Connect with us

Sağlık

Uzmanı Uyardı: “Aort Anevrizması Ciddi Komplikasyonlara Yol Açmadan Önce Belirti Vermeyebiliyor"haberi

Gecikmenin hayati risk oluşturduğu Aort anevrizmaları için, düzenli kalp muayenesinin önemine işaret eden Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof.

Published

on

Gecikmenin hayati risk oluşturduğu Aort anevrizmaları için, düzenli kalp muayenesinin önemine işaret eden Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Noyan Temuçin Oğuş, “Anevrizmalara yönelik cerrahi ne kadar büyük olursa olsun anevrizma komplikasyonları gelişmeden, zamanında yapılan müdahale başarıyı artırır” dedi. Prof. Dr. Oğuş, aort anevrizmasının ciddi komplikasyonlara yol açmadan önce hiçbir belirti vermeyeceğine de dikkat çekti. 

 

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Noyan Temuçin Oğuş, “Zamanında teşhis konulup, zamanında tedavi edilmesi gereken bir sorun olan aort anevrizmalarında gecikme, hayati risk oluşturabiliyor. Aort dediğimiz ana atar damarının farklı nedenlerle belirli bir çapı aşıp, genişlemesiyle ortaya çıkan bu durumda, hastada bir şikâyet görülmeyebilir” şeklinde konuşarak konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. 

“AORT DUVARI İNCELEREK GENİŞLEMEYE BAŞLAR”

“Çıkan aort damarının çapı ortalama boy ve kiloda olanlar için 28-32 milimetredir. Bu çapın artarak aortun aşırı derecede genişlemesine anevrizma diyoruz” diye bilgi veren Prof. Dr. Oğuş, sözlerine şöyle devam etti: 

“Aort, içinde tansiyon dediğimiz kan basıncı vasıtasıyla, dokulara oksijenlenmiş kanı taşımakla görevli bir organımızdır. Bu basınca direnebilmesi için, aort duvarında ikroskobik düzeyde, düzgün dizilimli esnek ve sağlam bağ dokusu lifleri içerir. Bu lifler, bazı hücresel ve enzim faaliyetleriyle biryandan parçalanıp moleküllerine ayrılırken, biryandan da yeniden imal edilerek sürekli yenilenirler. Bağ dokusunu ilgilendiren bazı genetik hastalıklarda, arteritlerde, damar sertliği hastalığında, bu liflerin yıkımı devam ederken, yeniden oluşturulma işlevi aksar, aort duvarı incelerek genişlemeye başlar. 

“Normalde üç yapraklı olan aort kapağın, doğuştan iki yapraklı olması (biküspid aort) da çıkan aort anevrizmalarının çok sık görüldüğü bir durumdur, genellikle de aort anevrizmasıyla birlikte seyreder. Kapağın kendisi çoğu zaman orta yaşlara kadar sorun yaratmaz. Bazen de darlık ve/veya yetmezlik (kapağın kapanamayıp kanı geriye kaçırması) tarzında bulgular verir. Komplikasyonlar, incelmiş aort duvarında dışa doğru yırtılması (rüptür) ya da aort duvarını oluşturan katmanların birbirinden ayrışarak (diseksiyon) organlara giden dalların tıkanması şeklinde olur. Her ikisi de ani yaşam kayıplarına neden olabilir.”

RASTLANTISAL ŞEKİLDE FARK EDİLEBİLİYOR

Başka bir şikâyete yönelik yapılan tetkiklerde de rastlantısal olarak ta teşhis konulabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Oğuş, “Örneğin bir akciğer enfeksiyonu şüphesiyle çekilen Bilgisayarlı Tomografiyle (BT) aortun genişlediği görülebilir. Bazen de aort kapakta oluşmuş olan bir darlık ya da yetmezliğin üfürümü duyulur ve hasta kardiyolojiye yönlendirildiğinde kapak hastalığı ve anevrizma teşhisi konulabilir. Teşhis sonrasında aort genişlemesi 3-6 aylık aralarla EKO veya daha iyisi BT çekilerek izlenir. Aort belirlenen çapa geldiğinde ya da 6 ay arayla 3 mm yi aşan genişlemelerde, çapın cerrahi sınır olan 50 mm ye ulaşması beklenmeden de hasta ameliyata verilir” dedi. 

Bunun yanında, Marfan; Ehlers-Danlos sendromu; Anüloaortik ektazi gibi doğuştan bir takım bağ dokusu bozukluğu hastalıklarında da erken yaşlarda aort ve diğer atardamarlarla ilgili anevrizmaların oluştuğunu da hatırlatan Prof. Dr. Oğuş, “Bu tür hastalıklarda diseksiyon ve rüptür daha erken yaşlarda gelişebilir ve bu nedenle cerrahi sınırlara ulaşmadan ameliyat edilirler” diye konuştu. 

 “CİDDİ KOMPLİKASYONLARA NEDEN OLABİLİYOR”

Hastalığın bu belirtisiz seyrinin riski artırıcı bir unsur olduğuna işaret eden Prof. Dr. Oğuş, “Fark edilmeyen anevrizma, eğer yırtılmazsa, 7-8 santimetreyi ulaşıp ancak çevre organlara bası yaptığında, yutma güçlüğü ya da nefes darlığı yaratabilir. Aortun daha ileri kısımlarında anevrizma oluşumu varsa, örneğin kol ve beyin damarlarının çıktığı bir sonraki Arkus Aort bölgesinde anevrizma oluşmuşsa, komşuluğundaki nefes borusuna ve yutağa bası yaparak nefes darlığına, yutma güçlüğüne daha erken safhada neden olabilir. Karın içinde iç organlarda bası şikayetleri olabileceği gibi, hasta karnında nabzının attığını hissedebilir, hatta karnındaki kitleyi fark edebilir. Özellikle zayıf bir hastada kitlenin üzerinde nabzının attığı gözle dahi görülebilir” ifadelerini kullandı.

“YIRTILMA OLAN BÖLGEDE ÇOĞU ZAMAN ŞİDDETLİ BİR AĞRI DUYULUR”

Prof. Dr. Oğuş, sözlerine şöyle devam etti:

“Çıkan Aort, kalbe komşu olarak kalp kesesi içinde yer alan bir organımızdır; bunun yırtılması kalp kesesi içine kanın süratle dolması, birkaç dakika içinde yaşam kaybı ile sonuçlanabilir. Aortun bu bölgedeki seyrinde çevresinde kanamayı engelleyici; dıştan baskı yaratabilecek bir doku bulunmaz, bu nedenle anevrizmaların en sık komplikasyon ve yaşam kaybıyla sonuçlanan bölgesidir. Bu bölgede bağ dokusu hastalıkları ve Biküspid Aort hastalıkları esas nedenler olarak kabul edilir. Kol ve beyin damarlarının çıktığı Arkus Aort bölgesinde, nispeten daha kalın bir dış tabakaya sahip olduğu için, yırtılma esnasında hayatta kalma ve hastaneye yetişebilme olasılığı daha yüksektir. Bu bölgenin de daha uzağında bulunan sırasıyla göğüs ve karın aort bölgeleri de nispeten kalın bir dış tabakaya sahiptirler ancak yırtılma sırasında göğüs ya da karın boşluklarına açılabilir ve dakikalar içinde yaşam kaybıyla sonuçlanabilirler. Yırtılma olan bölgede çoğu zaman şiddetli bir ağrı duyulur ve özellikle kan kaybı önemli miktarlara ulaşırsa hastada şok tablosu meydana gelir.

Yırtılma ya da diseksiyon oluşumunda hastaların yüzde 70’inden fazlası olay esnasında hayatını kaybetmektedir. Hayatta kalan hastaların çoğu, acil ameliyata alınmadığı taktirde takip eden 1-2 saat içinde kaybedilir. Acil ameliyat gerektiren bu safhada hem komplikasyon hem de mortalite riski, vaktinde; ‘’Aort dokusu hasara uğramadan’’ yapılan ameliyatlarla göre; 5-6 katına çıkmaktadır.”

GENÇLERDE GÖRÜLEN ANEVRİZMADA GENETİK ÖZELLİKLER ÇOK ETKİLİ

Erken yaşta görülen aort anevrizmaları ile bilgi veren Prof. Dr. Oğuş, “Erken yaşta genetik bağ dokusu hastalıkları, 30-35 yaş sonrası biküspit aort kapağa bağlı oluşan aort anevrizmaları, ileri yaşlarda gördüğümüz anevrizmalarda ise bazen aort kapak hastalıkları, çoğu zaman da ateroskleroz dediğimiz damar sertliği sorumludur. Kısaca her yaşta görülen anevrizmalarda, genetik özellikler ilk sıradadır” diye konuştu. 

TRAVMALAR DA AORT YIRTILMASINA SEBEP OLABİLİR”

Travmaların da aort yırtılmaları için bir sebep oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Oğuş, sözlerine şöyle devam etti: “Bir kişinin geçirdiği yüksekten düşme, trafik kazaları gibi ani deselerasyon yaratan travmalar da aort yırtılmasına sebep olabilir. Eğer kazazede hastaneye yetişebilirse kurtulma şansı oldukça yüksektir.”

“CERRAHİNİN BAŞARISINDA ERKEN DAVRANABİLMEK ÖNEMLİ ETKEN”

“Aort anerizma cerrahisinin oldukça büyük ve deneyim gerektiren ameliyatlar olduğunu belirten Prof. Dr. Oğuş, “Diseksiyon ya da yırtılma dediğimiz durumlar gelişmeden yapılan cerrahilerde çok daha başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Ciddi hayati risk oluşturabilen bu büyük ameliyatlar için. Deneyim oldukça önem taşıyor. Ameliyatlarda bazen vücudun 18 dereceye kadar soğutulup bütün kan dolaşımını durdurmak, bazen se beynin ve iç organların ameliyat esnasında beslenmesinin sağlanması için ayrı ‘perfüzyon teknikleri’ kullanmak gerekebiliyor” ifadelerini kullandı.

İlerleyen ameliyat teknikleriyle ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Oğuş sözlerine şöyle devam etti:

 “Son 15-20 yıldır giderek artan sayıda göğüs ve karında yer alan aort anevrizmaları, Endovascular Aortic Repair (EVAR) adını verdiğimiz bu yeni teknikle tedavi edilebilmektedir. Günümüzde artık hastalarımızın EVAR için müsait olmayan anatomik özelliklere sahip, ‘’sadece küçük bir kısmında’’ açık, klasik ameliyatlar yapılır hale gelmiştir. ‘’Teknolojinin ilerlemesiyle göğüs aortu ve karın bölgesi aortunda oluşan anevrizmaların, bir stent etrafına sarılmış greftlerle, çok daha düşük risk ve çok küçük cerrahi kesilerle, anjiyografiye benzer girişimlerle de onarımı mümkün hale gelmiştir. 

Ne yazık ki kalbe komşu olan Çıkan Aort ve hemen uzağındaki Arkus Aort anevrizmaları için Altın standart tedavinin halen klasik açık kalp ameliyatlarıdır. Teknolojik ilerlemeler ve tecrübenin yaygınlaşmasıyla yakın bir gelecekte, bu türde, ‘’kalp cerrahisinin risk ve uygulama tekniği açısından zirvesinde yer alan ve insan vücudunun dayanabileceği en büyük ameliyatlar da tarihe karışabilir.” 

AİLESİNDE ERKEN ÖLÜM VE KALP KRİZİ OLANLAR… KONTROLLERE DİKKAT!

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oğuş, her yaş dönemi için son derece önemli olan bu konuda alınması gereken önlemler ve kontrollerin sıklığı konusunda şu bilgileri verdi: 

“Her çocuk, mutlaka bir ‘çocuk hastalıkları uzmanı bir hekim’ tarafından kalp ve damar sistemi açısından değerlendirilmeli ve büyüme çağı boyunca takip edilmelidir. Kalp ve damar sisteminde bir anormallik fark edildiğinde ‘çocuk kardiyolojisi uzmanı bir hekim’ tarafından değerlendirilmeli, gerekiyorsa takibe alınmalıdır.

20-35 yaş arası, kalp ve damar hastalıkları açısından nispeten güvenilir süreç olmakla birlikte, bağ dokusu anomalisiyle seyreden sendromların da en çok bu yaşlarda görülebildiği unutulmamalıdır. Böyle bir hastalığa bağlı göz bozuklukları, eklem ve omurga deformiteleri, uzun kol ve bacaklar, damak şekil bozuklukları; aşırı esnek eklemler ki bunlar en çok parmak eklemlerinden belli olur; bu gibi durumlarda bu gençlerin de bir kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeleri çok önemlidir. 

Ailesinde bir özellik bulunmayan, hiçbir şikâyeti olmayan ‘’sağlıklı özgeçmiş ve ailevi geçmişi’’ olarak kabul ettiğimiz insanlarımızda kadınların 45, erkeklerin ise 40 yaşından itibaren kardiyolojik periyodik muayene ve tetkiklerden geçmesi koruyucu hekimlik açısından yerinde olacaktır. Damar sertliği gibi en çok ölüme neden olan hastalığın erken teşhisine imkân tanıdığı gibi, aort anevrizması gibi hiçbir şikâyet yaratmadan sinsice ilerleyerek, ani ölümlere yol açabilecek hastalıkların da erken teşhisine imkân tanıyacaktır. 

Ailesinde, akrabalarında, sebebi belirlenmemiş dahi olsa, ‘erken ve ani ölüm’ olan kişilerin, ‘’potansiyel kalp hastası’’ olabileceği her zaman akılda tutulmalı, kardiyoloji takiplerini 5 yaş daha erkene almaları önerilmektedir.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri