Connect with us

Sağlık

Genel Sağlık-İş’ten Sağlık Çalışanlarının Sorunları Ortaya Koyan Araştırma

Published

on

Genel Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Genel Sağlık -İş) tarafından hazırlanan ‘Sağlık Çalışanlarının Güncel Sorunları Araştırma Raporu’nda sağlık çalışanlarının sorunlarının röntgeni çekildi. Sağlık çalışanlarının 81’inin gündelik yaşamın devamı için borçlanmak zorunda kaldığını ortaya koyan araştırmada; sağlık çalışanlarının 6 Şubat Depremlerinde gönüllü başvurularının dikkate alınıp alınmaması, sağlıkta şiddet, gelecek kaygısı gibi çok sayıda konudaki veriler paylaşıldı. Sağlık Çalışanlarının Güncel Sorunları Araştırması, Genel Sağlık-İş tarafından sağlık emekçilerinin güncel sorunlara dair görüşlerini sorgulamak amacıyla gerçekleştirildi. 14 Mart Tıp Bayramı’nda yayınlanan ‘Sağlık Çalışanlarının Güncel Sorunları Araştırması’, sağlık çalışanları açısından gelir ve borçlanma durumuna, çalışma koşullarından, sağlıkta şiddete ve afet deneyimlerine dair çok sayıda çarpıcı sonuca dikkat çekiyor. 

 

Sağlık Çalışanları Geçim Sıkıntısı Çekiyor 

Araştırmaya katılanların büyük bir çoğunluğuna göre, Türkiye’nin temel sorunu ekonomi ve geçim sıkıntısı olarak ortaya çıkarken, bunu sırasıyla liyakatsiz görevlendirmeler, yolsuzluk ve yoksulluk izliyor. Genel Sağlık –İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur “Ülkemizin içerisinde bulunduğu afet sürecine rağmen, “deprem gerçeğinin farkına varılamaması” seçeneği beşinci sırada yer almaktadır. Bunun ardından giderek azalan oranlarda işsizlik, kadına şiddet ve terör gelmektedir. Katılımcıların dörtte üçünün aylık düzenli iş geliri 20 bin TL’nin altındadır. Her 10 sağlık çalışanından 8’i gündelik yaşamın devamı için borçlanmak durumunda kalmaktadır. Sağlık çalışanlarının yoksulluk sınırının çok altında ücretlerle yaşamlarını sürdürmek zorunda oldukları görülmüştür. Katılımcıların neredeyse yüzde 90’ı kredi borçlusudur. Kredi borçlanması, öncelikle ihtiyaç kredisi veya aylık kullanım dışında kredi kartı seçenekleriyle belirginleşecek şekilde yaşamı sürdürebilmek adına gerçekleştirilmektedir. Bu durum doğal olarak sağlık çalışanlarının borç ödemelerinde zorlanması durumunu beraberinde getirmektedir. Yaşam emanet ettiğiniz sağlık çalışanlarının geçim derdi içinde bırakılması kabul edilemez” açıklaması yaptı. 

Fiziksel Koşullar Yetersiz 

Sağlık çalışanlarının yarısından fazlası yüzde 51,9’unun, iş yerinde var olan fiziksel koşullarının çalışmayı sürdürmeye elverişli olmadığını ifade ettiği araştırmada, bunun yanında, katılımcıların yüzde 86,3’ünün ise çalışma yaşamında fiziksel ya da ruhsal sağlığı etkileyen faktörlere maruz kaldığını belirttiği sonucuna ulaşıldı. Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları elverişsiz olduğunu belirten Uğur, “Çalışma yaşamında fiziksel ve ruhsal sağlığı etkileyen faktörlere maruz kalma durumu ise belirgindir. Araştırmaya katılanların yarısından fazlası sağlıkta şiddetle karşı karşıya kalmıştır. Sağlık çalışanlarının neredeyse tamamı şiddet olayları konusunda alınan önlemleri yetersiz görmektedir. Sağlık çalışanları, baskı, yıldırma ve mobbing ile yüz yüzedir. Bundan daha güçlü bir şekilde liyakat sorunu hissedilmektedir”dedi.

Sağlık çalışanlarının yüzde 50’si şiddet gördü 

Araştırma sonuçlarına göre, sağlık çalışanlarının yüzde 50,3’ü çalışma hayatı süresince hastalardan veya hasta yakınlarından şiddet gördüğü ortaya çıktı. Ayrıca, katılımcıların neredeyse tamamı yüzde 97,9’u sağlık çalışanlarına yönelen şiddet olaylarına karşı alınan önlemlerin yeterli olmadığını düşünmektedir. Sağlık çalışanlarının yüzde 65,2’si baskı, yıldırma ve mobbing ile karşılaştı. Genel Sağlık-İş sendikasına üye sağlık çalışanlarının yüzde 65,2’si iş yerinde baskı, yıldırma ve mobbing ile karşılaşmaktadır. Bu kapsamda ayrıca katılımcıların yüzde 93,6’sı görevde yükselme sisteminin liyakate dayalı olmadığını belirtti. 

Sağlık çalışanlarının yüzde 50’si emekli olmayı veya istifa etmeyi düşünüyor

Sağlık çalışanlarının yarısından fazlasının emekliliği veya istifa etmeyi düşündüğüne dikkat çeken Derya Uğur, “Bu düşünceyi besleyen iki temel gerekçe tükenmişlik ve değersizliktir. Katılımcıların dörtte üçü, gelecek kaygılarının olduğunu belirtmiştir. Sağlık çalışanları toplum nezdinde gerekli saygınlığa sahip değildir. Araştırma sonuçları, sağlık çalışanları açısından Türkiye’nin üç temel sorununun ekonomi ve geçim sıkıntısı, liyakat ve yolsuzluk olduğunu göstermektedir” diye açıklama yaptı. Sağlık çalışanlarının yüzde 50,5’inin, yakın bir gelecekte emekli olmayı veya istifa etmeyi düşündüğü bilgisi paylaşılan raporda, bu grupta yer alanların öne çıkarttıkları gerekçelerin sıralaması tükenmişlik yüzde 40,7, değer görmemek yüzde 31,5, ücretlerin yetersizliği yüzde 23,4 ve sağlıkta şiddet yüzde 4,4 olarak belirtildi. 

 Sağlık çalışanlarının 3’te 1’i deprem bölgesinde gönüllü çalışmak için başvurdu

Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının yüzde 29,4’ü deprem bölgesinde gönüllü çalışmak için başvuruda bulunduğu, bu başvuruların yalnızca yüzde 32’sinin araştırmanın yapıldığı tarih itibariyle yanıtlandığı bilgisi paylaşıldı. Bu durum, gönüllülük esasına dayalı başvuruların değerlendirilmesi açısından bürokratik bir gecikme olduğu eleştirisinde bulunuldu. Gönüllü olarak deprem bölgesine giden sağlık çalışanlarının yüzde 59,3’ünün 1-2 hafta arası görev yaptığı, bunu yüzde 29,7 ile 1 haftadan kısa süre bölgede çalışanların takip ettiği kaydedildi. Katılımcıların yüzde 6,6’sının deprem bölgesinde 2 haftadan uzun süreyle faaliyet yürüttüğü, geriye kalan yüzde 4,4 oranında katılımcının ise deprem bölgesinde sürekli görev aldıkları belirtildi. Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, “Her 10 sağlık çalışanından 3’ü deprem bölgesinde gönüllü çalışma için başvurmuştur. Bu başvuruların yalnızca yüzde 32’si yanıtlanmıştır. Bu konuda bürokratik ve idari bir sorun olduğu açıktır. Anketi yanıtlayanların üçte biri gönüllü deprem bölgesine gitmeyi talep ediyor iken bölgede görevli kendileri de birer depremzede olan sağlık çalışanlarının görev yapmaya zorlanması kabul edilebilir olmadığı gibi vicdani değildir. Deprem bölgesinde sağlık hizmeti sunumunda görev alan sağlık çalışanlarının yığınla sorunları acil çözüm beklemektedir” dedi. 

Sağlık çalışanları binalarda kendilerini güvende hissetmiyor

Araştırma kapsamında sağlık çalışanlarının görev yaptıkları binalarda kendilerini güvende hissedip hissetmedikleri soruldu. Soruya “Evet” yanıtını verenlerin oranı yüzde 22,8 olarak belirlendi. Sağlık çalışanlarının 4’ye 3’ünün gelecek kaygısı yaşadığı, sağlık çalışanlarının yüzde 75,9’unun işiyle ilgili gelecek kaygısı yaşamakta olduğu belirtildi. Rapor sonucunda katılımcıların yüzde 97,5’inin ise sağlık çalışanlarının toplum nezdinde gerekli saygınlığa sahip olmadıklarını belirttikleri ifade edildi. Genel olarak işinden ve iş yerinden memnuniyet duymadığını belirtenlerin oranı yüzde 45,5, yalnızca yüzde 21,3 oranında katılımcının bunun aksini belirttiği vurgulandı. Araştırmaya katılanların yüzde 33,2’sinin memnuniyet sorusuna “Kararsızım” yanıtını verdi.  

Depremzede Sağlık Çalışanları İçin Yapılacaklar Sıralandı

Bölgede kadrosu bulunan afetzede sağlık çalışanlarının yaşadıkları insanüstü mağduriyetler göz önünde bulundurularak OHAL süresince idari izinli sayılmalıdır.

Deprem bölgesinde sağlık hizmeti sunumunda görev alan sağlık çalışanlarının kendileri ve aileleri için oluşan barınma sorunu bir an önce sağlık hizmetinin sunulduğu alanların yakınında konteyner kentler kurularak çözüme kavuşturulmalı; tuvalet ve banyo gibi temizlik ihtiyaçları giderilmelidir. 

Deprem bölgesinde sağlık hizmeti sunumunda görev alan tüm sağlık çalışanlarının yemek giyim ve ısınma gibi insani ihtiyaçları özellikli biçimde düzenli olarak karşılanmalıdır. 

Depremin ilk anından itibaren kendileri de birer depremzede olmasına rağmen bölgede fedakârca sağlık hizmeti sunmaya devam eden sağlık çalışanlarına 1 dik kademe ilerlemesi sağlanması için kanuni düzenleme çalışması yapılmalıdır.

Deprem bölgesinde çalışmaya devam eden tüm sağlık çalışanlarına en az 1 yıl süreyle olmak üzere bölgede yaşam ve çalışma koşulları normale dönene kadar çift taban maaş ödenmelidir.

Depremzede tüm sağlık çalışanlarına yaşanan afetin olumsuz etkilerinin bir nebze azaltılabilmesi için 10 Maaş Acil Yaşam Yardımı verilmelidir.

 

Tüm Sağlık Emekçileri İçin Talepler

Sağlık emekçilerinin ağır ve kötü çalışma koşulları acilen düzeltilmelidir.

Sabit ödeme / performans ödemesi gibi sağlık çalışanlarının mağduriyetine sebep olan ve çalışma barışını bozan uygulamalara son verilmeli; en düşüğü yoksulluk sınırının üzerine olacak şekilde, kadro derecesine göre maaşlarda kademeli artış yapılmalıdır. 

Tüm sağlık emekçilerini kapsayacak kademeli ek gösterge artışı yapılmalıdır.  

Sağlıkta şiddette sıfır tolerans gösterilmeli ve sağlıkta şiddeti önleyecek etkili bir şiddet yasası çıkarılmalıdır.

Sağlık emekçilerinin çocuk bakım sorunun çözümü için haftanın 7 günü, 24 saat kesintisiz hizmet veren bakımevi, kreş ve anaokulu düzenlemesi hayata geçirilmelidir.

Yeterli sayıda sağlık çalışanı istihdam edilmeli, personel açığı kapatılmalıdır.

Tüm sağlık emekçilerine geçmişe etkili olarak yıllık 90 gün yıpranma payı hakkı verilmelidir.

Sağlığı piyasalaştıran politikalara son verilmeli, Atatürk’ün başlattığı ulusal, kamucu ve halkçı sağlık politikalarını tekrar hayata geçirilmelidir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 

Continue Reading

Sağlık

Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?

Published

on

 

Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.

İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.

Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.

“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”

Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.

Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.

Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.

Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:

  • Miyop görme kusuru
  • Astigmat problemi

Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.

Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.

Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.

Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:

  • Göz numarasının stabil olması
  • Kornea kalınlığının yeterli olması
  • Genel göz sağlığının uygun olması

Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.

https://venividigoz.com/smile-lazer

 

Continue Reading

Sağlık

Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.

Published

on

By

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.

“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”

Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.

“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”

“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:

“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”

“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”

Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.

Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı. 

“Rekabet siyasetin doğasında var”

Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık

Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.

Published

on

By

Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı. 

En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.

“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”

“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”

Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.

magazin haberleri