Connect with us

Sağlık

Gençlerin Çoğu Kendini Yalnız Hissediyor

Published

on

Üsküdar Üniversitesi tarafından 4. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu kapsamında Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı koordinasyonunda gerçekleştirilen Türkiye’de Aile ve Yalnızlık Araştırması, ilginç sonuçlarıyla dikkat çekti. Araştırma sonuçlarına göre, hem erkeklerde hem de kadınlarda yalnızlık duygusunda artış görüldü. Kadınların yüzde 40’ı, erkeklerin ise yüzde 26’sı kendini sıkça yalnız hissettiğini belirtti. Bu noktada kadınların 2019’a göre iki kat daha fazla yalnız hissetmesi dikkat çekti. Kadınlarda 2019’da yüzde 20 olan yalnızlık duygusu, 2022’de yüzde 40’a kadar ulaştı. Araştırmada yaş arttıkça yalnızlık hissiyatının düştüğü görüldü. 18-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 40’ı, 55 yaş üstündeki kişilerin ise yüzde 26’sı kendini sıkça yalnız hissettiğini belirtti. Coğrafi bölgeler bazında yalnızlık hissi incelediğinde, Güneydoğu Anadolu’da ikamet edenlerin yüzde 40’ının kendini sık sık yalnız hissettiği görüldü. Araştırma sonucunu yorumlayan uzmanlar, aile içi güvenli sosyal bağların zayıflamasının yalnızlık yaşantılarının oluşmasına neden olduğunu söyledi.

Üsküdar Üniversitesi tarafından “Aile ve Yalnızlık” temasıyla bu yıl dördüncüsü düzenlenen  Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu öncesinde gerçekleştirilen Türkiye’de Aile ve Yalnızlık Araştırması’nın sonuçları açıklandı. Araştırmanın sonuçları sempozyumun ilk gününde Method Research Company Pazarlama Direktörü Hale Aslı Kılıç tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı ve Pazarlama Direktörü Hale Aslı Kılıç’ın öncülüğünde Türkiye genelinde geniş kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Yalnızlığın aile üzerindeki etkisinin tespit edilmeye çalışıldığı çalışmada, bu çerçevede insanların yalnızlık algısı, kendilerini ne kadar yalnız hissettikleri, yalnız hissetmenin kişi üzerindeki etkileri ve yalnız hissedildiğinde yapılan aktiviteler detaylı olarak incelendi.
Gençlerin Çoğu Kendini Yalnız Hissediyor

Araştırmaya 81 İlden 6 bin 100 Kişi Katılım Sağladı

Çevrimiçi anket yoluyla gerçekleştirilen araştırmaya Kasım 2022 ayı içerisinde Türkiye’nin 81 ilinde 18-70 yaş aralığında toplam 6 bin 100 kişi katıldı. Araştırma genelinde yüzde 95 güven düzeyinde yüzde 1,25 hata payında veri elde edildi. Verinin Türkiye genelini yansıtması için, coğrafi ve demografik bazda ağırlıklandırma yapıldı.

İncelenen araştırma verilerinin coğrafi bölge, cinsiyet ve yaş bazlı dağılımına bakıldığında araştırmaya katılanlar Marmara’dan yüzde 38, İç Anadolu’dan yüzde 14, Ege’den yüzde 12, Akdeniz’den yüzde 12, Doğu Anadolu bölgesinden  yüzde 9, Güneydoğu Anadolu bölgesinden yüzde 8 ve Karadeniz bölgesinden yüzde 7 oldu.

Araştırmaya katılanların yüzde 52’sini kadınlar, yüzde 48’ini ise erkekler oluşturdu. Araştırmaya katılanların yaş aralığı ise 18-24 yaş arası yüzde 18, 25-34 yaş arası yüzde 29, 35-44 yaş arası yüzde 28, 45-54 yaş arası yüzde 19 ve 55 yaş üzeri yüzde 6 oldu.
Gençlerin Çoğu Kendini Yalnız Hissediyor

Geçmiş Yıllara Göre Yalnızlık Duygusu Yükseldi

Katılımcıların yüzde 34’ü sık (sık + her zaman) yalnız hissettiğini belirtirken, yüzde 30’u ara sıra yalnız hissettiğini, yüzde 36’sı ise yalnız hissetmediğini (nadiren + hiç) belirtti. Bu sonuçları 2019 ve 2021’de yapılan araştırmalarla kıyaslandığında, yalnızlık hissiyatının önemli düzeyde arttığı gözlemlendi.

Kadınlar Ve Gençler Kendilerini Daha Yalnız Hissediyor

Hem erkeklerde hem de kadınlarda yalnızlık duygusunda artış dikkat çekti. Araştırmaya göre kadınların yüzde 40’ı, erkeklerin ise yüzde 26’sı kendini sıkça yalnız hissettiğini belirtti. Bu noktada kadınların 2019’a göre iki kat daha fazla yalnız hissetmesi dikkat çekti. Kadınlarda 2019’da yüzde 20 olan yalnızlık hissiyatının, 2022’de yüzde 40’a kadar ulaştığı kanıtlandı.

Gençler Daha Yalnız Hissediyor

Bu sonuçlar yaş grubu bazında incelendiğinde ise yaş arttıkça yalnızlık hissiyatının düştüğü görülmektedir. 18-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 40’ı, 55 yaş üstündeki kişilerin ise yüzde 26’sı kendini sıkça yalnız hissettiğini belirtti. 2021’e göre yaş grupları bazında yalnızlık hissiyatının değişimi incelendiğinde ise 25 yaş üstü grupların hepsinde 2021’e göre yalnızlık hissiyatında artış olduğu öğrenildi.
Gençlerin Çoğu Kendini Yalnız Hissediyor

Yalnızlığı Gidermek İçin Evleniyoruz

Medeni hal ve aile yapısına göre yalnızlık algısı incelendiğinde, yalnız yaşayan kişilerin yüzde 38’inin kendini sıkça yalnız hissettiği görüldü. Bu yalnızlık hissiyatını gidermek için arkadaşları ile aynı evi paylaşanların yalnızlık hissiyatı yüzde 34’e kadar düştü. Evli bireylerde ise bu olgu yüzde 24’e kadar düştü. Ancak çoluk çocuğa karışıldığında, sorumluluklar ve sorunlar arttıkça eşler birbirinden uzaklaşmakta ve yüzde 33’e geri dönüldüğü belirlendi.

Anlaşmazlıklar çıkılmaz bir yola geldiğinde ayrılıkla birlikte, çocuklarıyla yaşayan bir yaşantıya geçildiğinde yalnızlık hissiyatı eşi ve çocukları ile olduğundaki ile aynı durumda yani yüzde 33 oranında kaldığı dikkat çekti. Bu noktada çocuklu ailelerde eşin olması ve olmamasının neredeyse aynı yalnızlık hissiyatını yaşatması olumsuz bir bulgu olarak değerlendirildi.

Sonuçlara göre çocukların aileden ayrılmasıyla yalnızlık seviyesi, bekârken yalnız yaşanılan duruma yani yüzde 38’e geri döndüğü gözlendi.

Coğrafi Bazda En Talnız Yer: Güneydoğu Anadolu

Coğrafi bölgeler bazında yalnızlık hissi incelediğinde, Güneydoğu Anadolu’da ikamet edenlerin yüzde 40’ının kendini sık sık yalnız hissettiği görüldü. Bu bölgeyi İç Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri yüzde 39 ile takip etti. Marmara Bölgesi yüzde 29 ile, Doğu Anadolu Bölgesi ise yüzde 30 ile en düşük yalnızlık hissiyatına sahip bölgeler olarak bulundu.

Gelir Düzeyi Arttıkça Talnızlık Hissiyatı Azaldı

Araştırmada gelir düzeyinin sosyalleşmek, iletişim kurmak anlamında kişinin yalnızlık hissiyatını etkileyen önemli kriterlerden biri olduğu bulgulandı. Orta tabaka ve fakir olarak kendini tanımlayan grubun yüzde 44’ü, zengin ve orta tabaka üstü grubun ise yüzde 30’unun kendini sıkça yalnız hissettiği görüldü. Arada ciddi bir farkın bulunduğu araştırmaya göre zengin tabakadakiler yalnız kaldıklarında lokanta, kafe, AVM’lerde arkadaşları ile buluşup yalnızlıklarını paylaşarak gidermeye çalışırken, orta tabaka ve fakir grubun evde vakit geçirdiği ve yalnız kaldığı görüldü.
Gençlerin Çoğu Kendini Yalnız Hissediyor

Yalnızlık Zıt Anlamları Çağrıştırdı

Araştırmada katılımcılardan yalnızlığın kendilerinde hangi   çağrışım yaptığını üç kelimeyle ifade etmeleri istendi. Bu kelimeler arasında en öne çıkan kelime yüzde 10 oranında “Huzur” oldu. Olumlu bir anlam ifade eden “Huzur” kavramını, yüzde 5 ile “Mutsuzluk” ve yüzde 5 ile “Hüzün” gibi negatif anlamlı  kavramlar takip etti. Toplamda bakıldığında katılımcıların yüzde 72’si  daha ziyade   yalnızlığı negatif bir duygu olarak tanımlarken, daha düşük düzeyde yani yüzde 28 oranındaki katılımcı ise pozitif bir duygu olarak tanımladı.

Pandemi Dönemi Yalnızlığı Nasıl Etkiledi?

“Pandemi döneminde kendinizi yalnız hissetme durumunda  bir değişiklik oldu mu?’’ sorusuna katılımcıların yüzde 24’ü kendini o dönemde daha çok yalnız hissettiğini belirtirken, yüzde 15’i  ise pandemi sürecinde yalnızlık hissiyatının azaldığını vurguladı.

Pandemi öncesi yurtta kalan gençlerin evine dönüş yaptığında yalnızlığı azalırken, arkadaşlarına özlem duyan gençlerin kendini daha çok yalnız hissettiği görüldü. Özellikle normal zamanda dışarıda arkadaşları ile etkileşime geçen yüksek eğitimliler, bekarlar pandemide kendini daha fazla yalnız hissetmeye başladı. Erkekler, 55 yaş üstü kişiler, emekliler, profesyoneller, dul / boşanmış kişiler ise diğer gruplara nazaran daha fazla pandemi ile birlikte yalnızlık hissiyatlarında bir değişiklik olmadığını söyledi.

Yalnız Kaldığımızda Evde Vakit Geçiriyoruz

Katılımcıların önemli bir bölümü yani yüzde 70’i yalnız kaldığında yoğun olarak evde vakit geçirirken; yüzde 56 oranındaki katılımcılar internette zaman geçiriyor. Katılımcıların yüzde 37’si uyuduğunu, yüzde 36’sı  kendisini temizliğe ve yemek hazırlığına verdiğini, yüzde 30’u  ise kitap okuduğunu kaydetti.

Araştırmada daha az yalnız hissetmek için, kendisini dışarı atıp AVM/Çarşı-pazara ya da yürüyüşe arkadaşları ile gidenlerin, STK/dernek ziyaretleri yapanların, maç izlemeye / stadyuma gidenlerin, sevdiği insanları ziyaret edenlerin, misafir ağırlayanların istatistiki olarak yalnızlığının daha düşük seviyede olduğu görüldü.

Dertleşecek Birilerine İhtiyacımız Var

Görüşülen kişilerin yüzde 23’ü sık sık dertleşecek birini bulamadıklarını belirtti. Katılımcıların yüzde 61’i arkadaşları ile yüzde 33’ü kardeşleri ile yüzde 29’u ise eşleri ile dertleştiğini söyledi. Arkadaş çevresinin ve kardeş sahipliğinin önemi burada da görüldü. Araştırma sonuçları evli çiftlerin yarısının bir arkadaşı, yarısının ise eşi ile dertleştiğini ortaya koydu. Böylece evlilikte eşlerin birbirini anlamasının ve birbirinin dert ortağı, arkadaşı olmasının gerekliliği ortaya çıktı. Zira dertleşecek birini bulamayan kişilerin yüzde 68’i kendini sıkça yalnız hissettiğini belirtti. Ayrıca kişilerin yüzde 21’i annesi, yüzde 6’sı babası ve yüzde 13’ü çocukları ile dertleştiğini söyledi. Sonuçlar aile içi iletişimin de geliştirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Gençlerin Çoğu Kendini Yalnız Hissediyor

Kalabalıklar İçinde Yalnızız

Katılımcıların ne sıklıkta yalnız kaldıkları da soruldu. Kişilerin yüzde 38’i hiç (hiç+nadiren), yüzde 23’ü ara sıra, yüzde 40’ı ise sık (sık sık+her zaman) yalnız kaldığını belirtti. Hiç yalnız kalmadığını belirten, çevresinde hep insan olduğunu dile getiren katılımcıların bile yüzde 13’ü sık sık yalnız hissettiğini, yüzde 28’i de ara sıra yalnız hissettiğini dile getirdi. Sonuçlar insanlarla çevrili olsak da yalnızlık hissi yaşandığını söyledi.

Yalnızlık Mutsuzluğu Yanında Getiriyor

2019 yılında yapılan araştırmada yalnız hissedenlerin hissetmeyenlere göre 2,5 kat daha fazla mutsuz hissettiği görülürken; 2022 yılında bu oran 3,5 kat farka kadar çıktı. Yalnız hissetmeyenlerin yüzde 70’i hayatından mutlu olduğunu belirtirken, sık sık yalnız hissedenlerin sadece yüzde 19’u mutlu olduğunu belirtti. Oysa ki yalnız kalınca mutsuz hissedenlerin yüzde 43’ü hayatından mutlu olduğunu belirtirken, yalnız kalınca mutlu hissedenlerin ise yüzde 57’si hayatından mutlu olduğunu dile getirdi.

Sanal Ortamda Sosyalleşme İsteği Daha Fazla Yalnızlaştırıyor

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı ve Method Research Company Pazarlama Direktörü Hale Aslı Kılıç, araştırma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde aile yaşamında yalnızlık kavramının günümüzde önemli bir durum olarak karşımıza çıktığını belirterek şunları söyledi:

“Kentleşmenin getirdiği yaşam biçimi, modern yaşamın insanı bireysel sınırlara hapsetmesi, dijitalleşme, paylaşma ve dayanışmanın azalması aile içi güvenli sosyal bağların zayıflamasına ve zamanla yalnızlık yaşantılarının oluşmasına neden olmaktadır. Ailede bireylerin birbirinden mesafeli olması, pandemi ile birlikte arkadaş ve akraba ilişkilerinin azalması da yalnızlık hissiyatını güçlendirmiştir. Aile dışındaki sosyalleşme araçları bireyin sevgi, güven, bağlılık ve ait olma gibi duygusal ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalmakta, bireyin yalnızlık hissi artmaktadır. Hatta bir aileyle birlikte aynı çatı altında bulunan bireyler bile diğer aile üyeleriyle güçlü ve güvenli sosyal bağlar kuramadıkları zaman kendilerini daha yalnız hissetmektedirler. Ayrıca bu duruma çare aramak amacıyla akıllı telefonlara kilitlenerek sosyal ağların yarattığı yeni sosyallikler içinde yalnızlığı gidermeye çalışan birey daha da yalnızlaşabilmektedir. Ailenin birey üzerindeki etkisi üye sayısının fazlalığı açısından değil, üyeler arası ilişkilerin yoğunluğu açısından önem taşımakta ve aile grubundaki zayıflayan ilişkiler bireyi etkilemektedir. Aile içi iletişimin sağlıklı olma oranı aile ortamındaki güven duygusunun yoğunluğu, kişinin hayata tutunabilmesini ve yalnızlık duygusunun üstesinden gelmesini sağlamaktadır. Bu bağlamda aile içi güven duygusunun ve ilişkilerin kuvvetlenmesi önem arz eden bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.”(BSHA)

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri