin kullanımına uygun olarak tasarlanmalıdır. Sağlıklı bir çevrede yaşama, ulaşım ve dolaşım özgürlüğü, tarihi ve kültürel mirasın korunması, bireylerin kendi yaşam tercihleriyle özgürce var olabilmesinin güvence altına alınması, barınma güvencesinin sağlanması, iş birliği ve dayanışmanın artırılması, iktisadi ve sosyal adalet ile toplumun her kesiminin kendini güvende hissetmesinin sağlanması ve insan onuruna yakışır bir yaşamın kurulmasıyla kentli hakkı tesis edilmelidir” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Melis Ertürk Keskin Boyden Türkiye'ye kıdemli danışman olarak atandıhaberi

    Melis Ertürk Keskin Boyden Türkiye'ye kıdemli danışman olarak atandıhaberi

    Dünyanın önde gelen liderlik ve yetenek danışmanlığı şirketi Boyden Global ailesine kıdemli danışman olarak atanan yeni isim Melis Ertürk Keskin oldu.

    Melis Ertürk Keskin, Boyden Türkiye’de üst düzey yönetici seçme ve işe alım, dönemsel yönetim ile liderlik danışmanlığı alanlarında hizmetler sunacak.  18 yıldan bu yana bağımsız denetim-danışmanlık, iç kontrol-denetim, risk yönetimi, finans ve satış operasyonları ile nakit akış yönetimi, bütçe-raporlama, stratejik planlama ve transformasyon alanlarında çeşitli sorumluluklar üstlenen Keskin; ilaç, hızlı tüketim ve kozmetik sektörlerindeki deneyimi ve üst düzey yöneticilik tecrübesine sahip bulunuyor. 

     

    Yeditepe Üniversitesi İktisat Fakültesi İngilizce İşletme ve Ekonomi bölümlerinden 2005 yılında ikincilikle mezun olduktan sonra iş hayatına Ludwigshafen, Almanya’da Basf şirketinin pazarlama departmanında başlayan Melis Ertürk Keskin, kariyerine PricewaterhouseCoopers İstanbul Ofisi’nde bağımsız denetçi olarak devam etti. Yaklaşık üç yıl aynı şirkette kıdemli denetçi olarak görev yapan Keskin, bu dönemde Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ruhsatını aldı. 2009’da Unilever’de iç denetim ve risk yönetimi bölümlerinde, daha sonra da finans departmanında altı yıl süresince sorumluluklar üstlendi.

     

    Melis Ertürk Keskin, 2012 yılında Boğaziçi Üniversite’sinde Executive MBA’ini tamamladı. 2015 yılında Henkel Kozmetik iş biriminde, finans, satış operasyonu ve müşteri hizmetleri müdürü olarak çalışma hayatına devam etti. 2018 yılında aynı şirkette finans ve satış operasyon direktörü olarak, net gelir yönetimi görevini üstlendi. 2023 yılında Henkel’in global birleşme sürecinde McKinsey ve Bain şirketleriyle birlikte süreci yürüten Melis Ertürk Keskin, aynı zamanda Henkel Kozmetik birimi icra kurulu üyesi olarak çalışma hayatını sürdürdü. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • TÜİK: Sanayi üretimi yıllık %1,1 arttıhaberi

    TÜİK: Sanayi üretimi yıllık %1,1 arttıhaberi

    Sanayi üretimi aylık değişmedi

    Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2024 yılı Ocak ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre %4,3 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi %0,6 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %4,6 arttı.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Türkiye Finans “CIPS Kurumsal Satın Alma Sertifikası"na sahip Türkiye'deki tek finans kuruluşu olduhaberi

    Türkiye Finans “CIPS Kurumsal Satın Alma Sertifikası"na sahip Türkiye'deki tek finans kuruluşu olduhaberi

    Türkiye Finans, CIPS (The Chartered Institute of Procurement & Supply) tarafından yürütülen, satın alma yönetiminde mükemmelliği sağlamak üzere verilen ve global bir akreditasyon olan CIPS Satın Almada Mükemmellik Programı’nı başarıyla tamamlayarak CIPS Kurumsal Satın Alma Sertifikasını (CIPS Corporate Certification) almaya hak kazandı. Türkiye Finans bu sertifika ile uluslararası Satın Almada Mükemmellik Programına uyum sergilediğini, satın alma fonksiyonları, süreçleri ve uygulamalarıyla uluslararası standartları yakaladığını belgelendiren sertifikaya sahip Türkiye’deki tek finans kuruluşu oldu.

    Türkiye Finans, 1932 yılında İngiltere’de kurulan, 180 ülkede 64,000’den fazla üyesi ile satın alma ve tedarik zinciri yönetiminde mükemmelliği sağlamak amacıyla hizmet veren dünyanın en büyük meslek ve akreditasyon kuruluşu olan CIPS (Chartered Institute of Procurement &Supply) tarafından verilen Kurumsal Satın Alma Sertifikası’nı almaya hak kazandı.

    CIPS tarafından yürütülen ve yaklaşık 5 ay süren kapsamlı değerlendirmede, Türkiye Finans’ın, satın alma süreçleri ve uygulamaları “Liderlik ve Organizasyon, Strateji, İnsan, Süreç ve Sistemler, Performans Ölçümü ve Yönetimi” olmak üzere 5 ana grupta ve 98 farklı global standartta ele alındı. 

    Türkiye Finans bu sertifika ile uluslararası satın almada mükemmellik programına uyum sergilediğini, satın alma fonksiyonları, süreçleri ve uygulamalarıyla uluslararası standartları yakaladığını belgelendirdi. Sağlam ve profesyonel bir satın alma yönetim sisteminin varlığını gösteren CIPS Kurumsal Satın Alma Sertifikası, dünyada 171 ve Türkiye’de ise sadece 6 şirkete verilirken, Türkiye Finans CIPS sertifikasına sahip tek finans kuruluşu oldu.

    Türkiye Finans Genel Merkezi’nde gerçekleşen törende Türkiye Finans Satın Alma Müdürü Cihangir Ünverdi, Satın Alma ekibi ve Finans ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Mete Mehmet Kanat eşliğinde, CIPS Kurumsal Satın Alma Sertifika‘sını CIPS Ülke Müdürü Faruk Demir’den aldı. 

     

    Törende kısa bir konuşma yapan Türkiye Finans’ın Finans ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Mete Mehmet Kanat, konuyla ilgili şunları söyledi: “CIPS Satın Almada Mükemmellik Programı, önde gelen uzmanlar tarafından tasarlanan ve sunulan, satın alma fonksiyonunun bağımsız ve kapsamlı bir değerlendirmesiyle ortaya çıkıyor. Dünya çapında tanınan bu ödüle ulaşmak, satın alma fonksiyonunun ne kadar iyi performans gösterdiğini ortaya koyduğumuzun bir göstergesi. CIPS Satın Almada Mükemmellik Programı Sertifikası, kuruluşların gerekli CIPS standartlarını karşılayan satın alma politikaları, prosedürleri, süreçleri ve sistemlerine sahip olduğunu, satın alma, tedarik güvencesi ve uyumluluk için sağlam ve etkili bir yönetişimin mevcut olduğunu gösteriyor. Bizim de Türkiye Finans olarak global ölçekte bu prosedürleri yerine getirmemiz ve bu sertifikaya layık görülmemiz onur verici.”

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • DHL Express Türkiye Ar-Ge Merkezini Açtıhaberi

    DHL Express Türkiye Ar-Ge Merkezini Açtıhaberi

    Ülkemizde hızlı hava kargo taşımacılığının lideri DHL Express Türkiye, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ar-Ge Merkezi olarak onaylandı. Şirketin dijitalleşme stratejisinin en önemli adımlarından biri olan Ar-Ge Merkezi, hızlı hava kargo taşımacılığı sektöründe ilk olma özelliği taşıyor. Aynı zamanda DHL Express Avrupa ülkeleri arasında Ar-Ge Merkezi kapsamında kurulan ilk Dijital Dönüşüm Ofisi de burada yer alıyor. 

    İstanbul Havalimanı’ndaki Gateway binasında faaliyete geçen merkezde, DHL Express Türkiye’nin Ar-Ge projelerinin ürüne dönüşmesi için yapay zeka, makine öğrenmesi, veri bilimi, veri analitiği, karar destek sistemleri, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve optimizasyon alanlarındaki çalışmalar yürütülüyor. Lojistik sektörü özelinde tüm operasyonlarda dijitalleşme ve Ar-Ge nitelikli projeler geliştirilmesiyle, gümrük operasyonlarında ilgili kamu sektörleriyle iş birliği yapılması ve saha operasyonlarının optimizasyonu süreçleri de merkezde yapılıyor. 

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın teknoloji üretimi konusunda taşıdığı vizyonu paylaştıklarını ve aldıkları onayla Ar-Ge Merkezi’ni açmaktan büyük gurur ve heyecan duyduklarını ifade eden DHL Express Türkiye Genel Müdürü Volkan Demiroğlu, Ar-Ge proje çıktılarının ürüne dönüşmesini ve ticarileşmesini sağlayarak hem DHL Group bünyesindeki şirketlere hem de sektördeki diğer firmalara önemli bir katkı sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Demiroğlu, “Ar-Ge Merkezimizle sektördeki liderliğimizi ve öncü rolümüzü teknolojik gelişmelerde sürdürmeyi hedefliyoruz. Tüm DHL Group bünyesinde dijitalleşme her zaman en büyük yatırım alanlarımızdan biri oldu. Hali hazırda İstanbul Havalimanı’ndaki Gateway binamızda yaptığımız yatırımlarla lojistik teknolojisi açısından dünyanın çok ilerisindeyiz. 135 milyon Euro’luk bir yatırımla hayata geçirdiğimiz 42 bin metrekarelik bir alanımız var. Yatırım bedelinin yüzde 30’unu teknolojik altyapıya harcadık. Burada sektörümüzde dünyada ilk niteliği taşıyan otomatik ayrıştırma sistemi ile entegre otomatik depolama ve raflama sistemini kurduk. ASRS adı verilen Otomatik Depolama ve Ayrıştırma Sistemimiz sayesinde tüm depolama ve ayrıştırma işlemleri tam otomasyona sahip hale getirildi. Bu sistem ile gönderilerin daha güvenli ve hızlı şekilde teslimatının gerçekleştirilmesi sağlıyoruz. Türkiye’nin ilk tam otomasyona sahip X-ray sistemi sayesinde saatte ayrıştırılan gönderi sayısı 5 katına çıkıyor. Dijitalleşme alanındaki önemli yatırımlarımızın bir parçası olan Ar-Ge Merkezimizde, TÜBİTAK, Avrupa Birliği ve kamu destekli projeler için istihdam sağlamayı, üniversitelerle iş ve fikir birlikleri yaparak DHL Express markasını akademik literatüre kazandırmayı, aynı zamanda geliştirilen projeleri iş hayatına entegre etmeyi, fikri mülkiyet hakları kapsamında patent almayı ve teknoloji alanındaki sürdürülebilirliği önceliklendirecek projeler geliştirmeyi hedefliyoruz. Kamu kuruluşlarıyla sektörde ilk niteliği taşıyacak şekilde iş birliği halinde dijitalleşme projeleri için bazı pilot uygulamalarımızı da başlattık. Diğer taraftan merkezimizdeki çalışmalarımızla, özellikle yapay zeka ve veri bilimi alanlarında yerli ürün üretip, DHL Group bünyesindeki şirketlere sunarak, sektörümüzde öncü ve fark yaratan işlere imza atmayı sürdüreceğiz. Müşteri ve çalışan deneyimi ile operasyonel verimlilik stratejilerine yapay zeka ile farklı boyutlar kazandıracağımıza inanıyoruz” dedi.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Sektörü Sürdürülebilirlik Çalıştayı yaptıhaberi

    Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Sektörü Sürdürülebilirlik Çalıştayı yaptıhaberi

    Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) ve Sürdürülebilir Eğitim Gelişim ve Mükemmellik Derneği (SEGM) iş birliği ile “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Sektöründe Sürdürülebilirlik Çalıştayı” gerçekleştirildi. Çalıştayda, sürdürülebilirliğe giriş kapsamında gerçekleştirilen bilgilendirme eğitiminin yanı sıra ödeme ve elektronik para kuruluşları temsilcilerinin etkin bir şekilde katıldığı “ortak akıl” toplantısıyla sektörün Eylem Planı konusunda önemli fikirler ortaya kondu.

    Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) ve Sürdürülebilir Eğitim Gelişim ve Mükemmellik Derneği (SEGM) iş birliği ile “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Sektöründe Sürdürülebilirlik Çalıştayı” yaptı. TÖDEB Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Bilgetekin, SEGM Yönetim Kurulu Başkanı Çağlar Çabuk ve ödeme ve elektronik para kuruluşları sektörünün önde gelen temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen Çalıştay kapsamında panel, eğitim ve “ortak akıl-yuvarlak masa” toplantıları ile sürdürülebilirlik konusu bütün boyutlarıyla ele alındı. 

    Çalıştay’ın Raporu Sektörümüze Yön Verecek

    Çalıştay’ın açılış konuşmasında TÖDEB Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Bilgetekin sözlerine “Sürdürülebilirlik, sadece çevresel boyutuyla değil, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla da toplumumuzun geleceği için hayati öneme sahip. Ödeme ve elektronik para kuruluşları sektörü olarak, bu üçlü sütun üzerine inşa edilen sürdürülebilir bir gelecek yaratma sorumluluğumuz bulunmaktadır. Bu çalıştayımızın amacı, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden hangilerini sektör olarak odağımıza alacağımızı belirlemek ve bu hedeflere ulaşmak için hangi eylem ve aksiyon planlarını hayata geçirebileceğimizi tespit etmek.” diyerek başladı. Çalıştay sonunda bir rapor ortaya çıkacağını ve bu raporun sektör için önemli bir kaynak olacağını ifade eden Bilgetekin, sözlerini “Hep birlikte, sürdürülebilir bir geleceğe yönelik somut adımlar atacak, eylem ve aksiyon planlarını oluşturacak ve bu planları hayata geçirecek güce sahibiz. Bu çalıştay, sektörümüz için bir dönüm noktası olacak ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru attığımız güçlü adımların başlangıcı olacaktır.” diyerek sonlandırdı.

    Finans sektörü “dönüştürücü” güce sahip 

    Sürdürülebilir Eğitim Gelişim ve Mükemmellik Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çağlar Çabuk da “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Sektörü Sürdürülebilirlik Çalıştayı”ı açılışında yaptığı konuşmada, iklim krizi başta olmak üzere küresel anlamda yaşanan çevresel, sosyal ve ekonomik sorunlara dikkat çekerek, henüz başlangıç düzeyinde de olsa sürdürülebilirlik konusunun şirketlerin gündemine girdiğini söyledi. 

    Finans sektörünün sunduğu ürün ve hizmetlerle tüm endüstrileri ve toplumun tüm kesimlerini sürdürülebilir geleceğin tasarlanmasında “dönüştürücü” bir güce sahip olduğunu vurgulayan Çabuk, “Bu dönüştürücü gücün öncüleri ise ödeme ve elektronik para kuruluşları gibi fintekler olacaktır” dedi. Finansal kapsayıcılık vizyonu ile hareket eden ve ödeme ve elektronik para sektörünün çatı kuruluşu olan TÖDEB’in gelişimi, sürdürülebilir finansal ekosistemin oluşturulmasına yönelik çalışmalarıyla sektör ve tüm finansal sisteme ışık tutacağına inandığını vurgulayan Çabuk, TÖDEB ve SEGM iş birliği ile gerçekleştirilen “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Sektörü Sürdürülebilirlik Çalıştayı”nın da bu anlamda atılan etkili bir adım olduğunun altını çizdi. Çabuk, SEGM olarak da iş dünyasının ihtiyaç duyabileceği sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen gelişim alanlarında paydaş olarak değer üretmeye devam edeceklerini söyledi.

    Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Sektöründe Sürdürülebilirlik Eylem Planı hazırlanıyor

    Açılış konuşmalarının ardından “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Sektöründe Kadın” paneli gerçekleştirildi. TÖDEB Yönetim Kurulu Üyesi Emel Arseven’in moderatörlüğünü yaptığı panelde TÖDEB Denetleme Kurulu Üyesi Derya Ekemen Fidan, TOKEN Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü Hande Sarıdal ve İşte Pay Ödeme Kuruluşu A.Ş. Genel Müdürü Seher Öğrenci konuşmacı olarak yer aldı. Panel katılımcıları sürdürülebilir finans ve ülkemizin sürdürülebilir kalkınması için “cinsiyet eşitliğinin” temel prensip olarak yaşama geçirilmesi gerektiği yönünde görüş ve düşüncelerini ortaya koydu. Panelin ardından konuk konuşmacı Doçent Dr. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu ve İletişim Danışmanı Kenan Şanlı tarafından, sektör temsilcilerine yönelik sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir iletişim konularında dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri tüm yönleriyle içeren bilgilendirmeler yapıldı. Çalıştay kapsamında öğleden sonra ise SEGM tarafından sektör temsilcilerinin katıldığı “Görevlendirme, Öğrenme, Kültür, Bilişim, Girişimcilik, Planlama, Konumlandırma ve Çevre” temaları doğrultusunda 8 “yuvarlak masa” toplantısı gerçekleştirildi. Ödeme ve Elektronik para Kuruluşları temsilcilerinin etkin bir şekilde katıldığı “yuvarlak masa- ortak akıl” toplantısında sektörün ‘Eylem Planı’ konusunda önemli fikirler ortaya kondu. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Hefa Group Üretim Kapasitesiyle Sektördeki Lider Konumunu Güçlendirmeye Devam Ediyorhaberi

    Hefa Group Üretim Kapasitesiyle Sektördeki Lider Konumunu Güçlendirmeye Devam Ediyorhaberi

    Sektörde 69 yıllık tekstil ve suni deri mazisine sahip olan Hefa Group; 2 üretim tesisinde toplam 32.500 m² kapalı alanı ile faaliyetlerini sürdürüyor, sektörde adından başarı ile söz ettiriyor.

     

    Hefa Group, kalitesi ve yenilikçi yaklaşımıyla tanınan bir suni deri ve kumaş üreticisi olarak sektördeki liderliğini pekiştirmeye devam ediyor. Suni deri üretim tesisinde 2 üretim hattı ile aylık 1.500.000 m (3.360.000 m²) üretim kapasitesine, kumaş üretiminde ise aylık 900 ton kumaş boyama ve 230 ton üretim kapasitesine sahip olan marka, müşteri taleplerine daha hızlı ve etkili bir şekilde cevap verebilmek amacıyla üretim kapasitesini genişletiyor.

    Yatırımları ve sürekli iyileştirme çabaları doğrultusunda, Hefa Group, sadece üretim kapasitesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe de önem veriyor.

    ‘Tesislerimiz aylık 1.500.000 metrelik bir kapasiteye ulaşıyor.’

    Üretim ve üretim kapasitesi hedefleri hakkında konuşan Hefa Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Şahinler: Üretim kapasitemizi sürekli geliştirme ve müşterilerimize en iyi hizmeti sunma konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Suni deri ve kumaş alanında sahip olduğumuz teknolojik altyapı ve uzman kadromuzla, sektördeki konumumuzu güçlendirmekte kararlıyız. Suni deri üretiminde, 2 üretim hattı, vakum gofraj, demir gofraj, empirme ve gemata gibi son teknoloji ekipmanlarla donatılmış tesislerimizle aylık 1.500.000 metrelik bir kapasiteye ulaşıyoruz. Bu kapasite, döşemelikten ayakkabılığa, giyimlikten çantalığa kadar geniş bir yelpazede müşterilerimize çeşitlilik sunmamızı sağlıyor.

    Kumaş ve boyahane alanında ise çözgü örme (raşel) ve yuvarlak örme makinaları ile birçok kalitede kumaş üretimini gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, yüksek kapasiteli boya kazanlarımızla aylık 900 ton kumaş boyama kapasitesine sahibiz. Şardon hatlarımızda polishing, traş, kâğıt zımpara, karbon fırça tamburlarımız mevcuttur. Reaktif ve dispers dijital baskı makinelerinin yanı sıra laminasyon ve bronzing hatlarımızla da müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. Müşterilerimizin taleplerini karşılamak için sürekli olarak üretim süreçlerimizi iyileştirme ve teknolojiyi takip etme gayreti içindeyiz.

    Laboratuvarlarımızda yaptığımız detaylı kalite kontrol ve renk uyumu çalışmalarıyla, müşterilerimizin beklentilerini en iyi şekilde karşılamak için çaba gösteriyoruz. Laboratuvarlarımızda onaylanmayan hiçbir ürün müşterilerimize sevk edilmiyor. Hefa Group olarak, kalite ve müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımımızı sürdürerek sektördeki liderliğimizi pekiştirmeyi hedeflemekteyiz. Ayrıca üretim süreçlerimizi optimize ederek atık ve enerji tüketimini minimum seviyeye indiriyor, doğal kaynakların korunmasına katkı sağlıyoruz. ‘sözlerine yer verdi.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Eminevim 2024'te 150 bin yeni müşteri hedefliyorhaberi

    Eminevim 2024'te 150 bin yeni müşteri hedefliyorhaberi

    Tasarruf finansman sektörünün lideri Eminevim “Elbirliğiyle Gelecek Emin Ellerde” teması ve ülke çapındaki 119 şubesinde görev yapan yöneticileriyle İstanbul’da gerçekleştirilen strateji toplantısında 2024 hedeflerini masaya yatırdı. 

    Kurucusu olduğu tasarruf finansman sektörünün lideri Eminevim, İstanbul’da düzenlenen toplantıda, genel müdürlüğünde ve ülke çapındaki 119 şubesinde görev yapan müdür ve yöneticiler ile bir araya gelerek 2024 yılı strateji ve hedeflerini paylaştı. Toplantının açılış konuşmasında, uzun yıllardır tasarruf finansmanının gelişimine yön veren Eminevim’in lider konumuna dikkat çeken Eminevim Yönetim Kurulu Başkan Vekili Musab Üstün “Finansmanını sağladığımız ev, taşıt ve iş yeri sayısı 2023 sonu itibariyle yaklaşık 260 bin oldu. Ancak sadece kendi sektörümüzdeki liderliğe odaklanmıyor; katılım finans ekosistemine de önemli bir zenginlik kattığımıza inanıyoruz. Bu kapsayıcı ekosistemin zirvesinde Eminevim’i görebilmek için stratejik adımlar atmaya devam edeceğiz” dedi. 

     

    Hedef 2024’te 150 bin yeni müşteri

    Sektörel verilerin, Eminevim’in paylaşımcılığı ve katılımcılığı savunan hizmet modelinin toplumdaki karşılığını net bir şekilde ortaya koyduğunun altını çizen Eminevim Genel Müdürü Mustafa Mutlu Çalışkan ise konuşmasında yeni müşteri ediniminin önemine değinerek “Uzun yıllara dayanan açık ve şeffaf müşteri memnuniyeti politikamızın, sektörü ilk kez deneyimleyen yeni müşterilerimiz nezdinde de olumlu geri dönüşler alması bize güç verdi. 2024 için yeni müşteri hedefimizi iki katına çıkartarak 150 bin yeni tasarruf sahibini daha portföyümüze eklemeyi istiyoruz. Ülke çapındaki 1.400’ü aşkın çalışanımızla sektörü büyütmeye ve ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. 

     

    Dijital dönüşüme yapılan yatırım 2 katına çıktı

    Konuşmasında finans sektöründe şubenin çok önemli bir müşteri temas noktası olduğunu ancak dijitalleşmenin her sektör gibi tasarruf finansman sektörü için de kaçınılmaz olduğunun altını çizen Strateji ve Finanstan Sorumlu Baş Genel Müdürü Yardımcısı Murat Ayyıldız “Dijital dönüşümü bir IT projesi olarak değil, bunu bir iş modeli değiştirme ve değer yaratma projesi olarak gördüğümüz için bu alandaki yatırımlarımızı 2023 yılında iki katına çıkarttık. Finans, operasyon, satın alma, insan kaynakları gibi tüm merkezi birimlerin ve bu birimlerin iş süreçlerinin otomatize edilmesi, daha verimli bir çalışma ortamı sağlıyor ve bu da müşteri sayılarımıza yansıyor” dedi.

     

    Yeni rekor için hedef 300 bin teslimat

    Sektörde açık ara fark ile yakalanması zor bir teslimat sayısına sahip olduklarının altını çizen Eminevim Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nuh Suat Karataş ise yeni hedeflerinin 300 bin teslimata ulaşmak olduğunu söyleyerek “Bugüne kadar on binlerce aileye dokunurken yüz binlerce kişinin hedeflerine ulaşmasını sağlarken odağımız sadece belli bir rakama ulaşmak olmadı. Müşterilerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını en üst seviyede karşılayabilmek amacıyla her bir personelimize yıl boyunca ortalama 36 saatin üzerinde eğitim verdik. Teslimat öncesi ve sonrasında özenle yürüttüğümüz operasyonel süreçlerin ardından gerçekleştirdiğimiz anketlerde yüzde 90 olarak çıkan müşteri memnuniyetimizi destekleyen bu yatırımlar sayesinde, müşterilerimizden aldığımız şikayetlerde de yüzde 36 oranında bir azalma yakalamış olduk” dedi. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Teknopark İstanbul'un 4 firması kompozit sektörünün dev buluşması JEC World Fuarı'nda büyük ilgi gördühaberi

    Teknopark İstanbul'un 4 firması kompozit sektörünün dev buluşması JEC World Fuarı'nda büyük ilgi gördühaberi

    Paris’te her yıl düzenlenen, kompozit sektörünün buluşma platformu JEC World Fuarı’na Teknopark İstanbul, bünyesinde çalışmalar yürüten 4 firma ile katılarak ürünlerini dünyaya tanıttı. Titanyum alaşımdan üretilen ve yakın zamanda uzaya gönderilen roket parçalarından, WAAM teknolojisiyle üretilen kompozit robotik kollara, Teknopark İstanbul firmalarının Ar-Ge içerikli çalışmaları fuarda tanıtıldı.

    Kompozit malzemeler ve uygulamalarına yönelik dünyanın önde gelen küresel ticaret fuarı JEC World 2024, Fransa’nın başkenti Paris’te kapılarını açtı. Sektör profesyonellerine global ölçekte inovasyon, iş ve ağ oluşturma olanakları sunan fuara ilgi büyük oldu. Türkiye Milli Katılımı 2013 yılından itibaren İstanbul Ticaret Odası tarafından gerçekleştirilen JEC World 2024 Kompozit Fuarı’na, Teknopark İstanbul firmaları Alloy Additive, Adente, Plustechno ve Promakim inovatif ürünleriyle katıldı. Firmalar, İstanbul Ticaret Odası platformunda kendilerine ayrılan bölümlerde tecrübe ve inovasyon sonucu geliştirdikleri ürünler hakkında bilgi vererek görüşmeler gerçekleştirdi.

    “İTO olarak savunma sanayindeki gücümüzün perçinlenmesine katkıda bulunuyoruz”

    İTO Başkanı ve Teknopark İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Vekili Şekib Avdagiç, İTO’nun, T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile birlikte kurucularından olduğu Teknopark İstanbul ile Türkiye’nin savunma sanayindeki gücünün perçinlenmesine katkıda bulunduğunu söyledi. 

    Avdagiç, küresel ölçekte tanınan bir derin teknoloji merkezi haline gelen Teknopark İstanbul’un 2024 yılı itibarıyla 552 firma, 3 bin 494 milli proje ve 9 bin 997 Ar-Ge mühendisine ev sahipliği yaptığı bilgisini verdi.

    Avdagiç, “İTO olarak girişimcilikte ortaya koyduğumuz perspektifi de Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ile zirveye taşıyoruz” dedi. 

    Her firma farklılaştırmış çözümler sunuyor

    Fuara katılan Teknopark İstanbul bünyesindeki firmalardan Alloy Additive, Havacılık, Savunma, Uzay, Petrokimya, Otomotiv, Kompozit Kalıpçılığı gibi birçok endüstri için başta titanyum ve nikel gibi egzotik alaşımlarla 3D büyük boyutlu metal parçalar üretiyor.

    Adente, HP-RTM, Filaman Sarma ve Pultrüzyon gibi zorlu kompozit süreçlerindeki tecrübelerini kullanarak yeni mühendislik teknolojileri geliştirip uyguluyor. Müşterinin istekleri doğrultusunda özelleştirilmiş ürün ve makina çözümleri sunuyor. 

    Plustechno, yapı kimyasalları/malzemeleri alanında kendi know-how’ını üretip, patentli ürünleriyle çimento, beton ve seramik sektörüne hizmet veriyor.

    Promakim’in ise dijital üretim ve baskı sistemleri çözümlerindeki hizmetlerinin yanı sıra Endüstriyel 3B Üretim Sistemlerinde yatırımları bulunuyor.

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı