Yazar: birportal

  • Act Sanat Atölyesi’nde “Oğuz Atay” anılıyor

    Act Sanat Atölyesi’nde “Oğuz Atay” anılıyor

    Act Sanat Atölyesi, Sanatsal etkinliklerine “Oğuz Atay’dan” Adlı Oyun ile devam ediyor.

    13 Aralık 2021 Tarihinde gerçekleşecek etkinlik ile Oğuz Atay’ın eserlerinden uyarlanan metin, “Oğuz Atay’ın” ölüm yıldönümünde seyirci ile buluşacak.

    Metin yazarlığını ve Oyunculuğunu Kanal 33 ekranlarında yaptığı “Çatı Katı” programı ile  adından sıkça bahsettiren Hakan Yeni’nin üstlendiği “Oğuz Atay’dan” adlı oyun Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Korkuyu Beklerken, Oyunlarla Yaşayanlar” gibi eserlerinden alınan parçalar ile uyarlanmış bir metin olduğunu açıklayan Hakan Yeni, Oğuz Atay’ın günümüz insanının içinde kalbine dokunan, anlatamadıklarını anlatan ve itiraf penceresini aralayan bir yazar olduğunu dile getirdi. Bu anlamda da her şair veya yazar içinde aynı algı ile hareket edeceklerini, böylelikle de günümüz insanını gözlemleyip anlatmak istedikleri meseleleri de buna göre karar vereceklerini belirtti. Böylelikle her ay iki şair ve iki dinleti ile seyirci karşılarına çıkacaklarını da açıkladı.

    Neden Oğuz Atay? 

    Oğuz Atay, kendisinin de belirttiği gibi “Hayata tutunamayan, hayat karşısında hayal kırıklığına uğrayan insanları” hedef alıyor genelde. Günümüz insanı da aslında genelde hayata tutunamayan, tutunmaya çalışan, çalıştıkça tehlikeli oyunlar oynayan bununla beraber de sonuçlarından korkan ve bunu bekleyen bir yapıya sahip değil mi? Bunu bir eleştiri olarak söylemiyorum. Bunu aslında içimizde var olan temel bir bileşen olarak söylüyorum. Her insan kendi içinde tehlikeli oyunlar oynuyor. Her insan kendi içinde belli bir hedef ve hayale doğru ilerlemeye çalışıyor. Fakat bu da bana Jhon Lennon’un “Hayat siz planlar yaparken başınızdan geçenlerdir.” Sözünü hatırlatıyor. Burada şuna dikkat etmek gerekiyor. Oğuz Atay’ın karakterleri aslında genelde planlar dahilinde verilen kararların neticelerini yaşayan insanlar oluyor. Tam da bu noktada insanın kendi içinde yaşadığı biçimleri görebiliriz. Tercihler mi? Kader mi? İki nokta da bizi bir “Tutunamayan” yapabilir. Bu anlamda bizim hikayemizde anlattığımız insanlar tercihleri neticesinde “Tutunamayanlar” oluyor.

    Oyununuz kaç kişilik ve kimler oynuyor? 

    Oyun aslında 4 kişilik bir oyun, “Tehlikeli Oyunlar, Korkuyu beklerken, Tutunamayanlar” gibi eserlerin içerisinden alınan karakterlerin kostümleri ile sahnedeler. Bir de bir yazarımız var. Biz ona da bir tutunamayan diyoruz. Aslında oyuna Oğuz Atay’ın eserlerinden alıntılar ile oluşturulmuş bir uyarlama diyebiliriz.

    Farklı bir sahne yapınız var, seyirci ile kurulacak iletişimi nasıl sağlıyorsunuz? 

    Aslında bunu şöyle, böyle diye anlatmak çok doğru gelmiyor bana. Oyunlarımızda seyirci ile iletişimizi daha önce tecrübe etmediklerini düşündüğümüz biçimde sağlamaya çalışıyoruz. Seyirci ve sahne ilişkisini seyircilerimiz oyunumuza gelip deneyimleyebilirler.

    Mersin seyircisi ile Oğuz Atay’ın arasındaki ilişki sizce kurulabilir mi? 

    Kurulabilir. Bunu sadece Mersin seyircisi olarak düşünmemek lazım. Bunu ülkenin hatta tüm dünyanın ilişkisi olarak düşünürsek daha evrensel olur gibi geliyor bana. Çünkü tüm insanlığın teknik olarak yaşadıkları duyguları aynıdır yalnız farklılık gösteren şey yaşanan duygu biçimleridir. Şöyle düşünelim, hepimiz hayatımızda “hayal kırıklığı” yaşamışızdır. Adı “Hayal Kırıklığı” fakat kimimiz bir sevgiliden edinilen tecrübe ile yaşarız, kimimiz bir arkadaştan, kimimiz aileden, kimimiz ise çok iyi baktığımızı düşündüğümüz bir çiçekten… Fakat temelde yaşanan şey hayal kırıklığıdır. Bu anlamda da seyirci de bizim oyunlarımızı, hikayelerimizi, dinletilerimizi takip ettiğinde, bireysel bir biçim değil evrensel biçime şahit oluyorlar. Aralarından ihtiyacı kadarını alıp belki de o gece bunu düşünüp bir karar veriyorlar. Bununla alakalı olarak da zaten çok geri dönüş alıyoruz.

    Oyununuz ne zaman başlıyor? 

    Oyun 13 Aralık 2021 Saat: 20:00’da Act Sanat Atölyesi Performans sahnesinde başlıyor. Seyircilerimiz bize sosyal medyadan da ulaşabilirler. Amacımız dediğim gibi farklı bir deneyim kazandırmak. Bu aslında bir tek gösterim olarak düşündüğümüz bir proje. Her ay farklı yazarlar, şairler ve farklı sahneleme biçimleri ile seyirci karşısına çıkacağız. Seyircilerimizin de bu deneyimlerde bizimle beraber olmalarını bekliyoruz.

  • Sinsi hastalık kör ediyor! Dikkata almazsanız gözünüzü kaybedebillirsiniz!

    Sinsi hastalık kör ediyor! Dikkata almazsanız gözünüzü kaybedebillirsiniz!

    Ünlü isimlere yaptığı göz kapağı estetiği operasyonlarıyla tanınan Op. Dr. Tuncay Sezgin, en sinsi göz hastalığı glokom konusunda uyardı. Sezgin, neredeyse hiç belirti vermeyen hastalığın kişiyi kör ettiğini belirtti.

    HİÇ BİR BELİRTİ VERMİYOR

    Bugüne dek aralarında Umut Akyürek, Feridun Düzağaç, Asil Çağıl ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen çok sayıda tanınmış ismin göz kapağı estetiği ameliyatını gerçekleştiren Op. Dr. Tuncay Sezgin, bu kez hayati bir konuda toplumu uyardı. Halkın aslında en hayati organlarından biri olan göz sağlığını genellikle ihmal ettiğini belirten Sezgin, glokom (göz tansiyonu) tehlikesine dikkat çekti. Glokom’un hiç bir belirti vermeden ilerlediğini söyleyen Sezgin, sonucun körlük olduğunu söyledi.

    O HASTALIKLARI OLANLAR DİKKAT!

    Glokom’un en önemli özelliğinin sinsi seyretmesi ve neredeyse hiç belirti vermemesi olduğunu hatırlatan Op. Dr. Tuncay Sezgin, “Başlaması halinde yavaş yavaş çevreden merkeze doğru görme kaybı yaratabilir” dedi. Hastalığın her yaş grubunda görülebileceği gibi 40 yaş üzerinde daha riskli olduğunu dile getiren Sezgin, “Glokom bulunan kişiler; hipertansiyonu, hipotansiyonu, şeker hastalığı, miyopisi, damar hastalığı, uyku apnesi bulunanlar ve uzun süreli kortizon kullananlar daha sık görülen görülen grupta yer alır” diye konuştu.

    40 YAŞ ÜSTÜ MUTLAKA MUAYNE OLMALI

    Glokomun risk sınırını 40 yaş olarak belirleyen Op. Dr. Tuncay Sezgin,

    40’a kadar en az 3 yılda bir, 40’tan sonra ise en az 2 yıl bir kez kontrole gidilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Sezgin, “Hastalık belirti vermediği için yitirilen görme kaybı geri getirilemiyor. Bu yüzden erken tanı çok önemli. Hastalık teşhis edilmesi halinde hastalığın safhasına göre ilaçla, lazerle yada cerrahi yöntemle soruna müdahele ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Tuz Tüketirken Son Derece Dikkat Edilmeli!

    Tuz Tüketirken Son Derece Dikkat Edilmeli!

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ebru Özenç konu hakkında bilgiler verdi.

    Tuz, binlerce yıldır yemekleri tatlandırmada ve yiyecekleri uzun süre taze muhafaza etmede kullanılmıştır. Tuzun bileşeni olan sodyum ve klor mineralleri aslında vücudumuz için hayati öneme sahiptir. Ancak fazla miktarlarda olduğunda ise kan basıncı ve kalp sağlığı için ölümcül bir bombaya dönüşebilmektedir. Peki tuzla ilgili neleri bilmeliyiz?

    Terlediğimizde tuzlu su kaybederiz, tansiyonumuz düşer ve tuzlu ayran içeriz. Turşuyu fazla kaçırdığımızda ise tam tersine tansiyonumuz yükselir, ödemimiz artar ve başımız ağrır. Aslında kanımızın esas bileşenlerinden biridir tuz; kan basıncımızı sağlamada, kas ve sinirlerimizin doğru çalışmasında çoğu zaman baş rol oynar. Kalp hastalıklarında ve hipertansiyonda ise miktarı hayati etkilere sahiptir.

    Tuz tansiyonu nasıl yükseltir? 

    Dünyada yetişkin yaşlardaki her 4 kişiden 1’inde hipertansiyon görülmektedir. En anlaşılır şekilde tarif edilecek olursa hipertansiyon; kanın, içinde dolaştığı damarların duvarına yaptığı basıncın artmasıdır. Tuz tükettiğimiz zaman, tuz beraberinde vücudumuzda su da tuttuğu için damar içindeki kan hacmi artar ve bu da damar duvarına yapılan basıncı arttırır. Hatta basınç çok yükseldiği zaman dokulara sıvı sızması da olur ve ödem gelişir. İşte fazla turşu yediğimizde bu şekilde ödem gelişir.

    Tuzu azaltmak ne demektir ? 

    Türkiye ‘de tuz tüketimi günde ortalama 15-16 gramdır. Hipertansiyon güncel tedavisinde önerilen ise günde 5-6 gramdır. Yani Türkiye’de önerilenden 3 kat fazla miktarda tuz tüketimi yapılıyor. Günlük 5-6 gram tuz ise silme çay kaşığına denk gelmektedir. Bu tuz miktarı tüm yiyeceklerden aldığımız toplam miktar olmalıdır. Yani yemeklere fazladan tuz atmamalı, tuzsuz ekmek tercih etmeli ve konserve, turşu ve hazır gıdalardan uzak durulmalıdır. Hipertansiyonu olan hastalara bu tip beslenme düzeni ilk başta zor gelebilir ancak zamanla yeme alışkanlıkları düzeltilebilir. Bu konuda hastaların uyumlu ve istekli olmaları önemlidir. Hipertansiyonu olan hastalarda günlük tüketilen tuz miktarındaki her 3 gram azalma ile kan basıncında yaklaşık 5 mmhg düşme gerçekleşir.

    Sağlıklı tuz var mıdır? 

    En sık kullanılan tuz yer altı tuz yataklarından çıkarılan rafine sofra tuzudur. Diğer bir tuz da deniz suyunun buharlaştırılmasıyla elde edilen deniz tuzudur. Deniz tuzu aslında iyi ve kuvvetli lezzette bir tuz olsa da buradaki sorun ağır metal ve mikro plastik atıkları içerebiliyor olmasıdır. Pembe Himalaya tuzu ise içerdiği eser miktarda demir oksitten rengini almıştır. Sofra tuzuna göre daha az oranda tuz içerir ancak kalsiyum ve magnezyum gibi mineral bileşenleri de bulunmaktadır. Birçok kişi bu tuzu tercih ediyor olsa da aslında diğer tuzlarla arasında rengi dışında çok büyük farklılıklar bulunmamaktadır. Koşer tuzu ise iri taneli, pul pul görünümlü ve geniş yüzeyli olup daha az katkı maddesi içermesiyle bilinen bir tuz çeşididir. Katkı maddesinin az olmasının sebebi topaklanmayı engelleyici ek maddeler pek içermemesinden kaynaklanır. Sofra tuzlarında ise topaklanmayı önlemek için katkı maddeleri kullanılmaktadır. Koşer tuzunun tercih edilmesinde en önemli faktör kırmızı et piştikten sonra üzerine ekildiğinde içindeki kanı çekecek geniş yüzeye sahip olması ve ette yoğun tuz tadı yaratmasıdır. Celtic tuzu ise grimsi rengiyle ve nemiyle bilinen bir tuzdur; deniz suyundan elde edilir ve soydum oranı daha düşüktür.

    Sonuç olarak Himalaya kaya tuzu ve koşer tuzları lezzet patlamalarıyla bilinse de aslında içerik ve vücutta etki olarak tuzlar arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Sağlıklı tuz konusunda önemli olan nokta tuzun çeşidinden ziyade tüketilen tuzun miktarıdır. Tuz bir mineral ve besin kaynağı olarak görülmemelidir, zaten vücudumuzun ihtiyacı olan tuzu taze sebzelerle de karşılayabilmekteyiz. Uyarı yapabileceğimiz bir diğer nokta da tuz kullanımında iyot eksikliğine karşı dikkatli olmalıdır. Sofra tuzunda zorunlu olarak iyot bulunması gerektiği için diğer tuzları tercih edenlerde iyot eksikliği riski gündeme gelmektedir.

  • Modada Kavramlara Veda Zamanı

    Modada Kavramlara Veda Zamanı

    Noe Happiness markasının kurucusu ve kreatif direktör Elif Olgun, değişen dünyayla birlikte yeniliklerle dolan modada sürdürülebilir, zamansız koleksiyonlara neredeyse tüm markaların yer vermeye başladığını söyledi.

    Modanın artık belli başlı otoritelerce değil, bizzat kullanıcı tarafından belirlendiği bir döneme girildiğini söyleyen Elif Olgun, yaklaşan yeni yılla birlikte yeni trendlere dair ipuçları verdi. Özellikle kadınların artık modanın dayatmalarına göre değil kendi talep ve beklentileriyle doğru oranda hem şık hem de rahat giyinmeyi istediklerini belirten Olgun, bunun temellerini tam 16 yıl önce Noe Happiness markasını kurarak attıklarını dile getirdi.

    YOK GİBİ HİSSETMEK!

    Zincir bir markanın bayiliğini alarak başladığı moda yolculuğunda sektörün gereksinimlerini tecrübe ettikten sonra Noe Happiness markasını kurma kararı alan Elif Olgun, “Noe bir tasarımcının değil bir kullanıcının ürünü. Günün her saatinde uygun kıyafetler düşleyen, zamanı ne giyeceğim diye düşünerek harcamak istemeyen, üstelik bu düşünü kadın, erkek, çocuk bütün bireylere yansıtan ahtopot gibi çok kollu bir zihnin ürünü. Sadık bir kullanıcı kitlesi olan Noe’nin en önemli özelliği ise ‘yok gibi’ hissettiren kumaş ve kalıpları…” dedi.

    EN BÜYÜK TREND RAHATLIK

    Özellikle çalışan yada sosyal hayatın içinde çok aktif olan kadınların modayla ilgili en büyük sorunlarının rahatlık olduğunu ifade eden Elif Olgun, 2022 trendlerinin bu motto üzerine şekilleneceğini öngörüyor. Olgun, “Artık hem şık, hem rahat, hem de tarz olmak mümkün. Yeni yılda kadınlar kadar erkeklerde de artık şalvarlar, dökümlü üst ve altlar, kısacası rahatlığı ön planda tutan tasarımlar göreceğiz” diye konuştu.

  • Volkan Köksal’ın Yeni Şarkısı ‘Zordayım’ Yayında!

    Volkan Köksal’ın Yeni Şarkısı ‘Zordayım’ Yayında!

    Volkan Köksal’ın yeni tekli çalışması Zordayım Grand Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı. Sevilen Şarkılarıyla kendine has yorumu ile adından bahsettiren başarılı şarkıcı Volkan Köksal ‘Zordayım’ isimli şarkısı kendi sözü ve müziğiyle hayat veriyor. Aranje Kenan İlgen imzası taşıyor.
    Mix: Enver Akarcalı Mastering Emre Kral Yaptı. Klip yönetmen koltuğunda Turgay Ceylaner oturuyor. Zordayım şarkısı Youtube Grand müzik kanalında yayında. Grand Müzik yapım şirketi kurucusu Hayrettin Güneş yeni ve iddalı isimlerle müzik severleri kendi çatısında buluşturmaya devam ediyor. Hayrettin Güneş Grand Müzik şirketiyle Bir çok sanatçı yelpazesi ile farklı ve renkli çıkışlara imza atıyor.
  • Timuçin: ‘Yerel yönetimler Bitki üreticilerine sahip çıkmalı’

    Timuçin: ‘Yerel yönetimler Bitki üreticilerine sahip çıkmalı’

    Mersin Süs Bitkileri ve Fidancılık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ahmet Timuçin, Mersin İnternet Gazetecileri Derneğini ziyaret ederek Başkan A.Vahap Şehitoğlu’na sektörleri ile ilgili bilgi verdi.

    Mersin Süs Bitkileri ve Fidancılık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ahmet Timuçin, Mersin İnternet Gazetecileri Derneğini ziyaret ederek Başkan A.Vahap Şehitoğlu’na sektörleri ile ilgili bilgi verdi.

    Kooperatif Başkanı Timuçin, Mahalli idarecilerin, Mersinli bitki üreticilerine sahip çıkılmasını da istedi.

    Başkan Timuçin Akdeniz yöresine uygun bitki türleri ürettiklerini ifade ederek şöyle dedi:

    “Bölgemizdeki belediyelerin, ihtiyaçları olan bitkileri, Mersin dışında başka illerden almalarına gerek yok. Biz her türlü Akdeniz yöresine uygun bitkileri üretiyoruz. Hatta ürettiğimiz bu ürünleri başka illerden getirilen bitkilerden daha ucuza alabilirler. Onların bütçelerine de çok uygun düşecektir. Hem biz kazanalım hem de belediyelerin bütçeleri sarsılmasın.“

  • Mersin’de Aslan payını alan yayın kuruluşları sınıfta kaldı

    Mersin’de Aslan payını alan yayın kuruluşları sınıfta kaldı

    Mersin İnternet Gazetecileri Derneği Araştırma Masasından yapılan serviste; Merkezi ABD’de bulunan, dünyadaki tüm internet sitelerinin arama motorlarında günlük ziyaretçi verilerini(tirajı) takip eden ve yayınlayan tek otorite kuruluşu Alexa’nın Mersin’de yayın yapan tv’lerin internet sitelerinin, dünya ve Türkiye sıralamasında ki günlük verileri açıklandı.

    MEİGDER araştırma masasından yapılan açıklamada; Mersin’de yayın yapan Kanal33, İçeltv, Suntv ve Güneytv’ye ait internet sitelerinin dünya ve Türkiye sıralamalarında tiraj düşüklüğünde Mersin’de ki 5 belediyenin de gerisinde kalması hayal kırıklığı yarattı.

    Açıklamada, bundan sonra ayın belli zamanlarında tüm tv, radyo ve gazetelerin internet sayfalarının günlük i

    tirajlarını yayınlayarak, kamuoyunu bilgilendirileceği bildirildi.

    MEİGDER’in Alexa’dan aktardığı verilere göre, özellikle belediyelerin reklam harcamalarının aslan payını kapan Mersin’in yerel tv’leri, Google’nin “120 bin takipçisi ile bölgenin tek otorite internet gazetesi olarak gösterdiği SONSES.TV’nin, Dünya ve Türkiye’de ki tiraj sıralamasından da geride kaldıkları ortaya çıktı.

    Mersin’in yerel  tv’lerinin, gazetelerin internet sitelerinin ve internet gazetelerinin ve Belediyelerin intenet sitelerinin Alexa tiraj trafiğini peryodik olarak karşılaştırmalı yayınlanacak.

    İşte tirajlar:

    SONSES.TV dünyada ki sıralaması: 344,292 Türkiye’de ki sıralaması: 5294  Link: 43

    MERSİN İNTERNET GAZETECİLERİ DERNEĞİ dünyada ki sıralaması: 562,506 Türkiye’de ki sıralaması:10,015 Link: 5

    KANAL 33 dünyada ki sıralaması: 2,531,196 Türkiye’de ki sıralaması: 86,918 Link: 13

    SUNTV dünyada ki sıralaması: 3,410,603 Türkiye sıralamasında yok. Link: 12

    İÇELTV dünyada ki sıralaması: 4,577,764 Türkiye sıralamasında yok. Link: 2

    GÜNEYTV dünyada ki sıralaması: 2,136,522 Türkiye sıralamasında yok. Link: 13

    Mersin’de başta büyükşehir belediyesi olmak üzere, Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir Belediyelerinin kendi internet sayfaları, Reklam pastalarının aslan payını verdikleri tv’leri adeta solladıkları görüldü. Ayrıca birçok yerel gazetelerin internet sayfaları ile internet gazetelerinin tirajını geçtikleri de gözlendi.

    İşte Merkez’de ki belediyelerin internet sitelerinin günlük tiraj raporu:

    MERSİN.BEL.TR dünyada ki sıralaması: 123,090 Türkiye’de ki sıralaması: 2,505 Link: 169

    AKDENİZ BELEDİYESİ dünyada ki sıralaması: 586.932 Türkiye’de ki sıralaması: 14,060 Link: 30

    MEZİTLİ BELEDİYESİ dünyada ki sıralaması: 500,575 Türkiye’de ki sıralaması: 11,229 Link: 34

    TOROSLAR BELEDİYESİ dünyada ki sıralaması: 390,939 Türkiye’de ki sıralaması: 10,265 Link: 52

    YENİŞEHİR BELEDİYESİ dünyada ki sıralaması: 498,614 Türkiye’de ki sıralaması: 14,580 Link: 40

  • Sinan Güngör’ün Yeni Şarkısı ‘Şu Dağlar Kömürdendir’ Yayında!

    Sinan Güngör’ün Yeni Şarkısı ‘Şu Dağlar Kömürdendir’ Yayında!

    Sinan Güngör’ün yeni tekli çalışması Şu Dağlar Kömürdendir Grand Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı.
    Sevilen Türküleriyle kendine has yorumu ile adından bahsettiren başarılı yorumcu Sinan Güngör ‘Şu Dağlar Kömürdendir’ isimli Anonim şarkıya kendi sesiyle yeniden hayat verdi. Projenin prodüktörlüğünü Selim Seven üstlendi. Türk Halk Müziğine farklı lezzetler katan Sinan Güngör Saz yerine Gitar eşliğinde türküyü yorumladı. Bir ağaç altında elinde gitarıyla çektiği klip çalışması Youtube Grand müzik kanalında yayında. Grand Müzik yapım şirketi kurucusu Hayrettin Güneş yeni ve iddalı isimlerle müzik severleri kendi çatısında buluşturmaya devam ediyor. Hayrettin Güneş Grand Müzik şirketiyle Bir çok sanatçı yelpazesi ile farklı ve renkli çıkışlara imza atıyor.
  • İpek Ilıcak Kayaalp: “Rönesans’ın uluslararası ödüllere layık görülmesi bizi daha da motive ediyor”

    İpek Ilıcak Kayaalp: “Rönesans’ın uluslararası ödüllere layık görülmesi bizi daha da motive ediyor”

    Rönesans Holding, dünyanın en saygın iş ödüllerinden ‘Stevie Awards’ta, sosyal sorumluluk projeleri ‘Duygu Paylaşım Evi’ ile ‘Gümüş Stevie’, üniversite öğrencilerine yönelik ‘Sürdürülebilir Geleceği Tasarla’ ile de ‘Bronz Stevie’ ödülüne layık görüldü.

    Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp, “Bu iki değerli ödülün depremzede çocuklarımızın ve üniversiteli gençlerimizin hayatına dokunan, onların geleceğini şekillendiren çalışmalarımıza verilmesi bizim için ayrı bir önem taşıyor. Sosyal sorumluluk projelerimizin uluslararası alanda saygın ödüllere layık görülmesi bizi daha da motive ediyor. Rönesans Holding olarak, bundan sonra da çocuk ve gençlerimizi desteklemeye, onlara her zaman yanlarında olduğumuzu hissettirmeye devam edeceğiz” dedi.

     Rönesans Holding, uluslararası şirket ve organizasyonların yıl içinde gösterdikleri performans ve sosyal hayata yansıyan pozitif katkıları çerçevesinde ödüllendirildiği ‘Stevie-International Business Awards’ta iki ayrı kategoride ödüle layık görüldü. Stevie Awards’ta finale kalarak ‘Yılın İletişim ve Halkla İlişkiler Kampanyası-Kurumsal Sorumluluk’ kategorisinde İzmir depreminden etkilenen çocuklar için hayata geçirdiği ‘Duygu Paylaşım Evi’ ile ‘Gümüş Stevie’ ödülünü kazanan Rönesans Holding, ‘Yılın İletişim ve Halkla İlişkiler Kampanyası-Çevre’ kategorisinde, 2015’ten bu yana üniversite öğrencilerine sürdürülebilirlik kültürünü kazandırmak amacıyla yürüttüğü ‘Sürdürülebilir Geleceği Tasarla’ projesi ile de ‘Bronz Stevie’ ödülünün sahibi oldu.

    Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp, Stevie Awards’ta, Yılın Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Çevre kategorilerinde ödüle layık görülen sosyal sorumluluk projeleri için şunları söyledi: “Ekim 2020’de meydana gelen ve İzmir’de büyük yıkıma, derin acılara yol açan Ege depreminin ardından Rönesans Holding olarak depremzedelere destek olmak için harekete geçtik. Afet sonrası iyileştirme faaliyetlerinin en önemlilerinden birinin depremzedelere yönelik psikolojik destek olduğu inancıyla ‘Duygu Paylaşım Evi’ projemizi hayata geçirdik. Özellikle depremden etkilenen çocuklarımızın kaygılarını gidermek ve psikolojik durumlarını iyileştirmek amacıyla, Türk Psikologlar Derneği (TPD) iş birliğiyle uzman psikologlar eşliğinde terapi desteği verilmesini sağladık. Bu süreçte 2 binin üzerinde yapılan görüşme ile 416 çocuk ve ailelerine destek olduk.”

    Gelecek nesillerin daha sağlıklı ve çevreci yapılarda yaşaması hedefiyle üniversite öğrencilerine sürdürülebilirlik kültürü kazandırmak için 2015’teSürdürülebilir Geleceği Tasarla’ projesini başlattıklarını belirten İpek Ilıcak Kayaalp, “Bu projemizle ‘Bronz Stevie’ ödülüne layık görülmemizden de ayrı bir mutluluk duyuyoruz. Çevre ile ilgili hassasiyetlerin bilincinde olarak, yenilikçi ve sürdürülebilir projeler üzerinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sürdürülebilir bir gelecek yaratmanın ancak gençleri bu tür çalışmalara dahil ederek mümkün olabileceğine inanıyoruz. Rönesans Holding olarak, bundan sonra da çocuk ve gençlerimizi desteklemeye, onlara her zaman yanlarında olduğumuzu hissettirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

     

  • İMA Grup YKB Derya Bağcı “Türkiye Uzakdoğu’ya alternatif olarak yatırım çekmeye devam ediyor”

    İMA Grup YKB Derya Bağcı “Türkiye Uzakdoğu’ya alternatif olarak yatırım çekmeye devam ediyor”

    Ülkemizde son birkaç senedir uluslararası ilişkilerde göçmen krizi, askeri krizler, doğu akdeniz konusu ile hızla tırmanan gerilim ve güvensizlik hissi pandemi sürecinde oldukça zirveye çıktı. Bu da ülke ekonomimize olumsuz yansısa da Uzakdoğu ‘ya olan güvensizlik hissi de gelişmiş ülkelerin en büyük sorunlarından biri.

     

    İMA GRUP Yönetim Kurulu Derya Bağcı ise üretim merkezlerinde yaşanan stratejik planlardaki değişikliği yorumladı. Üretim yatırımları konusunda stratejik planlarda artık Uzakdoğu ilgisi batıya kaydığının ve özellikle Türkiye üzerinde yoğunlaştığının altını çizdi.

     

    Son yıllarda, dolar oranları önemli ölçüde arttı. Bunun nedeni pandemi ile pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeyi etkileyen küresel ekonomik kriz. Kriz Türk lirasını bir çok yabancı para birimi karşısında daha volatil hale getirdi.

     

    İMA GROUP Yönetim Kurulu Başkanı Derya Bağcı, yeni yatırım planları ve Türkiye ekonomisi hakkında açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin mevcut ekonomik durumu nedeniyle yabancı yatırımcılar için fırsat barındırdığını söyleyen Bağcı “Pandemi tüm dünyanın ticaret ve yatırım konjonktürünü değiştirdi. Navlun fiyatlarındaki artış ve bozulan tedarik zinciri nedeniyle Çin cazip olmaktan çıktı. Dolayısıyla Türkiye gibi jeopolitik konumu önemli olan ülkelere yatırımlar kaydı. Dövizin yüksek olması Türkiye’ye daha fazla yatırımın gelmesine neden oldu. Bizim de görüştüğümüz büyük gruplar var. Başta teknoloji olmak üzere, üretim tarafından Türkiye’ye yatırım yapmak istiyorlar” dedi.

     

    Bir çözüm var, Türkiye ekonomisini dış ticaret açığını azaltarak bir noktaya varabilir. Döviz kurunun artışı ile doğal olarak da gelişecek, bunun için yapılacak ilk ve en önemli şey ithalatımızı azaltmak. İkinci önemli şey ise ihracatımızı artırmak. Bildiğiniz gibi yabancı malların maliyeti düşürülerek ithalat azaltılabilir. Mal ihracatını azaltmak istiyorsak daha fazla iş bulmalıyız. Bu, gençlerimiz için daha fazla iş yaratmamız gerektiği anlamına geliyor.

     

    Üçüncüsü ve gelecek nesiller için belki de en önemlisi, iş aramak için Türkiye’den kaçan insan sayısını azaltmak önemlidir. Burada daha fazla iş yaratmak için insanların kalmasını kolaylaştırmalıyız. İhracatçıları da teşvik etmeliyiz. Bunu yapmak için, onların yabancı iş ortamlarını iyileştirmeliyiz.

     

    İMA Grup yönetim kurulu başkanı Derya Bağcı hem yurt içinde hem de yurt dışında yatırımlar yapıyor. Haberleşme, bilgi teknolojileri ve savunma gibi hususlarda 500 milyon dolarlık yatırımlara imza atan Derya Bağcı, güneş enerjisi konusunda da ABD ve İtalya’da büyük yatırımlar gerçekleştiriyor.

     

    Türkiye’nin birçok cazibe merkezi var. Türkiye’nin büyük yatırım ve turizm fırsatları sunduğunu insanlara göstermeliyiz. Sanayimizi ve ürünlerimizi şehirlerde de tanıtmalıyız.

     

    Geçtiğimiz yıllarda ABD, Hong Kong, İtalya, Lüksemburg ve Avusturya gibi ülkelerde 800 milyon dolarlık fon yöneten ve Tanzanya Menkul Kıymetler TSL Investment Bank’a ortak olmasıyla bilinen Türk şirketi İMA Group, Türkiye’deki yatırımlarına hız vereceğini duyurdu.