Sağlık
“Gerçek Yaşam Öykülerinden Uyarlanan Diziler Hasta Mahremiyeti İhlalidir”
Psikiyatristler, ‘gerçek yaşam öyküsünden uyarlanılmıştır’ ibareli dizilerde kişi adı gizlense de ruhsal sorunları olan kişilerin hikayelerinin paylaşılmasının hasta mahremiyeti ihlali olduğuna dikkat çektikleri makalede önemli uyarılarda bulundu.
Türkiye’de son yıllarda yeni bir dizi dalgası hakim. ‘Gerçek Yaşam Öyküsü’nden Uyarlanılmıştır’ ibaresini hem ulusal yayın yapan kanallarda hem de ücretli dizi/film platformlarında sıkça görür olduk. ‘Ruhsal sorun yaşayan kişi ve kişilerin gerçek yaşam öyküleri, klinik görüşmeleri’nin gündüz kuşağındaki programlarda ve dizi senaryolarıyla ticari kaygı güdülerek kullanımına psikiyatristlerden tepki geldi. Uzmanlar, “Ruhsal sorun yaşayan bir bireyin yaşam öyküsünün bir firmaya sunularak dizi haline getirilmesi konusunda, o kişiden bir izin alınmış olması; o kişinin kendi hayatını televizyon ekranında görmesi ve başkaları tarafından da görülmesinin yaratacağı ruhsal yükü hafifletmez. Bir diğer sakınca, bu dizilerin içerikleri incelendiğinde kadına, hayvana ve çocuğa şiddet, ensest ilişkiler, cinsel istismar, fiziksel ihmal ve fiziksel istismar, duygusal ihmal ve istismar gibi travmatik deneyimler abartılı bir şekilde izleyiciye sunulmasıdır. Bu görüntülerin yayınlanmasında ruh sağlığı uzmanlarının bir parça da olsa role sahip olmuş olmaları meslek etiğine aykırıdır” dedi.

Psikiyatristlerin Makalesi, Gülseren Buğdaycıoğlu’nu Akıllara Getirdi
Türkiye Psikiyatri Derneği’nde (TPD) görevli Psikiyatristler Prof. Dr. Mehmet Yumru ve Dr. Oğuzhan Herdi tarafından Klinik Psikiloji Dergisi’nin son sayısında yayımlanan ‘Günümüzde Kitle İletişim Araçları ve Ruh Sağlığı Alanında Etik’ başlıklı makalede, herhangi bir isim verilmese de; hasta hikayelerini kitaplaştıran ve kitapları senaryolaştırılan bir isim akıllara geldi. Son yıllarda Türkiye’de hemen hemen tüm kanallarda ‘gerçek yaşam öyküsünden uyarlanmıştır’ ibaresi bulunan dizilerin senaryolarında; Psikiyatrist Gülseren Buğdaycıoğlu’nun adını sıkça görüyoruz. Buğdaycıoğlu’nun adı ilk olarak TRT 1’de 2020 yılında yayımlanmaya başlayan Masumlar Apartmanı dizisi ile karşımıza çıktı. Şu anda birçok kanalda psikiyatristin kitaplarından uyarlanan diziler ‘gerçek yaşam hikayesi’ ya da ‘gerçek yaşam öyküsünsen uyarlanılmıştır’ ibaresiyle izleyiciyle buluşuyor. Camdaki Kız, Çöp Adam, Yalıçapkını, Yüzyıllık Mucize, Ömer bunlardan sadece birkaç tanesi…..

“Ruh Sağlığı Uzmanının Medyadaki Yeri Toplumu Bilgilendirmekten Öteye Gitmemelidir”
Psikiyatri Uzmanları; Prof. Dr. Mehmet Yumru ve Antalya Bilim Üniversitesi Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Herdi, Klinik Psikoloji Dergisi’nde, ‘‘Günümüzde Kitle İletişim Araçları ve Ruh Sağlığı Alanında Etik’ konulu bir makale kaleme aldı. Meslektaşlarına, “Ruh sağlığı alanında önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen kitle iletişim araçlarında yaşanan etik ihlaller için hepimize önemli görevler düşmektedir” çağrısında bulunan Yumru ve Herdi, ‘ruh sağlığı uzmanlarının medyadaki görevinin televizyon ekranları başta olmak üzere görsel medyadaki yeri toplumu bilgilendirmekten ve uygun sağlık hizmetini alabilmesi adına yönlendirmekten daha öteye gitmemelidir’ hatırlatması yaptı.

‘Gerçek Yaşam Öyküsü’ Uyarlamalı Dizilere Eleştiri!
Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Yumru ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuzhan Herdi tarafından kaleme alınan makalede; ulusal yayın yapan birçok televizyon kanalında yayınlanan gündüz programlarında sağlık çalışanlarının konuk olarak alınması, dizi kuşaklarında hasta ve hekim arasındaki gizliliğin ‘gerçek yaşam öyküsünden uyarlanmıştır’ ibaresiyle aktarımı konusuna dikkat çekildi. Psikiyatristler Prof. Dr. Yumru ve Dr. Herdi, “Sağlık alanında diziler, filmler, gündüz kuşağında yer alan programlar toplumun her zaman dikkatini cezbetme özelliğine sahip olmuştur. Bu nedenle her dönemde hastanede geçen diziler ya da filmler ve özellikle gündüz kuşağı olarak adlandırılan programlarda sağlık hizmeti verenlerin katılımlarıyla çekilen bölümler ya da sadece sağlık çalışanlarını konuk olarak alan programlar mevcuttur. Söz konusu ruh sağlığı olduğunda ise bu işin doğasında yer alan hasta mahremiyeti kavramı; psikoterapi odasında sadece psikoterapist ve hastanın yer alması, sürecin sadece o odada yer alan kişilere özel olması, insan ruhsallığının anlaşılmazlığı, bazı ruhsal hastalıkların doğası gereği sahip olduğu ve bazen toplum tarafından anlaşılması güç olan belirtilere sahip olması (sanrı, varsanı, fonksiyonel nörolojik belirtiler, takıntılar, zorlantılar vb.) bu alanı işin profesyoneli olmayanlar tarafından daha da cezbedici hale getirmektedir. Bu cezbedici özellikler son dönemde yurt içinde yayın yapan televizyonların içerik üreticilerinin de bir hayli dikkatini çekmiş olmalı ki bugün hem ücretsiz hem de paralı televizyon kanallarında giderek artan sayıda programlar, diziler ve filmler kanalların yayın akışlarının büyük bir kısmını kaplamaya başlamıştır. Neredeyse her kanalda “Gerçek Yaşam Öyküsünden Uyarlanmıştır” adı altında muhtemelen ruh sağlığı sorunu bulunan ve yardım arayışında olan bireylerin hayat hikayelerinin eklemeler ve çıkarmalarla sunulduğu diziler mevcuttur. Daha da ötesi bir gündüz kuşağı programında kişilerin gönderdikleri ses kayıtları ya da canlı telefon bağlantıları üzerinden aslında psikoterapi ya da muayenehane odasında yer alması gereken bilgilerin paylaşıldığı görülmektedir” tespitinde bulundu.
Ruhsal Bozukluğu Olanların Yaşam Öyküleri Dizi ve Filmlerde Yer Almalı Mıdır?
Psikiyatristler Yumru ve Herdi, ruh sağlığı bozukluğu olan kişilerin yaşam hikayelerinin dizilerde ve filmlerde yer almasının ve kitle iletişim araçları aracığıyla ticari kaygı güdülerek etik değerlere aykırı bir biçimde metalaştırılmasının sakıncalarının olduğuna dikkat çekti. Makalede, “Ruhsal bozukluğu olanlar, diziler ve filmlerde nasıl yer almalı ya da almamalıdır?” soruları çerçevesinde bu tür yayınların sakıncalarına dikkat çekildi. Psikiyatri uzmanları, “Ruh sağlığı çalışanlarının televizyon ekranlardaki yeri neresidir, nasıl olmalıdır? İlk olarak sakıncalarından başlamak gerekirse, yaşam öyküsünün bir firmaya sunularak dizi haline getirilmesi konusunda o kişiden bir izin alınmış olması o kişinin kendi hayatını televizyon ekranında görmesi ve başkaları tarafından da görülmesinin yaratacağı ruhsal yükü hafifletmez. Bir diğer sakınca, bu dizilerin içerikleri incelendiğinde kadına, hayvana ve çocuğa şiddet, ensest ilişkiler, cinsel istismar, fiziksel ihmal ve fiziksel istismar, duygusal ihmal ve istismar gibi travmatik deneyimler abartılı bir şekilde izleyiciye sunulmasıdır. Ruh sağlığı çalışanlarının temel görevi ruhsal şifa dağıtmak iken bu tür ruh sağlığı sorunları olan kişileri damgalama ve izleyenlerin örselenmesine yol açan bu görüntülerin yayınlanmasında bir parça da olsa role sahip olmuş olmaları meslek etiğine aykırıdır. Aynı zamanda koruyucu ruh sağlığı hizmetleri açısından bakıldığında da bu dizilerde sunulan travmatik deneyimlerle kişilerin nasıl baş edebileceğinin bilgisi sunulmamaktadır” vurgusunda bulundu.
Hasta Mahremiyeti Vurgusu!
“Mahremiyet önemli etik kurallardan biridir” hatırlatmasında bulunan Psikiyatristler Yumru ve Herdi, hasta ve danışandan alınan bilgilerin hasta ve danışan hekim arasında kalması, bir televizyon programı üzerinden izleyici ile paylaşılmaması gerektiğini belirtti. Makalede ayrıca, Hasta Hakları Yönetmeliği’nde yer alan ilgili maddelere yer verildi. Yönetmeliğin 21. Madde b bendinde yer alan, “Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini, hasta/danışan ile her türlü temasta mahremiyete saygı gösterilmesi zorunludur (*). Kişilerin özel bilgilerinin ve ruhsal süreçlerinin, kendi onamları olsa dahi, reyting amaçları ile bu şekilde sergilenmesi mesleki kurallara, insan haklarına ve temel etik kodlarına aykırıdır” hatırlatması yapıldı. Psikiyatristler Yumru ve Herdi, ayrıca bir psikiyatri hekiminin kitle iletişim araçlarında sır saklama yükümlülüğünün olduğuna işaret ederek, Türkiye Psikiyatri Derneği Ruh Hekimliği Meslek Etiği Kuralları 7. Maddesi’nde açıkça tanımlanan; “Ruh hekimliği (psikiyatri) tıp biliminin bir dalıdır ve her ruh hekimi tıbbın evrensel etik ilkelerine uymak zorundadır (*)” maddesiyle uyarıda bulundu.
“Vaka Öykülerinin Sunulması Ruh Sağlığı Eğitiminin Bir Parçası Olarak Kalmalıdır”
“Ruh sağlığı çalışanlarının televizyon ekranları başta olmak üzere görsel medyadaki yeri toplumu bilgilendirmekten ve uygun sağlık hizmetini alabilmesi adına yönlendirmekten daha öteye gitmemelidir” uyarısı yapan Prof. Dr. Yumru ve Dr. Herdi, “Vaka sunumları meslek eğitiminin bir parçası olmakla birlikte gerçek insanların vaka öykülerinin sunulması ruh sağlığı eğitimi ve bilimsel toplantıların bir parçası olarak kalmalıdır. Koruyucu ve bilgilendirici sağlık hizmeti olarak insana ve topluma dair gözlemlerin halka sunulmasının yanında bu bilgilerle ne yapacakları ve nasıl baş edeceklerinin de sunulması gerekmektedir” dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)
Sağlık
Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?
Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.
İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.
Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.
“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”
Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.
Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.
Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:
- Miyop görme kusuru
- Astigmat problemi
Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.
Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:
- Göz numarasının stabil olması
- Kornea kalınlığının yeterli olması
- Genel göz sağlığının uygun olması
Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.
https://venividigoz.com/smile-lazer
Sağlık
Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.
“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.
“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”
“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:
“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”
“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”
Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.
Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı.
“Rekabet siyasetin doğasında var”
Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı.
En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.
“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”
“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”
Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Sports9 yıl agoSteph Curry finally got the contract he deserves from the Warriors
