Connect with us

Sağlık

Karaciğerdeki Yağlanma 5-10 Dakika İçinde Belirlenebiliyorhaberi

Obezite, şeker hastalığı ve kolesterol yüksekliği gibi durumlar karaciğerin yağlanmasına neden olabiliyor.

Published

on

Obezite, şeker hastalığı ve kolesterol yüksekliği gibi durumlar karaciğerin yağlanmasına neden olabiliyor. Bu hastalıkların görülme sıklığı adeta bir pandemi haline geldiği için yağlı karaciğer hastalığı ve buna bağlı siroz, karaciğer kanseri gelişme oranı da paralel olarak artış gösteriyor. Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde karaciğer sirozunun ve karaciğer naklinin en sık nedeni, yağlı karaciğer hastalığı olarak biliniyor. Bu hastalığı erken tanımak, ciddiyetini saptamak ve önlemler alıp tedavi etmek önem taşıyor. Türkiye’de her 4 kişiden 1’inde karaciğer yağlanması görülüyor. Geçmiş dönemlerde biyopsi ile tespit edilen karaciğer yağlanmasındaki hasar, teknolojinin gelişmesiyle birlikte Fibroscan isimli cihaz ile kolayca tespit edilebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. A. Emre Yıldırım, karaciğer yağlanması ve Fibroscan teknolojisi ile ilgili bilgi verdi.

Ses dalgaları ile karaciğere zarar vermeden yağlanma ölçülebiliyor 

Fibroscan, çeşitli nedenler ile karaciğer hasarı sonrası meydana gelen skar dokusunun (fibrozis yani bağ dokusu) değerlendirilmesi için titreşim elastografisi teknolojisi kullanmaktadır. Bu teknoloji ile karaciğerin sertliğini ve elastikiyetini ölçülmektedir. Karaciğer fibrozisinin düzeyini belirlemede güvenilirliği birçok klinik çalışma ile ispatlanarak kılavuzlara yerleşmiş ve karaciğer biyopsisi gibi invaziv yani vücuda uygulanan kesici bir işleme alternatif olarak sık tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir.

Fibroscan ile karaciğer elastometresi yani organların veya diğer yapıların sertliğini belirlemede yardımcı olan tıbbi görüntüleme işlemi yapılmaktadır.  Bu teknikte, Fibroscan cihazı, karaciğere zarar vermeden hızlı titreşimler oluşturmakta ve bu titreşimlerin hızına dayanarak karaciğerinizin sertliğini (fibrozis) ölçmektedir. Ultrasonografiye benzer bir yöntem kullanılarak titreşim oluşturulan ses dalgalarının karaciğere çarpıp, karaciğerin sertliği veya yumuşaklığına bağlı değişiklik göstererek, geri dönmesi sonucu oluşan farkların bir yazılım programı ile değerlendirilerek karaciğer fibrozisinin derecelendirme esasına dayanmaktadır. Bu yöntem ile ne kadar skar dokusu oluştuğu veya siroz gelişip gelişmediği hakkında bilgi vermektedir. Bu derecelendirme karaciğer biyopsisi ile yakın değerler olduğu için karaciğer biyopsisi yerine tercih edilen girişimsel olmayan bir yöntem olmaktadır. 

Hepatit ve karaciğer yağlanması sorunlarında Fibroscan kullanılıyor

Özellikle hepatit B ve C gibi viral hepatit, yağlı karaciğer hastalığı, alkolik karaciğer hastalığı, metabolik karaciğer hastalıkları başta olmak üzere birçok karaciğer hastalığı karaciğer fibrozisine yol açabilmektedir. Fibroscan, bu hastalıkların varlığı veya ilerlemesini belirlemek ve tedavi seçeneklerini doğru yönetmek için günümüzde tercih edilen bir yöntemdir.

Fibroscan, yoğun asisti olan sirotik hastalara ve hamilelere yapılması önerilmemektedir.  Aşırı obezite ve kaburga aralarının çok dar olması gibi vücut yapıları fibroscan cihazı ile uyumu zorlaştırarak doğru sonuçlara ulaşılmasını engelleyebilmektedir. Bu durumlarda kaburga aralarını genişletecek vücut manevraları veya daha büyük bir tarayıcı kısım kullanılması ile doğru sonuca ulaşılabilmektedir. 

Kalp pili veya diğer tıbbi implantlar gibi manyetik alanlarla etkileşime girebilecek cihazları olan kişilerde ve akut safra yolu enfeksiyonları olan kişilerde, fibroscan testi yapılması önerilmemektedir.

Yağlı karaciğer hastalıklarında biyopsi sorununa çözüm oluyor 

Karaciğer yağlanması genellikle ultrasonografi veya kan testleri gibi diğer tanı yöntemleri ile teşhis edilmektedir. Karaciğer yağlanması yangıya (inflamasyon yani iltihabi bir durum) neden olmadan basit bir yağlanma şeklinde olabileceği gibi ciddi bir seviyeye ulaşıp, karaciğer fibrozisi gelişebilir ve bu durum da ilerleyen aşamalarda siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi karaciğer hastalıklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle, konvansiyonel yöntem olan karaciğer biyopsisi veya fibroscan gibi ileri tanı yöntemleri, karaciğer yağlanması olan hastaların karaciğer sağlığına yönelik risklerini belirlemek için kullanılabilmektedir. Fibroscan, karaciğer biyopsisine yakın sonuçlar verdiği için birçok hastalıkta tanı için gereksiz biyopsi yapılmasını engelleyebilir, pek çok hastalıkta tedavi etkinliğini izlemede kullanılabilmektedir. Ancak Fibroscan yapılmış olması biyopsi gerekliliğini her zaman ortadan kaldırmamaktadır.

Karaciğer yağlanması olan kişilerde, sertliği artırabilecek yağlı hücrelerin birikmesi nedeniyle fibrozis gelişebilmektedir. Fibroscan, karaciğer yağlanması olan kişilerde karaciğer fibrozisini belirlemek için kullanılabilmektedir. Bu sayede, hastanın karaciğer yağlanmasının hangi seviyede olduğu, ilerleyip ilerlemediği ve karaciğer sağlığı açısından hangi riskleri taşıdığı gibi konular hakkında daha detaylı bilgi edinilebilmektedir. Bu bilgiler, hastalığın seyrinin takibi ve uygun tedavinin belirlenmesinde yardımcı olabilmektedir.

Ağrısız ve konforlu bir yöntem 

İşlem sırasında genellikle rahatsızlık hissi oluşturmayan bir titreşim hissi olur. Hastalarda ağrı, acı ve yanma hissi olmaz. 

Fibroscan, bir karaciğer biyopsisi gibi invaziv bir işlem olmadığından, işlem sonrasında normal aktivitelere hemen dönülebilmektedir. 

5-10 dakika içinde karaciğer yağlanması belirlenebiliyor

Fibroscan, tıbbi uzmanlık gerektiren bir işlem olduğu için, sadece yetkili eğitimini almış bir gastroenteroloji uzmanı tarafından gerçekleştirilmektedir. 

Hastanın işlem öncesi en az 2 saat boyunca aç kalmış ve kahve gibi kafein içeren bir sıvı tüketmemiş olması gerekmektedir. Ayrıca, hastanın işlem öncesi kullanmakta olduğu ilaçların doktoru tarafından gözden geçirilerek ilaçları alması veya almayı bırakması gerekebilmektedir.

Hasta işlemin yapılacağı yatağa sırt üstü sağ elini başının altına ensesine koyacak şekilde yatması istenmektedir. Karın bölgesi açıkta kalacak şekilde kıyafetleri kaldırılmaktadır.

Fibroscan cihazının ölçüm yapacak tarayıcı kısmı olan hassas prob üzerine bir miktar jel sürüldükten sonra, hastanın göğüs kafesinin sağ alt kısmında iyi ölçümün yapılacağı düşünülen yer tespit edilerek kaburgaların arasından cilde temas ettirilmektedir. Bu bölgelerden karaciğeri ses dalgaları ve titreşim teknolojisi kullanarak taranarak ölçümler alınmaktadır. Bu süreç yaklaşık 5-10 dakika sürer.

FibroScan cihazı, işlem sonunda, karaciğerin yağlanma miktarını, sertliği ve elastikiyetini ölçen sayısal bir sonuç üretmektedir. Sonuçlar, cihazda gösterilen ekranda veya yazıcıdan çıktı olarak görüntülenebilmektedir.

Dalak sertliği ölçmek için de kullanılabiliyor

Fibroscan esas olarak karaciğer sertliğini değerlendirmek için tasarlanmış olsa da, son zamanlarda dalak sertliğini ölçmek için de kullanılır hale getirilmiştir. 

Dalak elastografisi fibroscan cihazı ile yapılan, dalak dokusunun sertliğini ve fibrozis derecesini ölçmek için kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntem, özellikle karaciğer hastalıkları gibi durumlarda, portal hipertansiyonun değerlendirilmesinde de kullanılabilmektedir. Portal hipertansiyon, karaciğer hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkabilen ve karaciğerin portal venlerinde yüksek basınç ile dalak boyutunda artışa ve dalak dokusunda fibrozis gelişimine neden olabilmektedir. Dolayısıyla, fibroscan ile dalak elastografisi, portal hipertansiyonun belirlenmesinde ve karaciğer hastalıklarının değerlendirilmesinde önemli bir rol oynayabilmektedir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri