Connect with us

Sağlık

Hemşireler Göç Yolunda, En Büyük Neden Ekonomik Kriz!

Published

on

Hemşire Göç Yolunda ! THD Göç Eğilimi Araştırması kapsamında 8274 hemşirenin göç eğilimi ölçüldü, yüzde 76,3’ü; 7001 kişi Türkiye’den gitmek istediğini söyledi.

Hekim göçünün yanında hemşire göçü verileri de sağlıkta büyük bir iş gücü kaybının yaşandığına, sağlıkta insan gücünün her geçen gün daha fazla kan kaybettiğine işaret ediyor. Araştırma, hemşirelerin ekonomik kriz, sağlıkta şiddet, liyakatsizlik ve siyasal problemleri gerekçe göstererek yurt dışında, ‘insanca yaşamak ve yaşatmak’ umuduyla göç ettiğini ortaya koyuyor.

hekim göçü

Bir Tek Hekimler Mi Göç Ediyor?

Türk Tabipler Birliği’nin ‘hekim göçü’ verilerini açıklamasının ardından, Türk Hemşireler Derneği’nin, Nisan ayında gerçekleştirdiği survey çalışması ‘Hemşire Göç Eğilim Araştırması’ da çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. THD’nin araştırmasına katılan hemşirelerin yüzde 76,3’ü Türkiye’de çalışmak istemiyor, kimi yurt dışından kabul almış gitmek için hazırlanıyor, kimi dil kursunda, kimi de uygun koşulları sağlamak için çabalıyor. Hemşireler Avrupa’da en çok Almanya’yı tercih ederken, Türkiye’den gitmelerindeki en büyük nedenin ‘ekonomik sorunlar’ olduğuna vurgu yapıyor. THD, araştırma verilerinden hareketle, hemşirelerin yurt dışına göçlerine çözüm bulmak, Türkiye’de kalma koşullarının sağlanması adına şöyle seslendi: “İnsanca yaşamak ve yaşatmak için tüm politika yapıcılarına işbirliği için hazır olduğumuzu hatırlatırız.” 

10 Bine Yakın Hemşirenin Göç Eğilimi Ölçüldü!

Türkiye’de çalışan sağlık çalışanları ekonomik nedenler başta olmak üzere çalışma koşulları, özlük hakları, sağlıkta şiddet gibi pek çok nedenle yurt dışına göç ediyor ve çok sayıda hemşire de yurt dışında çalışmayı amaçlayarak buna yönelik bir çaba sarf ediyor. Türkiye Hemşireler Derneği (THD), hemşirelerin yurt dışına göç etmelerine yönelik düşünce ve girişim durumları hakkında bir survey (alan) çalışması olan; ‘Hemşire Göç Eğilim Çalışması’ gerçekleştirdi. Araştırma ile 8274 hemşirenin ‘göç eğilimleri’ ölçüldü. Araştırmaya katılan hemşirelerin yüzde 76,3’ü yurtdışında çalışmak istiyor. Bu oranın içerisinde yüzde 21’i yurt dışında çalışmak için dil engelini aşmak için çabalıyor, yüzde 18’i ise yurt dışında çalışmak için gerekli şartları oluşturmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Kısaca hemşireler Türkiye’de kalmak için uygun koşullar sağlansa da sağlanmasa da Avrupa’da Almanya başta olmak üzere, Amerika Kuzey Amerika, Asya hatta Arap ülkelerine bile gitmeye karar vermiş görünüyor. 

Birinci Neden Ekonomik Kriz!

Çalışmaya katılan hemşirelerden 7001’i, yüzde 55,7’si; çalışma koşulları, sağlıkta şiddet, maaş düşüklüğü ve daha birçok neden böyle devam ederse yurt dışındaki ülkelere göç etmek istediklerini belirtiyor. Araştırmaya katılan hemşirelerin yüzde 25,8’i sağlıkta şiddet nedeniyle Türkiye’den göç etmeyi planlıyor. Çalışmaya katılan katılımcıların yüzde 61,5’ini oluşturan 7100 hemşire maaşlarının iyileştirilmesi durumunda Türkiye’den gitmeyeceklerini ifade ediyor. Maaşların iyileştirilmesi konusundaki talepleri; özlük haklarının iyileştirilmesi, hemşirelik mesleğinin saygınlığının artırılması ve hemşirelerin can güvenliklerinin sağlanması konuları takip ediyor. Hemşirelerin yüzde 26,3’ü özlük haklarının iyileştirilmesini, yüzde 17’si mesleki saygınlıklarının artırılmasını ve yüzde 11,5’i de can güvenliklerinin sağlanması başlıca talepler arasında yer alıyor. 

İşte THD Göç Eğilimi Araştırması Ayrıntıları

THD tarafından gerçekleştirilen araştırmaya katılanların yüzde 77,4’ünün kadın hemşireler, (6400), yüzde 22,4’ünün erkek (1852) hemşireler oluşturdu. Katılımcıların yüzde 62,4’ünün 30 yaş üzerinde olduğunun belirtildiği araştırmada, çalışmaya katılan hemşirelerin yüzde 69,1’i lisans, yüzde 11,5’i lise mezunu, yüzde 15’i yüksek lisans, yüzde 4,2’sinin ise doktora düzeyinde oldukları belirtildi. Araştırmaya katılanların yüzde 91’i, 7 bin 531’i servisler ve yoğun bakım, özel birimlerden çalışanlardan oluştu. Bunun 5,8’i, 484 kişi ile onkoloji, hematoloji ve kemoterapi birimlerinde çalışan hemşireler takip ederken araştırmaya katılanların 3,1’ini temsil eden 259 hemşirenin de deneyimi yok olarak belirtildi. Araştırmada fikit belirten hemşirelerin yüzde 50,5’inin beş yıldan fazla iş deneyimine sahip oldukları, kalan 49,5’lik kısmının ise beş yıl ve daha az iş deneyimine sahip olduğu açıklandı. 

THD LOGO

En Çok Tercih Edilen Ülke: Almanya!

Çalışmaya katılan hemşirelerin yüzde 76,3 yurt dışında hemşirelik yapmak istediklerini belirtirken, Türkiye’de hemşirelik yapmak isteyenlerin odanı yüzde 23,7’de kaldı. Peki hemşireler daha çok hangi ülkelerde çalışmak istiyor. Yurt dışı tercihlerinde öncelikli yerler nereler? Çalışmaya katılan hemşirelerin yüzde 43’ü Avrupa ülkelerini tercih ettiklerini belirtirken, yüzde 21,6’sı Amerika ve Kuzey Amerika’yı, yüzde 15,8’inin ise İngiltere’de hemşirelik yapmak istediklerini ifade ediyor. Avrupa’da en çok çalışılmak istenen ülkeler arasında ilk sırayı Almanya alıyor. Almanya’nın ardından İtalya ve Hollanda tercih ediliyor. Amerika ve Kuzey Amerika’da ise USA ve Kanada göç edilmek istenen ülkeler arasında bulunuyor. Avrupa’da ayrıca hemşirelerin tercihleri arasında İngiltere’de bulunurken, Asya ülkeleri ve Arap ülkeleri de tercihler arasında belirtiliyor.

Hemşirelerde Yurt Dışı Hareketliliği!

THD Göç Eğilimi araştırmasına katılan 8 bin 274 hemşireden 6 bin 310’u Türkiye’de çalışmak istemediğini belirtiyor, Bu oran oldukça çarpıcı: Yüzde 76,3! Türkiye’de hemşire olarak çalışmak istiyorum diyenlerin oranı ise yüzde 23,7 olurken kişi olarak da bu sayı bin 964 olarak kayda geçti. Araştırmada, yurt dışına göç etmek isteyen hemşireler arasında düşünme aşamasında olanların oranının, yurt dışına gitmek için harekete geçenlerin oranından çok olduğu gözlendi. Araştırmaya katılan hemşireler arasından başvurusu kabul edilenler ve geçiş aşamasında olanların oranı 1,8, 86 kişi olarak tespit edildi. Başvuru için gerekli şartları oluşturmak için çalışanların oranı 18,7, 1374 kişi olarak belirlenirken, başvurusu reddedilenler 24 kişi olarak belirtildi. Başvuru yapıp sonucunu bekleyen 151 kişinin olduğunun gözlendiği araştırmada diğer dikkat çeken nokta ise; dil sorununu çözmek için kursa giden hemşire verileri oldu. Dil kursuna giden hemşirelerin oranı yüzde 21,8, 1641 kişi olarak tespit edilen araştırmaya katılanlar arasında yurt dışında çalışan da 49 kişinin bulunduğu gözlendi. Yurt dışında çalışma konusunda sadece düşünce aşamasında olan ve herhangi bir girişimde bulunmayanlar henüz sayıca bir hayli fazla olsa  da ekonomik ve sosyal talepler karşılanmadığında bu oranda değişiklikler olacağı tahmin ediliyor. Yurt dışına gitmeyi sadece düşünen ve hiçbir girişimde bulunmayanların oranı 3984 kişiyle yüzde 54 olarak tespit edildi. 

Hemşireler Dil Kurslarında!

Verileri kısaca özetlemek gerekirse; 8 bin 274 hemşirenin 6310’u yurtdışında çalışmak istemiyor. Türkiye’de çalışmak isteyenler ise 1964 kişi! Yurt dışında çalışmak istediğini belirten 6310 kişinin, 3984’ü düşünme aşamasında ve henüz yurtdışına gitmek için herhangi bir girişimde bulunmamış. Bunların içerisinde 1374 kişi yurtdışında çalışmak için gerekli şartları oluşturmaya çalışırken, 86 kişinin başvurusu kabul edilmiş yakında yurtdışında çalışmaya gidecek. 24 kişinin başvurusu red alırken, başvuru yapıp sonucunu bekleyen 151 kişi var. Dil sorununu çözmek için dil kursuna gidenlerin sayısı ise 1641, dil konusunu halledince baaşvuranların sayısı artıyor denebilir. Katılımcıların 49’u ise gidenlerden, hali hazırda yurt dışında çalışanlardan oluşuyor. 

Ekonomik Kriz ve Siyasal Problemler Etkili!

Araştırmaya katılan hemşirelerin yarıdan fazlası, yüzde 76,3’ü Türkiye’deki düşük ücret, ülke ekonomisindeki sorunlar nedeniyle yurtdışında çalışmak istiyor. Katılımcıların yüzde 55,7’si, 7001 kişi gitme isteğine ekonomik nedenleri gerekçe gösteriyor. Psikolojik ve fiziki şiddet yurtdışına gitme nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Katılımcıların 2132’si yani yüzde 25,8’i göç kararlarında şiddet, psilojik ve fiziki şiddeti gerekçe gösteriyor. Ekonomik kriz, sağlıkta şiddet, adalet ve liyakat ve daha birçok sorun hemşirelerin yurt dışına gitme kararlarında etkili oluyor. 4042 kişi; araştırmaya katılanların yüzde 48,9’u değersizlik algısıi olumsuz çalışma şartları ve iş yükünü de gitme nedenleri arasında gösteriyor. Araştırmada hemşirelerin göç eğiliminde ülkedeki siyasal problemlerin de etkili olduğu vurgulanıyor. Katılımcıların yüzde 39,9’u yurtdışına çıkmayı orada çalışmayı düşünmelerinde sosyal nedenler başlığında ülkedeki siyasal problemlerin de etkili olduğuna işaret ediyor bu oran da yüzde 39,0 olarak ifade ediliyor. Özetle, araştırmayaa katılan hemşirelerin göç kararı nedenler arasında; yüzde 55,7 ile ekonomik nedenler, yüzde 25,8 ile psikolojik ve fiziksel şiddet, yüzde 48,9 ile mesleğe yönelik sorunlar ve iş yükü belirtiliyor. 

Türkiye’de Kalmak İçin Değişmesi Gereken Koşullar!

Hemşirelere hangi koşulların değişmesi durumunda Türkiye’de kalmayı isterdiniz sorusuna çalışmaya katılan hemşirelerin yüzde 61,5’i, 5095’i hemşirelik maaşları cevabını verdi. Aynı soruya diğer verilen yanıtlar arasında; yüzde 11,5 ile 822 kişi can güvenliğinin sağlanması, yüzde 26,3 ile 1869 kişi hemşirelik haklarının iyileştirilmesi, yüzde 17 ile 1208 kişi hemşirelik mesleğinin saygınlığının artması, yüzde 6,2 ile 446 kişi adalet ve liyakatın olması yer aldı. Çalışmaya katılanların yüzde 1,2’si, 90 kişi tüm koşulların ve sistemin değişmesi ile Türkiye’de kalabileceklerini belirtiyor. Yüzde 1 ile 71 hemşire ise hiçbir koşulda Türkiye’de kalmak istemediklerini ifade ediyor. 

TDH: İnsanca Yaşamak ve Yaşatmak İçin Politikacılara Çağrı!

THD Genel Merkezi araştırma verilerinden hareketle, hemşirelerin çalışma koşulları ve maaş memnuniyetsizliğinin göç eğilimlerinin artmasındaki en büyük etken olduğu değerlendirmesini yaptı. THD, toplumda nitelikli hemşire bakımı sunmak ve hemşirelerin olumlu çalışma ortamlarında çalışması için ‘insanca yaşamak ve yaşatmak için tüm politika yapıcılara “iş birliği için hazırız” mesajı verdi. (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri