Sağlık
Hpv Enfeksiyon Riskinizi Düşürecek 8 Önlemhaberi
200’den fazla tipi saptanan ve sadece insanları enfekte eden HPV’nin (Human Papilloma Virus) düşük riskli tipleri el, ayak ve genital bölgede siğillere neden olurken, yüksek riskli tipleri ise rahim ağzında lezyonlara ve rahim ağzı kanserine neden oluyor.
200’den fazla tipi saptanan ve sadece insanları enfekte eden HPV’nin (Human Papilloma Virus) düşük riskli tipleri el, ayak ve genital bölgede siğillere neden olurken, yüksek riskli tipleri ise rahim ağzında lezyonlara ve rahim ağzı kanserine neden oluyor. Tüm dünyada cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında ilk sırada yer alan HPV, Batı toplumlarında cinsel yönden aktif olan kadınların yaklaşık yüzde 70’inin en az bir kez hayatına giriyor. HPV DNA ve Smear testleri tanıda büyük önem taşırken, pozitif çıkan kişilere uygulanan kolposkopi yöntemi ile de kansere neden olabilecek lezyonların belirlenmesi sağlanabiliyor. Hastalığın lezyonlarına sadece tedavi uygulanabilirken, alınacak önlemlerle bu hastalığın bulaşma riski de düşürülebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Öz, HPV enfeksiyonu ve alınacak önlemler ile ilgili bilgi verdi.
Bulaşma en sık cilt teması ile gerçekleşir
HPV’nin en sık bulaş yolunu cilt teması oluşturmaktadır. Dezenfektanlara karşı da canlı kalmayı başarabilen HPV, genital organlara temas eden eşyaların ve giysilerin ortak kullanımı sonucunda da başkasına geçebilmektedir. Bulaşmaya neden olan diğer bir durumu da gebelik sürecinde annede bulunan aktif genital HPV enfeksiyonunun, normal doğum sırasında bebeğe geçişi oluşturur.
Genellikle belirti vermez
Çoğunlukla belirti vermeyen HPV enfeksiyonunun görülen en sık bulgusu genital siğiller olmaktadır. Bununla birlikte rahim ağzını örten epitel içerisinde gelişen hücresel değişiklik ve lezyonlar da belirti vermeyen durumları oluşturur. Bu durumular ancak tarama testlerinde ya da biyopsi sonucunda patolojik inceleme sayesinde tanı alırlar. Bu nedenle hiçbir şikayet olmasa da düzenli jinekolojik kontrollerin aksatılmadan yapılması büyük önem taşımaktadır.
5 yılda bir HPV DNA ve her yıl smear testi yapılmalıdır
Rahim ağzı kanseri taramasında kullanılan HPV testleri ile enfeksiyonun varlığı saptanabilmektedir. HPV testinin kullanılmasının esas amacı kişide rahim ağzı kanseri ile ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinin varlığını belirlemektir. Mevcut rahim ağzı kanseri tarama programına göre 30 yaşından itibaren her kadına 5 yıl aralıklarla HPV DNA ve her yıl smear testi önerilmektedir. Alınan testlerden herhangi birisinde anormallik olması durumunda uzman hekim hastaya uygun tedavi planı sunmaktadır.
Kolposkopi kansere neden olabilecek lezyonların belirlenmesini sağlar
Yapılan tetkiklerde rahim ağzı kanseri için yüksek risk taşıyan bireylere, HPV testinin pozitif çıkmasından sonra rahim ağzı kanserine neden olabilecek lezyonların saptanması ve bunların erken tedavisinin yapılabilmesi için tanısal yöntem olan kolposkopi yapılmaktadır. Temel olarak rahim ağzını 8-20 kat büyütebilen mikroskop benzeri bir cihaz olan kolposkopi, rahim ağzı dokusunu daha detaylı incelemeye olanak verir. Ayrıca asetik asit ve lugol gibi özel solüsyonların rahim ağzı dokusunda sebep olduğu değişimlerin net bir şekilde gözlemlenmesi ve ilgili yerlerden biyopsi alınmasını sağlamak için hekimin yönlendirilmesini sağlamaktadır. Kolposkopi işleminin ve alınan biyopsinin sonucuna göre bir sonraki basamakta nasıl bir yol izleneceğine karar verilir.
Tedavi enfeksiyonun neden olduğu lezyonlara uygulanır
HPV enfeksiyonunun kendisine uygulanan bir tedavi bulunmamaktadır. Tedavi daha çok HPV enfeksiyonunun neden olduğu lezyonlara yönelik uygulanmaktadır. Bu kapsamda genital siğillerde kimyasal koterizasyon ya da elektrokoterizasyon tedavi yöntemleri kullanılabilmektedir.
CIN lezyonlarının (rahim ağzını örten epitel içerisinde gelişen hücresel değişiklik ve lezyonlar) tedavisi ise cerrahi yöntemler gerektirmektedir. Lezyonun yerleşimine ve ciddiyetine göre LEEP ya da soğuk konizasyon yöntemlerinden birisi ile rahim ağzının etkilenen bölgesi çıkarılmaktadır.
HPV enfeksiyon riskini alacağınız bu önlemlerle düşürebilirsiniz
HPV enfeksiyonundan korunma tam olarak sağlanamazsa da alınacak önlemlerle bu risk minimuma indirilebilir. HPV enfeksiyon ihtimalini azaltmak için alınacak önlemler şu şekilde sıralanabilir:
- İlk cinsel ilişki yaşının erken olmaması: HPV enfeksiyonu ergenlik ve gençlik dönemlerinde, en sık 20-29 yaş arasında görülmektedir. Erken yaşlarda başlayan cinsel hayat, enfeksiyon riskini yükselten faktörlerdendir.
- Tek eşlilik: Birden çok cinsel partnere sahip olunması ve bu sayının artması bulaşma riskini artırır.
- Cinsel partnerin birden çok partnere sahip olmaması: Sizin olmasa da partnerinizin birden çok partnere sahip olması riskin artmasına neden olur.
- HPV aşısının yapılması: HPV aşısı sonucu oluşan antikorlar, aşının içerdiği HPV tiplerine karşı tam ve kalıcı koruma sağlar.
- Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi: Sigara, alkol ve madde bağımlılığının olması veya savunma sistemini bozan hastalık ya da ilaç kullanımının bulunması HPV kapma riskini artırır.
- Kondom gibi bariyer yöntemlerinin kullanılması: Cinsel ilişki sırasında kondom kullanmak, HPV riskini azaltır. Ancak kondomlar genital bölgeyi tam örtmedikleri için tam bir koruma sağlamamaktadır.
- Düzenli smear ve HPV testlerinin yapılması: HPV enfeksiyonunu tamamen önlemek mümkün olmasa da HPV enfeksiyonu nedeniyle meydana gelen CIN/SIL lezyonları ile rahim ağzı kanserini önlemek mümkündür. Bu amaçla düzenli smear ve HPV testleri yaptırılmalıdır
- Kişisel eşyaların paylaşılmaması: Kıyafet veya cinsel oyun aletleri gibi kişiye özel eşyaların paylaşılması bulaşın artmasına neden olur.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?
Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.
İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.
Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.
“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”
Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.
Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.
Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:
- Miyop görme kusuru
- Astigmat problemi
Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.
Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:
- Göz numarasının stabil olması
- Kornea kalınlığının yeterli olması
- Genel göz sağlığının uygun olması
Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.
https://venividigoz.com/smile-lazer
Sağlık
Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.
“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.
“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”
“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:
“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”
“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”
Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.
Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı.
“Rekabet siyasetin doğasında var”
Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı.
En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.
“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”
“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”
Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Yaşam Tarzı4 yıl agoBilgi güçtür
