Connect with us

Sağlık

Dikkat! Sürekli kötü haber okumak bağımlılığa yol açıyorhaberi

Görülen kötü haberlerin merak duygusunu artırdığını ve bir süre sonra bağımlılık oluşturduğunu belirten uzmanlar, ‘Doomscrolling’ olarak tanımlanan aralıksız kötü haber okuma eğiliminin kişide kaygı, korku, irkilme hissi, sürekli ağlama ve umutsuzluk gibi semptomlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Published

on

Görülen kötü haberlerin merak duygusunu artırdığını ve bir süre sonra bağımlılık oluşturduğunu belirten uzmanlar, ‘Doomscrolling’ olarak tanımlanan aralıksız kötü haber okuma eğiliminin kişide kaygı, korku, irkilme hissi, sürekli ağlama ve umutsuzluk gibi semptomlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Kötü haber bağımlılığının kişinin sistemini bozabileceğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, bu durumun kişide yoğun anksiyete, depresyon, stres, baş ağrıları ve hormonal değişikliklere yol açabileceğine dikkat çekiyor. Taşkın, doomscrolling etkilerine maruz kalmamak için kötü haberlerden uzak durmayı ve günlük rutinlere kademeli olarak dönmeyi tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, kötü haber bağımlılığı olarak tanımlanan doomscrolling’in kişide yol açabileceği psikolojik ve nörolojik sorunlara değindi, önemli tavsiyeler paylaştı. 

Kötü haberler merak duygusunu artırıyor

Doomscrolling teriminin Türkçe’de aralıksız olarak kötü haber okuma eğilimi ve kötü haber bağımlılığı anlamına geldiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Doomscrolling diğer bir anlamı ile ‘felaket kaydırması’ olarak ifade ediliyor. Görülen kötü haberlerle beraber merak duygusu da artıyor ve sanki yara kaşımak gibi hep bir sonraki haber takip ediliyor. Deprem felaketi ile beraber gördüğümüz kötü haberleri takip ederken ekran ya da sosyal medya başında geçen sürenin farkında bile olmuyoruz” dedi.

Doomscrolling ciddi semptomlara yol açıyor

Felaket kaydırması ile beraber ekran sürelerinin uzadığına ve insanlardaki ruh sağlığının da ciddi düzeyde etkilendiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Felaket kaydırması kişilerde ikincil travmaya sebebiyet verebilir. İkinci travma dediğimiz durumda kişi felakete maruz kalmasa bile yaşamışçasına süreçleri takip edip ve zihninde kurgulayıp travma semptomlarına maruz kalabilir. İrkilme hissi, sürekli ağlama ya da ağlama isteği, uykusuzluk ya da çok uyuma, iştahsızlık ya da tıkınırcasına yeme, kaygı, korku ve umutsuzluk semptomlar arasında görülebilir. Kişilerin bu hislere sahip olması için doğrudan depremi yaşamasına bile gerek yoktur. Kişiler gün boyu yapacağı doomscrolling ile tüm bu semptomları yaşayabilirler” diye konuştu.

Kişinin sistemini bozabiliyor

Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, kötü haber takip etme alışkanlığının durdurulamama sebeplerini ve yol açtığı sorunları şöyle özetliyor;

– Felakette uğramamış bile olsak felaket ortamı ile bağ kurma ve olup biteni öğrenme ihtiyacı oluşuyor. Genellikle bu kişiler yardım ve faydalı bilgi öğrenme ihtiyacı olarak yorumlasa bile bu oran oldukça düşüktür. Bilgileri faydalı olmadığını fark ettiğimiz anda bu durumun doomscrolling olduğunu anlayıp durdurmalıyız.

– Durumu bilmek, durumu kontrol edebilme düşüncesi verir. Felaketler bizim için bir bilinmezliği işaret eder ve bilinmezlik insan psikolojisinin baş edemediği en kritik noktalardan bir tanesidir. Kişi sürekli olarak doomscrolling yaparak kontrol ettiğini düşünür. Fakat durum kişinin kontrolünden çok daha uzak olduğu için sadece kaygıya ve kontrol edilemezliğin teyidine yol açar.

– Tehlikeyi tespit etmek sinir sistemimizin sürekli tetikte kalmasına neden oluyor. Evrimsel olarak da tehlikeyi tespit etmek ve tetikte olmak önemlidir fakat beynin sürekli olarak tehlike hissini tazelemesi ve sürekli tetikte kalması, sinir sisteminin dengesini bozabilir ve psikiyatrik hastalıklara sebebiyet verebilir.

– Dommscrolling kişinin sistemini bozabilir. Kişide yoğun anksiyete, depresyon, stres ve şikayetler başlayabilir. Hormonal seviyelerde değişikliklere yol açabilir. Sindirim sistemi problemleri, dikkat ve konsantrasyon problemleri, baş ağrıları, uyku ve iştah problemlerine sebebiyet verebilir.

Doomscolling’ten kurtulmak mümkün mü?

Her şey mükemmel gibi bir kenara çekilip deprem felaketi olmamış gibi davranmanın gerçekçi bir yaklaşım olmayacağını belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “İkincil travmanın travmayı yaşayanların ve travma sonrası stres bozukluğuna sahip olanların etkileneceği kadar kişiyi etkilediğini söylemek mümkün. İkincil travmaya maruz kalmamak için doomscrolling‘ten uzak durmak oldukça önemli” dedi. 

Taşkın, kademeli olarak kişiye zarar veren bu durumu değiştirmenin mümkün olduğunu şu tavsiyelerle açıkladı:

– Sınır koymak ve günlük saat belirlemek: Eğer gün içinde belli saatleri habere ayırırsanız odak noktanız sürekli olarak haberler olmayacaktır. Bu durum da anksiyetenizi azaltmaya yardımcı olacaktır.

– Rutinlere kademeli geçiş yapmak: Rutinlere kademeli dönüş yapılması, kişiye güvende olduğu hissini verir. Eğer okul, iş, kurs ve spor gibi sürekli olarak devam ettiğiniz alanlar varsa bunlara devam etmek önemli bir stres düzenleyici olacaktır.

– Kendi bedeniniz ile temasa geçmek: Gün içinde depresif duygu durumunuzdan dolayı hiçbir şey yapmak istemiyor olabilirsiniz. Bu durumda da yine doomscrolling’e geçiş yapabilirsiniz. Kendinizi durdurup bedeninize iyi gelecek şeylere odaklanmayı deneyin. Sıcak bir alan, rahat bir vücut pozisyonu, stresi dengeleyecek düzeyde kısa bir yürüyüş, temiz hava gibi size iyi gelen rutinlerden parça parça deneyin.

– Kişiler ile yüz yüze temasa geçin: Eğer imkanlarınız elveriyorsa felakete uğrayan kişiler ile yüz yüze temasa geçip destek sağlayabilmek hem çok daha verimli olacaktır hem de size güvende olma ve güven verme hissini yaşatacaktır.

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri