Connect with us

Sağlık

Sel, travma sürecini uzattı!haberi

Deprem ve sel gibi doğal afetler sonrasında toplumların kahramanlık, balayı, hayal kırıklığı ve düzene dönme evresi olmak üzere dört evre yaşadığını belirten uzmanlar, özellikle intihar vakalarının önlenmesinde sosyal destek ve psikolojik ilk yardımın önemine işaret ediyor.

Published

on

Deprem ve sel gibi doğal afetler sonrasında toplumların kahramanlık, balayı, hayal kırıklığı ve düzene dönme evresi olmak üzere dört evre yaşadığını belirten uzmanlar, özellikle intihar vakalarının önlenmesinde sosyal destek ve psikolojik ilk yardımın önemine işaret ediyor.

Yaşanan son depremde kolektif empati ya da sosyal empati denilen olgunun ortaya çıktığını belirten uzmanlar, ülkemizi yasa boğan deprem felaketinde yurdun her yerinden olayla hiçbir şahsi deneyimi olmayan insanların bölge halkına yardım için devreye girmelerinin bunun bir kanıtı olduğunu söyledi.

Sel felaketinin travma sürecini uzattığına dikkat çekilirken, travma evrelerinden hayal kırıklığı evresinde olduğumuzu da uzmanlar belirtiyor.  

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mert Akcanbaş, travmalar sonrasında yaşanan evrelerin olduğunu belirterek bu evrelere ilişkin değerlendirmede bulundu.

Travma sonrasında 4 evre yaşanıyor

Travmalar sonrası toplumların dört evre yaşadığını kaydeden Dr. Mert Akcanbaş, bunları kahramanlık, balayı, hayal kırıklığı ve düzene dönme evresi olarak sıraladı. Kahramanlık evresinin 2 saat ile 3 gün arasında olduğunu kaydeden Dr. Mert Akcanbaş, balayı evresinin 3 gün ile 3 hafta arasında süren dönem olduğunu kaydetti.

Deprem sonrası şuan da hayal kırıklığı evresi yaşanıyor

Hayal kırıklığı evresinin 3 hafta ile 3 ay arasında devam ettiğini kaydeden Dr. Mert Akcanbaş, düzene dönme evresinin 3 ay ile 36 ay arasında olduğunu belirterek “Afet bölgesindeki halk şu anda arama kurtarma çalışmalarının durduğu, yardım faaliyetlerinin azaldığı, medyanın dolayısı ile kamuoyunun bölgede olan bitene ilgisinin azaldığı hayal kırıklığı evresindedir.” dedi.

İntiharlarda 2 yıllık süreye dikkat!

Büyük travmalar sonrası toplumda görülen intiharlarda değişiklikler yaşandığını kaydeden Dr. Mert Akcanbaş, “Dünyanın farklı afet bölgelerinde yapılan çalışmalara göre kahramanlık ve balayı dönemlerinde intihar oranları afet öncesi intiharı düşünen kişiler arasında bile düşmekte, hayal kırıklığı evresinden itibaren 2 yıl artmakta  ve sonra normale dönmektedir. Ancak bu normale dönüş sonrası 5 yıl sonra bile intihar oranları afetzedeler arasında artmaktadır.” uyarısında bulundu. 

Psikolojik ilk yardım uygulanmalı

Dr. Mert Akcanbaş, bu durumu kontrol altında tutmak için afetten 30 gün içinde yani stres akut dönemdeyken afetzedelerden çok etkilenenlere psikolojik ilk yardım uygulanması ve  bu kişilerin yaşamlarındaki barınma, gıda, iş, mali konular, vesaire tüm stresörlerin el birliğince azaltılması gerektiğini söyledi.

Travma mağdurları farklılık gösteriyor

Psikoloji ve psikiyatrinin en önemli referans kitabı olan DSM V’nin (5. versiyon) mağdurları Koşul A diye adlandırılan birinci maddesinde verdiğini kaydeden Dr. Mert Akcanbaş, bu koşula göre mağdurların aşağıdaki kişiler olduğunu söyledi: 

i. Travmayı bizzat yaşayanlar

ii. Travmatik olayın başkalarının başına geldiğine tanık olanlar

iii. Sevdiklerinden veya aile bireylerinden birinin travma yaşadığını öğrenenler

iv. Travmatik olayın sevimsiz ayrıntılarıyla yineleyici veya aşırı düzeyde karşı karşıya kalmak (arama kurtarmacılar, acil yardım ekip üyeleri, itfaiyeciler, gazeteciler vesaire)

Travma mesafe tanımadı 

DSM V’in son kategorideki kişilere “tanı ölçütü uygulanamaz” notu düştüğünü belirten Dr. Mert Akcanbaş,  “Halbuki bölgeden uzak, bölgede hiçbir yakını bulunmayan insanları en son afette sabahlara kadar televizyon ve sosyal medyadan kurtarma çalışmalarını izlediklerini, bu kişilerin günlük yaşamlarında travmatik pek çok belirtiyi yaşadıklarını hepimiz gördük.  Sonuçta DSM I’in yayınlandığı 1954 yılından itibaren travmatik stres ve bağlantılı bozuklukları  farklı hastalık kategorilerinde değerlendirilen ve oluşum koşulları sürekli revize edilen DSM sistemin bundan sonraki versiyonlarında kanımca gerçek olayları medya, televizyon gibi kanallardan sürekli izleyenleri de mağdur kapsamına alması gerekmektedir.” diye konuştu. 

Ülkemizde kolektif empati yüksek orandadır

Geniş bir coğrafyayı etkileyen afetlerde toplumda ortaya çıkan kolektif empati kavramına değinen Dr. Mert Akcanbaş, “Kolektif empati ya da sosyal empati diyebileceğimiz olgu kişisel empatinin daha geniş alanda etki göstermesi yani başkalarını ve uzak sosyal grupları onların yaşadıklarını adeta yaşamışcasına anlamak ve onların hislerine ortak olmak anlamındadır. Nitekim bunu son afette gördüğümüzü sanıyorum. Yurdun her yerinden olayla hiçbir şahsi deneyimi olmayan insanların bölge halkına yardım için devreye girmeleri, belediyeler gibi farklı kurumların görevleri olmadığı halde ellerindeki kaynakları bölgenin acı ve gereksinimlerini azaltmak için kullanmaları bence ülkemizde kolektif empatinin yüksek oranda olduğuna işaret etmektedir.” diye konuştu.

Sel felaketi travma sürecini uzatmıştır

Aynı coğraifi bölgede henüz yaşanan farklı depremlerin olumsuz etkileri atlatılmadan sel felaketinin yaşanmış olmasının çok acı verici olduğunu da kaydeden Dr. Mert Akcanbaş, “Travmatik stres belirtilerini arttıran başlıca faktörlerden biri, travmatik deneyimin sayısı ve süresidir. Depremden kurtulan halkın tekrardan ölüm riskiyle karşılaşmış oluşu travma sayısını arttırdığı gibi süreci de uzatmıştır.” diye konuştu. 

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri