Sağlık
“6 Ekim Yönetmeliği Sağlıkta Dönüşüm Endüstri Sisteminin Doktorlara Müdahalesidir”
İzmir Tabip Odası Başkanı Op.Dr. Süleyman Kaynak, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada serbest hekimlerin çalışma koşullarına darbe niteliğindeki 6 Ekim yönetmeliğinin, 7 bin hekimi değil, 200 bin hekime müdahale yönetmeliği niteliğinde olduğunu söyledi.
TTB ve Tabip Odaları Yürütmeyi Durdurmak İçin Yargıya Başvurdu
Sağlık Bakanlığı tarafından 6 Ekim’de yayımlanan, serbest hekimlerin özel hastanelerle çalışma koşullarında kısıtlama öngören “Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in yürürlüğe girmesi için süre daralıyor. Yapılması istenilen değişikliğin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na,1219 Sayılı Hekimlik Kanununa ve Özel Hastaneler Yönetmeliği’ne aykırılığı gerekçesiyle Türk Tabipler Birliği başta olmak üzere illerdeki tabip odaları yürütmeyi durdurmak için yargıya başvurdu. Yargının yürütmeyi durdurmasını uman odalar ve sivil toplum kuruluşları kamuoyunu bilgilendirmeye devam ediyor. “Doktorların adeta bir kümese kapatılarak, başka seçenek bırakılmayarak, daha fazla yumurta vermesi isteniyor” diyen İzmir Tabip Odası Başkanı Op.Dr. Süleyman Kaynak, yönetmelikle ilgili Bilim Sağlık Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunarak soruları yanıtladı.

“7 bin değil 200 bin hekim mağdur edilecek”
Yönetmelik yürürlüğe girerse; İstanbul’da 4 bin olmak üzere 7 bin serbest hekimi ve bu hekimlerden hizmet alan 3 milyona yakın vatandaşı, hekimlerle çalışan sağlık ve büro personelini kısa vadede etkileyecek. Başkan Kaynak söz konusu yönetmeliğin uzun vadede ise; kamuda çalışan, emekli olan, emekli olacak olan ya da özgür iradesiyle serbest çalışmayı isteyebilecek olan hekimleri de sayarsak esasında 200 bin hekimin mağdur edileceğini, hekimlerin serbest çalışma hakkının vatandaşın da doktor seçme hakkının ellerinden alınacağını söyledi. Kaynak, “Siz bir yolu kapatıyorsunuz. Ben kamu kurumunda çalıştım. Emekli oldum. Ve buyönetmelik devreye girerse ben çalışamıcam. Muayehane açmak isteyeceğim. Açarsam hastalarımı özel hastanelerde yüzde 15-30 kadro sınırlaması getirildiği için ameliyat edemeyeceğim” diye konuştu.
“Düzenleme değil müdahaledir”
Muayeneciliğin bitirilmesinin amaçlandığını söyleyen Kaynak, “6 ekim tarihli bu yönetmelik aslında özel hastanelerle serbest çalışmakta olan hekimler arasındaki ilişkiyi düzenleyen, özel hastanelerin çalışma statüsüyle ilgili bir yönetmelik gibi takdim edildi. Oysaki doğrudan doğruya serbest çalışan hekimleri hedef alıyor. Yönetmelik özet olarak şunu söylüyor. Eğer hekim olarak özel meslek uygulaması yapmaktaysanız, özel hastanelerde çalışmalarınızı biz düzenliyoruz. Ve bu düzenlemeye göre özel hastanelerin kadro sayılarına bağlı olmak üzere yüzde 15 veya yüzde 30 gibi bir takım kriterler dışında özel hastanelerde işlem yapamazsınız hasta yatıramazsınız, ameliyat edemezsiniz. Özel sektörde kadro meselesi ne diye söz konusudur. Özel hastaneler ve özel kurumlar kendi ihtiyaçlarına çalışma koşullarına göre neden hekim görevlendiremezler. Burada Sağlık Bakanlığı ‘ben düzenleyici olduğum için özel sektöre de bir hekim kadrolaşması, kadro sayısı gibi belli düzenlemeleri yapmakla yükümlüyüm’ diyor. Fakat bu kadro sistemi özel sektörede oluşturulduktan sonra da bir takım yönetmeliklerle çok farklı amaçlarla veya amaçsız olarak müdahale ediliyor. Bu da bu müdahalelerden bir tanesidir. Fakat burada asıl etkilenen kısım serbest hekimlerdir. Kanun tarafından tarif edilmiş olan bir süreç yönetmelikle aşılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla usul yönünden de çıkmış olan bu yönetmelik aslında kanunla çeliştiği için geçerli olmaması lazım. Ama bunu tabi yine hukuki bir süreç belli edecek” dedi.

“Bakanlık üçüncü seçenek istemiyor”
İzmir Tabip Odası Başkanı Op.Dr. Süleyman Kaynak, 6 Ekim’de yönetmeliği sonrasında yaklaşık 100 serbest hekim birlikte yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye müracat ettiklerini söyleyerek, yapılmak istenen değişikliği anlamak için büyük resme bakılması gerektiği vurgusunda bulundu. Kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzun vadede kamu yönetimi Sağlık Bakanlığı şunu yapmaya çalışıyor diye düşünüyoruz. Bir yerde kamu kurumları, bir yerde de büyük zincir özel hastaneler olacak. Ve bunların sayısı da çok olmayacak. Hekim ya kamuda eğer orada çalışmıyorsa bu özel zincir hastanelerin adeta patronlarının emri altında çalışan bir işçi konumuna giricek. Bakanlık, kamu yönetimi üçüncü bir seçeneğin kalmamasına çalışıyor. Bütün dünyada aslında sadece sağlık hizmetinin yaklaşık 100 milyar dolarlık bir hacmi olduğu hesap ediliyor. Bu tabii diğer endüstriler işin içerisine katıldığı zaman bunun 10 trilyon dolarlara çıktığı söyleniyor. Sağlık sistemi ile bağlantılı çok büyük bir endüstri var. Çok büyük bir mebla söz konusu. Bu meblağı tüm dünyada ve Türkiye’de de yürüten hekimlerdir. Eğer hekimleri siz olabildiği kadar çok ve az ücretle çalıştırırsanız, endüstri olarak size daha çok para kalır. Çok az paraya çok fazla çalıştırabiliyorsanız sizin karınız da çok olucaktır. Kümese tavuğu koyup, ona hiçbir seçenek bırakmayıp, mümkün olduğu kadar çok yumurta vermesini istemek gibi bir şey.”
Sağlık Endüstrisi Eleştirisi
20 yıldır sağlıkta dönüşüm sistemi denen bir sistemin Sağlık Bakanlığı tarafından uygulandığının altını çizen İzmir Tabip Odası Başkanı Kaynak, “Sağlıkta dönüşümün özü sağlığın kar eden ticari bir sistem haline getirme esasına dayanıyor. Ticari bir sistem kurunca bir işletme olacak, kamu da dahil bütün sağlık sistemi, bütün sağlık kuruluşları bir işletme haline getirilecek. Daha çok hasta bak, gece gündüz çalış, daha çok reçete yaz ki endüstri büyüsün. Büyük kar hacimlerine ulaşılsın. Endüstrinin içerisinde donanım satanlar, alt yapı yapan firmalar, ilaç firmaları gibi her türlü paydaş; hekimlerin ürettikleri bu hizmetin sonuçlarından yararlanarak bu endüstri büyüsün istiyor. Dolayısıyla sağlıkta dönüşüm esasta bunu hedefleyen bir sistemdir. Ticarette ne kadar çok müşteri olursa o kadar fazla başarılı olmuş olursunuz. Eski bakanların ağzından da biz bunu işittik. Müşteri gibi davranılacak, hastaya müşteri gözüyle bakılacak diye. Dolayısıyla sistem mümkün olduğu kadar çok hasta yaratmaya, daha çok teknoloji, daha büyük hastane derken artık sistem kar topu gibi büyüdü ki çalışmaz hale geldi. MHRS buzdağının suyun üstündeki ucudur” dedi.
“Kamu Yararı Söz Konusu Değil”
Yönetmelik yürürlüğe girerse neler olacak? Sorumuza Oda Başkanı Kaynak şöyle yanıt verdi: “Özel hekimlik kaldırılırsa geriye kamuda aciller kalacak, aciller de zaten ağzına kadar dolmuş durumda. Geriye özel hastaneler kalacak ki onlar da fiyatlarını yükselterek hasta seçecekler. Kamudan hizmet alamayan insanlar seçeneksiz kaldıkları için ya oturacaklar ya da acillerden hizmet almaya çalışacaklar. Özel hastanelerin hastaların mağduriyetini giderme gibi bir amaçları yok. Özel hastanelerin temel amacı para kazanmak. Mağdur olan hekimleri de bünyelerinde işe alamazlar. Oluşacak açığı kapatamazlar. Kamu özel sektörün de kadro planlamasını yapıyor. Buradaki tuhaflık zaten, bir özel hastane patronunun kamunun başında olmasındadır. Sağlık Bakanı. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir tuhaflık. Bu yönetmelik özel hastanelerin hepsine değil büyüklerine yarayacak. Kamu yararı güden bir yönetmelik değil;v atandaşın hekim seçme hakkını ortadan kaldıran bir yönetmelik.”
3 Bin ekim yurtdışına dönmemek üzere gitti
Yönetmeliğin devreye girmesi halinde doktorlara yurt dışına gitmekten başka seçenek kalmayacağını söyleyen İzmir Tabip Odası Başkanı Süleyman Kaynak, “Türk hekimleri dünyanın her yerinde çalışacak gibi görünüyor. Şu anda Almanya, Fransa, Amerika’ya bir akış var. Bu gidişle Tayland’ından Japonyası’na Endonezya’dan Jibutiye kadar çalışacak. Türkiye hekimler için dünyanın en kötü çalışma ortamını sağlayan bir yer haline geldi. Kamu ve özel hastaneler dışında çalışma olanağı bulamayan hekimler üçüncü bir seçenek yaratmaya çalışacaklardır ki bu da yurt dışıdır. Çünkü bu yönetmelik uygulanır ise Türkiye’de hekimler için başka bir çalışma alanı kalmayacak. Bu sene yaklaşık 3 bin doktor dönmemecesine yurt dışına gitti. Eğer yönetmelik devreye girerse önümüzdeki yıl bu sayının artacağını, sadece yeni mezunların değil, serbest çalışmakta olan, yüksek hasta portföyü olan, çok başarılı birçok hekimimizin de ülkeyi terk edeceğini düşünüyoruz. Bu çok büyük bir sorundur. Zaten Cumhurbaşkanı giderseniz gidin dedi ve bu da tıp camiasında çok büyük kırgınlık yaratmıştır” şeklinde konuştu.
Kamuoyu yeterince oluşturuldu mu?
Son olarak söz konusu yönetmeliğin yürürlüğe girmesine çok az bir süre kaldığını, yargıdan umut ettikleri karar çıkmaz ise tıp camiasını derinden yaralayacak olan bir sistemin hayata geçmesi ihtimaline karşı ne gibi çalışmalar yaptıklarını sorduğumuz Başkan Kaynak şunları söyledi: “Tabip odaları kendi ölçekleri ve güçleri çerçevesinde harekete geçtiler. 6 Ekim’de çıkartılan yönetmelik sonrası bir gece toplantısı düzenledik. Hekimlerimizi bilgilendirdik. Ardından basın toplantısı gerçekleştirdik. Yine il sağlık müdürlükleri önünde basın açıklamasına bulunduk. Kamuoyunda gereken farkındalık ne yazık ki oluşturulamadı ama elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Yine bu konuda geçtiğimiz hafta İstanbul’da bir çalıştay yapıldı. Orada Türk Tabipler Birliği ve tabip odaları başkanları bir araya geldik. Bu konuda farkındalığı artıracak toplantılar ve uyarılar yapılacak. İzmir’de de biz aralık ayının son haftası yönetmelikle ilgili farkındalık çalışmaları yapacağız” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)
Sağlık
Uzman doktordan Smile Lazer açıklaması: Yeni nesil lazer yöntemi nasıl uygulanıyor?
Göz sağlığı alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, görme kusurlarının tedavisinde yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren yöntemlerden biri olan Smile Lazer, özellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan kişiler tarafından tercih ediliyor.
İstanbul’da görev yapan göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Kemal Gültekin, Smile Lazer yönteminin özellikleri hakkında bilgi verdi.
Uzman doktora göre Smile Lazer yöntemi, klasik lazer tedavilerinden farklı bir teknikle uygulanıyor.
“Smile Lazer yönteminde kornea üzerinde geniş bir kapak oluşturulmaz. Bunun yerine kornea içinde oluşturulan küçük bir doku parçası minimal bir kesiden çıkarılır.”
Bu teknik sayesinde göz yüzeyine daha az müdahale edildiği ifade ediliyor.
Smile Lazer yönteminin en önemli avantajlarından biri, operasyonun kısa sürede tamamlanabilmesi.
Uzmanlara göre işlem genellikle birkaç dakika içinde tamamlanıyor ve hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Smile Lazer yöntemi özellikle şu durumlarda uygulanabiliyor:
- Miyop görme kusuru
- Astigmat problemi
Ancak her hasta lazer tedavisine uygun olmayabilir.
Bu nedenle tedavi öncesinde detaylı bir göz muayenesi yapılması gerekiyor.
Op. Dr. Kemal Gültekin’e göre uygun adayların belirlenmesi tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.
Göz lazer tedavisi planlanmadan önce şu kriterler değerlendiriliyor:
- Göz numarasının stabil olması
- Kornea kalınlığının yeterli olması
- Genel göz sağlığının uygun olması
Uzmanlar işlem sonrasında doktorun önerdiği damlaların düzenli kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Smile Lazer tedavisi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler Veni Vidi Göz Ataşehir’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere ulaşabiliyor.
https://venividigoz.com/smile-lazer
Sağlık
Uzmanı uyardı! Siyasi partiler seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli!haberi
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor.
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden uzmanlar, siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde bulunuyor. Siyasi partilerin seçim kampanya sürecinde toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmalarının, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacağını dile getiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimler öncesi olası kaotik durumları önlemek için yapılması gerekenlere işaret etti.
“Yerel seçimler, genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da rekabete sahne oluyor”
Yerel seçimlerin genel seçimlerde olduğu kadar olmasa da partiler arasında ciddi bir rekabete sahne olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, yerel seçimlerin özellikle büyük şehirlerde partilerin kendi adaylarının kazanmasının, ülkedeki siyasi itibarlarını güçlendirmesi ve iktidarlarını pekiştirmesi açısından, muhalefet partileri açısından da iktidar yarışında güç kazanmak için bir rekabet sahası olduğunu söyledi.
“Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne olan bağlılığına katkı sunuyor”
“Böyle bir rekabet ortamında tüm partilerin seçim rekabetinin seçimi gölgelemesine izin vermeyecek şekilde davranması elzemdir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, şunları dile getirdi:
“Tüm partilerin seçmenlerine ve seçmenlerin kendi bölgelerindeki sandık tercihlerine saygılı davranacak şekilde davranmaları, seçmenlerine sakin sağduyulu ve bilinçli hareket etme konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye etmeleri faydalı olacaktır. Aynı şekilde sandık görevlilerinin de sorumlu vatandaş bilinciyle hareket etmesi ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde şeffaf bir süreç yürütmeye özen göstermeleri olası olumsuz durumları engellemek veya asgariye indirmek açısından büyük öneme sahiptir. Yerel seçimler ülkemizin demokrasi kültürüne ve demokratik değerlerine olan bağlılığına da katkı sunmaktadır.”
“Adaylar seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmeli”
Siyasi partilerin, adayların seçim kampanyalarını itidalli bir şekilde yürütmesi önerisinde de bulunan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Mümkün mertebe yumuşak ve toplumu kutuplaştırmayan bir dil kullanmaları, toplumsal barışa önemli bir katkı sunacaktır. Seçim kampanya sürecinde kullanılacak dil ve genel atmosfer esasen seçim gününe nazaran toplumsal sükunet açısından daha önemlidir. Ancak yine de olumsuz durumlarla karşılaşılması durumunda partilerin de seçmenlerine soğukkanlı davranma konusunda çağrıda bulunmaları faydalı olacaktır.” dedi.
Seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolü ve sorumluluğu nedir?
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim dönemlerinde sosyal medyanın rolünün de tıpkı medya gibi önemli olduğunu kaydederek, “Medyada olabileceği gibi sosyal medyada da bilgi kirliliğinin önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Bu nedenle toplumun seçim öncesinde olduğu gibi sonrasında da dolaşıma giren bir bilgiyi teyit etmeden ciddiye almaması oldukça önemlidir. Her kesimden toplumun itibar ettiği ve sorumluluk bilinciyle hareket eden kişilerin paylaşımlarının dikkate alınması, kaynağı ve mesnedi belli olmayan birtakım şoke edici veya galeyana getirici paylaşımlara karşı soğukkanlı olunması her şeyden daha fazla önemlidir. Toplumumuz her ne kadar duygusal ve sıcakkanlı olsa da geçmişte olduğu gibi bugün de doğru zamanda soğukkanlılığını korumasını bilmiştir.” diye vurguladı.
“Rekabet siyasetin doğasında var”
Seçim sırasında şeffaf bir sürecin işletilmesine özen gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Rekabet siyasetin doğasında vardır ve önceki seçimlerde olduğu gibi süreç içinde yer yer sandıklarda itirazlar olacaktır. Bu durumlarda herkesin kurallara ve kanunlara uygun hareket etmesi olası olumsuzlukları en aza indirebilecektir. Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz hukuka saygı duyarak, sakin ve huzurlu bir seçim geçirmek ve halk iradesinin en doğru şekilde sandığa yansımasına katkıda bulunmaktır. Bunun yolu da demokratik kültürü özümsemek ve seçmen iradesi hangi bölgede ne yönde olursa olsun saygı duymaktan geçmektedir.” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Medtronic, Cerrahide Yenilikçi Uygulamalar İçin Hekimleri Bir Araya Getirdihaberi
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi.
Medtronic tarafından düzenlenen “SurgInspire” başlıklı Genel Cerrahi Zirvesi, Bariatrik & Metabolik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi konusunda uzman, 18 ülkeden 300’den fazla sağlık profesyonelini İstanbul’da bir araya getirdi. 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleşen, ulusal ve uluslararası 19 konuşmacının yer aldığı zirvede, cerrahi bakımın iyileştirilmesi hastalara daha fazla erişim, daha az komplikasyon, daha düşük bakım maliyeti ve daha iyi sonuçlara ulaşma gibi başlıklar ön plana çıktı.
En iyi klinik uygulamaların paylaşıldığı zirvede, yenilikçi teknolojilere erişim konusunda etkileşim fırsatı bulan cerrahlar, obezite cerrahisi, metabolik bozukluklar, kolorektal cerrahi ve fıtık cerrahisinin tüm yönlerini kapsayacak geniş konu yelpazesine sahip eğitim programlarına katıldı. Ayrıca, Medtronic Global Araştırma ve Geliştirme, Pazarlama ve Operasyon Departmanlarından temsilciler, Medtronic tarafından üretilen teknolojiler ve mühendislik üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Katılımcı hekimler ile Medtronic mühendislerinin etkileşimde bulunma fırsatı yakaladığı sunumlarda hekimler ayrıca Ar-GE geri bildirimleri verme şansı buldular.
“Medikal İnovatif Teknolojiler ile Sağlığı Geliştiriyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, Medtronic’in tıbbi cihaz endüstrisinde mükemmeliyete ve yeniliğe olan bağlılığına vurgu yaptı. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Medtronic olarak, sizlerin de katkılarıyla, teknolojik gelişmeler ve stratejik Ar-Ge yatırımlarımızın sinerjisinden yararlanarak sağlık hizmetlerini dönüştürmede sıra dışı bir etki yaratıyoruz. Kendimizi, hastaların yaşam kalitesini artırmaya, klinik çıktıları iyileştirmeye ve tüm genel bakım maliyetlerini yönetmeye yardımcı olmak için klinik olarak ilgili ve ekonomik olarak değerli yenilikler sağlamaya adadık.”
“Bu amaçla da Türkiye’de dünyanın en gelişmiş eğitim merkezlerinden birini hayata geçirdik. 2014’te açılan Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC), Türkiye’nin alanındaki sayılı eğitim merkezlerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitim merkezimizde alanında uzman ve yetkin personelimizle, sağlık profesyonellerine teknik ve deneyimsel eğitimler veriyoruz. Cerrahi klinisyenlerinin, cerrahi yeterlilikleri ve hasta bakımını geliştiren yeni nesil tedavi seçenekleri ile önemli bir fırsatı temsil ettiklerine inanıyoruz. Cerrahi alanda uzmanlığın artırılması ve hasta bakımının geliştirilmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğiz.”
Sağlığın geleceğine odaklanarak sağlık profesyonellerinin ileri cerrahi teknikler konusunda küresel uzmanlarla etkileşimde bulunmalarına ve önümüzdeki dönemde klinik iyileştirme stratejileri belirlemelerine olanak sağlayan zirve aynı zamanda bir sağlık teknolojileri markası tarafından bağımsız olarak düzenlenen; Türkiye, Batı Asya ve Levant bölgesinin en büyük genel cerrahi organizasyonu olma niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
-
Fashion9 yıl agoThese ’90s fashion trends are making a comeback in 2017
-
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
-
Fashion9 yıl agoAccording to Dior Couture, this taboo fashion accessory is back
-
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
-
Sports9 yıl agoPhillies’ Aaron Altherr makes mind-boggling barehanded play
-
Business9 yıl agoUber and Lyft are finally available in all of New York State
-
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
-
Sports9 yıl agoSteph Curry finally got the contract he deserves from the Warriors
