Kategori: Teknoloji

  • Bulutta veri koruma için en iyi 3 uygulamahaberi

    Bulutta veri koruma için en iyi 3 uygulamahaberi

    “Küresel Veri Dünyası” giderek büyüyor. IDC, 2026 yılına kadar dünyadaki veri hacminin yine iki katına çıkacağını öngörüyor. Çoğu işletme operasyonlarını dijitalleştirirken, daha stratejik iş yükleri oluşturmaya ve giderek daha fazla veri yaratmaya devam ediyorlar. Dolayısıyla işletmelerin başa çıkması gereken veri miktarı katlanarak artıyor. Bu nedenle ölçeklenebilirlik, esneklik ve uygun maliyetli depolama gibi önemli avantajlar sunacağından, ayrıntılı bir strateji temelinde buluta geçmek oldukça önemli.

    Bu durumun sürdürülebilir olmayacağını ifade eden  Veeam  Ürün Stratejilerinden Sorumlu Kıdemli Direktör, Rick Vanover konuyla ilgili şunları aktarıyor: “Gartner, genel bulut hizmetlerine yönelik son kullanıcı harcamalarının bu yıl 592 milyar dolara ulaşarak 2022 yılına göre yüzde 21’lik bir artış göstermesini bekliyor. Hızlı “lift and shift” geçişleri, modern veri koruma için en iyi uygulamaların takip edilmediği anlamına geliyor. Bu hızlı büyüme ve geçiş, kurumsal düzeyde bazı endişelere yol açıyor. Bulut Güvenliği Birliği’nin (CSA) raporuna göre şirketlerin %96’sı hassas bulut verileri için yeterli güvenliğe sahip olmadıklarını söylüyor – yani bu yolculukta kat etmemiz gereken uzun bir yol var.” 

    Rick Vanover buluttaki verilerini korumak isteyen işletmeler için şunları öneriyor: 

    1. Verinizi Tanıyın

    Bir sorunu çözmek için ilk adım neyle karşı karşıya olduğunuzu bilmektir.   Herhangi bir şeyi korumadan önce kimin neyi nerede depoladığını bilmeniz gerekir. İşletmedeki herkes aynı hesapları mı kullanıyor? Öyleyse, bu noktada bir hata olmadığından emin olmak için BT ekiplerinin genellikle dedektif gibi davranması ya da işletme genelinde bir inceleme yapması yerinde olur. Tehditleri tespit etmek için mali tabloları ve kuruluş genelinde bulut maliyetlerini içeren faturaları incelemek gerekebilir.

    Çoğu kuruluşun sakladığı veri miktarı, ister şirket içinden taşınmış ister başlangıçta bulutta depolanmış olsun, bir araya getirildiğinde çok büyüktür. Doğası gereği istifçi olan insanlar, dijital dünyada da bu özelliklerini yansıtırlar. Buluttaki “sanal depo” sonsuz veri depolama kapasitesine sahip olsa da tüm verilerin yerini tespit etmek yalnızca işin yarısı olduğundan, hangi verilerin görev açısından kritik ve hassas olduğunu bilmek için bu verileri sınıflandırmak gerekir. Otomatik veri sınıflandırma motorları sıralama ve düzenleme yapmanıza yardımcı olabilir – bu sayede her şeyi en üst düzeyde korumaya çalışmazsınız. Bulutta tam olarak neyi depoladığınızı (ve nerede depoladığınızı) bildikten sonra, verilerin nasıl güvende olduğunu değerlendirmeye başlayabilirsiniz.

    Kuruluşlar, verileri buluta taşımak için düşük bir giriş engeliyle karşılaştığından, ekipler gerekli olan güvenlik ve ağ süreçlerine öncelik vermemiş olabilir – geçiş çok hızlı gerçekleştiyse bu durum kolayca ortaya çıkabilir. Aynı şekilde, güvenliğin sağlanması açısından bulut tamamen farklı bir ortam olduğundan, bazı şeyler genellikle gözden kaçırılabiliyor – her zaman şirket içi ortamda bulunmayan çok sayıda yeni hizmet türü var ve bunların birçoğunun saldırı veya kesinti durumunda korunması ve kurtarılması gerekiyor. Bunlara örnek olarak bulut depolama alanındaki kodlar, diğer bulut hizmetlerinden yararlanan uygulamalar ve bulutta sağlanan API’ler verilebilir. 

    1. Sorumluluklarınızı bilin

    En önemli sorunlardan biri, işletmelerin bulutta güvenlik ve veri koruma konusunda tam olarak nelerden sorumlu olduklarının farkında olmaması. Özellikle bulut güvenliğinin üzerine inşa edildiği paylaşılan sorumluluk modeline ilişkin farkındalık oldukça düşük. Bu durum, kurumların kendi sorumlulukları olmasına rağmen belirli güvenlik önlemlerinden sağlayıcının sorumlu olduğunu düşündüklerini gösteriyor. Aslında bulut sağlayıcısına bağlı olmakla birlikte, genellikle sağlayıcı altyapının ve onu barındıran fiziksel tesislerin güvenliğinden sağlayıcı sorumludur. Ancak uygulamaların, verilerin ve ortama erişimin güvenliğini sağlamak kullanıcının sorumluluğundadır.  

    Pratikte bu, işletmelerin ihlal veya kesinti durumunda bulutta depolanan tüm kritik ve hassas verilerin yedeklerine sahip olduklarından emin olmaları gerektiği anlamına gelir. En iyi uygulama, farklı ortamlarda olmak üzere birden fazla yedeğe sahip olmak (örneğin bir şirket içi ve bir bulut yedeği) ve en az bir kopya şirket dışında, çevrimdışı ve değişmez olmak üzere veri kopyalarının farklı ortamlarda bulundurulmasıdır. 

    İşletmenin diğer temel güvenlik sorumluluğu ise erişim ve ayrıcalıkların kontrol edilmesidir. Buluttaki her kullanıcının “God Mode”a erişimi varsa, herhangi bir ihlal yıkıcı olacaktır. Benzer şekilde, koruma ve provizyon gibi birden fazla farklı işlevi yerine getirmek için tek bir hesap kullanıldığında da durum aynıdır. Burada en iyi çözüm, işletme genelinde birden fazla hesabın kullanılmasını sağlamak, hesaplar ve abonelikler arasında erişim ve kimlik yönetimini doğru bir şekilde uygulamaktır; böylece bir güvenlik ihlali durumunda hata etki alanını kolayca ortadan kaldırabilirsiniz. Ayrıca kullanıcı düzeyinde, herkesin yalnızca ihtiyaç duyduğu kaynaklara ve ortamlara erişebilmesi için bulut ortamında “asgari ayrıcalık” ilkesine uyulduğundan emin olun.

    1. Maliyet-Etkin olduğunuzdan emin olun 

    Büyük olasılıkla, yukarıdaki iki ilkenin hayata geçirilmesi çoğu işletme için önemli bir çalışma olacaktır. Ancak iyi haber şu ki, bunu yapmak için gerekli olan başlangıçtaki zorlu süreç bir sonraki aşamada aynı ölçekte tekrarlanmayacaktır. Yine de bulut ortamını uzun vadede sağlıklı ve uygun maliyetli tutabilmek için bulut veri hijyeni süreçlerine sahip olmak önemlidir.

    Ayrıca, veri yaşam döngünüzün sağlıklı bir şekilde işlediğinden emin olmalısınız. Bu olmadan, başlangıçta atılan doğru adımlar zaman içinde etkisiz ve pahalı hale gelecek, işletme yanlış verileri yanlış şekillerde depolamak ve korumak için para harcayacaktır. Verinin bulutta doğru depolama platformunda olması gerekir ve yaşam döngüsü süresince bu platform mutlaka değişecektir. Örneğin, veri blok kaynaktan nesne depolamaya, oradan da arşiv depolamaya geçebilir. Bunlarla ilişkili maliyetler değişkendir, bu nedenle verileri verimsiz yollarla depolamadığınızdan (veya yedeklemediğinizden) emin olun.

    Bunlar, bulut bilişim ve depolama maliyetleri için nihai “fatura şokundan” kaçınmak için gereken küçük adımlardır. Bu maliyetler basit verilerin ötesinde API maliyetleri, veri çıkışı (aktarımı) ve daha fazlasını içerir. İşletmelere her zaman, maliyetlerin birikmesini önlemek ve harcamaların beklentilerle eşleşmesini sağlamak için takip ettikleri yerleşik bir “bulut ekonomik modeline” sahip olmalarını öneririm. Buna gerçek hayattan şu örnek verilebilir; bir ışığı açık bırakırsanız ya da artık kullanmadığınız bir aboneliği iptal etmeyi unutursanız, aylık faturalarınız beklenenden daha yüksek gelecektir. Bu durum kurumsal bir bulut ortamında gerçekleşirse, toplam fatura dudak uçuklatabilir.  

    İşletmelerin (ve dünyanın) depolanan veri miktarı önümüzdeki beş yıl içinde artmaya devam ettikçe, bulut bu verilerin yönetilmesinde yapbozun hayati bir parçası olacak. İşletmelerin, verilerini depolama ve korumanın ötesine geçerek; bunları kullanmanın ve böylece kendi kurumları ve müşterileri için değer yaratmanın yollarını aramaları gerekiyor. Bunun için daha fazla çeviklik sağlayacak şekilde yeniden düzenleme yapılması gerekiyor, ancak bu aynı zamanda işletmenin “her duruma” hazırlıklı olması anlamına da geliyor. En iyi uygulamaların değişmesi kaçınılmaz olduğundan, dinamik bir yapıya sahip olan bulut bilişim de gelişmeye devam edecektir. İşletmeler hem bulutta hem de şirket içinde veri odaklı hale gelirlerse, gelecekte karşılarına çıkacak her şeye hazır olacaklardır.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Vaillant, Self Servis Uygulamasıhaberi

    Vaillant, Self Servis Uygulamasıhaberi

    Yarını bugünden düşünen Vaillant, Satış Sonrası Hizmetler sürecindeki müşteri deneyimini Self Servis Uygulaması ile ileriye taşıyor. Vaillant müşterileri; servis talebi oluşturma, cihaz geçmişi ve sözleşme görüntüleme gibi hizmetlere günün her anı Self Servis Uygulamasından ulaşabiliyor.

    Şofben ve kombinin mucidi Vaillant, son teknoloji ile geliştirdiği yenilikçi ürünlerinin yanı sıra “müşteri deneyimine” yatırıma devam ediyor. Müşteri memnuniyetinde mükemmelliği hedefleyen Vaillant Türkiye, dijitalleşme çalışmaları kapsamında, Satış Sonrası Hizmetlerde devrim niteliğinde projelere imza atıyor. Vaillant Türkiye, bu kapsamda hayata geçirdiği Self Servis Uygulaması ile kullanıcılarının servis hizmetine dijital ortamda da 7/24 kolaylıkla ulaşmasını sağlıyor. 

    Satış Sonrası Hizmetler alanında birçok ilke imza attıklarını belirten Vaillant Group Türkiye Satış Sonrası Hizmetler Direktörü Zeki Kalaycılar, “Ürün ve marka kalitemizin ötesinde Satış Sonrası Hizmetlerde de fark yaratıyoruz. Teknolojinin sunduğu avantajları doğru kullanıp müşteri deneyimini daha ileriye götürebileceğimiz çalışmalara odaklanıyoruz. Tasarruf, uzun ömür, yüksek sıcaklıkta su konforu ve uzaktan erişim gibi faydalar sağlayan ürünlerimizin yanı sıra satış sonrası destek ağı ile de kullanıcılarımızın yaşam konforunu artırıyoruz. Bu alandaki yatırımlarımıza devam edeceğiz” dedi. 

    Self Servis Uygulaması sayesinde kullanıcılar, uygulama alanına giriş yaptıktan sonra; sahip oldukları cihazların model ve seri numarası, adres bilgileri, geçmiş dönem almış olduğu bakım/arıza servisleri, cihaza ait garanti bitiş tarihleri, bakım hakkı gibi bilgileri kontrol edebiliyor. Uygulama ile kayıtlı cihazlarına bakım, arıza kaydı oluşturabiliyor, ek garanti sözleşmesi ya da bakım satın alabiliyor. Ayrıca kullanıcılar, servis oluşturma sırasında tüm uygun gün ve saat aralıklarını ekranda görüntüleyerek kendilerine en uygun zaman aralığına servis kaydı oluşturma imkânı buluyor. Vaillant müşterileri, Self Servis uygulamasının sunduğu kolaylıklara Vaillant internet sitesinde bulunan “servis hizmetleri” bölümünden ulaşabiliyorlar.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Papara, sınırlı sayıda üretilen özel tasarımlı yeni kart ürünü Joker Card'ı duyurduhaberi

    Papara, sınırlı sayıda üretilen özel tasarımlı yeni kart ürünü Joker Card'ı duyurduhaberi

    Papara, sınırlı sayıda üretilen özel tasarımlı yeni kart ürünü Joker Card’ı duyurdu

    Finansal teknoloji şirketi Papara, Warner Bros. Discovery Global Consumer Products ve DC iş birliğiyle sunduğu ön ödemeli Koleksiyon Kart DC Super Hero koleksiyonunu genişletiyor. Batman Card’ın ardından şirket, Koleksiyon Kart ürünlerine Joker Card’ı ekledi.

    Elektronik para ve ödeme şirketi Papara, Temmuz 2022’de tanıttığı ön ödemeli Koleksiyon Kart ailesine özel tasarım ve sınırlı sayıda üretilen yeni kart ürününü ekledi. Batman Card’ın ardından DC karakterlerinden ilham alan Koleksiyon Kart ürünlerine Joker Card da katıldı.

    Şirketin yeni kart ürünü Joker Card, DC evreninin kötü şöhretli “süper-kötü” karakteri Joker’den esinleniyor. Sınırlı sayıda üretilen ve özel tasarıma sahip olan Joker Card, Papara uygulamasından tek seferlik 75 TL kart ücretiyle sipariş edilebiliyor.

    Dünyanın her yerinde ve online harcamalarda kullanılabiliyor

    Papara’nın sınırlı sayıda üretilen yeni kart ürünü Joker Card, Papara Card’larla aynı özellikleri taşıyor. Mastercard logosuna sahip olan ve dünya çapında Mastercard ile ödeme kabul eden her noktada ödeme yapılabilen temassız özellikli Joker Card, online harcamalarda da kullanılabiliyor. Papara’nın üç ayda bir güncellediği Cashback programıyla harcadıkça sabit markalarda, sabit oranlarda anında nakit kazandıran Joker Card ile ATM’lerden para yatırma ve çekme işlemleri de gerçekleştirilebiliyor. Ayrıca Joker Card sahipleri; aylık kart aidatı, yıllık kart ücreti gibi sabit ücretler ödemiyor.

    Kart ailesi genişliyor

    Papara, Koleksiyon Kart ürünlerinin ilkini Temmuz 2022’de özel tasarımlı ve sınırlı sayıda üretilen Batman Card ile tanıtmıştı. Koleksiyon Kartların yanı sıra şirketin sunduğu kart ürünleri içinde beş farklı renk seçeneğiyle ücretsiz sahip olunabilen Papara Card, 18 gram paslanmaz çelikten isme özel üretilen Metal Card, dünyanın görme engelliler için geliştirilmiş ilk sesli kartı Voice Card ve harçlığı teknolojiyle buluşturan Edu Card da yer alıyor. Papara kullanıcıları, Papara hesabı açtıktan sonra diledikleri kartı isteyebiliyor veya sipariş edebiliyor. 

    Cashback programı yenilendi   

    Papara’nın Papara Card sahiplerine sabit markalarda, sabit oranlarda anında nakit kazandıran ve üç ayda bir yenilenen Cashback programı da yeni sezon itibarıyla yenilendi. Trendyol ve D&R’ın da eklendiği Cashback markaları arasında Netflix, Spotify, YouTube Premium, Enerjisa, CarrefourSA, LC Waikiki, Burger King®, hop, Steam, PlayStation ve Uber yer alıyor. Papara Joker Card sahipleri, bahsi geçen markalarda Joker Card ve diğer Papara Card ürünleriyle yapacakları harcamalarda sabit oranlarda anında nakit kazanıyor. 

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Samsung, Galaxy kullanıcılarını Küresel Amaçlar'ı ileriye taşıma konusunda motive ediyorhaberi

    Samsung, Galaxy kullanıcılarını Küresel Amaçlar'ı ileriye taşıma konusunda motive ediyorhaberi

    Samsung Global Goals uygulamasının yeni özelliği olan “Donation Leaderboard” (Bağış Liderliği Puan Tablosu) sayesinde Galaxy kullanıcıları,  arkadaşlarını ve aile üyelerini de Küresel Amaçlar’a destek olmaya davet edebilecek. Kullanıcılar, Küresel Amaçlar için sağladıkları bağışları görüntüleyerek, dünyanın her yerinden kullanıcılarla bu konuda rekabet edebilecek. Samsung, uygulamaya eklenen bu yeni özellikle birlikte BM’nin belirlediği Küresel Amaçlar’a yapılan katkı ve bağış miktarını artırmayı hedefliyor. 

    Samsung Electronics, 2019 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile iş birliği yaparak Samsung Global Goals (SGG) uygulamasını geliştirdi. SGG uygulamasıyla Galaxy topluluğu doğrudan Küresel Amaçlar’a bağış yapabiliyor ve uygulamanın ekran koruyucu seçeneklerini kullanarak reklam gelirlerini artırabiliyor. Aynı zamanda Galaxy kullanıcıları uygulama içindeki reklamları izleyerek fona katkı yapabiliyor. SGG uygulaması kullanıcılara Küresel Amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinme olanağı sunuyor. 

    Bağış yapan kişiler hem kendi bağışlarını hem de diğer bağışları görüntüleyebilecek

    Uygulamaya gelen yeni özellik Donation Leaderboard (Bağış Liderliği Puan Tablosu) ile birlikte Samsung, Galaxy kullanıcılarına Küresel Amaçlar’a katkı sağlamanın yeni olanaklarını da sunmaya başladı. Bağışlarla ilgili bir puanlama sistemi getiren Donation Leaderboard sayesinde kullanıcılar hem Küresel Amaçlar’a bağış yapma hem de bağışlarının durumunu izleme olanağı bulacak. Ayrıca her kullanıcı kendi arkadaşlarını, aile üyelerini ve diğer Galaxy kullanıcılarını katkı sunmaya davet edebilecek. 

    Samsung Global Goals uygulamasının ‘Bağış Yap’ sekmesinin altında bulunan Donation Leaderboard sekmesi, kullanıcılara her Küresel Amaca ne kadar bağış sağladıklarını gösteriyor. Kullanıcılar ayrıca hem kendi ülkelerinden hem de dünyadan diğer kullanıcıların sağladığı bağışlara göre kendi sıralamalarını görebiliyor. Uygulama içinde bağış geçmişine daha fazla görünürlük kazandıran Samsung, bu şekilde Galaxy kullanıcılarını daha yüksek sıralama elde etme konusunda motive etmeyi amaçlıyor. Tüm bunların da aslında Küresel Amaçlar’ın ileriye taşınmasına hizmet etmesi hedefleniyor 

    Global Goals uygulaması ile bugüne kadar 10 milyon dolarlık bağış toplandı

    Samsung Global Goals uygulaması, Galaxy topluluğuna Küresel Amaçlar’ı desteklemek için birlikte hareket etme olanağı sunuyor. Yalnızca birkaç ay önce uygulama üzerinden yeni bir bağış eşiğine ulaşıldı ve uygulama üzerinden bugüne kadar toplam 10 milyon dolarlık bağış toplandı. Bu bağışlar, UNDP’nin Küresel Amaçlar’ın gerçekleşmesini sağlamak için daha kararlı adımlar atabilmesine ve süreci hızlandırabilmesine yardımcı olacak. Samsung, Donation Leaderboard özelliğiyle sunulan eğlenceli ve etkileşimli katkı sunma olanağının bu ivmeyi devam ettireceğini öngörüyor. Bu şekilde Galaxy kullanıcıları bu özellikle en anlamlı buldukları Amaca daha fazla katkı sunabilecek. Galaxy kullanıcılarının bugüne kadar en fazla bağış yaptığı Amaçlar ise Açlığa Son (Amaç 2), Yoksulluğa Son (Amaç 1) ve Temiz Su ve Sanitasyon (Amaç 6) oldu. 

    2015 yılında ortaya konan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, diğer adıyla Küresel Amaçlar, dünya liderlerinin 2030 yılına kadar ulaşılması için mutabık kaldığı, 17 amaçtan oluşuyor. Bu amaçlar, iklim değişikliğinin durdurulması, eşitsizliklerle mücadele, yoksulluğun sona erdirilmesi ve acil çözüm gerektiren diğer küresel sorunlara çare bulunmasına yönelik güçlü bir çabayı ortaya koyuyor. 

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Osmangazi Köprüsü ve Çanakkale Boğazı'nı Geçen İlk Güneş Arabasıhaberi

    Osmangazi Köprüsü ve Çanakkale Boğazı'nı Geçen İlk Güneş Arabasıhaberi

    Çevre, ekonomi, toplumsal eşitlik üçgeninde sürdürülebilirlik odağını, işinin ayrılmaz bir parçası olarak gören BANTBORU’nun Elmas Sponsor olarak desteklediği İstanbul Teknik Üniversitesi ZES Güneş Arabası Ekibi, Bridgestone World Solar Challenge 2023 hazırlıkları kapsamında 1.300 kilometrelik BANTBORU Yarış Simülasyonunu başarıyla tamamladı. Ekibin, güneş enerjili araçlar kategorisinde en prestijli ve en büyük organizasyon olan Bridgestone World Solar Challenge 2023’e katılacak ARIBA ZES X aracı, Osmangazi Köprüsü’nü ve Çanakkale Boğazı’nı geçen ilk güneş arabası oldu. İstanbul – İzmir – Çanakkale rotasında, yarıştaki düzene benzer şekilde konvoy düzeni sağlanarak gerçekleştirilen 3 günlük simülasyonda, ekip içi görev dağılımları ve farklı senaryolara karşı adaptasyon konusunda deneyim kazanıldı.

    Dünyada üretilen her 100 araçtan 4’ünün kritik sistemlerinde ürünleriyle yer alan ve önümüzdeki 3 yıllık süreçte küresel otomotiv pazarındaki payını ikiye katlamaya hazırlanan BANTBORU, Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden İstanbul Teknik Üniversitesi’nin İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi’ne (İTÜ ZES GAE) Elmas Sponsor olarak destek oluyor.

    Kendi geliştirdikleri ARIBA ZES X aracıyla, güneş enerjili araçlar kategorisinde en prestijli ve en büyük organizasyon olarak Avustralya’da düzenlenecek Bridgestone World Solar Challenge 2023’e katılacak olan İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi, 1.300 kilometrelik BANTBORU Yarış Simülasyonunu başarıyla tamamladı. İstanbul – Çanakkale – İzmir rotasında gerçekleşen BANTBORU Yarış Simülasyonu, İstanbul – Çanakkale – İzmir rotasında, yarıştaki düzene benzer şekilde konvoy düzeni sağlanarak gerçekleştirildi. 14 – 16 Nisan tarihlerinde gerçekleşen 3 günlük simülasyonda, ekip içi görev dağılımları ve farklı senaryolara karşı adaptasyon konusunda deneyim kazanıldı. 5 pilot adayı ile sürüş gerçekleştirilen simülasyon kapsamında, BANTBORU Ar-Ge Merkezi iş birliğinde üretilen yeni motor jantının testi de gerçekleştirildi. 

    Gençlerin mobilitenin geleceğine yönelik azmini desteklemekten mutluluk duyduklarını ifade eden BANTBORU CEO’su Sinan Gider, “Çevre, ekonomi, toplumsal eşitlik üçgeninde sürdürülebilirlik odağını, işimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Yenilenebilir enerji kullanımı, enerji verimliliği, karbon ayak izimizin azaltılması, sıfır atık konularına odaklanıyor ve bu konularda sadece üretim faaliyetlerimizde değil, üretim dışı faaliyetlerimizde de değer zincirimize yayılacak adımlar atıyoruz. İTÜ ZES GAE’nin ülkemize büyük prestij kazandıran projelerine destek vermek bizlere büyük gurur ve heyecan veriyor. Sponsorluk desteğimizin yanı sıra, BANTBORU Ar-Ge ve Üretim ekiplerimiz, İTÜ ZES GAE’nin öğrencilerden oluşan yetkin ekipleriyle koordineli bir şekilde araçların farklı teknik ihtiyaçlarına destek veriyorlar. İş birliğimiz kapsamında ayrıca, öğrenci gençlere BANTBORU bünyesinde staj imkanları sunacağız. Böylece ülkemizin en kapsamlı özel sektör – üniversite iş birliklerinden birine imza atıyoruz. İTÜ ZES GAE ekibinin ve ARIBA ZES X’in BANTBORU Yarış Simülasyonunu başarılı bir şekilde tamamlaması, heyecanımızı daha da artırdı” şeklinde konuştu.

    Bu tür uzun süreli yol testlerinin yarışa hazırlanmaları için çok önemli olduğunu belirten İTÜ ZES GAE akademik danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Alper Tolga Çalık, “Yol testleri aynı zaman oldukça da maliyetli. BANTBORU’ya hem maddi destekleri hem de en kritik parçalardan olan motor jantını imal ederek gösterdikleri iş birliği için teşekkür ediyoruz” dedi.

    10 farklı lisans bölümünden 25 adet öğrenci ve ekip akademik danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Alper Tolga Çalık’ın katılımıyla gerçekleşen BANTBORU Yarış Simülasyonunda, ekibin her bir üyesi operasyon sürecinde farklı bir görev yaptı. Simülasyon boyunca, Buse Öğretir, Çağdaş Karahan, M. Kaan Özkan, Levent Çolakoğlu ve Mehmet Şahin olmak üzere 5 pilot adayı ile sürüş gerçekleştirildi. Pilot adayları, bu yolculuk öncesinde bilgisayar simülasyonları ve kampüs içi testler ile eğitildiler.

    BANTBORU Yarış Simülasyonunun temel amaçlarından birini, aracın tek enerji kaynağı güneş enerjisini verimli kullanarak, ARIBA ZES X’i hiç şarj etmeden tüm test rotası boyunca sürülmesini sağlamak oluşturdu. Bir diğer amaç, ise ARIBA ZES X’i farklı yol eğimlerinde ve farklı seyir hızlarında sürerek ekibin Strateji Grubu için performans verileri elde etmek oldu. Test boyunca en çok kullanılan hız aralığı 55 – 75 km/saat aralığı olurken, yol boyunca test edilen en yüksek seyir hızı 97 km/saat oldu. Testin bir diğer önemli amacı olan hava durumunun performansa etkisi de gözlemlenerek güneş panellerinin farklı hava durumları ve ışıma değerlerinde ne kadar güç üretebildiğine dair kritik veriler elde edildi. Yarış simülasyonu boyunca parçalı bulutlu hava, tamamen kapalı hava, bulutsuz/güneşli hava ve yağmurlu hava gibi farklı koşullarda hem güneş panellerinin hem de aracın sürüş performansı test edildi.

    Yol boyunca araçtan toplanan veriler ile aracın tüketim değerleri ölçüldü ve bu verilere göre aracın ne kadar enerji harcadığı hesaplandı. Böylece önceden koşulan simülasyonlarla aracın gerçek verilerinin doğrulaması gereken ölçüm veri tabanı oluşturuldu. Ekibin Strateji Grubu test sonrasında ölçülen bu verileri kullanarak, simülasyonlarda hesaplanan tüketim değerleri ile gerçek hayatta ölçülen değerlerin tutarlılığını kontrol edecek imkana kavuştu. Strateji Grubu ayrıca, sürüş profillerinde iyileştirmeler yaparak değişen hava durumu senaryolarına karşı dinamik olarak reaksiyon göstererek izlenecek sürüş profilleri konusunda da ilk önemli tecrübeler edindi.

    Simülasyon kapsamında BANTBORU Ar-Ge Merkezi iş birliğinde üretilen yeni motor jantının da test edildiğini söyleyen İTÜ ZES GAE Mühendislik Takımı Lideri M. Anıl Korkmaz, “BANTBORU Yarış Simülasyonunda ayrıca, ARIBA ZES X’in yeni güneş paneli konfigürasyonunun ve panellerden elde edilen enerji ile bataryanın şarj edilmesini sağlayan yeni MPPT sistemini de denedik” dedi.

    BANTBORU Yarış Simülasyonu boyunca önemli verilerin kayıt altına alındığını söyleyen İTÜ ZES GAE Strateji Grubu Sorumlusu Efe Tosun, “Farklı yol ve eğimlerdeki tüketimler, panellerin ürettiği güç ve motor performansı gibi ARIBA ZES X’e ait önemli performans verilerini kaydettik. Bu veriler, Bridgestone World Solar Challenge 2023 yarışında izlenecek olan yarış stratejisinin kurulmasında önemli ve yol gösterici olacak” dedi.

    Ekibin tüm çalışmalarının Bridgestone World Solar Challenge 2023 yarışması için olduğunu belirten İTÜ ZES GAE Proje Yöneticisi Abdullah Çalışkan, “Bilime, teknolojiye, eğitime değer veren ve en önemlisi ekibi benimseyen BANTBORU ile bu zorlu yol testini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ekibimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 250. yılında bu kıymetli temsiliyet için çalışıyor” dedi.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Şirketler hazine değerindeki bilgilerini ikinci el cihaz fiyatına satıyorhaberi

    Şirketler hazine değerindeki bilgilerini ikinci el cihaz fiyatına satıyorhaberi

    ESET, kullanılmayan ve ikinci el piyasasında satılan yönlendiricilerle ilgili yeni araştırmasını duyurdu.

    Dijital güvenlikte dünya lideri olan ESET, kullanılmayan ve ikinci el piyasasında satılan kurumsal ağ cihazları olan yönlendiricilerle (router) ilgili yeni araştırmasını açıkladı. ESET, 16 farklı ağ cihazından gelen yapılandırma verilerini inceledikten sonra, bunların yüzde 56’dan fazlasının hassas şirket verileri taşıdığını tespit etti. 

    En basit tanımı ile iki ağ arasında güvenli bir şekilde veri aktarımı sağlamak için kullanılan donanımsal cihazlar olan yönlendiriciler bugün orta ve büyük ölçekteki her şirket tarafından kullanılıyor. ESET’in  gerçekleştirdiği araştırma kapsamında ikinci el piyasasından satın aldığı yönlendiricilerin yüzde 56’dan fazlası, kurumsal kimlik bilgileri, VPN ayrıntıları, kriptografik anahtarlar ve daha birçok hassas veriden oluşan bir hazine içeriyor. Bu veriler yanlış ellere geçtiğinde  veri ihlaline yol açabilecek ve şirketi, ortaklarını ve müşterilerini riske atabilecek bir siber saldırıya neden olabilir. 

    Tüm yapılandırma verilerinin olduğu bu dokuz cihazda aynı zamanda yüzde 22 oranında müşteri verisi, yüzde 33 oranında ağa üçüncü taraf bağlantılarının erişim sağlamasına yarayacak veriler, yüzde 44 oranında güvenilir bir taraf olarak diğer ağlara bağlanmak için kimlik bilgileri, yüzde 89 oranında belirli uygulamalara özgü bağlantı ayrıntıları, yüzde 89 oranında yönlendiriciden yönlendiriciye kimlik doğrulama anahtarları,  yüzde 100 oranında bir veya daha fazla IPsec veya VPN kimlik bilgisi veya hashlenmiş root parolalar ve yine yüzde 100 oranında eski sahibini tespit etmek için yeterli veri yer alıyordu. 

    Şirketlerin planları istenmeyen kişilerin eline kolaylıkla geçebilir

    Projeyi yöneten ESET Güvenlik Araştırmacısı Cameron Camp şu bilgileri paylaştı: “Tespit ettiklerimizin potansiyel etkisi son derece endişe verici  ve bir uyarı niteliğinde. Orta ölçekli ve kurumsal şirketlerin, eski cihazlarını kullanım dışı bırakmak için katı güvenlik önlemleri almasını bekliyorduk, ancak durum tam tersi yönde gelişti. İkinci el piyasasından aldığımız cihazların çoğunda şirketin dijital planının yanı sıra temel ağ bilgileri, uygulama verileri, kurumsal kimlik bilgileri ve ortaklar, satıcılar ve müşteriler hakkında bilgiler yer alıyor. Bu nedenle kuruluşlar kullanım dışı bıraktıkları cihazlarda hangi verilerin kaldığı konusunda daha dikkatli olmalıdır.” 

    Kuruluşlar, genellikle dijital ekipmanın güvenli bir şekilde imha edilmesini veya geri dönüştürülmesini ve bunların içerdiği verilerin silinmesini doğrulamakla görevli üçüncü taraf şirketler aracılığıyla eskiyen teknolojiyi geri dönüştürüyor. Bir e-atık şirketinden kaynaklanan hata veya şirketin kendi imha süreçlerinden kaynaklanan bir hata olsun, yönlendiricilerde birçok veriyi açığa çıkarıyor. 

    ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Erkan Tuğral yapılan araştırma ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Birçok iş yeri ortamında artık kullanılmayan yönlendiriciler imha edilmeden yenisi ile değiştiriliyor. Ancak atılan yönlendiricinin kaderi, yerini alan yeni cihazın sorunsuz bir şekilde çalışması kadar önemli. Ne yazık ki, çoğu zaman bunu umursamıyoruz.  ESET araştırma ekibi, bir test ortamı yaratmak için birkaç kullanılmış yönlendirici satın aldı. Satın alınan cihazların birçoğunda daha önce kullanılan yapılandırmalar silinmemişti ve daha da kötüsü cihazlardaki verilerin silinmediğini öğrendiklerinde ekip üyeleri şaşkınlığa uğradı. Çünkü bu veriler ağ yapılandırmalarının ayrıntılarının yanı sıra yönlendiricinin önceki sahiplerini belirlemek için de kullanılabilir. 

    Tespit edilen bilgiler yönlendiricilerin ait olduğu kuruluşlarla paylaşıldı.

    ESET’ten Cameron Camp ve Tony Anscombe şu bilgileri paylaştılar: “Bu araştırmadaki yönlendiriciler, orta ölçekli işletmelerden çeşitli sektörlerdeki küresel işletmelere (veri merkezleri, hukuk firmaları, üçüncü taraf teknoloji sağlayıcılar, üretim ve teknoloji şirketleri, yaratıcı firmalar ve yazılım geliştiriciler) kadar değişik birçok kuruluştan alındı. ESET bu araştırma çerçevesinde tespit ettiği bilgileri, yönlendiricilerin ait olduğu kuruluşlarla  paylaştı. Buradaki amaç, şirketlerin kullandıkları cihazların gözetim zincirindeki potansiyel risklerinden haberdar olmalarını sağlayarak işbirliği yapmaktı. Bilgi güvenliği ihlal edilmiş kuruluşlardan bazıları, ESET’in ısrarlı iletişim kurma girişimlerine şaşırtıcı şekilde tepkisiz kalırken, diğerleri olayı tam bir güvenlik ihlali olarak değerlendirip dikkate aldı. Kuruluşlara, cihazları imha etmek için güvenilir, yetkin bir üçüncü taraf firma ile anlaşmalarını veya kullanım dışı bırakma işlemini kendileri yapacaklarsa gerekli tüm önlemleri aldıklarından emin olmalarını hatırlatıyoruz. Bu durum, eski yönlendiricilerden, sabit sürücülerden ve ağın parçası olan herhangi bir cihaza kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. 

    Bu araştırmadaki bazı kuruluşlar muhtemelen imha hizmeti veren, tanınmış firmalarla sözleşme yaptıklarını düşündü, ancak verileri yine de sızdırıldı. Bunu göz önünde bulundurarak kuruluşların, bir cihaz fiziksel olarak binadan çıkartılmadan önce, içindeki verileri kaldırmak için üretici yönergelerine uymalarını öneriyoruz; bu, birçok BT personelinin üstesinden gelebileceği kolay bir iştir. Bu durumun olası sonuçlarını  ciddiye almanızı tekrar hatırlatıyoruz. Aksi halde maliyetli bir veri ihlali ve önemli bir itibar kaybıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.” 

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • DLSS 3 Oyun Kadrosu Returnal'la Genişliyor!haberi

    DLSS 3 Oyun Kadrosu Returnal'la Genişliyor!haberi

    NVIDIA geçtigimiz hafta, DLSS destekli oyun ve uygulamaların sayısının 290’a ulaştığını duyurmuştu. Returnal 25 Nisan tarihinde DLSS 3 desteği alıyor. DLSS 2 desteği alan oyunların sayısı artıyor. 

    Returnal için DLSS 3 Performans Desteği

    Şubat ayında PC’de piyasaya sürülen ve büyük beğeni toplayan Returnal, piyasaya çıkışıyla birlikte DLSS 2 ve ışın izleme desteği almıştı. 25 Nisan tarihinde Returnal, performansını daha da artıracak DLSS 3 güncellemesini alıyor. GeForce RTX 4090’da 2,2 kat artırılan kare hızları, oyunculara 180 FPS’nin üzerinde performans sağlarken; GeForce RTX 4080’de, DLSS desteği ve 140 FPS’in üzerinde oynanabilirlik sağlıyor. Diğer GeForce RTX 40 Serisi GPU’larda ise DLSS 3, ışın izleme ve tüm ayarlar maksimum seviyedeyken 4K’da 90 FPS+ oyun performansını sunuyor.

    DLSS 3, DLSS 2, Reflex ve ışın izleme desteği, herhangi GeForce RTX GPU’da veya dizüstü bilgisayarda, Returnal’ı en iyi şekilde deneyimlemeyi mümkün kılıyor.

    DLSS 2 Yüzlerce Oyuna Destek Sağlamaya Devam Ediyor

    NVIDIA’nın oyun geliştiricilere yardımcı olmak ve oyun entegrasyonunu kolaylaştırmak için sunduğu birçok araç, eklenti ve oyun motoru entegrasyonu sayesinde DLSS 2, tonlarca oyuna eklenmeye devam ediyor. DLSS 2 desteği alacak en son oyunlarsa şunlar:

    • Monster Energy Supercross – The Official Videogame 6 (DLSS 2 desteğiyle erişime açık)
    • GUN JAM (DLSS 2 desteğiyle erişime açık)
    • STRANGER OF PARADISE FINAL FANTASY ORIGIN (DLSS 2 desteğiyle erişime açık)

     

    Yeni #RTXON The Lord of the Rings: GollumTM Fragmanı Yayınlandı

    Yüzüklerin Efendisi: Gollum™ 25 Mayıs’ta piyasaya sürüldüğünde, GeForce RTX donanımına sahip PC oyuncuları, DLSS 3 ve DLSS 2 ile performansı hızlandırabilecek ve mümkün olan en yüksek kare hızlarında ışın izlemeli yansımaların ve gölgelerin keyfini çıkarabilecekler. Bunlara ek olarak, tüm GeForce oyuncuları NVIDIA Reflex ile sistem gecikmesini azaltabilecek ve GeForce GTX oyuncuları, sınıfının en iyisi platformdan bağımsız NVIDIA Image Scaling(NIS)  uzamsal yükseltme ve keskinleştirme algoritmasıyla performansı artırabilecek.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Türkiye'nin sosyal medya uygulaması Alanya'da doğduhaberi

    Türkiye'nin sosyal medya uygulaması Alanya'da doğduhaberi

    Filistinli iki kardeş tarafından Türkiye’de temelleri atılan sosyal medya uygulaması Touchapp, 100 binden fazla üyeye ulaştı. Touchapp ile ilgili kurucuları Islam Faisal ve Mohamad Faisal, şu bilgileri verdi: “Kaliteli paylaşımların yer aldığı bir platform olarak kullanıcısına zamanını faydalı bir şekilde geçirmeyi taahhüt ediyoruz. Şu anda kullanıcıların büyük bölümü Türkiye’den. Önce MENA pazarına, ardından gelecek 5 yılda dünya geneline yayılmak istiyoruz. Merkezimiz Alanya’da bulunuyor. Alanya’da olmak bizler için büyük bir şans. Her yıl milyonlarca turistin ağırlandığı bu bölge sadece turizmle değil gelecekte teknolojiyle de anılabilir. Alanya Türkiye’nin Silikon Vadisi olabilir.” 

    Dünyada son yıllarda internet kullanımı hızla artıyor. Telefonlardan elektrikli ev eşyalarına, otomobillerden fabrikalara kadar her şey ile internet üzerinden haberleşiliyor. Kullanıcılar da akıllı telefonları üzerinden toplantılara katılıyor, küçük ekrandan bir tıkla dünyanın herhangi bir yerine ulaşabiliyor. Tüm bunların dışında zamanın büyük çoğunluğu da geliştirilen sosyal medya uygulamalarında geçiriliyor. Sosyal medya uygulamalarına artan ilgi de yatırımcıları bu yöne çevirdi. Popüler uygulamalar özellikle ABD ve Çin gibi ülkelerde ortaya çıkarken, Türkiye’den de bu yönde bir hamle geldi. Uzun yıllar önce Türkiye’ye yerleşen ve farklı alanlarda yatırımlar yapan Filistinli iki kardeş Islam Faisal ve Mohamad Faisal, Alanya’da sosyal medya platformu Touchapp’i kurdu. Türkiye’den doğan Touchapp ile dünya çapında sosyal iletişim anlayışını değiştirmeyi, kişiselleştirilebilir bir sosyal medya platformu yaratmayı amaçladıklarını ifade eden Touchapp Kurucu Ortağı Islam Faisal, “Kaliteli paylaşımların yer aldığı bir platform olarak kullanıcısına zamanını faydalı bir şekilde geçirmeyi taahhüt ediyoruz. Ortak fikirli insanları buluşturan ve bugüne kadarki sosyal medya platformlarından ayrışarak fark yaratan bu uygulamayı, Türkiye’den dünyaya tanıtmış olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi.  

    SOSYAL İLETİŞİM İHTİYACINI KARŞILIYORUZ 

    Touchapp’in kuruluş hikayesini anlatan Islam Faisal, “Bir akşam kendime; dünyanın herhangi bir yerindeki kişilerle din, dil, ırk, maddi durum, sosyal durum fark etmeksizin, sadece insani açıdan herhangi bir dış etken olmadan samimice deneyimlerimizi, düşüncelerimizi, duygularımızı nasıl paylaşabileceğimizi sordum. Mevcut sosyal ağlarda bunu bulamadım. Ben de insanların sosyal iletişim ihtiyaçlarını karşılayan bir sosyal ağ kurmaya karar verdim. Bu esnada tüm dünyaya hayatta kalabilmek için dayanışmak gerektiği dersini veren pandemiyi yaşıyorduk. Birbirimizle iletişimimizin değerini artırmak, kendimiz ve gelecek nesiller için daha iyi şeyler inşa etmek için insanlığımızı her şeyin önüne koymamız gerektiğini biliyordum. Türkiye’de Alanya’dan kardeşim ve ben, insanlık ve değer mesajının, dünyanın gelecekte karşılaşabileceği zorluklar ve sınavlar karşısında hayatta kalmamızı sağlayabileceğine inandık.” diye konuştu.

    ALANYA ‘SİLİKON VADİSİ’ OLABİLİR 

    Kuruluşlarından bu yana 100 bin aboneye ulaştıklarını dile getiren Islam Faisal, şunları söyledi: “Bunların büyük bölümü Türkiye’den. Önce MENA pazarına, ardından gelecek 5 yılda dünya geneline yayılmak istiyoruz. Merkezimiz Alanya’da bulunuyor. Şu anda bünyemizde 45 kişiyi istihdam ediyoruz. Artan üye sayılarımızla birlikte çalışan sayımız da her geçen gün artıyor. Alanya’da olmak bizler için büyük bir şans. Her yıl milyonlarca turistin ağırlandığı bu bölge sadece turizmle değil gelecekte teknolojiyle de anılabilir. Alanya Türkiye’nin Silikon Vadisi olabilir.” Uygulamanın güvenliğinden de bahseden Islam Faisal, “Veriler, Google’ın bulut hizmetlerinde saklanıyor. Önlem amaçlı olarak da Touchapp kullanıcılarının hassas verilerini talep ve takip etmiyoruz. Ayrıca, Touchapp’ın kodlaması güvenli bir şekilde oluşturuldu ve korumayı iyileştirmek için de düzenli olarak kontrol ediyor ve güncelliyoruz.” ifadelerini kullandı. 

    ‘DÜNYAYI KÜÇÜK BİR KASABA HALİNE GETİRMEK İSTİYORUZ’

    İki kardeş olarak finans ve hemşirelik alanlarında eğitim gördüklerini söyleyen Touchapp Kurucu Ortağı Mohamad Faisal, “Türkiye’de ailelerimiz müteahhitlik, otomotiv, otelcilik alanlarında yatırımlar yaptı. Biz de Türkiye’de kazandığımız yüz binlerce dolarlık kaynağı, yine Türkiye’de teknolojiye yatırmış olduk. Touchapp sosyal iletişim konsepti, kullanıcıların herhangi bir coğrafi sınırlama olmaksızın dünyanın her yerindeki benzer fikre sahip insanlarla bağlantı kurma imkanı vererek, insanların birbirleriyle iletişim kurma ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde oluşturuldu. Her kullanıcı yer fark etmeksizin soru sorabilir, fikrini paylaşabilir, ilgilenen topluluklara yeteneklerini sergileyebilir. Böylelikle bir değer üretilebilir ve topluluk üyeleri arasında entelektüel iletişim geliştirilir. Sosyal medyayı zaman kaybetmek için değil, fayda sağlamak için kullanabilirsiniz. Dünya, kullanıcının konumları ve toplulukları arasında sınırlar olmaksızın serbestçe hareket edebileceği küçük bir kasaba haline gelir ve aynı zamanda büyük topluluktan en çok paylaşımda bulundukları kişileri ekleyerek kendi toplumlarını kurmaya başlayabilirler.” diye konuştu. 

    ‘INFLUENCER YOK, TOPLULUK LİDERİ VAR’

    Touchapp’ın, her kullanıcı için ortak zihne sahip insanlara ulaşmak için benzersiz bir çözüm sunduğunun ve aralarındaki değerli iletişimi teşvik ettiğinin altını çizen Mohamad Faisal, “Toplulukla paylaşılan tüm içerikler, herhangi bir nefret söylemi, zorbalık veya ırkçılık taşımadığından emin olmak için Touchapp tarafından gözden geçirilir ve topluluk üyelerinin birbirleriyle etkileşime girmesi için temiz ve güvenli bir ortam sağlanır. Öte yandan Touchapp sosyal medyada mahremiyetin anlamını değiştirmiş, mevcut sosyal ağlarda özel hayatın sahteliği ve teşhiri kullanıcılar için büyük sorun oluşturduğundan, Touchapp özel hayat içeriklerini kullanıcıların mahremiyetinin korunmasını artırmak için sadece aile ve arkadaşlardan seçilmiş kullanıcılarla paylaşılmak üzere ayırmaya imkan verir. Ayrıca, Touchapp platformu içinde ‘influencer’ yoktur. Paylaştıkları değerli içerikler ve bilgilerle her toplum için fayda sağlayan topluluk liderleri vardır. Bununla birlikte, algoritmanın takipçi sayısı ve popülerliğe göre tercihleri olmaksızın, tüm kullanıcılar topluluğa eşit erişim şansına sahiptir. Kullanıcılar her zaman sadece kendi ilgi alanlarına yönelik içerikleri algoritma müdahalesi olmadan görme ayrıcalığına sahipler ve bu tercihlerini de istedikleri zaman değiştirebiliyorlar.” ifadelerini kullandı. 

    GELİR GETİREN MODELLER YARATILDI

    Touchapp kullanıcılarına gelir getirici modeller de yarattıklarını ifade eden Mohamad Faisal, sözlerine şöyle devam etti: “Touchapp kullanıcıları pek çok şekilde para kazanabilir. İlk olarak, topluluk için değerli içerik yaratarak Touchapp’ten doğrudan destek alabilir. Touchapp şu anda 500’ün üzerinde topluluk liderini destekliyor. Akıllı pazarlama özellikleri sayesinde normal kullanıcılar dahi Touchapp ile para kazanabilir. İhtiyaç ve ilgilerine göre reklamları izleyerek doğrudan gelir elde edebilirler. Kullanıcılar ayrıca, görmek için üyelik gerektiren ve özel seçilmiş premium içerikler barındıran işletme hesapları oluşturabilir. Ayrıca, Touchapp olarak, toplulukla paylaşılan tüm içeriği incelerken yalan haberlerin yayılmasını önlemek için elimizden geleni yapıyoruz. Gelecekte haber paylaşımı, güvenilir haber kaynağı olan gazetecilere özel olacaktır. Bu kapsamda gazetecilerin ‘basın hesabı’ adıyla özel bir hesapları olacak ve içerikleri diğer içeriklerden farklı görünecek. Böylece, kullanıcılar yayıncının güvenilir bir haber kaynağı olduğunu anlayabilecek.”

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Gizli İsyan ve 2023 Dünya Şampiyonası Call of Duty®: Mobile'ın 4. Sezonu ile Başlıyorhaberi

    Gizli İsyan ve 2023 Dünya Şampiyonası Call of Duty®: Mobile'ın 4. Sezonu ile Başlıyorhaberi

    Call of Duty®: Mobile’ın 2023 yılı 4. Sezonu olan “Gizli İsyan”, 26 Nisan’da başlıyor. Yeni sezonla birlikte ayrıca Call of Duty: Mobile Dünya Şampiyonası 2023 turnuvası da 1.3 Milyon dolarlık ödül ile geri dönüyor.

    2023 yılı dördüncü sezonu olan “Gizli İsyan” ile oyuncular gölgelerde gizlenen sırları ortaya çıkarmak için mücadele verecek. Yeni sezonda oyuna yeni çok oyunculu harita olan Arsenal, yeni Büyük Savaş: Çatışma oyun modu, yeni Makarov silahı ve özel tematik etkinlikler geliyor.

    26 Nisan’da Android ve iOS üzerinden erişilebilir olacak yeni sezonla birlikte oyuncular yeni savaş biletinin yanı sıra Amerikan Bulldog – İç Kızıl ve Dame – Zehirli Pençe operatörlerini, yeni Şok Dalgası BR sınıfı, OTs 9 SMG silahı, yeni silah tasarımları, profil kartları, tılsımlar, oyun içi puanlar (CP) ve sezon boyunca eklenecek çok daha fazla içeriği kazanma fırsatı yakalayacak.

    Ek olarak, dünyanın dört bir yanından en iyi takımların yarıştığı, ESL FACEIT Group ile ortaklaşa canlı yayınlanan ve Snapdragon Pro Series’in ev sahipliği yaptığı destansı bir 2022 sezonunun ardından; Call of Duty: Mobile Dünya Şampiyonası 1.3 Milyon dolarlık devasa ödül havuzuyla geri dönüyor. Tüm oyuncular, 4. sezonla birlikte oyun destansı yeni silahlar ve operatörler de dahil olmak üzere oyun içi ödüller kazanmak için yarışabilir ve oyunun sonraki aşamalarına katılmaya hak kazanabilirler.

    Her seviyeden oyuncu için hazırlanan Call of Duty: Mobile Dünya Şampiyonası 2023, Kuzey Amerika, Orta Doğu/Avrupa/Kuzey Afrika, Hindistan, Latin Amerika ve Japonya’da Snapdragon Pro Serisi aracılığıyla bölgesel olarak yürütülen birden fazla aşamada gerçekleşecek. Turnuvanın birinci aşaması, bu heyecan verici ve küresel rekabet edilen etkinliğin başlangıcında kaydolan tüm oyunculara, yeni bir profil çerçevesi, silah kaplaması ve profil kartı hediye edecek.

    Call of Duty: Mobile’ın yeni sezonu “Gizli İsyan” hakkında ayrıntılı bilgi için resmî web sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • PUBG MOBILE Sevilen İsimleri Deprem Bölgesindeki Çocuklarla Bir Araya Getirdihaberi

    PUBG MOBILE Sevilen İsimleri Deprem Bölgesindeki Çocuklarla Bir Araya Getirdihaberi

    PUBG MOBILE Türkiye, YouTube’un sevilen içerik üreticileri Mami Emen, Sefa Kındır ve ekibi ile birlikte 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamak için üç farklı şehre giderek, deprem bölgesindeki çocuklarla bir araya geldi.

    Dünyanın en popüler mobil oyunlarından PUBG MOBILE, Ramazan Bayramı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamak için deprem bölgesindeki üç farklı şehre giderek çocuklarla bir araya geldi. 

    Mami Emen, Sefa Kındır, Emre Gül, Murat Sungurtekin ve Sinan Poyraz dayanışma ruhunu hatırlatmak ve deprem bölgesindeki çocukların yüzünü güldürebilmek için Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’ya gitti. Bölgedeki çocuklar ile bir araya gelen ekip, oyuncaklar dağıtarak duygusal ve bir o kadar da anlamlı bir videoya imza attılar.

    Mami Emen, Sefa Kındır ve arkadaşlarının çocuklarla bir araya geldiği anların videosu PUBG MOBILE Türkiye YouTube kanalında izlenebilir. 

    Depremin ilk günlerinde 3.7 milyon TL bağış yapan PUBG MOBILE, geçtiğimiz yıllarda başlatılan yardımlaşma içeriklerini de gelenekselleştirmeye devam ediyor. Bayramlarda ihtiyaç sahipleri ile bir araya gelmeye ve toplumsal problemlere dikkat çekmeye devam eden PUBG MOBILE Türkiye ekibi ayrıca 2021’de yaşanan yangınlar sonrasında TEMA Vakfı’nın başlattığı “Yeniden Yeşerteceğiz” kampanyasına 10 bin fidan bağışıyla destek vermişti. 

    Türkiye’de 5. yılını geride bırakan PUBG MOBILE, oyunculardan aldığı geri bildirimlere değer veriyor ve her zaman kültürümüzü, tarihimizi ve yardımlaşma değerlerimizi takdir eden içeriklerle oyuncularla buluşmaya devam ediyor. PUBG MOBILE, önümüzdeki dönemlerde de yerel alışkanlıklara dokunan yenilikçi içeriklerle oyuncuların hayatlarına daha fazla dokunmaya devam edecek.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı