Kategori: Teknoloji

  • İmzalar hızlandıhaberi

    İmzalar hızlandıhaberi

    İmza süreçlerini dijitale taşıyan Paperzero bireylerin ve şirketlerin işlerini kolaylaştırıyor. Toplu süreç imzalama ve imzalama formatı seçebilme özellikleriyle dikkat çeken platformda tüm imza süreçleri 10 saniyede gerçekleştirilebiliyor. 

    Dijital platformlarda doküman imzalama platformu Paperzero ile kağıda ihtiyaç duyulmadan gerçekleştirilen bir işlem sadece 10 saniye sürüyor.  Platform, fiziksel imza toplama, imzalı belgeleri kurye ile gönderme ve fiziksel arşiv süreçlerini dijitalleştiriyor. 

    KOBİ’lerin de tercihi

    Belgelerin yasal geçerli şekilde elektronik ortamda imzalanmasını veya onaylanıp saklanmasını sağlayan Paperzero, serbest çalışanlardan KOBİ’lere, bireylerden yöneticilere herkesin ihtiyacını karşılayacak özellik ve paketleri barındırıyor. Aynı zamanda mobil uygulamasıyla da mobil cihazlar üzerinden kolay, hızlı ve yasal imza atabilme olanağı sunuyor.

    Toplu imza kolaylığı

    Paperzero’ya eklenen “toplu süreç imzalama” özelliği farklı noktalardan gelen birden çok sürece tek tek imza atma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Bu kolaylık sayesinde imza sahibi, tek tek süreçlere girip imzalama yapmasına gerek kalmadan isterse sadece ön izlemesine bakarak, topluca imza atmak istediği süreçleri seçip imzalayabiliyor, seçtiği süreçlerdeki tüm dokümanlar anında imzalanıyor. 

    İşte de günlük hayatta da kullanılıyor

    Paperzero hem iş hayatında hem de günlük hayatta ihtiyaç duyulan farklı elektronik imza formatlarını karşılıyor. İşletmeler, imza süreçlerinde elektronik imza formatları olan Cades veya Pades formatlarını ön yüzde seçerek ilerleyebildikleri gibi, platforma gelen yeni özellik sayesinde işletmeler standardı Cades olarak da ayarlayabiliyor. 

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • “Metaofis”: Kurumsal ortamın geleceğini dijital güvenlik ve kapsayıcılık ile sağlamak…haberi

    “Metaofis”: Kurumsal ortamın geleceğini dijital güvenlik ve kapsayıcılık ile sağlamak…haberi

    Kurumsal çevre sürekli olarak gelişiyor ve hızlı dijitalleşme, robotizasyon süreçleri ile genel olarak artan bağlanabilirlikten etkileniyor. Son dönemdeki artışı da çalışma kültürünü yepyeni bir düzeye taşıyan pandemi sonrası trendlerle tetiklendi ve hibrit çalışma alanları artık günlük hayatımızın bir parçası oldu. Şirket ofisleri, insan geliştirme teknolojilerine daha fazla dikkat edilmesi de dahil olmak üzere uzaktan iş birliği ve simülasyonlar için yeniliklerle dolmaya başladı. Örneğin Nokia tarafından sunulan en son Discover 2030 vizyonunda, insan artışı, kurumsal ağın gelecekteki dönüşümünde önemli bir unsur olarak görülüyor. Yeni IDC’nin İnsan Geliştirme Tahmini 2021-2026, adlı raporu da Avrupalı işletmelerin güçlendirme teknolojisine yatırımlarını artırdığını beliriyor.

    Birkaç yıl önce, herhangi birimiz “metaofis”te çalışacağımızı hayal bile edemezdik ancak bugün bu sadece bir gerçeklik değil, aynı zamanda gelecekteki ofisin daha da geliştirilmesinin tek yolu. Şirketlerin yeni kurumsal ofis çevresi modeline uyum sağlamaları gerekecek ve bu dijital yol için güvenlik ve kapsayıcılık gibi birkaç temel unsurun sağlanması çok önem arz ediyor.

    Dijital Kapsayıcılık

    Geliştirme teknolojileri, insan vücudunun kimi kısımlarını yapay bir implantla değiştirmeyi amaçlarken, aynı zamanda yaşam kalitesini iyileştirmeleri için de düşünülmüştür. Kaspersky araştırmasına göre, insanlar fiziksel sağlığı (%40) veya görme yeteneğini (%33) iyileştirdiğini düşünüyor. Ayrıca geliştirme, bireylerin becerilerini yeni bir düzeye taşıyarak, dünyanın öngördüğü iş gücü açıklarını gidermeye yardımcı olduğu gibi şirketlere de faydalar sağlıyor.

    Bu nedenle, bir şirketin “meta ofislere” yaklaşımı, “süper insanlar” ve kendilerini geliştirmemeye karar veren insanlar ayrımına yol açan bilişsel ve fiziksel yeteneklerin geliştirilmesi gibi olumsuz senaryoları ortadan kaldırması önem taşıyor. Bir işletme, çalışma ortamını bu kişiler için rahat ve kapsayıcı bir yer, kendini geliştirmek isteyen çalışanlar için ise sosyal bir destek olarak düşünmelidir.

    Dijital Güvenlik

    2028 yılına kadar dört kat büyüyerek 498 milyar dolara ulaşması beklenen küresel insan geliştirme pazarının hızlı büyümesine, belirsizlik ve güvenlik riskleri de eşlik etti. Bu konudaki endişeler de temelsiz değil.

    Kaspersky araştırmasına göre, biyonik geliştirmelerin artan popülaritesine rağmen, onlara karşı tutum her zaman olumlu gözükmüyor. Örneğin, 10 kişiden yaklaşık 9’u (%88) artırılmış bedenlerinin siber suçluların hedefi olabileceğinden endişe ediyordu. İnsan güvenliği açısından ortaya çıkan sorular fiziksel güvenliğin yanı sıra dijital (kimlik veya veri hırsızlığı) ile ilgili. Şüphesiz, artırılmış kişiler biyonik cihazlardan gelebilecek olası tehditlerden korunmalıdır. 

    Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi Direktör Yardımcısı Marco Preuss, “Ancak, bu bağlamda işletmeler ve kurumsal güvenlik hakkında konuşurken, daha fazlası tehlikede,” diyor.

    “Bu, sadece geliştirilmiş kişilerin kişisel verileriyle ilgili değil, aynı zamanda kurumsal bir BT altyapısına daha geniş bir erişim elde etme olasılığıyla ilgili. Hiç kimse, iş için büyük bir kayba yol açacak böyle bir taviz vermek istemez. Ama onları yasaklamanın nedeni bu mu? Bu tür kararlar almak için acele etmeyin.”

    Güvenlik risklerini azaltmak için öncelikle güvenli bir kurumsal ortamın oluşturulması gerekiyor. Kaspersky, insan geliştirme potansiyelini sürekli araştırıyor ve bunlarla ilişkili güvenlik zorluklarını değerlendiriyor. İlk ve en önemli çözüm, biyonik cihazlar için çok kapsamlı bir siber güvenlik politikası uygulamak oluyor. Renk kodlu bölgeler yaklaşımını sunan bilgi teknolojileri, dahili altyapının olgunluğuna bağlı olarak herkes ve her yer için çalışma alanını güvence altına almak üzere tasarlandı.

    Ortak alanları kapsayan açık “yeşil” ve “sarı” bölgelerden (otopark, yükleme ve boşaltma bölgeleri veya lobiler), veri merkezleri ve sunucu odaları gibi tesislerin bulunabileceği hassas “kırmızı” bölgelere. Bu politika, bir dizi standardizasyon süreci sunar ve biyonik cihazlar kullanan çalışanların ofisteyken kurumsal ilişkilere daha iyi dahil edilmesini sağlayarak güvenliği artırıyor. 

    Kaspersky Global Geliştirme Direktör Yardımcısı Marco Preuss “Kurumsal ortamlardaki insan geliştirmelerinin hızı, işletmenin hızlı ve verimli bir şekilde hareket etme becerisine bağlı olsa da, güvenlik ve kapsayıcılık soruları göz ardı edilebilir. Bunu göz önünde bulunduran şirketler, geliştirilmiş kişilerin kurumsal ortama dahil edilmesi ve iş yeri dönüşümü için daha fazla fırsat yaratabilir, böylece herkes meta ofislerin oluşturulmasına ve geliştirilmesine ortaklaşa katkıda bulunabilir,” diyor 

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Vodafone Türkiye'nin Çevre Yönetimi Çalışmalarına Uluslararası Onayhaberi

    Vodafone Türkiye'nin Çevre Yönetimi Çalışmalarına Uluslararası Onayhaberi

    Vodafone Türkiye, sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle yaptığı çalışmalarla yeni bir başarıya daha imza attı. Ülke genelinde telekomünikasyon, bilgi işlem ve şebeke altyapısını kapsayan ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi sertifikasyon sürecini başarıyla tamamlayan Vodafone, böylece uluslararası alanda çevre dostu bir kuruluş olduğunu tescilledi. Vodafone Türkiye ayrıca, Vodafone Grubu içinde ISO 14001 sertifikası alan üçüncü ülke oldu. 

    Tüm dünyada amaç odaklı bir şirket olma hedefiyle faaliyet gösteren Vodafone, daha sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunmak üzere çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Şirket, sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir işletme modeli olarak tescillenmek üzere başalttığı ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi sertifikasyon sürecini başarıyla tamamladı. Böylece, Vodafone Türkiye’nin yaklaşık 25 bin baz istasyonu ile Esenyurt, Tuzla, İzmir, Ankara ve Adana’da bulunan teknoloji merkezleri ve faaliyet gösterdiği binaları ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi’ne dahil edildi. Bu gelişmeyle birlikte Vodafone Türkiye, Vodafone Grubu içinde, İrlanda ve İngiltere’nin ardından ISO 14001 sertifikası alan üçüncü ülke oldu.   

    ISO 14001 sertifikasyon sürecini değerlendiren Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy şunları söyledi:

    “Amaç odaklı bir şirket olarak tüm dünyada operasyonlarımızdan kaynaklı çevresel etkimizi azaltma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ekonomik ve sosyal kalkınmada sürdürülebilirlik önemli rol oynuyor. Bireylerden kurumlara herkesin çevreyi en doğal halinde tutabilecek davranışlar sergilemesi, insan ve ticari faaliyetler sonucunda zarar gören ya da yok olan ekolojik çevreyi geri kazanmaya yönelik faaliyetlerde bulunması önem taşıyor. Bu bakış açısıyla yola çıkarak tüm baz istasyonlarımızı ve teknoloji merkezlerimizi kapsayacak şekilde 2021 yılında başlattığımız ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi sertifikasyon sürecini başarıyla tamamladık. Sahadaki uygulamalarımız ve farkındalık çalışmalarımız ile denetleme kuruluşlarından büyük takdir gördük. Vodafone Grubu içinde ISO 14001 sertifikası alan üçüncü ülke olduk. Bu sertifikayla birlikte, uluslararası alanda çevre dostu bir kuruluş olduğumuzu kanıtlamış ve tescillemiş olduk. Büyük bir gayret ve özveriyle çalışarak sertifikasyon sürecimizi başarıya ulaştıran ekiplerimize teşekkür borçluyuz. Vodafone olarak, çevresel etkimizi azaltmaya yönelik yatırımlarımıza devam edeceğiz.”

    Çevre yönetim çalışmalarına hız verdi

    Vodafone Türkiye, iş süreçlerinin ISO 14001 standartlarına uyumunu sağlamak amacıyla ilgili prosedür, politika ve talimatları hazırladı. Çevresel Etki Boyut Değerlendirmesi yaparak çevresel risklerini belirleyen ve Çevre Yönetim Politikası’nı oluşturan şirket, buna uygun aksiyonlarını da tanımlayarak çevresel hedeflerini hayata geçirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Vodafone, Çevre Kanunu’na bağlı bulunan ilgili yönetmelikler çerçevesinde gerekli izin belgelerinin alınması ve tamamlanması yönünde de çalışmalarına devam ediyor. Şirket ayrıca, çevre yönetimine yönelik projelerini “Çevresel, Sosyal, Yönetişim (ÇSY) Raporu” ile düzenli olarak paylaşıyor. 

    Çevre dostu çalışmalarıyla takdir topluyor

    Vodafone Türkiye, çevre yönetimi alanında son yıllarda pek çok başarılı çalışmaya imza attı. “Bu Atıklar Kod Yazıyor” projesiyle 18 tonu aşkın elektronik atığın geri dönüştürülmesini sağlayarak elde edilen ekonomik gelirle ülke genelinde 8 kodlama sınıfı açan şirket, “Yeşil Gezegen” projesiyle de 7-14 yaş arası 4 bin 800 çocuğa iklim değişikliği, geri dönüşüm, sürdürülebilirlik ve afet konularında teorik ve uygulamalı eğitimler verdi. Yenilenmiş İkinci El Cihaz Kampanyası, Cep Telefonu Değişim Kampanyası, Modem Yenileme Projesi, Akıllı Telefon Kiralama gibi projelerle e-atıkların geri dönüştürülmesi ve çevresel farkındalığın artırılması konularında sektörünün öncüleri arasında yer alan Vodafone, Avrupa’nın önde gelen 4 operatörüyle birlikte Eco Rating (Çevresel Derecelendirme) etiketi geliştirdi. Şebekesinin tamamında %100 yenilenebilir enerji kullanan ilk operatör olan Vodafone Türkiye, %100 yenilenebilir enerji hedefine 3 yıl erken ulaşarak önemli bir başarıya da imza attı. WWF, ÇEVKO, AKÜDER, Ege Orman Vakfı gibi derneklerin üyesi olan Vodafone, ülke genelinde çevresel bilinç yaratılması ve çevre dostu yaklaşımların benimsenmesine yönelik çalışmalarda önemli rol oynuyor. 

    Çevresel mevzuata tam uyum sağlıyor

    ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi; ürün ya da servisin hammadden başlayıp nihai ürün/servis haline getirilerek müşterilere sunulmasına kadar geçen sürecin her aşamasında çevresel faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörler için gerekli önlemleri belirleyerek çevreye verilen zararın en aza indirilmesini sağlayan Uluslararası Standartlar Organizasyonu tarafından yayınlanmış bir standart olarak tanımlanıyor. ISO 14001 sertifikasyonu, işletmelerin çevreye olan zararlarını ve/veya olası olumsuz etkilerini minimum seviyeye indirmelerini, yasal regülasyon ve mevzuatlara tam uyumlu olmalarını sağlıyor. ISO Survey of Management System Standard Certifications 2021 verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 3 bin firmada ISO 14001 sertifikasyonu bulunuyor.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Microsoft ve ODTÜ TEKNOKENT girişimciler için güçlerini birleştiriyorhaberi

    Microsoft ve ODTÜ TEKNOKENT girişimciler için güçlerini birleştiriyorhaberi

    Microsoft Türkiye, start-up ekosistemini güçlendirmeye yönelik iş birliklerine ODTÜ ile devam ediyor. Microsoft ve ODTU TEKNOKENT’in Yeni Fikirler Yeni İşler ile başlayan stratejik iş birliği, Microsoft for Startups Founders Hub üye girişimlerine özel Demo Day’ler ile devam edecek.

    ODTÜ ve ODTÜ TEKNOKENT tarafından organize edilen, Türkiye’nin öncü erken aşama hızlandırma programı Yeni Fikirler Yeni İşler 2022 Demo Day, 14 Aralık Çarşamba günü ODTÜ’de gerçekleşti. Microsoft Türkiye’nin de desteklediği program ile ODTÜ TEKNOKENT, teknoloji tabanlı iş fikirlerinin hayata geçmesine ve ürünlerin hızlı bir şekilde ticarileşmesine destek sağlıyor. Microsoft ve ODTU TEKNOKENT’in Yeni Fikirler Yeni İşler ile başlayan stratejik iş birliği Microsoft for Startups Founders Hub üye girişimlerine özel Demo Day’ler ile devam edecek. 

    Microsoft For Startups Founders Hub programının girişimlere sunduğu avantajlardan faydalanmak isteyen start-up’lar https://foundershub.startups.microsoft.com/signup linkindeki başvuru sayfasını ziyaret ederek bilgi alabilirler.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Ericsson ve Turkcell, Enerji Verimliliğini Artırırken Karbon Ayak İzini Azaltacak Üç Bantlı Radyo 4466'yı Kullanıma Aldıhaberi

    Ericsson ve Turkcell, Enerji Verimliliğini Artırırken Karbon Ayak İzini Azaltacak Üç Bantlı Radyo 4466'yı Kullanıma Aldıhaberi

    • Turkcell, Ericsson’un enerji tasarrufu sağlayan üç bantlı Radyo 4466 ürününün dünyadaki ilk uygulamalarından birini başarıyla tamamladı. 
    • Turkcell, yeni nesil üç bantlı Radyo 4466 ürünü sayesinde hem farklı frekans spektrum katmanlarındaki 4G ve 5G hizmetlerini tek bir üniteden etkin bir şekilde sunabilecek, hem de enerji tüketimini, karbon salınımını, saha ve ekipman ihtiyacını azaltacak.
    • Ericsson’un geliştirdiği Radyo 4466 ürünü, enerji tüketimini ve operasyonel masrafları düşürmenin yanı sıra kurulum süresini de kısaltacak.

    Turkcell, Ericsson’un Radyo Erişim Ağı portföyünün bir parçası olan ve saha kurulumunu kolaylaştırırken aynı zamanda ciddi enerji tasarrufu sağlayan üç bantlı Radyo 4466’nın dünyadaki ilk uygulamalarından birini  başarıyla tamamladı.

    Radyo 4466; Turkcell’in 1800MHz, 2100MHz ve 2600MHz spektrum katmanları üzerinden 5G ve 4G hizmetlerini eşzamanlı olarak ve tek bir ünite vasıtasıyla sunmasına imkan tanıyarak, kullanılan ekipman miktarını en aza indirecek. Bu çözüm, radyo ürünü güç tüketimini yüzde 30’a varan oranda düşürmenin yanı sıra sahalardaki alan ihtiyacını da azaltmaya yardımcı olacak.

    Şebekelerin sürekli gelişmesi ve radyo baz istasyonlarına yönelik talebin devamlı artmasıyla birlikte saha kurulumuna ilişkin gereksinimler de giderek zorlaşırken, daha düşük karbon ayak izine sahip ve enerji verimliliği yüksek şebekelere olan ihtiyaç artıyor. Bu durumu göz önünde bulunduran Ericsson, Turkcell’in bu hedefe başarıyla ulaşabilmesi ve çevresel etkilerin azaltılması amacıyla ekipman tedarik ederek, demolar ve test senaryoları gerçekleştirmenin yanı sıra performans değerlendirmeleri yapıyor.

    Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Sahip olduğumuz üstün ve güçlü altyapımızı müşterilerimizin her geçen gün artan taleplerine öncü bir yaklaşımla ve yüksek kaliteyle karşılık verebilecek modern ürünlerle sürekli olarak yenileyip geliştiriyoruz. Bu amaçla Ericsson Radyo Sistemi’nin ileri teknoloji çözümlerini şebekemizde yaygınlaştırarak yüksek kapasiteli sade sahalar ile enerji verimliliğini arttıracak, karbon ayak izimizi azaltacak ve yeni nesil teknolojilere hazır hale getirecek sistemleri oluşturabileceğimizi öngörüyoruz.”

    Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın, şu değerlendirmede bulundu: “Sürdürülebilirlik, tüm faaliyetlerimizde önemli bir rol oynuyor. Bu sebeple, enerjinin daha verimli kullanılmasını sağlayacak, gelişmiş radyo baz istasyonu çözümleri üzerinde çalışıyoruz. Yaptığımız bu yenilikler, dünya çapında enerji verimliliğini artırırken karbon ayak izini, saha ve ekipman ihtiyacını azaltacak yeni teknolojiler üretme taahhüdümüzün bir yansıması. Geliştirdiğimiz ürünlerle Turkcell’in  kaliteli hizmetleri daha düşük maliyetlerle müşterilerine sunmasına, böylece hem bireyler hem de şirketler için değer yaratmasına katkıda bulunacağız.” 

    1994 yılından bu yana Turkcell’in mobil iletişim sistemlerinin önemli tedarikçilerden biri olan Ericsson, Turkcell’in teknik ve iş gereksinimlerini karşılayan ürün ve çözümler sunuyor. 

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Bilgi teknolojileri trendleri gelecek hakkında neler söylüyor?haberi

    Bilgi teknolojileri trendleri gelecek hakkında neler söylüyor?haberi

    2022 yılını geride bırakmaya hazırlandığımız bu günlerde, dünya genelinde görülen büyük değişikliklerin önümüzdeki yıl BT’yi ileriye taşıyan eğilimleri hızlandırması bekleniyor. Daha dağıtık bir iş gücü, müşterilerle yeni etkileşim yolları ve tedarik zinciri lojistiğinin yeniden gözden geçirilmesi BT’yi etkilerken, kuruluşlar da modernizasyon faaliyetleri kapsamında veri koruma ve güvenliği çözümlerini birincil zorunluluk olarak görüyorlar.

    Bilgi Teknolojileri’nin çoklu bulut, hacimli yapılandırılmamış veri büyümesi ve hizmet olarak modellerin kullanımı gibi trendlere uyum sağlamaya devam ettiğini söyleyen Dell Technologies Kıdemli Çözüm Mimarı Ergün Çelik,  “Kuruluşlar, hem bulut hem de kurum içi altyapı ve hizmetlerden yararlanmaya devam ederken, verilerini korumak ve güvenli bir ortam sunmak isteyen karar vericiler, önümüzdeki dönemde daha fazla güven veren teknoloji çözümlerine odaklanacak. Koruma alanının yeni teknoloji trendleriyle artmaya devam edeceği ve veri güvenliği ile veri koruma sağlamanın özellikle zor olduğu uçlara kadar genişletilmesi gerekiyor. Aynı zamanda konteynerleştirilmiş iş yüklerine doğru geçiş hızlanıyor. Bu iş yükleri için kurumsal depolama ve veri koruma yetenekleri, kuruluşlar için olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Buna bağlı olarak yaşanan bir gelişme de, yazılım tanımlı depolamaya olan ilgideki artış. Bu, tüm iş yükleri için daha yüksek performans seviyeleri sunan NVMe-over-TCP depolama erişiminde ki köklü değişiklikle bağlantılı” diyor. 

    Çelik, önümüzdeki yıl BT’yi ileriye taşıyacağı düşünülen trendleri ise şöyle açıklıyor: 

    Veri Koruma

    Son derece tecrübeli ve kötü niyetli oyuncuların her köşede karşımıza çıkabileceği gerçeğinden hareketle siber saldırıların işletmeleri her an hedef alabileceği herkes tarafından bilinen bir gerçek. Bu nedenle de artık işletmeleri siber saldırganlara karşı korumak için proaktif adımlar atma ve sağlam hâle getirme zamanı. Gelişmiş veri koruma çözümleri, fidye yazılımı saldırılarından hızlı kurtarmaya olanak tanıyan araçlardan biri. İki faktörlü kimlik doğrulama, ağa izinsiz giriş izleme ve sistemleri en son yamalarla güncel tutarak “hijyen” sağlama da dâhil olmak üzere güçlü bir güvenlik disiplini ile işletmeler, saldırılara karşı dayanıklılıklarını önemli ölçüde artırabiliyor.

    Hava Boşluklu Yalıtılmış Siber Kasalara duyulan ihtiyaç 

    İşletmeler, geniş ağlara kapalı ve bu nedenle saldırılara karşı daha korunaklı olan yüksek güvenlikli siber kasaları yada bir başka ifadeyle ortamları kullanmaya devam edecek. Bu sistemler, bir fidye yazılımı saldırısı meydana geldiğinde iş süreçlerinin, verilerin ve uygulamaların hızlı bir şekilde geri yüklenmesini sağlayan yüksek güvenilirlikli bir yedekleme alanı sunuyor. Bunu, iş sürekliliğini ve kişisel verilerin gizliliğini sağlamak için veri depolamanın aktif savunulması, izinsiz girişlerin hızlı tespiti ve proaktif yanıt/tepki planlaması ile birleştiriyorlar.

    Giderek daha fazla kuruluş veri depolamak için çoklu bulut yaklaşımlarını benimsediğinden kritik verileri güvenli, otomatikleştirilmiş, operasyonel bir hava boşluğu sunan siber ortamlar aracılığıyla genel bulutlara erişimden fiziksel ve mantıksal olarak yalıtarak saldırı yüzeyinden uzaklaştıracaklarını göreceğiz. Kuruluşların, genel bulut altyapısı da dâhil olmak üzere kurumsal ağlarının tehlikeye girmesi durumunda güvenlik açıklarına bakması gerekiyor. Kritik verilerini “hava boşluğu” arkasında izole ortamlara göndererek riski en aza indirecek adımlar atmalılar. Siber güvenlik alanında Accenture tarafından yapılan bir araştırma, Bilgi Güvenliği Yöneticilerinin (CISO) %81’inin “saldırganlardan bir adım önde olmanın sürekli bir savaş gerektirdiği ve maliyetinin sürdürülemez olduğu” konusunda hemfikir olduğunu ortaya koyuyor. Siber kasalar aracılığıyla fidye yazılımlarına karşı hava boşluklu koruma, işletmelerin riski azaltmasına, iş sürekliliğini devam ettirmesine ve güvenlik ve denetim katmanlarıyla veri bütünlüğünü ve gizliliğini korumasına olanak tanıyor.

    Uçta Veri Koruması

    Veriler giderek merkeziyetsiz bir hâle geliyor. Gartner’a göre, kurumsal olarak üretilen verilerin %75’i 2025 yılına kadar geleneksel bir veri merkezinin veya bulutun dışında oluşturulacak ve saklanacak. Bu verilerin küçük bir kısmı insanlar tarafından üretiliyor. Çoğunluğu makineler, sensörler ve kameralar tarafından üretiliyor ve çoğu zaman veri merkezlerine veya buluta getirilmiyor. Önümüzdeki yıl işletmelerin, altyapı katmanında oluşan verilerini uçta güvence altına almanın bütünsel yollarını arayacağını görebilirsiniz.

    Birçok kuruluşun uzun süredir veri içeren uzak yerleşkeleri bulunuyor ancak diğer yandan kurumsal ağ uç noktalarda çok daha büyük bir BT ayak izini içerecek şekilde genişliyor. Burada dijital dünya doğrudan fiziksel dünyayla buluşuyor. Perakende, üretim, ulaşım veya enerji üretimi gibi faaliyetler yürüten birçok kuruluş, işlerinin kritik yönlerini uçta yürütüyor. Çoğu durumda BT altyapısı, çok farklı bir Operasyonel Teknoloji (OT) dünyasına bağlanıyor. Kuruluşlar hem kendi veri merkezlerini hem de uç noktalarını yönetmek için giderek daha çok buluta ve BT çözümlerine yöneliyor. Yine önümüzdeki yıl müşterilerin, gerek uç noktalarda gerekse de veri merkezlerinde, uçta oluşturulan verileri korumak için güvenli yedekleme çözümlerinin kullanımını artıracaklarını göreceğiz. Ayrıca, veri güvenliğini uç noktalara kadar genişletmenin ve uç noktalarda ağa izinsiz girişlere karşı güvenlik açığını ortadan kaldırmanın yollarını da arayacaklar.

    Uzaktan Çalışan İş Gücü

    Son birkaç yılda, uzaktan çalışma  modeline doğru yoğun geçiş yaptık. Birçok kuruluşun ağ erişimine sahip uzaktan çalışan binlerce çalışanı var. Bu kuruluşlar hibrit çalışma ortamlarında artan güvenlik endişelerine uyum sağlamaya devam ederken, Dell’in son araştırması, işletmelerin %74’ünün uzaktan çalışmanın siber tehditler nedeniyle veri kayıplarında artışa neden olduğu konusunda birleştiklerini ortaya koyuyor. Önümüzdeki yıl aynı zamanda kuruluşların, veri güvenliğini uzaktan çalışanlara doğru genişletmenin ve sağlamanın yollarını arayacaklarını göreceğiz.

    Hizmet Olarak (As-a-Service)

    Kuruluşlar; uygulama barındırma hizmetlerinden temel bilişim ve depolama altyapısına kadar her şey dâhil olmak üzere iş yüklerini “hizmet olarak” (As-a-Service) sunulabilen modellere taşımaya devam edecek. Bu tür bir altyapı için güvenlik gereksinimleri, geleneksel olarak kurulan, yönetilen ve kullanılan altyapı kadar önemliyken diğer yandan altyapının çoğunlukla ortak konumda (co-location) bulunmasının getirdiği ek karmaşıklıklar da çözülmesi gereken başlıklar arasında yer almakta. Buna ilişkin bir çözüm ise, siber kasalar da dâhil yedekleme altyapısının benzer bir şekilde kullanılabilmesi.

    Diğer Trendler 

    Çoklu bulutun benimsenmesi 

    Kuruluşlar, gelecek dönemde de çoklu bulut modelini benimsemeye devam edecek. Giderek daha fazla uygulamayı genel buluta taşımak isteyeceklerinden dolayı, iş yükleri için kurum içi altyapılarla entegre kurumsal çözümlere ve hizmetlere de ihtiyaç duyacaklar. Son dönemde yapılan bir Forrester araştırması, kuruluşların %83’ünün çoklu bulut yaklaşımını benimsediklerini veya önümüzdeki 12 ay içinde bunu planladıklarını ortaya koyuyor. Bu bir hibrit model oluşumu; bulut çözümleri ve kurum içi altyapı arasında hareket etme yeteneği istiyorlar gereksinim haline dönüşüyor. Bu büyümeyle birlikte, sanallaştırılmış ve konteynerleştirilmiş iş yükleri, veri tabanları ve ağa bağlı depolama (NAS) dosya sistemleri için çoklu bulut özellikli veri korumasına olan güvenin arttığını göreceğiz.

    Yapılandırılmamış Veri Büyümesi 

    Sosyal medya, e-posta, IoT verileri, yedeklemeler ve ses & video dosyaları gibi zengin içeriğin birleşimiyle, yapılandırılmamış verilerde inanılmaz bir büyüme hız kesmeden devam ediyor. Bu verilerin yönetimi zamanla daha zor ve karmaşık hâle gelecek. Kuruluşlar; analiz etme, arşivleme ve yönetme konusunda kendilerine yardımcı olacak uç, temel ve bulut konumlarını kapsayan çözümlere ihtiyaç duyacak.

    IDC tarafından yapılan bir araştırma, yapılandırılmamış veri büyümesini yönetmek için en önemli itici gücün esneklik ihtiyacı olduğunu ortaya koyuyor. 2022 yılı ve sonrasında kuruluşların, dosya birleştirme ve arşiv gibi geleneksel kullanım örneklerinin yanı sıra AI/ML/DL kullanarak zorlu ve yeni iş yüklerini kolaylıkla desteklemek için esnek depolama sistemlerini benimsediklerini görmeye devam edeceğiz. Raporda belirtilen esnekliğin temel gereksinimleri arasında çoklu ortam desteği, kesintiye neden olmayan ölçeklenebilirlik, genel bulut entegrasyonu kolaylığı, çoklu erişim yöntemleri ve farklı dağıtım modellerinin kullanılabilirliği yer alıyor.

    Konteynerleştirilmiş İş Yükleri ve NVMe

    Kuruluşların konteynerleştirilmiş iş yüklerine ilgisi, kurumsal depolama ve veri koruma yeteneklerine duyulan ihtiyaç gibi artmaya devam ediyor çünkü bu ortamlarda artık daha kritik iş yükleri çalıştırılıyor. Yazılım inovasyonu tarafına baktığımızda da daha fazla kuruluş, yazılım tanımlı depolamayı benimsiyor olacak. Ayrıca depolama donanımı inovasyonunun, orta ve üst seviye iş yükleri için daha yüksek performans ortaya koyması için NVMe-over-Fabrics’e dönüşmeye başlandığını göreceğiz.

    2022 Sonrası Veri Koruma

    İş yapış şeklimiz her zamankinden çok daha hızlı değişiyor ve karar vericileri, 2022 ve sonrasında verileri nasıl yöneteceklerini yeniden düşünmeye yönlendiriyor. Daha dağıtık bir BT ve iş dünyasına doğru ilerlediğimiz bu dönemde, söz konusu yeni zorluklarla karşılaşmaya hazır mısınız yoksa hâlâ yarının ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceğinizi planlamayı mı düşünüyorsunuz?

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Samsung, çalışanlarının hayata geçirdiği start up'ları CES 2023'te ilk kez tanıtacakhaberi

    Samsung, çalışanlarının hayata geçirdiği start up'ları CES 2023'te ilk kez tanıtacakhaberi

    Teknoloji devi Samsung, çalışanlarını yeni fikirler keşfetmeye ve yaratıcılık kültürünü geliştirmeye teşvik etmek amacıyla hayata geçirdiği C-Lab programı kapsamında geliştirilen girişimleri ve en yenilikçi projeleri CES 2023’te tanıtacağını duyurdu.

    Samsung, CES 2023’te kendi bünyesinde başlattığı girişimcilik programı C-Lab Inside’da yer alan dört heyecan verici projeyi duyurmaya hazırlanıyor. Bu doğrultuda, şirketin kendi bünyesindeki start up programı C-Lab Outside tarafından desteklenen 8 start up, CES 2023’te ilk kez ziyaretçilerle buluşacak. 

    5-8 Ocak tarihlerinde Las Vegas’taki Eureka Park’ta dünyanın her yerinden start up’ların yer alacağı etkinlikte ziyaretçiler, start up’ları ve yenilikçi projelerini inceleme fırsatı bulacak. Samsung ise CES 2023 etkinliği kapsamında, desteklediği bu start up’ların global pazarla etkileşime geçmesini ve potansiyel yatırımcılarla buluşmasını amaçlıyor. 

    Metaverse ve yeni yaşam tarzları ile ilgili projeler tanıtılacak 

    Samsung, 2016’dan bu yana C-Lab Inside Programı kapsamındaki projeleri dünyanın en büyük tüketici elektroniği etkinliği olan CES’te sergiliyor. 2023 yılında inovasyon, pazarlanabilirlik ve tamamlanma açısından halihazırda şirket içinde desteklenen projeler ise şöyle oldu; 

    Meta-Running: Kullanıcılara en uygun koşu stilini öğretmek üzere geliştirilen bir Metaverse platformu. 

    Porkamix: Etkileşimli konser deneyimi sunan yeni bir Metaverse platformu. 

    Soom: Gerçek zamanlı geri bildirim sağlayan yenilikçi bir meditasyon deneyimi.  

    Falette: Ev tekstili ürünleri için üç boyutlu dijital dönüşüm hizmeti platformu.

    Start up ve girişimler, robotik teknolojiler, yapay zeka ve daha fazlası ile öne çıkacak 

    Samsung’un Ekim 2018’de başlattığı C-Lab Outside, Güney Kore’deki start up ekosisteminin gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor. C-Lab Outside programıyla desteklenen start up’lara çalışma alanlarının yanı sıra Samsung çalışanlarından uzman desteği, dijital pazarlama ve finansal danışmanlık hizmeti de sunuluyor. Verilen diğer destekler arasında Samsung Electronics ile potansiyel işbirliği fırsatları, CES ve KES (Korean Electronics Show) gibi etkinliklerdeki zirve ve sergilere katılım imkanları da bulunuyor. Geçtiğimiz yıl desteklenen ve bu yıl CES 2023’te görücüye çıkacak girişimler arasında şunlar bulunuyor;

    NdotLight: Web tabanlı üç boyutlu tasarım çözümü. 

    NEUBILITY: Sürücüsüz robotlar kullanılarak verilen kent içi teslimat hizmeti. 

    40FY: Muayeneden tedaviye uzanan süreçleri kapsayan dijital ruh sağlığı uygulaması. 

    CELLICO: Görme bozukluğu yaşayan hastalara yönelik mikro-biyonik göz. 

    Plask: Yapay zeka (AI) destekli, tarayıcı temelli hareket yakalama ve animasyon düzenleme programı.

    Wrn Technologies: Jeneratif yapay zeka kullanan yazarlık ve içerik oluşturma öğreticisi. 

    Catius: Çocuklara yönelik çoklu diyalog özellikli yapay zeka destekli konuşma yardımcısı

    Erangtek: Çağrı kalitesini artıran, ev kullanıcılarına yönelik Nesnelerin İnterneti (IoT) destekli mikro yineleyici

    C-Lab Start up’ları CES 2023 İnovasyon Ödülleri kapsamında 29 ödül kazanarak rekor kırdı

    Kasım 2022’de dünyanın en büyük tüketici elektroniği ticaret fuarı olan CES’i organize eden Tüketici Teknolojisi Derneği (CTA), ‘Best of Innovation – En İyi İnovasyon’ dahil 28 ürün kategorisinde CES 2023 İnovasyon Ödülleri’nin kazananlarını açıkladı. C-Lab start up ve girişimlerinin projeleri, iki farklı ‘En İyi İnovasyon Ödülü’ kazanırken, 27 start up ise ‘İnovasyon Onur Ödülü’nün sahibi oldu. Samsung’un girişimcilik programı C-Lab, öncü teknolojileriyle CES 2022’den 22 farklı inovasyon ödülü almaya hak kazanırken, 2023’te de 7 farklı inovasyon ödülü daha aldı.

    Samsung Electronics Başkanı ve Mali İşler Sorumlusu Hark Kyu Park, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “C-Lab bünyesindeki start up’larımızın teknolojik becerilerini global arenada ispatladığını görmek bizim için mutluluk verici. CES kapsamında en çok inovasyon ödülünü bu start up’ların almış olması da bunun bir göstergesi niteliğinde. Umuyorum ki, C-Lab’de yer alan start up’lar, CES 2023’te paydaşlar ve yatırımcılarla daha aktif bir şekilde etkileşim kurarak becerilerini ve projelerini sergileyebilecekler.” 

    Samsung, beş yılda 500 start up ve projeyi destekleme hedefine ulaştı 

    Samsung, 2018 ve devamındaki beş yıl içinde C-Lab Outside aracılığıyla 300 Koreli girişimi, C-Lab Inside aracılığıyla ise 200 yeni projeyi destekleme hedefini duyurmuştu. Şirket bugüne kadar C-Lab Outside aracılığıyla 304 start up’ı, C-Lab Inside aracılığıyla ise 202 proje olmak üzere toplam 506 girişim ve projeyi destekledi. Samsung ayrıca, son dönemde kurduğu girişim ağı C-Lab Family aracılığıyla da C-Lab Outside’da gelişimini tamamlayan ve bağımsız start up’lara dönüşen ya da C-Lab’den ayrılan start up’ların Samsung ile iş birliği yapabilmesine imkan tanıyor. 

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Başkan Kocaman E-Spor Heyecanına Ortak Olduhaberi

    Başkan Kocaman E-Spor Heyecanına Ortak Olduhaberi

    Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman, Kartepe Genç Akademi bünyesinde kurulan e-spor takımının turnuva öncesinde yarışma heyecanına katıldı.

    Gençliğe, spora ve sporcuya destek olmaya devam eden Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman’ın vizyon projeleri arasında yer alan Kartepe Genç Akademi bünyesinde e-spor takımı kuruldu. Titiz bir çalışma sonrasında oluşturulan e-spor takımının hazırlık turnuvasına Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman’da katıldı. 

    BEN DE EKİBE KATILACAĞIM

    Yapılan turnuvayı yakından takip eden Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman “Kartepe Genç Akademi’yi hizmete açtığımızdan bu yana Kartepeli gençlerimiz büyük ilgi gösterdiler. Genç akademi bünyesinde birçok alanda eğitime destek verilmektedir. Son olarak gençlerimizin son gözdesi olan e-spor takımımız kuruldu. E-spor takımımızda yer alan gençlerimizin ilk turnuvası. Gençlerimizin bu heyecanına ortak oldum. Bu seferlik izleyiciydim, bir dahakine ben de ekibe katılacağım” açıklamasında bulundu.

    TURNUVA HAZIRLIKLARI BAŞLADI

    Kartepe Genç Akademi bünyesinde kurulan e-spor takımı çalışmalarına başlarken, ilçe genelinde lise öğrencilerinin katılacağı turnuva yapılacak. Beşer kişilik takımlarını oluşturan lise öğrencileri bu turnuvaya katılabilecekler.

    VERİLEN EĞİTİMLER

    Başkan Kocaman’ın öncülüğünde kurulan Kartepe Genç Akademi, Kartepeli gençlerin eğitiminden, sosyal hayatlarına kadar her alanda gereken desteği sağlıyor. Genç Akademi bünyesinde gitar, keman, bağlama, ney, resim kursları, tezhip atölyesi, ahşap atölyesi, drama, halk oyunları, filografi, akıl oyunları, 3D yazıcı, masal atölyesi, ebru atölyesi, robotik kodlama, İşaret Dili, FETEM atölyesi, İngilizce dil kursu, çocuk oyun evi yer alıyor.

    SOSYAL ETKİNLİKLER

    Ayrıca Gençlik Merkezi’nde masa tenisi, golf, basketbol, langırt gibi gençlerin keyifli ve kaliteli zaman geçirecekleri sosyal alanlar da yer alıyor.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • 2022 Yılında Veri Kayıplarına Neden Olan 5 Hata!haberi

    2022 Yılında Veri Kayıplarına Neden Olan 5 Hata!haberi

    Veri ihlalleri karşısında veri yedekleme ve kurtarma işlemleri hem KOBİ’ler hem de büyük ölçekli şirketler için hayati önem taşıyor. Son 8 yılda veri kayıplarının %400 oranında arttığını belirten Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal, yapılan araştırmaların 2023 yılında veri kurtarma yazılımı pazarının %25,1’lik büyüme göstereceğini gözler önüne serdiğini belirtirken kullanıcıların 2023’te olası bir veri ihlali karşısında farkındalık sahibi olmaları için bu yıl veri ihlallerine neden olan ve en sık karşılaşılan 5 kritik hatayı sıralıyor.

    Dijitalleşmeyle beraber teknolojik cihazların hayatın her alanına etki etmesinin pek çok getirisi olsa da veri güvenliği ve veri ihlalleri noktasında çeşitli endişeler yaratıyor. Teknolojik cihaz kullanımıyla doğru orantılı olarak son 8 yılda veri kayıplarının %400 oranında arttığını belirten ve bu durumun kritik olduğunun altını çizen Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal, 2023 yılında kullanıcıların veri ihlalleri karşısında farkındalık kazanmaları adına bu yıl veri ihlallerine neden olan ve en sık karşılaşılan 5 kritik hatayı paylaşıyor.

    Veri İhlalleri Karşısında Farkındalık Kazanmak Önemli!

    Kişi ve kurumların veri kaybı yaşamasının en temel sebebi siber güvenlik ve veri ihlalleri konusunda farkındalık sahibi olmamalarından kaynaklanıyor. Öyle ki yanlışlıkla silinen dosyalar, cihaz üzerine sıvı dökme ve cihazı düşürme gibi insan kaynaklı hatalar, 2022 yılında veri ihlallerine sebep olan ve en çok karşılaşılan durumların başında geliyor. Veri ihlallerini önlemenin ön koşulunun farkındalık geliştirmek olduğunu belirten Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal, kurumaların etkili siber güvenlik stratejileri geliştirmesinin ise bir gereklilik olduğunu vurguluyor.

    2022 Yılında En Çok Karşılaşılan 5 Kritik Hata!

    1. Güncellemeler sırasında karşılaşılan hatalar. 2022 yılında en çok karşılaşılan veri kayıpları, yazılım güncellemeleri sırasında teknolojik cihazların sürücü arızası yaşaması, yeterli depolama alanının bulunmaması gibi sebeplerden kaynaklanıyor. Bu ve benzeri durumlarda kişi ve kurumlar profesyonel veri kurtarma hizmetine ihtiyaç duyuyor.

    2. Yanlış USB bellek kullanımı. Veri depolamak için oldukça kullanışlı olan USB’lerin yanlış kullanılması veri kaybına sebep oluyor. USB bellek kullanırken en sık yapılan hata, bellek içinde yapılan işlem bittiği anda belleğin aniden çıkarılması olarak sıralanıyor. Buna ek olarak USB belleklerde düzenli olarak yapılan veri taraması, veri kayıplarının ciddi oranda önüne geçiyor.

    3. İkinci el cihaz alıp satarken karşılaşılan hatalar. İkinci el cihaz alım satımlarında kişilerin verilerini dikkate almaması hackerlar için bir kazanç kapısı yaratıyor. Bu nedenle cihaz alım satımlarında veri yedeklemek, fabrika ayarlarını sıfırlamak, SIM ve SD kartlarını çıkartmak önem taşıyor.

    4. Beklenmedik elektrik kesintileri. 2022 yılında yaşanan veri kayıplarının bir başka nedeni, beklenmedik elektrik kesintileri olarak sıralanıyor. Teknolojik cihazların ani güç kaybı yaşaması kullanıcıların verilerinden olmasına neden oluyor. 

    5. Teknolojik cihazların yangında zarar görmesi. 2022 yılında yaşanan yangınlar yaşam alanlarının ve canlıların zarar görmesine neden olduğu gibi elektronik cihazların da hasar görmesine sebep oluyor ve veri kayıpları yaşanmasına yol açıyor. Bu gibi durumlarda elektronik cihazların kesinlikle çalıştırılmaması ve yangın söndürülmesi sırasında elektronik cihazların ıslanması durumunda cihazların bireysel çabalarla kurutulmaması gerekiyor.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Turizm tesisleri akıllı teknolojilerle daha güvenlihaberi

    Turizm tesisleri akıllı teknolojilerle daha güvenlihaberi

    Her yıl on binlerce kişiyi ağırlayan turizm tesislerinde güvenliği en verimli şekilde sağlayabilmenin yolu, akıllı güvenlik teknolojilerini kullanmaktan geçiyor. Akıllı güvenlik teknolojileri, kapsamlı güvenliğin yanı sıra personel operasyonlarında verimlilik ve gelişmiş müşteri deneyimi sağlıyor.

    İnsan odaklı bir sektör olan turizmde, bir konaklama tesisinin başarısı veya başarısızlığı, sunduğu diğer tüm hizmetlerin yanı sıra misafirler için güvenli bir ortam sağlayabilmesine bağlı olarak değerlendiriliyor. Bugün birçok müşteri, konaklayacağı tesiste güvenliğin en üst düzeyde sağlanmasını bir kriter olarak öne sürüyor. Güvenlik açısından verilebilecek en küçük bir açık dahi müşteri ve prestij kaybına yol açabiliyor. Ayrıca bu tesislerde güvenliğin, kişisel güvenlik ve mahremiyeti de kapsaması gerekiyor. Her yıl on binlerce kişiyi ağırlayan konaklama tesislerinde güvenliği en kapsamlı ve verimli şekilde sağlayabilmenin yolu, akıllı güvenlik teknolojilerini kullanmaktan geçiyor. 

    Uçtan uca güvenlik çözümleri otellerin hizmetinde

    Lider elektronik güvenlik ve iş zekâsı entegratörü Securitas Technology Türkiye, Turizm ve Otelcilik sektörü için uçtan uca güvenlik çözümleri ve hizmetleri sunuyor. Şirket, yangın algılama, çevre güvenlik, geçiş kontrol, personel devam kontrol, video izleme, seslendirme ve anons sistemlerini entegre ederek, konaklama tesisine gelen misafir profiline, ortalama konaklama süresine ve misafir yoğunluğuna göre en etkin güvenlik sistemini kurguluyor. Bir oteller ya da tesisler zincirine sahip işletmeler, önceden belirlenmiş standart bir güvenlik yapısı kurgulayarak, elektronik güvenlik çözümlerini tek merkezden yönetme imkânına kavuşuyor. 

    Güvenliğe ek olarak verimliliğe ve misafir memnuniyetine de fayda sağlıyor. Resepsiyon kuyrukları, restoran yoğunluğu, insan kaynağı kullanımı yönetilebilir ve konforlu hale geliyor. 

    İhtiyaçlar doğrultusunda en uygun çözüm sunuluyor

    Tesisin ya da binanın risk analizini yaparak çalışmaya başladıklarını belirten Securitas Technology Türkiye Pazarlama Direktörü Pelin Yelkencioğlu, “Konu güvenlik olunca her tesisin farklı ihtiyaçları öne çıkıyor. Kendimizi müşterimizin yerine koyarak, ihtiyaçlarını en iyi şekilde anlamaya gayret ediyoruz. Bu ihtiyaçları kapsamlı şekilde analiz ettikten sonra çıkan sonuca göre en uygun çözümü sunuyoruz” dedi.

    Proaktif çevre güvenliği için akıllı çözümler

    Uzaktan Video İzleme Çözümleri, turizm tesislerinde çevre güvenliğini sağlamada en etkili çözümlerin başında geliyor. Yüksek çözünürlüklü görüntüler üzerinden yapılan akıllı analizlerle olaylar üzerinde operatörün hakimiyetinin artmasına ve hızlı aksiyon alınmasına olanak sağlanıyor. Bir tesiste güvenlik kameraları olayları kesintisiz şekilde kayıt altına alıyor, operatörler ise bu kayıtların yalnızca yüzde 4’ünü izleyebiliyor. Bu noktada Uzaktan Video İzleme Çözümleri, operatörlerin gözden kaçırabileceği tüm detayları yakalayan akıllı bir sistem olarak öne çıkıyor. Bu sistemler diğer güvenlik sistemleriyle entegre edilerek, daha proaktif bir çevre güvenlik çözümü tasarlanmış oluyor. 

    Yoğunluk Ölçüm çözümüne talep arttı

    Son dönemde belirli bir alandaki insan sayısını takip etmek için kullanılan ‘Yoğunluk Ölçüm Çözümü’ büyük talep görüyor. Bu çözüm, konaklama tesislerdeki restoran, aktivite merkezi, spor salonu, hamam ve sauna gibi noktaların girişine kurularak, ekran üzerinden anlık yoğunluk bilgisini ekrana getiriyor. Çözüm sayesinde kapı girişinde içerideki kişi sayısı hakkında bilgi verilebiliyor. Bu şekilde misafirler yoğunluğu canlı olarak görerek aktivitelerini planlayabiliyorlar.

    Temassız teknolojiler yükselişte

    Pandeminin etkisi azaldıysa da temassız sistemler, artık bir konfor ihtiyacı olarak hayatımızdaki yerini koruyor. Temassız geçişin giderek önem kazandığı bu dönemde iris tanıma cihazları, temassız parmak izi okuma cihazları, yüz tanıma cihazları ve cep telefonlarıyla yapılan mobil geçiş sayesinde temas en aza indirilerek hızlı ve hijyenik geçiş sağlanıyor.

    Yangın Algılama Çözümleri, can ve mal kaybını önlüyor

    Yangın Algılama Çözümü, erken algılama sayesinde olası can ve mal kayıplarının önüne geçilmesini veya en aza indirgenmesini sağlıyor. Kullanılacak akıllı adresli yangın algıma sistemleriyle olası bir yangının sadece hangi bölgede değil, kat bazında bir harita üzerinde, hangi odadan, hangi dedektörden geldiğini anında anlamak mümkün oluyor. Otel odalarına yerleştirilen adresli siren ve flaşörlerle yangın çıkması durumunda öncelikli olarak acil boşaltılması gereken odalarda alarm çalıyor, olası panik ve rahatsızlık en aza indiriliyor. Alınacak bir alarm sinyali üzerine birçok güvenlik senaryosu otomatik olarak tetikleniyor. Örneğin; normal bir zamanda kapalı durması gereken bir kapı, yangın anında otomatik olarak açılarak tahliyeye yardımcı oluyor. 

    Yangın algılama çözümünün ayrılmaz bir parçası olan acil Acil Anons Sistemi de normal zamanda müşteri memnuniyetini artıracak amaçlar için kullanılıyor. Sistem, acil durumda otomatik olarak tahliye mesajlarını yayınlamaya başlıyor

    Plaka Tanıma Sistemi ile güvenli geçiş

    Plaka Tanıma Sistemi sayesinde tesise gelen müşterilerin plakaları önceden sisteme tanımlanarak otomatik ve beklemeden geçiş yapılabiliyor. Bariyer ve bollard çözümleriyle en yüksek güvenlikte giriş kontrol sağlanabiliyor. Söz konusu sistem, yalnızca misafirleri tanımak için değil, istenmeyen ve uyarı yapılması gereken durumlarda uzaktan anons hizmeti olarak da kullanabiliyor. Örneğin; yanlış bir alana park yapıldığı takdirde video analiz sistemi alarm üretiyor ve ilgili personel uyarı amaçlı anons yapabiliyor. 

    Fiziksel güvenlik kadar mahremiyet de önemli

    Bir otel yönetiminin temel görevlerinden biri, misafirlerin fiziksel güvenliğine ek olarak kişisel bilgilerini güvende tutmak ve mahremiyeti sağlamaktır. Misafirlerin mahremiyetini korumak, en iyi deneyimi sunmanın önemli bir parçasıdır. Bina veya tesis içinde kaydedilen görüntülerin saklandığı odaların iyi korunması ve bu görüntülere ulaşacak insanların yetkilendirilmesinin doğru yapılması gerekiyor. Securitas Technology, gelişmiş yetkilendirme ve denetim sistemleriyle otel misafirlerinin kendilerini güvende hissetmeleri için vazgeçilmez bir unsur olan gizliliği sağlamaya destek oluyor.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı