Ekonomi
Murat Karayalçın kentsel dönüşümü anlattıhaberi
İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve Nobel Expo Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen Emlak, İnşaat ve Kentsel Dönüşüm Fuarı – Rescon Expo kapsamında düzenlenen oturumda, Eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Karayalçın, “Kentsel Dönüşümde Ankara Deneyimi”ni anlattı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve Nobel Expo Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen Emlak, İnşaat ve Kentsel Dönüşüm Fuarı – Rescon Expo kapsamında düzenlenen oturumda, Eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Karayalçın, “Kentsel Dönüşümde Ankara Deneyimi”ni anlattı.
Emlak, İnşaat ve Kentsel Dönüşüm Fuarı – Rescon Expo, düzenlenen söyleşilerle sektöre ışık tutuyor. Eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, “Kentsel Dönüşümde Ankara Deneyimi” başlıklı oturumda, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde hayata geçirdiği projeler ışığında, kentsel dönüşümü anlattı ve deneyimlerini aktardı.
Kentsel dönüşümün Türkiye’nin gündemine, çok büyük bir ağırlıkla Van depreminden sonra girdiğini söyleyen Murat Karayalçın, “Kentsel dönüşümün yasaları, kurumları, hatta adı yokken 1991 yılında Ankara’nın sosyal demokrat belediye yönetimi olarak, Türkiye’nin ilk kentsel dönüşüm projesini uyguladık. Türkiye’nin gündemine ise ağırlıklı bir biçimde girmesi Van Depremi sonrası, 2012 yılında olmuştur. Dönemin hükümetinin de bakanlarının da önemini ifade ettikleri gibi kentsel dönüşüm yalnızca toplumsal olarak değil, iktisadi olarak da gündeme çok ağırlıklı bir şekilde girmiştir. İlgili bakanlar, Türkiye kamuoyuna kentsel dönüşümde konunun büyüklüğünü ortaya koyan tahminlerini, çeşitli tarihlerde açıkladı. 2013 yılında ilk tahmin yapıldı ve 6,5 – 7 milyon konutun, 20 yıllık dönemde dönüştürülmesi gerektiği, 400 milyar dolar para harcanacağı söylendi. İkinci tahmin de 2018 yılında geldi ve bu kez 6,5 milyon konutun yenilenmesi gerektiği söylemi yerine, acilen 1,5 milyon konutun dönüştürülmesi gerektiği söylendi. Büyüklük verilmiyordu, rakam telaffuz edilmiyordu. Büyüklüğe ilişkin üçüncü tahmin ise inşaat mühendisliği alanında Türkiye’nin uzman isimlerinden Prof. Dr. Semih Tezcan tarafından dile getirildi. Tezcan, bambaşka bir sayı verdi. Hesaplamasına göre, yalnızca 680 bin konutun güçlendirilmesi ile Türkiye, kentsel dönüşüm sorununu çözebilecekti. 6,5 ya da 7 milyon konuttan, Prof. Dr. Tezcan’ın değerlendirmesi ile 680 bin konuta gelindi. Hala da bu sayılar tartışma konusu ve hala gündemde” dedi.
Yalnızca depremsellikle bağlantılı olarak değerlendirilmemeli
Kentsel dönüşümün yalnızca depremsellikle bağlantılı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Murat Karayalçın, “Hemen hemen herkesin aklında, kentsel dönüşüm denen şey, yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi demek. Ama bunun çok yetersiz olduğu açık. Konutların ve öteki yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi önemli ve gerekli, ama kentsel dönüşümü bununla sınırlı görmek doğru değil. Depremsellik yalnızca bir bölümü. Kentsel dönüşüm, depreme dayanıklı binaların yerine yenilerinin yapılmasıyla sınırlı bir etkinlik değildir. Kentsel yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedeflenmelidir. Yaşam kalitesini yükseltmiyorsanız bu bildiğiniz yık ve yap işidir. Bu konutsal dönüşümdür, kentsel dönüşüm değil. Mutlaka kentsel yaşam kalitesi yükseltilmelidir. İşin özü budur. Bu bizim için bir fırsattır. Türkiye için kentleşmesindeki yanlışları düzeltip yüksek standartlı kentsel alanlar yaratabileceği bir fırsattır” diye konuştu.
Kentsel dönüşümün ne olduğu konusunda bir mutabakat bulunmuyor
Türkiye’de Van depreminden sonra çıkartılan ve geçerli olan yasalar içinde olmak üzere, kentsel dönüşüm konusunda dört yasa olduğunu söyleyen Karayalçın, “İlginç yanı şu, dört yasanın çıkartılmasına karşın Türkiye’de kentsel dönüşümün ne olduğu konusunda bir mutabakat bulunmamakta. Bu çok vahim bir durum. Şu anda dört yasa var, ama buna karşın Türkiye’de hep birlikte ‘Evet budur’ diyeceğimiz bir kentsel dönüşüm tanımı bulunmamakta. Herkesin kendi tanımı var. Belediye başkanlarının, bakanların, akademisyenlerin kendi tanımları var. Kentsel dönüşüm dediğimizde, aslında neden söz ettiğimizi maalesef bilmiyoruz. Bu arada, acaba bu alan bir yasal düzenlemeye tabi tutulmalı mıdır, yasanın olması zorunlu mudur, yasa olmadan bakanlıkların, belediyelerin uygulamaya girmeleri olanaklı olamaz mı? 1991 yılında ilk iki örneğini sunduğumuzda yasa yoktu. Hiç kuşkusuz bir yasal düzenlemenin çok yararlı sonuçları olacaktır. Yasama organının o olanı düzenlemesi, o yasa çerçevesinde bir takım ortak kavramların geliştirilmesi, standartların saptanması, devlet desteğinin ne olması gerektiğine ilişkin tanımların yapılması, kuşkusuz çok yararlıdır. Ama projelere meraklı bir siyasetçi olarak söylüyorum, projelerin kendi yasaları vardır. Kentsel dönüşüm projelerinin de kendi yasaları vardır. İmar planları ve o proje için hazırlanmış yapılabilirlik çalışmaları o projenin yasalarıdır, kurallarını ortaya koymaktadır” diye konuştu.
İki anlayış var
1991 yılında Ankara’da sosyal demokrat ve kamucu anlayışla hayata geçirdikleri, ülkede ilk olan Dikmen Vadisi ve Portakal Çiçeği projelerinin bugün birçok projeye örnek teşkil ettiğini belirten Murat Karayalçın, kentsel dönüşümde iki model olduğunu söyledi. Karayalçın, “Bir tanesi kamucu, sosyal demokrat modelidir. Buna Ankara modeli de denebilir. Dikmen Vadisi, Portakal Çiçeği projeleri, sosyal demokrat Ankara Büyükşehir Belediyesi yönetiminin uyguladığı Türkiye’nin ilk kentsel dönüşüm projeleridir. İkincisi, benim piyasacı model dediğim, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Fikirtepe Projesi’dir. Fikirtepe projesinde yeni bir plan yok, var olan plan ve altyapı şebekesi de değiştirilmemiş. Mevcut altyapı, sosyal donatı alanları ile yetinilmiş, olağanüstü bir yoğunluk getirilmiş, olağanüstü bir imar hakkı verilmiş ve bu projenin finansmanının bu imar hakkı artışı ile sağlanması ön görülmüş. Piyasacı model dememin nedeni de bu” diyerek iki model arasındaki farkları aktardı.
Kentsel dönüşüm bir kent hakkıdır
Kentsel dönüşümü bir kent hakkı olarak gördüğünü de ifade eden Murat Karayalçın, “Kentsel dönüşüm bir kent hakkıdır. Bunu, insanların, yaşam alanlarını tasarım hakkı olarak, düzenleme hakkı olarak, yeniden üretme hakkı olarak görüyorum. Anayasa taslağında kent hakkının da bir insan hakkı türü olarak yer alması gerektiğini düşünüyorum. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, doğrudan kentsel dönüşüm projeleri uygulamaması gerekiyor. Büyükşehir belediyeleri uygulamalıdır. Bakanlığın üstleneceği rol standartların saptanması, denetim yapılması, kaynak aktarımı vb. şekilde olmalıdır. Uygulama büyükşehir belediyelerine bırakılmalıdır. Metropol belediyelerin de özel bir yeri olmalıdır” dedi.
Ankara’daki projeleri anlattı
Ankara’da hayata geçirdikleri projelerin ayrıntılarını da anlatan Murat Karayalçın, “Dikmen Vadisi aslında yeşil alan. Ama zaman içinde gecekondular ve kamu binaları da olmak üzere büyük bir kısmında yapılaşma olmuş. Beş mahalle vardı ve 10 bin kişi bu projenin kapsamı içinde yer aldı. 2 bin gecekondu kapsanmış oldu. Proje örgütlenmesini yaptık. Beş mahallede beş kooperatif kurduk. Siz isterseniz dernek kurun, isterseniz vakıf kurun, yeter ki örgütlenin dedik. Bu ilişkinin esası örgütlü diyalog. Onun için örgütlenin. Onlar da kooperatif kurdular. Beş mahallede birer kentsel dönüşüm kooperatifi kuruldu. İçeriği kentsel dönüşüm şeklindeydi. Genel kurul kararıyla birer temsilci seçeceksiniz, belediyeyle örgütlü diyalog içinde çalışılması için. Bize bildirin dedik. Bir diğer adım proje karar kurulu. Dikmen Projesi’nde tam anlamıyla bir ortaklaşım vardı. Katılım değil, ortaklaşım. Bu projeyi Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bu beş kooperatif bir proje ortaklığıyla uyguladık. Tüm kararları ve planı da yapılabilirliği de onların uygulaması ve ihaleleri de aklınıza ne geliyorsa idari-hukuki-mali, bu proje ortak kurulu ortak karar aldı. Belediyeden de beş kişi kurulda yer aldı, ben de Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı olarak o zaman bu 10 kişinin başına geçtim. Finansman tümüyle belediye tahvilleri ile karşılandı. Özel olarak Japonya’da 400 milyon dolarlık tahvil sattık. Hem Dikmen hem Portakal Çiçeği projeleri bu finansmanla sağlandı. Devrede yalnızca belediye var. Halkın muhatabı belediye. Özel sektör, yapımcı olarak yerini aldı. Belediye muhataptı. Proje demokrasisi. Biz Dikmen Vadisi özelinde geliştirdik bu ilkeleri. Uygulandı, irdelendi, sonuçları değerlendirildi ve buradan hareketle bize göre geçerli olan proje ilkeleri, kentsel dönüşüm projelerinde uygulanması gereken ilkeler dizisi şekillendi” diye konuştu.
Ortaklaşım vurgusu
Uyguladıkları bu yöntemle projelerde müthiş bir enerji ortaya çıktığını da belirten Karayalçın, “Proje enerjisi nereden çıktı diyebilirsiniz, ancak ben bunu gözümle gördüm. Bu insanlar, birlikte karar aldığımız halk, projeye sahip çıktı. Benim önerdiğim sistem hızlı işleyen bir sistem. Ben bu sistemin hayrını gördüm. Batıkent projesi 11-12 yıl gibi bir sürede bitti. 55 bin konut. Nasıl oldu da bitti? Bir yeni kent kuruldu orada. Ortaklaşım, örgütlü diyalog yöntemiyle başardık. Projenin muhatabı olan halk projeyi sahiplendi ve olağanüstü bir proje enerjisi ortaya koydu. Kendisi proje muhafızı oldu. Sonuçta projeyi başardılar. Umudumuz halkımızdır” ifadelerini kullandı.
İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi hazırlıklarını zevkle izliyorum
Murat Karayalçın, son olarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Şubat 2023’te “Geleceğin Türkiyesi’ni inşa ediyoruz” sloganıyla 100 yıl sonra yeniden düzenlenecek İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’ne de değinerek, “Yürekten kutluyorum İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni. Birinci İzmir İktisat Kongresi’nin yıl dönümünde, 100. Yılında, yeni bir iktisat kongresi topluyor ve çok ciddi hazırlıklar yapılıyor. Zevkle izliyorum” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı
Ekonomi
SUWEN operasyonel dayanıklılığını korudu İlk çeyrek brüt karda %5.2’lik artış
Çok kategorili perakende yaklaşımıyla kadın iç giyim, ev giyim, plaj giyim ve çorap alanlarında faaliyet gösteren SUWEN; 9 ülke, 66 şehir ve 212 mağazalık güçlü mağaza ağıyla büyümesini sürdürürken, 2026 ilk çeyrek finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden duyurdu.
SUWEN’in enflasyon muhasebesine göre düzenlenmiş finansal sonuçlarına göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde cirosu 1.264 milyon TL seviyesinde gerçekleşirken, geçen yılın aynı dönemine göre sınırlı bir daralma kaydedildi. Buna karşın brüt kâr %5,2 artışla 613 milyon TL’ye yükseldi.
Brüt kâr marjı, etkin ürün ve fiyatlama yönetimi, kampanya disiplininin korunması ve stok yönetimi sayesinde geçen yılın aynı dönemindeki %45,0 seviyesinden %48,5’e yükselerek 3,5 puan iyileşti. Bu performans, zorlu makroekonomik koşullara ve tüketici talebindeki baskıya rağmen şirketin kârlılık odağını koruduğunu gösterdi.
SUWEN’in 2026 yılının ilk çeyreğinde faiz, amortisman ve vergi öncesi karı (FAVÖK) 84 milyon TL olarak gerçekleşirken, FAVÖK marjı %6,6 seviyesinde korundu. Böylece şirket, reel hasılat baskısına rağmen operasyonel kârlılık marjını geçen yılın aynı dönemiyle paralel seviyede tutmayı başardı.
SUWEN Genel Müdürü Ali Bolluk, 2026 ilk çeyrek finansal sonuçlarıyla ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:
“Zorlu bir yıla girdiğimizin bilincinde olarak hareket ettik. Global gelişmelerin etkilediği makroekonomik sonuçlar, tüketici talebindeki sezonsal daralma, finansman giderleri, parasal pozisyon etkileri ve enflasyon muhasebesi kaynaklı etkiler nedeniyle net sonucumuz negatif bölgede kalsa da operasyonel tarafta brüt kâr marjındaki iyileşme ve FAVÖK marjının korunması, şirketimizin kârlılık ve verimlilik odaklı yönetim anlayışının sürdüğüne işaret ediyor. 2026 yılının devamında seçici büyüme, stok disiplini, brüt marj yönetimi ve operasyonel gider kontrolüne odaklanarak sürdürülebilir kârlılığı güçlendirmeyi hedefliyoruz.”
Ekonomi
Suwen’in İstihdamModeliEkonomideKadınGücünüBüyütüyor
Çalışanlarının yaklaşık %90’ı kadın olan Suwen’de kadın yönetici oranı %83,85’e ulaşıyor. Kadın istihdamını odağına alan marka, fırsat eşitliğine dayalı yönetim yapısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde bir tablo ortaya koyuyor.
Kadınların iş gücüne katılımının artırılması, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi açısından kritik bir rol oynuyor. Üretimden perakendeye, hizmetten yönetim kademelerine kadar kadın emeğinin güçlü şekilde temsil edilmesi yalnızca kurumların performansını değil, toplumsal kalkınmayı da doğrudan etkiliyor.
Kadın istihdamını odağına alan iş modeliyle faaliyet gösteren Suwen, güçlü kadın çalışan yapısı ve fırsat eşitliğine dayalı yönetim anlayışıyla dikkat çekiyor.
Kadınlarla birlikte büyüyen kurum kültürü
Bir kadın markası olarak konumlanan Suwen, organizasyon yapısında da bu kimliği net biçimde yansıtıyor. 2025 yılsonu itibarıyla toplam 1.162 çalışana sahip olan şirketin 1.048 çalışanı kadınlardan oluşuyor. Bu tablo, çalışanların yaklaşık %90’ının kadın olduğu güçlü bir istihdam yapısına işaret ediyor.
Kadınlara yönelik ürün geliştiren bir marka olmanın ötesine geçen Suwen, kadınlarla birlikte büyüyen bir kurum kültürü inşa ederek kadın emeğini kurumsal yapısının merkezine yerleştiriyor.
Kadın yönetici oranı %83,85’e ulaşıyor
Kadın istihdamını yalnızca operasyonel kadrolarla sınırlamayan Suwen, yönetim kademelerinde de dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
2025 yıl sonu itibarıyla 322 yöneticinin görev yaptığı şirkette 270 kadın yönetici bulunuyor. %83,85’lik kadın yönetici oranı Türkiye ortalamalarının oldukça üzerinde bir seviyeye karşılık geliyor ve markanın fırsat eşitliğine dayalı yönetim anlayışını güçlü verilerle ortaya koyuyor.
Yönetim Kurulu seviyesinde de benzer bir yaklaşım sürdürülüyor. Toplam 7 Yönetim Kurulu üyesinin 2’si kadınlardan oluşuyor ve bu da %28,57’lik bir kadın temsiline işaret ediyor.
Yeni işe alımlarda kadın oranı %95,73
Kadın istihdamının sürdürülebilirliği, yalnızca mevcut oranlarla değil kariyer gelişimi ve yeni işe alımlarla da destekleniyor.
2025 yıl sonu itibarıyla STEM rollerindeki kadın çalışan oranı %44,12 seviyesine ulaşırken, aynı dönemde terfi eden kadın çalışan oranı %7,35 olarak gerçekleşti. Son üç aylık verilere göre yeni işe alınan çalışanların %95,73’ünü kadınlar oluşturuyor. Bu güçlü oran, Suwen’in kadın istihdamını stratejik bir öncelik olarak ele aldığını ortaya koyuyor.

Suwen Genel Müdür Yardımcısı Ferda Sümer Arslan konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Suwen olarak kadın istihdamını yalnızca bir sosyal sorumluluk başlığı olarak değil, kurumsal kimliğimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. 1.162 kişilik organizasyonumuzun 1.048’inin kadınlardan oluşması ve yöneticilerimizin %83’ünden fazlasının kadın olması bizim için son derece kıymetli. Kadınların yalnızca iş gücüne katılımını değil, karar alma mekanizmalarında güçlü şekilde yer almalarını da destekliyoruz. Kadın emeğinin güçlenmesinin ülke ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine doğrudan katkı sağladığına inanıyoruz.”
Kadınların üretimde, hizmette ve yönetimde daha güçlü temsil edilmesi; ekonomik verimlilikten inovasyona kadar birçok alanda kurumlara önemli avantajlar sağlıyor. Suwen, kadın gücünü destekleyen istihdam modeliyle yalnızca sektörel başarıyı değil, toplumsal kalkınmayı da birlikte hedefleyen bir büyüme yaklaşımı benimsiyor.
Ekonomi
0xScope yapay zekaanalizleri Fed faiz kararının Bitcoin üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor
Fed’in son faiz indiriminin ardından, kripto piyasaları yeniden canlandı ve dijital varlık alanında iyimserliği ateşledi. 0xScope ekibi, Scopechat tarafından sağlanan kapsamlı yapay zeka odaklı analizleri kullanarak Bitcoin’in en son ekonomik gelişmelere nasıl tepki verdiğini araştırdı. Yapılan analizler, her bir kripto paranın mevcut durumunun yanı sıra yatırımcıların hızla gelişen bu piyasada dikkat etmesi gereken yeni trendler hakkında da değerli perspektifler sundu.
Araştırma, Fed’in faiz oranlarında yaptığı son beş düzenlemeye odaklanarak pandemi öncesi, pandemi sonrası ve daha yakın dönemler de dahil olmak üzere birçok zaman dilimini kapsadı. Önceki oran değişikliklerinin Bitcoin’in performansını nasıl etkilediğini inceleyen analiz, bazı ilgi çekici modeller ortaya koydu. Veriler özellikle, uzun bir faiz artırımı döneminden sonra, ilk faiz indirimine genellikle Bitcoin fiyatında önemli bir yukarı yönlü hareketin eşlik ettiğini gösteriyor.
Bu konuda öne çıkan örneklerden biri, Bitcoin fiyatının %5 oranında arttığı 31 Temmuz 2019 tarihli 50 baz puanlık faiz indirimi. Bu örnek, kripto para piyasasının para politikasındaki değişimlere olan duyarlılığını yansıtıyor ve mevcut makroekonomik ortamda bu ilişkileri anlamanın öneminin altını çiziyor.
0xScope CEO’su PhillipTorres son faiz indirimi hakkında, “Piyasanın bu faiz indirimine ihtiyacı olduğu açıktı ve çoğumuz bu noktada hemfikirdik. Ancak görüşlerin ayrıştığı nokta, indirimin 25 mi yoksa 50 baz puan mı olması gerektiğiydi ve esas enflasyon yavaşlamaya devam ettiği için zamanlamanın daha erken mi yoksa daha geç mi olması gerektiğiydi.” yorumlarını yaptı.
Piyasanın kısa vadede olumlu tepki vererek faiz indirimini bir iyimserlik işareti olarak benimsediğini, ancak altta yatan uzun vadeli zorlukların çözülmemiş olduğunu açıkladı. Torres açıklamasında, “Piyasa bu iyi haberi olumlu karşıladı ve anlık kazanımlar elde etti, ancak yüzeyin altında hala devam eden yapısal sorunları da göz önünde bulundurmalıyız. Yine de ileriye bakarsanız gelecek umut vaat ediyor, daha parlak fırsatlar için her zaman potansiyel var.” ifadelerini kullandı.
0xScope ekibinin Scopechat’in yapay zeka destekli analizleriyle desteklenen çalışması, Bitcoin ve diğer önde gelen kripto para birimlerinin son faiz indirimine nasıl tepki verdiğini izlemeye devam ediyor ve piyasadaki bu dalgalanmaları yönlendirmek isteyen yatırımcılara değerli bilgiler sunuyor.
İşte Scopechat’in son Fed faiz oranı değişikliğinin Bitcoin’in piyasa temelleri üzerindeki etkisine ilişkin en son verileri:
- Fed Fon Oranının 18 Eylül’de 50 baz puan (bps) düşürülmesi sırasında Bitcoin %2,40 artışla 60.314 $’dan 61.760 $’a yükseldi.
- Oldukça kayda değer bir veri olarak, uzun bir faiz artırımı döneminin ardından ilk faiz indiriminin genellikle Bitcoin fiyatında önemli bir artışla ilişkili olduğu görülmektedir. Son faiz indirimi sırasında ve 30-31 Temmuz 2019’da 25 baz puanlık bir indirimin ardından Bitcoin’in %5,81 oranında yükseldiği benzer bir örnekte de durum tam olarak buydu.
- Faiz indiriminin BTC vadeli işlem piyasalarının açık faizi üzerinde önemli bir etkisi olmadı. Hatta açık faiz 30 milyar dolardan 35 milyar dolara hafif bir artış gösterdi.
- Birçok büyük kurum, faiz indiriminden önce Bitcoin işlemlerinden fayda sağladı. MicroStrategy yakın zamanda indirimden önce 18 bin dolar BTC satın aldı ve bu işlem şirket için yaklaşık 55 milyon dolar karla sonuçlandı.
- Bitcoin bakiyesi olan adreslerin sayısı 12.691 milyondan 12.677 milyona düştü. Bu durum, adres sahiplerinin birden fazla adresteki küçük bakiyeleri birleştirmesinin bir sonucu olabilir.
- Kâr eden Bitcoin adreslerinin yüzdesi 8 Eylül 2024 itibariyle %78’den bugün itibariyle %90,7’ye yükselmiştir. Bağlam açısından, 0xScope, Bitcoin varlıklarının mevcut fiyatı Bitcoin alımlarının hesaplanan ortalama maliyetinin üzerindeyse bir adresi kârlı olarak etiketliyor.
0xScope Hakkında
200’den fazla global partneri ve 1 milyondan fazla kullanıcısı ile 0xScope‘un güçlü bir veri katmanı oluşturma taahhüdü, yapay zekanın Web3’e entegrasyonuna öncülük etmeye yardımcı olmaktadır. 9,5 milyondan fazla token, 29.764 proje ve 298 milyon etiketten oluşan en kapsamlı Web3 veri tabanı ile 0xScope, yapay zeka odaklı yeniliklerde sektöre öncülük etmeye devam etmektedir.
Daha fazla bilgi için lütfen 0xScope’u ziyaret edebilirsiniz:
0xScope topluluğumuza katılarak en son tekliflerden haberdar olabilirsiniz:
Twitter:
Telegram:
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Sports9 yıl agoSteph Curry finally got the contract he deserves from the Warriors
