Kategori: Teknoloji

  • Kapsül Teknofest'e 11 Ödülle Damga Vurduhaberi

    Kapsül Teknofest'e 11 Ödülle Damga Vurduhaberi

    Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesine katkıda bulunmak için kurulan Kapsül Teknoloji Platformu, dünyanın en büyük bilim ve teknoloji festivali TEKNOFEST’te elde ettiği başarılarla Konya’nın gururu oldu. 

    TEKNOFEST 2023’te Konya takımları 24 kupa alma başarısı gösterirken bunun 11’i KAPSÜL’den geldi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, üstün başarılarından dolayı KAPSÜL takımlarını tebrik ederek başarılarının devamını diledi.

    Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren KAPSÜL Teknoloji Platformu, TEKNOFEST 23’e bu yıl da damga vurdu.

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesine katkı sunacak bir nesil yetiştirmeyi arzu ettiklerini ifade ederek, bilim ve teknoloji çağında çocukların ve gençlerin en iyi şekilde bu çağa ayak uydurmaları ve üstün başarılar elde etmeleri adına önemli çalışmalar yürüttüklerini vurguladı.

    Zindankale Yerleşkesi’nde faaliyetlerini sürdüren KAPSÜL Teknoloji Platformu’nun bilime meraklı gençleri ülkemizin yarınlarına hazırladığını kaydeden Başkan Altay, “Türkiye Yüzyılı’nı gençlerimizle birlikte inşa edeceğiz inşallah. Konya’mızdan katılan takımlar dünyanın en büyük bilim ve teknoloji festivali TEKNOFEST’te her yıl üstüne koyarak yoluna devam ediyor. Bu yıl da Konya takımlarımız aldığı 24 kupa ile göğsümüzü kabarttı. Bu 24 kupanın 11’inin sadece KAPSÜL Teknoloji Platformumuzdan gelmesi de bizi son derece mutlu etti. Konya’mızın gururu olan tüm gençlerimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.

    TEKNOFEST 2023, 27 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havaalanı’nda bu yıl da büyük bir coşkuya sahne oldu. Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Milli Teknoloji Hamlesine katkıda bulunmak için 2021 yılında kurulan KAPSÜL Teknoloji Platformu da kurulduğu bu kısa süre içerisinde geliştirdiği projelerle TEKNOFEST’te adından söz ettirmeye devam ediyor.

    TEKNOFEST 2023’TE KAPSÜL’E 11 ÖDÜL BİRDEN

    TEKNOFEST’te finale kalan Konya Büyükşehir Belediyesi KAPSÜL Teknoloji Platformu, açıklanan alanlarda 11 ödülün sahibi oldu. Alınan ödüller şu şekilde: “Selçuk Kapsül Hyperloop Takımına Hyperloop Geliştirme Yarışması’nda 1.’lik Ödülü, Pardus 21 Hata Yakalama ve Öner Yarışması’nda Kapsül MSR AİHL. 1.’lik Ödülü, KTÜN Kapsül Yazgit Barbarov Takımına İnsansız Su Altı Sistemleri Yarışmasında 2.’lik Ödülü, Kapsül Ekşi Team Takımına Pardus 21 Hata Yakalama ve Öneri Yarışması’nda 2.’lik Ödülü, Efficiency Challenge Elektrikli Araç finalinde yarışan Karatay Kapsül Otonom ve Elektrikli A.T. Takımına İvmelenme Yarışması’nda 3.’lük Ödülü, NEÜ Kapsül Alaca Team Uluslararası İHA Yarışması Performans Ödülü, Sancaktar Takımına Uluslararası İHA Yarışması Performans Ödülü, KTÜN Kapsül Şuuri Takımına Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışmasında 3.’lük Ödülü, Ön Kuluçka Programında bulunan HARSAT Girişimcileri, TÜBİTAK 2242 Araştırma Proje Yarışmaları, Sosyal Girişimcilik ve İnovasyon Kategorisinde 3.’lük Ödülü, Girişimci KİDOSE Ekibine; T3 Girişim Programı kapsamında 150 bin TL hibe destekli “Ön Kuluçka Programı’nda” Yer Alma Ödülü, KTÜN Kapsül Şuuri Takımına Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışmasında En İyi Sunum Ödülü.”

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Samsung'un tüm ürün grupları ve deneyim alanı İstanbul İstinyePark'tahaberi

    Samsung'un tüm ürün grupları ve deneyim alanı İstanbul İstinyePark'tahaberi

    Teknoloji devi Samsung’un İstanbul’daki yeni deneyim mağazası İstanbul İstinyePark Alışveriş Merkezi’nde açıldı. 350 metrekare alana yayılan iki katlı mağazada, tüm ürün gruplarının yanı sıra “Çoklu Bölüm Deneyim Alanı” olarak adlandırılan deneyim alanı da bulunuyor. 

    Teknolojinin lider markalarından Samsung, İstanbul’daki yeni Samsung mobil deneyim mağazası İstinyePark’ta açtı. İstinyePark’ın -2’inci katında bulunan mağaza, iki katlı ve 350 metrekarelik bir alana yayılıyor. Samsung’un mobil ürünler, aksesuar, TV, beyaz eşya ve monitör olmak üzere tüm ürün gruplarının satışa sunulan mağazanın üst katındaysa bir deneyim alanı bulunuyor. Bu deneyim alanında Samsung’un geleceğin ev teknolojileri vizyonu olarak tanıttığı SmartThings dünyası yaşatılıyor. SmartThings özelliği sayesinde tüm evin tek bir noktadan yönetilebildiği, birbiriyle entegre bir sistem deneyimi ziyaretçilerle buluşuyor. Kullanıcılara en yeni teknolojileri deneyimleme imkanının sunulduğu yeni Samsung mobil deneyim mağazasında önümüzdeki dönemde özel lansmanlar ve eğitimler de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

    “Müşterilerimizin ürünlerimizi deneyimlemelerine önem veriyoruz”

    İstanbul İstinyePark’ta açılan yeni deneyim mağazası ve mağaza yatırımlarıyla ilgili Samsung Electronics Türkiye tarafından şu açıklamalarda bulunuldu:  

    “Yıllardır teknolojiye yön veren bir şirket olarak tüketici deneyimine son derece önem veriyoruz. Müşterilerimizin kendilerini özel hissedecekleri bir ortamda ürünlerimizi rahat bir şekilde deneyimlemelerine özen gösteriyoruz. Bu nedenle mağaza yatırımlarımızı artırmaya devam ediyoruz. Mağazalarımızın metrekare ve sayılarını artırma hedefimiz doğrultusunda İstanbul İstinyePark’ta yeni mağazamızın açılışını gerçekleştirdik. Yeni mağazamızla birlikte 2023 yılının geri kalan döneminde de  birçok ürün grubumuzda pazar liderliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.” 

    Samsung’un yeni deneyim mağazasının açılışı, 29 Nisan Cumartesi günü özel sürprizlerle ziyaretçilerini ağırladı. Mağazanın açılışı için düzenlenen kutlamaya Samsung Electronics Türkiye CEO ve Başkanı Philip Choi, Mobil İş Biriminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Murat Azdemir, Tüketici Elektroniği İş Biriminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Mert Gürsoy ve çok sayıda yönetici katıldı.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • APT Q1 2023 özeti: Gelişmiş teknikler, geniş ufuklar, yeni hedeflerhaberi

    APT Q1 2023 özeti: Gelişmiş teknikler, geniş ufuklar, yeni hedeflerhaberi

    Kaspersky’nin en son yayınladığı Gelişmiş Kalıcı Tehditler (APT) trendleri raporu, 2023’ün ilk çeyreğinde bir dizi kampanyaya dahil olan yeni ve yerleşik aktörlerin durumunu ve APT faaliyetlerine dair hareketleri ortaya koydu. Rapor, geçen süre zarfında APT aktörlerinin araç setlerini güncellemekle meşgul olduklarını ve saldırı vektörlerini hem coğrafi konum hem de hedef sektörler açısından genişlettiklerini gösteriyor.

    Kaspersky araştırmacıları, içinde bulunduğumuz yılın ilk üç ayında APT grupları tarafından dünya genelinde gerçekleştirilen siber saldırılarda kullanılan yeni araçları, teknikleri ve kampanyaları ortaya çıkardı. APT trendleri raporu, Kaspersky’nin özel tehdit istihbaratı araştırmalarından ve önemli gelişmelere dair gözlemleri sırasında ortaya çıkan siber olaylardan derlendi. Raporda, aşağıdakiler de dahil olmak üzere şu trendler vurgulandı:

    Yeni teknikler ve güncellenmiş araçlar çoğalıyor

    APT aktörleri, tespit edilmekten kaçınmak ve hedeflerine ulaşmak için sürekli olarak saldırıları gerçekleştirmenin yeni yollarını arıyor. 2023 yılının ilk çeyreğinde Kaspersky araştırmacıları, uzun yıllardır APT alanında yer alan Turla, MuddyWater, Winnti, Lazarus ve ScarCruft gibi yerleşik tehdit aktörlerinin yerinde saymadığını ve araç setlerini geliştirmeye devam ettiğini gördü. Örneğin Turla, daha önce Tomiris tarafından kullandığı bilinen ve kendisi için nispeten sıra dışı bir araç olan TunnusSched arka kapısını kullanırken tespit edildi. Bu durum, yerleşik APT aktörlerinin oyunda bir adım öne geçmek için taktiklerini adapte etmeye ve geliştirmeye devam ettiklerini gösteriyor.

    Ayrıca Trila gibi yeni keşfedilen tehdit aktörlerinin Lübnan devlet kurumlarını hedef alan kampanyaları da gözlemlendi.

    Daha fazla sektör APT aktörlerinin ilgisini çekiyor

    APT aktörleri, devlet kurumları ve yüksek profilli hedefler gibi geleneksel kurbanlarının ötesine geçerek havacılık, enerji, imalat, emlak, finans, telekom, bilimsel araştırma, BT ve oyun sektörlerini de kapsayacak şekilde genişlemeye devam ediyor. Söz konusu şirketler, ulusal önceliklerle ilgili stratejik gereksinimlere hizmet eden veya gelecekteki kampanyaları kolaylaştırmak için ek erişimlere yol açabilecek vektörler oluşturan önemli miktarda veriye sahip.

    Coğrafi genişleme devam ediyor

    Kaspersky uzmanları bu dönemde gelişmiş APT aktörlerinin Avrupa, ABD, Orta Doğu ve Asya’nın çeşitli bölgelerine odaklanan saldırılar gerçekleştirdiğine tanık oldu. Daha önce çoğu aktör belirli ülkelerdeki kurbanları hedef alırken, artık giderek daha fazla APT grubu küresel ölçekteki kurbanları hedef alıyor. Örneğin daha önce Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki kuruluşları hedef almayı tercih eden bir tehdit aktörü olan MuddyWater, kötü niyetli faaliyetlerini Suudi Arabistan, Türkiye, BAE, Mısır, Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt’teki hedeflerine ek olarak Azerbaycan, Ermenistan, Malezya ve Kanada’daki kuruluşları kapsayacak şekilde genişletti.

    Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) Güvenlik Araştırmaları Lideri David Emm, şunları söyledi: “On yıllardır tehdit ettiğimiz aynı APT aktörleri sürekli olarak yeni tekniklerle ve araç setleriyle karşımıza çıkıyor. Buna ek olarak yeni tehdit aktörlerinin de ortaya çıkması, APT ortamının özellikle içinde bulunduğumuz çalkantılı zamanlarda hızla değiştiğini gösteriyor. Kuruluşlar bu duruma karşı tetikte olmalı, mevcut ve yeni ortaya çıkan tehditlere karşı savunma yapmak için tehdit istihbaratı ve uygun araçlarla donatıldıklarından emin olmalıdır. Kaspersky olarak bu alandaki görüşlerimizi ve bulgularımızı paylaşarak, siber güvenlik profesyonellerinin yüksek profilli tehditlere karşı hazırlıklı olmalarını sağlamayı amaçlıyoruz.” 

    APT Q1 2023 trendleri raporunun tamamını okumak için Securelist sitesini ziyaret edebilirsiniz.

    Kaspersky araştırmacıları, bilinen veya bilinmeyen tehdit aktörlerinin hedefli saldırılarının kurbanı olmamak için aşağıdakileri öneriyor:

    • Microsoft Windows işletim sistemini ve diğer üçüncü taraf yazılımları mümkün olan en kısa sürede güncelleyin ve bunu düzenli bir alışkanlık haline getirin.
    • GReAT uzmanları tarafından geliştirilen Kaspersky çevrimiçi eğitimiyle siber güvenlik ekibinizi en son hedefli tehditlerle mücadele edecek bilgilerle donatın.
    • Uç nokta düzeyinde tespit, araştırma ve olayların zamanında düzeltilmesi için Kaspersky Endpoint Detection and Response gibi EDR çözümlerini kullanın.
    • Temel uç nokta korumasını benimsemenin yanı sıra, Kaspersky Anti Targeted Attack Platform gibi gelişmiş tehditleri ağ düzeyinde erken bir aşamada tespit eden kurumsal düzeyde bir güvenlik çözümünü benimseyin. 
    • Birçok hedefli saldırı kimlik avı veya diğer sosyal mühendislik teknikleriyle başladığından, Kaspersky Automated Security Awareness Platform gibi güvenlik farkındalığı eğitimlerine başvurun ve ekibinize pratik beceriler kazandırın.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • “Bilişim 500 Araştırması" Başvuruları  26 Mayıs'a Kadar Uzatıldıhaberi

    “Bilişim 500 Araştırması" Başvuruları 26 Mayıs'a Kadar Uzatıldıhaberi

    Türkiye’nin en büyük 500 bilişim firmasının hem genel bazda hem de faaliyet gösterdikleri kategorilere göre sıralanacağı “Bilişim 500 – Türkiye’nin İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması” başvuruları 26 Mayıs 2023 Cuma tarihine kadar uzatıldı.

    M2S Araştırma şirketinin düzenlediği, ülkemiz bilişim sektörünün en önemli referans kaynağı kabul edilen “Türkiye’nin İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması-Bilişim 500” için 28 Nisan’a kadar belirlenen başvuru süreci, gördüğü yoğun talep nedeniyle 26 Mayıs’a kadar uzatıldı. Bu sene 24’üncüsünün gerçekleştirileceği ve 2023 sloganının “Yeni Yüzyılımızda Daha da İleri – Further”  olarak belirlendiği araştırmada 4 ana kategori ve alt kategorileri bazında Türkiye’nin en büyük 500 bilişim şirketi sıralanacak. Sektörün yüksek bir heyecanla beklediği araştırma sonuçları ise 9 Ağustos 2023’teki ödül töreninde duyurulacak.  

    Türkiye’nin en büyük 500 bilişim firmasının hem genel bazda hem de faaliyet gösterdikleri kategorilere göre sıralanacağı “Bilişim 500 – Türkiye’nin İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması” başvuruları 26 Mayıs 2023 Cuma tarihine kadar uzatıldı. Sektörün bugün ve geleceğinin masaya yatırıldığı, bilişim sektörünün nabzını tutan araştırma kapsamında bu sene girişimciler ile yatırımcılar “Yeni Yüzyılımızda Daha da İleri – Further” mottosu etrafında bir araya gelecek. Cumhuriyetin 100’üncü yılını kutlayacağımız bu sene, Bilişim 500’ün gündeminde bilişim özelinde Türkiye’nin her yerinden yapılan teknoloji atılımları olacak. 

    “Bilişim şirketlerimizin Bilişim 500’e gösterdiği ilgiden çok memnunuz”

    Bilişim 500 araştırmasının ülkemizin teknoloji gündemi ile kısa ve uzun vadedeki planlarına büyük katkı sunacak şekilde 24 yıldır kesintisiz veri aktardığını dile getiren BTHABER Şirketler Grubu Başkanı Murat Göçe; “Şirketlerin tablolara girmek için gösterdiği yoğun ilgiden çok memnunuz. Bu ülkemizdeki teknoloji yatırımlarının her geçen gün arttığının bir göstergesi. Küresel rekabetin yoğunluğuna baktığımızda, bilişim sektöründe teknolojilerin sürekli geliştirilmesi ve tüm alanlarda pek çok açıdan kullanımı ülkemizi rekabette kuşkusuz ki ileriye götürecektir. Geçtiğimiz senelerde bilişim ihracatlarını incelediğimizde Türkiye’nin yol almış olduğunu görebiliyoruz. Bu ilerleme, bilişim şirketlerinin inovatif ve kararlı bir şekilde doğru girişimlerde bulunmuş olmasının kritik önemini bizlere kanıtlıyor” dedi.

    Başvuru için bilgilerini sunan şirketler, rakiplerine kıyasla kendilerinin ve pazarın gelişimini izleyerek önlerindeki stratejileri ve planları Bilişim 500 sayesinde ulaştıkları verilere göre güncelleyebilecek. Tüm başvuru sahipleri, geçtiğimiz sene olduğu gibi yine Bilişim 500 kataloğunda yerini alacak ve törene davet edilecek. Ayrıca törende bu sene de sektörde 35 yılını geride bırakan yetkin isimler onurlandırılacak.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Palo Alto Networks kurumları fidye saldırganlarına karşı uyarıyorhaberi

    Palo Alto Networks kurumları fidye saldırganlarına karşı uyarıyorhaberi

    Palo Alto Networks Türkiye, Rusya CIS Direktörü Vedat Tüfekçi, fidye yazılımı saldırılarının 2022’de keskin bir şekilde arttığına dikkat çekerek “Ciddi araştırmalara göre fidye yazılımı saldırıları, küresel ölçekte tüm veri güvenliği ihlallerinin yüzde 25’ini oluşturuyor. Fidye yazılım saldırılarının yüzde 70’inde ise veri hırsızlığı gerçekleşti. En çok hedef alınan sektör ise üretim oldu. Dark Web bağlantılı taciz vakalarının hedefinde ise şirketlerin üst düzey yönetimi yer alıyor. Kurumlar, bu saldırılar sonrasında ciddi itibar ve maddi kayıplarla karşılaşıyor” dedi.

    İstanbul – Siber güvenlik riskleri arasında önemli bir yer tutan fidye yazılımları, yaygınlıkları ve yol açtığı zararlar nedeniyle güvenlik uzmanlarının ilgisini çekmeye devam ediyor. Siber güvenliği destekleyen yenilikçi çözümleri ile dijital dönüşümü hızlandıran Palo Alto Networks, iş dünyasının profesyonellerini, fidye yazılımlarındaki artışa ve kurumların için yarattığı risklere karşı bir kez daha uyardı. Palo Alto Networks Türkiye, Rusya, CIS Direktörü Vedat Tüfekçi, sağlık hizmetlerinden, enerji şebekesine ve güvenlik sektörüne kadar tüm kamu hizmetlerine sızabilme potansiyeli itibarıyla kurumların fidye yazılım tehdidine karşı hazırlıklı olması gerektiğini bildirdi.

    Palo Alto Networks’ün seçkin güvenlik uzmanlarından oluşturduğu ve küresel düzeydeki siber güvenlik ihlallerini 7/24 izleyen Unit 42 takımının hazırlamış olduğu 2022 Fidye Yazılım Tehdit Raporu’na göre 2021 yılında olay bazında saldırganların talep ettiği fidye miktarı ortalama yüzde 144 artışla 2,2 milyon dolara çıkarken, ödenen miktarlar da yüzde 78 artışla 541 bin doları aştı. Fidye yazılımlar, siber saldırganların sık kullandığı bir yöntem olarak 2020’den bu yana ortaya çıkan 130’dan fazla türevi ile kurumların bilgi güvenliğini tehdit ediyor.

    Vedat Tüfekçi, fidye yazılımı saldırılarının 2022’de keskin bir şekilde arttığına dikkat çekerek “Ciddi araştırmalara göre fidye yazılımı saldırıları, küresel ölçekte tüm veri güvenliği ihlallerinin yüzde 25’ini oluşturuyor. Kurumlar, bu saldırılarla ciddi itibar ve maddi kayıplarla karşılaşıyor” dedi.

    Veri hırsızlarının hedefinde “üretim sektörü” var

    Dünyada siber riskleri 7/24 izleyen Palo Alto Networks takımı Unit 42’nin fidye yazılımlarla ilgili paylaştığı 2023 tarihli en son raporuna göre ise (2023 Unit 42 Ransomware Threat Report) 2022 sonu itibarıyla fidye yazılım saldırılarının yüzde 70’inde veri hırsızlığı gerçekleşti. Bu tür saldırıların sonuca ulaşma düzeyi daha bir yıl önce yüzde 40 düzeyinde idi.

    Unit 42’nin Dark Web sızıntı sitelerine ilişkin analizi 2022’de 447 kuruluş ile en çok hedef alınan sektörün üretim olduğunu ortaya koyuyor. Unit 42 takımı, bu durumun, sektör tarafından kullanılan ve çeşitli nedenlerle güncellenmeyen yazılımlardan kaynaklandığına inanıyor. Saldırıların karakter değişikliğine dikkat çeken Unit 42 uzmanları, elde edilen verilerin özellikle Dark Web’de satışa çıkarılması ya da yayılmasıyla bağlantılı taciz vakalarının artışına vurgu yapıyor. Özellikle bu tacizler şirketlerin üst düzey yönetimini hedef alıyor. Taciz oranı 2021 yılında yüzde 1 seviyesindeyken geçen yıl yüzde 20 gibi çok yüksek bir orana erişti.

    Bulutta “organize işler”de ciddi artış

    Dünyadaki siber güvenlik risklerini yakından izlediklerini ifade eden Vedat Tüfekçi, fidye yazılımlarındaki artışın nedenleri hakkında şunları söyledi:

    “Pandemiyle birlikte küresel ölçekte uzaktan çalışma ve online ticaretin yükseldiği bir döneme girdik. Kritik sektörlerde üretimden tedarik zincirlerine kadar tüm iş süreçleri bulut üzerinden ve uzaktan yönetiliyor. Fidye yazılım girişimcileri, özellikle böyle bir dönemi fırsat olarak gördüler. Çoklu gasp gibi tekniklerle ve bulut üzerinden fidye yazılım kullanımını sunan ‘RaaS’ (ransomware as a service) gibi bulut hizmetleriyle artık çok daha organize ataklarda bulunabiliyorlar. Açığı keşfettikleri anda büyük maddi taleplerde bulunan saldırganlar, istekleri karşılanmadığında, hizmet durdurmaya yönelik DDoS saldırılarıyla markaların ve kurumların itibarlarını ciddi anlamda tehdit edebiliyor. Palo Alto Networks’ün seçkin Unit 42 takımı bu alandaki tüm gelişmeleri kesintisiz izleyerek ortaya çıkan yeni riskler karşısında siber güvenlik çözümlerimizin anında güncellenmesini sağlıyor. İş dünyasının bu ciddi güvenlik riskine karşı her an hazırlıklı olması için gerekli uyarıları düzenli olarak yapıyoruz.”

    Palo Alto Networks, mobil cihazlarla genişleyen kurumsal ağ altyapısında sınır güvenliğini gelişmiş, proaktif ve yapay zeka destekli güvenlik teknolojisi ile koruyan zengin bir çözüm setiyle öne çıkıyor. Kurumlara Cortex xDR, Wildfire, Next Generation Firewall, Bulut ve Yazılım Güvenliği gibi üst düzey çözümleri ve Unit 42’nin derin siber güvenlik birikimini sunan Palo Alto Networks, fidye riski karşısında yöneticileri uyarıyor.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Canon, sinema serisini yeni Flex Zoom lensleri ve Cinema EOS fotoğraf makinesi güncellemeleriyle güçlendiriyorhaberi

    Canon, sinema serisini yeni Flex Zoom lensleri ve Cinema EOS fotoğraf makinesi güncellemeleriyle güçlendiriyorhaberi

    Görüntüleme teknolojileri lideri Canon, üst düzey 4K, 8K ve HDR sinema prodüksiyonlarına yönelik, Flex Zoom serisini genişleten iki yeni Super 35mm lensini kullanıma sunuyor. Super 35mm sensörün popülerliğini devam ettiren CN-E14-35mm T1.7 L S / SP ve CN-E31.5-95mm T1.7 L S / SP modelleri, pazardaki geniş odak uzaklıkları sunan en hızlı Super 35mm lensleri olarak öne çıkıyor.

    Geniş açılı bir 14-35 mm zum lensi olan CN-E14-35mm T1.7 L ve 31,5-95 mm zum aralığına sahip bir geniş açı lensi olan CN-E31.5-95mm T1.7 L olağanüstü optik performans sergileyerek çok çeşitli kullanım ve çekim senaryolarını destekliyor. 

    Güçlü sinematografik görseller 

    Canon’un Flex Zoom serisini güçlendiren yeni lensleri, olağanüstü ölçüde sığ bir alan derinliği yarattığı gibi hızlı sabit lenslerle kullanıldığında uyumluluğu da artırıyor. Sinema prodüksiyonunda en sık kullanılan odak uzunluklarını kapsayan bu modeller, 4K ve 8K çekim için net ve tutarlı görüntüler oluşturmak üzere yüksek optik performans sunuyor. Bu, 11 diyafram yaprağının da desteğiyle, güzel bir bokeh efekti ve yumuşak bir şekilde dağılmış ışık üretiyor. Canon’un mirası ve renk bilimi temel alınarak üretilen yeni lensler, nefes kesici görüntü kalitesiyle sıcak renkler ve gerçekçi cilt tonları sunuyor. 

    Çok yönlü esnek tasarım

    CN-E14-35mm T1.7 L ve CN-E31.5-95mm T1.7 L modelleri, serinin adına yarışır şekilde, birçok farklı çekim senaryosuna uygun bir esneklik sağlıyor. Canon’un sinema serisinde değiştirilebilir mount kitinin kullanıldığı ilk lensler olup, herhangi bir Canon yetkili servisinde Süper 35 mm’den full frame’e çevrilmesine imkân tanıyor. Ayrıca çok yönlü çekimler veya dar çekim ortamları için ideal kompakt ve hafif tasarımıyla da tercih edilen lensler, farklı ortamlara karşı dayanıklılığıyla saha çekimleri için de ideal.

    Sinema EOS ürün yazılımı güncellemesi

    Canon ayrıca EOS R5 C, EOS C70, EOS C300 Mark III ve EOS C500 Mark II kameralarının becerilerini daha da geliştirmek ve genişletmek için yeni ürün yazılım güncellemeleri de sunuyor. Bu güncellemeler ile sanal prodüksiyonlarda LED ekranların çekiminde daha fazla senkronizasyon desteği sağlayan ve 50-250 Hz arasında daha net bir aralık sunan yüksek çözünürlüklü Clear Scan işlevi kullanıma sunuluyor. Ayrıca, arayüz içinde waveform monitör boyutunu değiştirme seçeneği ve en yeni Canon lensleri için daha fazla meta veri desteği ekleniyor.

    EOS R5 C’deki iyileştirmeler arasında EF-EOS R 0.71x Montaj Adaptörü desteği, fotoğraf ve video modları arasında daha hızlı geçiş süresi, güç tasarrufu modu, 8K MP4 kayıt sırasında 2 kat büyütme ve kullanılan lensin telefoto kapasitesini artırmak için hızlı bir seçenek sunarak esnekliği en üst düzeye çıkaran dijital tele dönüştürücü seçeneği yer alıyor.

    CN-E14-35mm T1.7 L – Temel özellikler:

    • Odak uzaklığının tamamında sabit T1,7 diyafram
    • 14-35 mm geniş açı zum aralığı
    • Super 35mm ve Tam Kare arasında kolay geçiş için Canon mount değişim yuvası ile uyumlu 
    • Cooke /i Technology™ ve ZEISS eXtended Data™ lens iletişimi
    • Güzel bokeh efekti için 11 yapraklı diyafram
    • Değiştirilebilir EF/PL yuvası seçenekleri
    • 3,3 kg ağırlık

     

    CN-E31.5-95mm T1.7 L – Temel özellikler:

    • Odak uzaklığının tamamında sabit T1,7 diyafram
    • 31,5-95 mm orta odak uzaklığı zum aralığı 
    • Super 35mm ve Tam Kare arasında kolay geçiş için Canon mount değişim yuvası ile uyumlu
    • Cooke /i Technology™ ve ZEISS eXtended Data™ lens iletişimi
    • Güzel bokeh efekti için 11 yapraklı diyafram
    • Değiştirilebilir EF/PL yuvası seçenekleri
    • 3,5 kg ağırlık

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • TEKNOFEST Yönetimi Deprem Bölgesindeki Çalışmaları İçin Başkan Altay'a Teşekkür Plaketi Takdim Ettihaberi

    TEKNOFEST Yönetimi Deprem Bölgesindeki Çalışmaları İçin Başkan Altay'a Teşekkür Plaketi Takdim Ettihaberi

    TEKNOFEST Yönetim Kurulu, deprem sonrası Hatay’da Türkiye’ye örnek çalışmalarda bulunan kurum ve kuruluşlara teşekkür plaketi verdi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a plaketi takdim eden TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, “Medeniyetimizin iyilik, merhamet değerlerini en iyi şekilde temsil ettiniz ve hepimize örnek oldunuz” dedi. Başkan Altay da plaketi tüm Konyalılar adına aldığını belirterek, Bayraktar’a teşekkür etti.

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, deprem sonrası Hatay’da yürütülen örnek çalışmalardan dolayı TEKNOFEST yönetimi tarafından Konyalılar adına plaket aldı.

    6 Şubat tarihinde gerçekleşen ve 11 şehri etkileyen deprem felaketinin ardından afet bölgesindeki örnek çalışmalarından dolayı Başkan Altay’a teşekkür plaketini TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar verdi. 

    “MEDENİYETİMİZİN İYİLİK, MERHAMET DEĞERLERİNİ EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİL ETTİNİZ”

    Konya Büyükşehir Belediyesi’nin deprem felaketi boyunca örnek alınacak davranışlarda bulunduğunu kaydeden Bayraktar, “Medeniyetimizin iyilik, merhamet değerlerini en iyi şekilde temsil ettiğinizden dolayı size, kurumunuzu, görevlilerinizi ve gönüllülerinize şükran duygularımızı iletmek için bu plaketi vermeyi icra kurulumuzla kararlaştırdık. Allah razı olsun. Hepimize örnek oldunuz. Bu milletin bir evladı olarak bizler de sizlere dua ettik. İnşallah hep birlikte bu felaketi de bu dayanışmayla sizlerin örnekliğiyle milletimiz aşacaktır” dedi.

    “TEKNOFEST’İN BÖYLE BİR PLAKET VERMESİNDEN GURUR DUYDUK”

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise “Ben de bu plaketi tüm Konyalılar adına alıyorum. Yaşadığımız deprem felaketinde Konya seferber oldu. Biz de depremzede kardeşlerimizin yaralarını sarmak için hala yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Milli teknoloji hamlemizin lideri TEKNOFEST’in böyle bir plaket vermesinden de büyük gurur duyduk. Çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Atatürk Havaalanında devam eden dünyanın en büyük bilim ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’i de ziyaret eden Başkan Altay, etkinliğe katılan Büyükşehir Belediyesi Kapsül Teknoloji Platformu üyesi gençlerle de bir araya gelerek, başarılar diledi.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Hepsiburada'dan Anneler Günü için Hediye Seçeneklerihaberi

    Hepsiburada'dan Anneler Günü için Hediye Seçeneklerihaberi

    Birbirinden farklı binlerce ürüne kolaylıkla ulaşma fırsatı sunan Hepsiburada, Anneler Günü’nde hediye almak isteyenlere birçok seçenek sunuyor. Dekorasyondan, kıyafete, küçük ev aletlerinden teknolojiye kadar birçok alternatif, Hepsiburada’da bu anlamlı günde özel bir armağan vermek isteyenleri bekliyor. 

    Anneler Günü’nde annesine hediye almak isteyenlere Hepsiburada’dan ilham veren hediyeler bir arada…

    Hepsiburada, modayı yakında takip eden annelere giyim ve aksesuar, mutfakta harikalar yaratan annelere küçük ev aletleri, bakımına önem veren anneler için cilde ışıltı katan bakım ürünleri, teknolojiyi seven annelere ise akıllı saat ve telefon gibi yüzlerce ürün seçeneği ile hediye seçmenizde kolaylık sağlıyor.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Güvenlik endişesi karavan yaşamını alternatif olarak öne çıkardıhaberi

    Güvenlik endişesi karavan yaşamını alternatif olarak öne çıkardıhaberi

    Önce pandemi ardından Kahramanmaraş depremleri karavanlara olan ilgiyi artırdı. Uzmanlar insanların güvenlik endişesi ile karavanlarda yaşamayı bir alternatif olarak gördüğünü söylüyor. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandelen “Karavan, kök saldığınız yerden geçici süreliğine uzaklaşabilme, hayatın yorgunluğuna bir mola verebilme lüksüydü. Bugün yaşadığımız şartlarda ise karavan hayatının anlamı çok daha farklı. Bu kez şehrin kalabalıklığından uzaklaşıp kendi konfor alanımızı kurmak değil, güvenlik duvarlarımızı inşa edebilme kaygısı bizi bu mobil yaşantıya itmiş durumda. Eşyanın, dekorasyonun anlamını yitirdiği bir düzende sadece ihtiyacımız kadar eşya ile hayatta kalmak önceliğine sahibiz.” diyerek yaşanan davranış değişimini açıklıyor.

    Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandelen, depremin ardından temel ihtiyaçları karşılamada yaşanan imkânsızlıkların, insanları, bu problemlerle yüzleşmeyecekleri bir hayat kurgulamaya ve karavan hayatına yönlendirdiğini söylüyor. 

    Mücadele toplumsaldan bireysele dönüşüyor 

    Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandelen olağanüstü durumlar karşısında yeni normallere adapte olmaya çalıştığımızı ve hayatta kalabilmek için mücadele verdiğimizi belirterek, “Her mücadele toplu nitelikte olduğunda ve ortak bilinçle şekillendiğinde daha kalıcı etkiler bırakabilirken, burada mücadelemiz bireysele dönüşüyor. Kendini güvende hissetmeyen ve güvenliğinin korunacağına dair inancını yitiren insanın kendini koruma yolu olarak bakabiliriz bu duruma. Öte yandan herkesin kendi çözümünü üretebildiği bir yapıda toplumsallığın sürdürülmesi güçleşiyor.” dedi. 

    İnsanlar betonarme binaların içinde kaygıyla yaşamak istemiyor

    İnsani barınma hakkının yanlış yapılanma nedeniyle gaspa uğradığına dikkat çeken Kalkandelen, “Yaşanan depremin büyüklüğü ve zihinlere kazınan acı sonuçları karşısında insanlar, kendilerine yaşam alanı kurma çabasında, bir başkasının elleriyle yapılmış betonarme binaların içinde kaygıyla yaşam sürmek yerine kendi güvenli ve dokunulmaz, yıkılmaz alanını yaratmaya tutunuyor. Bunun nedeni insani barınma hakkının yanlış yapılanma nedeniyle gaspa uğramış olması ve insanın çareyi kendi yöntemleriyle bulması. Ama bu kalıcı ve etkili bir çözüm olduğunu tartışmak gerekir.  Bundan sonra deprem tehdidi altında olan herkesin karavanda yaşaması ve karavan şehirlerin mobil insanları olma fikri oldukça düşündürücü.” dedi. 

    Karavan hayatın yorgunluğuna bir mola verme lüksüydü 

    Karavan hayatının ayırt edici özelliklerinden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandelen, “Karavan, kök saldığınız yerden geçici süreliğine uzaklaşabilme, hayatın yorgunluğuna bir mola verebilme lüksüydü. Keyfe keder konargöçer yaşamak, yaşam alanını beraberinde götürmek ve özgür hissetmek gibi bir gerçeğimiz vardı. Karavan hayatı kendi zevkimize göre vaktimizi planlayıp, doğayla buluşmak için bir aracıydı. Üstelik minimalist bir yaşam tarzı tatmin duygumuzu ya da konfor alanımızı zedelemiyordu. Bir şehirde kök salmış düzenli hayatımızı sürerken, karavan belki de kendi zamanını yönetebilme gücünü bize verdiği için cazipti.” sözleriyle devam etti. 

    İhtiyacımız kadar eşya ile hayatta kalmak önceliğine sahibiz 

    Bugün yaşadığımız şartların değiştiğini söyleyen Kalkandelen, “Karavan hayatının bu defa anlamı çok daha farklı. Bu kez şehrin kalabalıklığından uzaklaşıp kendi konfor alanımızı kurmak değil. Yıkılma riski olmayan güvenlik duvarlarımızı inşa edebilme kaygısı bizi bu mobil yaşantıya itmiş durumda. Eşyanın, dekorasyonun anlamını yitirdiği bir düzende sadece ihtiyacımız kadar eşya ile hayatta kalmak önceliğine sahibiz.” dedi. 

    Bireysel bir tercih değil, mecburi nitelikli bireysel bir hayat

    Kalkandelen, depremin ardından yaşanan elektrik kesintileri, ısınma problemleri, temel ihtiyaçları karşılamada yaşanan imkânsızlıklar, insanları, karavan yuvalarında bu problemlerle yüzleşmeyecekleri bir hayatı kurgulamaya yönelttiğini söyleyerek “Deprem korkusunu bir nebze olsun dindiren bu durum insanları kendi köşesinde, kendini kurtarabileceği ya da kendi yaşamını garantileyebileceği bir alana itiyor. Bu durum da insanın doğayı ve çevresini rasyonel bakış açısıyla gözlemleyip değerlendirmesinin başka bir versiyonu. Doğa ve doğadan gelen afetler karşısında edilgen bir durumda kalmak yerine, sorgulayan ve bu doğrultuda deneyimler yaşamayı, girişimlerde bulunmayı tercih eden insanın etken tutumu çıkıyor karşımıza. Bu etken tutum tek başına keyfi, bireysel bir tercih değil, mecburi nitelikli bireysel hayatta kalma mücadelesi. Herkesin bu bireysel mücadelesi farklı bir toplumsal bilinç ortaya koyuyor aslında ama bu kez çıkış yolu birbirinden bağımsız, amacı ortak nitelikte. Depremle yaşama gerçeğimizi kabullenip planlı çözümleri toplum bilinciyle üretebilmiş olsaydık, böylesi plansız bireysel çözümlere ihtiyacımız olmayacaktı.” değerlendirmesini yaptı. 

    Birbirine bağlı ilişkilerle şekillenen toplum düzenimiz yerini mobil hayata bırakıyor

    “Toplumsal yapıyı etkileyen bir dönüşüm süreciyle karşı karşıyayız ve bu dönüşüm en temel toplumsallaştırma aracısı olan aileden başlıyor. Kimi aileler evlerine hırsız girdiği için, kimileri ise kiralara gelen zamlar yüzünden karavan hayatını tercih ediyor.” diyen Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandelen sözlerini şöyle tamamladı: “Yerleşik hayata geçtiğimiz dönemlerdeki kalabalık geniş aileler, birbirine bağlı ilişkilerle şekillenen toplum düzenimiz yerini mobil hayata bırakıyor. Köklerimizi söküp birbirimizden ayrışmaya başlıyor gibiyiz. Fakat diğer taraftan bu durum toplumsal bir seferberlik halinin habercisi olarak değerlendirilebilir. Bağımsızlaşmaya, bireyselleşmeye başlasak da güçlü kalmayı öğreneceğimiz bu mücadele bize yeniden bir bütün olarak hareket etme kabiliyeti kazandıracak ve bu önce aileden başlayıp tüm topluma yayılan bir etki yaratacak belki de…” 

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Türkiye'nin dev projeleri arasında Ege Üniversitesinden iki proje yer aldıhaberi

    Türkiye'nin dev projeleri arasında Ege Üniversitesinden iki proje yer aldıhaberi

    TEKNOFEST kapsamında “TÜBİTAK 1004 Programı Yüksek Teknoloji Platformları Deneyim Paylaşım ve Tanıtım Töreni” düzenlendi

    Türkiye’de milli teknolojinin geliştirilmesi konusunda kritik rol oynayan birçok kuruluşun paydaşlığıyla düzenlenen Türkiye’nin ilk ve tek havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST kapsamında gerçekleştirilen “TÜBİTAK 1004 Programı Yüksek Teknoloji Platformları Deneyim Paylaşım ve Tanıtım Töreni – 12 Araştırma Platformu için İmza ve Tanıtım Programı”nda  pek çok dev projenin imzaları atıldı. Törende Ege Üniversitesi bilim insanları tarafından hazırlanan iki dev projenin de protokol imza töreni yapıldı.  Törenin açılış konuşmalarını Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal gerçekleştirdi.

    Törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “TÜBİTAK Türkiye’nin milli araştırma kurumu olarak omuzunda en fazla yük olan rollerden birine sahip. Enstitüleriyle, derin bilimsel araştırmalar yaparak teknolojik gelişmeleri destekleyerek inovasyonu teşvik ederek ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki rekabet gücüne ciddi katkılar sağlıyor. Bugün bir araya gelmemize vesile olan 1004 programı da ülkemizin yüksek teknoloji üretme kabiliyetlerini artıracak TÜBİTAK’ın da etkin destek programlarından birisi. 1004 programı ile kamu, sanayi ve akademiden paydaşları bir araya getirip aynı hedef doğrultusunda iş birliği yapmalarını teşvik ediyor, onlara öncülük etmeye çalışıyoruz. Yüksek teknoloji içeren ithal ürünler yerine uluslararası pazarda rekabet edebilecek yerli ürünlerin teknoloji platformları aracılığıyla geliştirilmesini sağlıyoruz. Böylelikle araştırma alt yapılarımızın ihtisaslaşmasına ve birer mükemmeliyet merkezine dönüşmelerini istiyoruz” dedi.

    “1279 araştırmacı ve 111 bursiyer desteklenecek”

    TÜBİTAK 1004 programı kapsamında açılan çağrıda 12 platformun desteklenmesine karar verdiklerini ifade eden Bakan Varank, “Burada üniversitelerden, özel sektörlerden ve  kamu kuruluşlarından , Ar-Ge ve Tasarım merkezlerinden oluşan 77 kurum ve kuruluş görev alacaklar. 1279 araştırmacı ve 111 bursiyeri yine bu kapsamda desteklemiş olacağız. Bu 12 platformumuz döngüsel ekonomi, akıllı şehirler, elektrikli araçlar ve batarya teknolojileri, nanoteknoloji, gıda arzı güvenliği sürdürülebilir tarım teknolojileri, nöroteknoloji gibi araştırma alanlarında faaliyetler yürütecekler. Şüphesiz Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarının oluşturduğu bu platformlar, Türkiye’nin ihtiyacı olan teknolojilerin karşılanmasında başrol oynayacaklar. Bu vesile ile Türkiye Yüzyılında itici güç olacak yüksek teknoloji ürünlerinin geliştirilmesinde rol oynayan tüm paydaşlarımızı yürekten tebrik ediyorum” dedi.

    TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Mandal ise, “Ülkemizde çıktı ve etki odaklı bir Ar-Ge ekosisteminin oluşturulmasında değişim ve dönüşüm oluşturabilecek’ bir program olarak başlattığımız ‘1004- Yüksek Teknoloji Platformları kapsamında oluşturulan 12 yeni platformun imza törenine hoş geldiniz. Biz bu programı bir ekosistem çağrısı olarak görüyoruz. Ülkemizin ihtiyacı olan yüksek teknoloji alanlarında açılmış olan bir çağrı. Programı, yetkimizi kurumlara devrederek olabildiğince esnek şekilde yönetmeye çalışıyoruz. Diğer programlarımızla da eş güdüm halinde ilerlemesini istiyoruz. Programımızın tüm paydaşlarına teşekkür ediyorum. Sayın Bakanımıza da teşrifleri için teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

    “Ege Üniversitesinde yapılan projeler katma değer üretiyor”

    Ege Üniversitesinin iki dev projesinin törenle onurlandırılmasından mutluluk duyduklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “TÜBİTAK başkanımız nezdinde Sanayi ve Teknoloji Bakanımızın katılımıyla TÜBİTAK 1004 Programı kapsamında yerli ve milli projelerin değerlendirilmesinin yapıldığı bu törende olmak bizler için gurur verici. Ege Üniversitesi olarak, ülkemizin gerçekleştirdiği milli teknoloji hamlesine katkı sağlayan büyük bir organizasyon olan TEKNOFEST kapsamında dev projelerin hayata geçirildiği bu törende, üniversitemiz akademisyenleri tarafından hazırlanan iki projenin yer alması bizleri ziyadesiyle onurlandırdı. Benim bugün ayrı bir heyecanım var. Çünkü Ege Üniversitesi Rektörü olarak sadece idareci pozisyonunda değil aynı zamanda akademisyen olarak araştırmacı pozisyonunda yer aldığım yerli ve milli tohum geliştirme projesi ‘Türkiye Tarımsal Üretiminde Küresel İklim Değişikliğine Uyumlu Sürdürülebilir Tarım Teknolojileri Platformu’  adı altında kabul oldu. Yaklaşık 26 milyonluk bir proje. Bu proje Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (EGE TOTEM) Müdürümüz Doç. Dr. İsmail Can Paylan’ın koordinatörlüğünde yürütülen,  ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin (NEET’ler) tohumculuk sektörüne kazandırılmasına yönelik projemiz. Bunun için ayrıca mutluyum. Bir diğer projemiz ise üniversitemiz adına yürütücülüğünü Tıp Fakültesi öğretim üyemiz Prof. Dr. Mert Döşkaya’ın yaptığı yurdumuzda sık görülen ve dünyada da önemli bir sorun olan Leishmaniasise karşı etkili koruyucu bir aşı adayı geliştirilmesi konusunda yapılan çalışmadır. Ülkemize katma değer üretecek projeleri gerçekleştiren tüm bilim insanlarımızı, araştırmacılarımızı canı gönülden kutluyorum. Bu projeler, üniversitemizin bilimsel ve akademik alt yapısının sağlam temeller üzerine oturtulduğunun önemli bir çıktısı. Ege Üniversitesi olarak devletimizin öncelikli olarak belirlediği alanlara yönelik projelerimiz devam edecek” diye konuştu.

    Egenin dev projeleri

    TÜBİTAK 1004 Programı Yüksek Teknoloji Platformları kapsamında “Türkiye Tarımsal Üretiminde Küresel İklim Değişikliğine Uyumlu Sürdürülebilir Tarım Teknolojileri Platformu” isimli araştırma programı kapsamında Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (EGE TOTEM) bünyesinde hazırlanan ve Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ın araştırmacı olarak yer aldığı Avrupa Birliği projesi TOTEM Merkez Müdürü Doç. Dr. İsmail Can Paylan’ın koordinatörlüğünde yürütülecek olan ‘Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan Gençler İçin İşgücü Piyasası Destek Programı (EUROPEAID NEET PRO)’ projesi ve yöneticiliği İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi tarafından yapılan “Korunma ve Tedavi Ulusal Platformu” isimli araştırma programı kapsamında Ege Üniversitesi Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilecek olan yürütücülüğünü Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mert Döşkaya’ın yaptığı “Leishmania spp. karşı etkin OMV tabanlı protein, adjuvante rekombinant protein ve DNA aşılarının geliştirilmesi” projesi ile 12 platform arasında kabul alan projeler oldu.

     

    Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı