Kategori: Eğitim

  • İnegöl'de Kahvehaneler Kitaphaneye Dönüşüyorhaberi

    İnegöl'de Kahvehaneler Kitaphaneye Dönüşüyorhaberi

    İnegöl Belediyesi, şehirde okuma alışkanlığının artması ve kitapların herkesin gözünün önünde olması amacıyla “Kahvehaneler Kitaphaneye Dönüşüyor” projesini başlattı. İlk olarak Kemalpaşa Mahallesinde bir kahvehanede 250 kitabın yer aldığı bir kitaplık kuruldu. Aynı zamanda kahvehaneleri yeniden kıraat alanlarına dönüştürecek projeye ilişkin İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban tüm mahallelerde benzer alanları oluşturacaklarını söylerken, mahalle sakinleri ise kitaplarla buluşmaktan son derece memnun kaldıklarını ifade etti.

    Bir yandan şehri imar ederken bir yandan da şehirde yaşayan vatandaşların hayatına dokunacak adımlar atan İnegöl Belediyesi, örnek bir projeyi hayata geçirdi. Okumaya verdiği önemle bu alanda çeşitli farkındalık etkinlikleri ortaya koyan, 6 yıldır düzenlediği Kitap Fuarlarıyla milyonlarca kitabı, yüzlerce yayınevi ve yazarı ilçe halkıyla buluşturan İnegöl Belediyesi, son olarak “Kahvehaneler Kitaphaneye Dönüşüyor” projesinin startını verdi. 116 mahallenin tamamında uygulanması hedeflenen projenin pilot uygulaması, şehrin en büyük mahallesi olan Kemalpaşa Mahallesinde bir kahvehanede hayat buldu. Kahvehanelerin kıraathane ismine uygun mekanlara dönüşmesi adına Kafe 44 isimli kahvehaneye içerisinde 250 kitabın yer aldığı kitaplık kuruldu.

    BAŞKAN TABAN ZİYARET ETTİ

    Kahvehanede kitaplığın kurulduğu ilk gün, kahvehanenin müdavimleri karşılaştıkları manzara karşısında önce şaşkınlık yaşadı, sonra ellerine kitapları alarak projeye destek verdi. Belediye Başkanı Alper Taban da beraberindeki meclis üyeleri ve heyetle birlikte İnegöl’ün ilk kitaphaneye dönüşen kahvehanesini ziyaret etti. Burada vatandaşlarla buluşup projeyi anlatan Başkan Taban, okumanın önemine de dikkat çekti.

    “KAHVEHANELERİN ASLINA RÜCU ETMESİNİ, KIRAATHANELERE DÖNÜŞMESİNİ ARZU EDİYORUZ”

    Kahvehaneler Kitaphaneye Dönüşüyor projesinin ilk uygulamasına ilişkin açıklamalarda da bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, “Kemalpaşa Mahallemizde Tahsin Karaca ağabeyimizin kahvehanesindeyiz. Burada İnegöl Belediyesi olarak Kültür İşleri Müdürlüğümüz ve Kültür Sanat Komisyonumuz uhdesinde “Kahvehaneler Kitaphaneye Dönüşüyor” projesini hayata geçirmek için geldik. Kemalpaşa Mahallemiz bizim büyük bir mahallemiz. Yaklaşık 25 bin nüfusa sahip ve vatandaşlarımız müsait olan zamanlarında burada toplanarak sohbet ederler, çaylarını, kahvelerini içerler. Bizler de kahvehanelerin aslına rücu etmesini, yani kıraathanelere dönüşmesini arzu ediyoruz. Bu noktada burada ilk pilot uygulamamızı gerçekleştiriyoruz” dedi.

    HERKESİN BAŞUCUNDA KİTAPLARI OLMALI

    Projenin uygulanma şeklinden de bahseden Başkan Taban, şöyle devam etti: “Burada kahvehane formatı aynen devam ediyor. Buraya yerleştirdiğimiz kitaplıklara 250 adet önemli kitabı yerleştirerek vatandaşlarımızın zamanlarını kitap okuyarak geçirmesine teşvik etmek amacıyla ilk uygulamamızı yaptık. Tabi burada şunu arzu ediyoruz, Allah’ın ilk emri oku. İnsan da gelişebilen, düşünebilen, akledebilen bir varlık. Bizler de tüm insanlığın başucunda kitapları olmasını arzu ediyoruz. Evimizde, iş yerimizde, sosyalleşmek için geldiğimiz kahvehanelerde de bu böyle olsun istiyoruz. Bu amaçla kahvehanelerin de aslına rücu etmesini, kıraathane olmasını arzu ediyoruz.”

    TÜRKİYE’NİN İLK TARIM KİTAPHANESİ DE İNEGÖL’DE KURULDU

    “Bununla ilgili daha önce yapmış olduğumuz uygulamalar da vardı. Her yaştan vatandaşımızın faydalanacağı kitaphaneler oluşturduk. Bu uygulama da kitaphanelerimizin üzerine ilave ettiğimiz bir uygulama oldu. Yine kırsal mahallelerimizde Tarım Kitaphanelerini uygulamaya başladık. Bunun ilk örneğini Hamamlı Mahallemizde yaptık. Tarım odaklı kitaplarla vatandaşlarımızın ilgi alanlarıyla ilgili yayınlardan istifade etmesini sağladık. Bu ve buna benzer uygulamaları şehrimizin tüm lokasyonlarında arttırmak istiyoruz. 116 mahallemizin tamamında benzer uygulamaları gerçekleştirerek vatandaşımızın farkındalığını arttırmak, kitap okuma oranını arttırmak istiyoruz. Kahvehanesinde bu uygulamayı yapmamıza müsaade eden Tahsin Karaca ağabeyimize de çok teşekkür ediyorum.”

    OKUMAK HER ŞEYİN TEMELİ

    Kahvehanenin işletmecisi Tahsin Karaca da projeyle ilgili fikirlerini paylaştı. Karaca, “İnegöl Belediyemiz ve Belediye Başkanımıza “Kahvehaneler Kitaphaneye Dönüşüyor” projesinden bizleri de faydalandırdıkları için teşekkür ediyorum. İşletmemizin üniversiteye de yakın olması nedeniyle hem öğrencilerimizin hem yetişkinlerin faydalanacağını düşünüyorum” dedi. Kahvehanenin müdavimi olan bir müşteri ise “Bu hizmeti bizlere sunan Başkanımıza ve ekibine teşekkür ediyorum. Bizler buraya kafamızı dinlemeye, çay içmeye geliyoruz. Bu vesileyle elimize de kitabı alır okuruz. Belki bizim yaşımız geçti ama gençler için özellikle çok faydalı” diye konuştu. Aynı zamanda emekli Banka Müdürü olan mahalle sakini ve kahvehanenin müşterisi Temel Akçay da “Kahvehanemizde böyle bir kütüphane alanı oluşturulmasından memnuniyet duyduk. Okumak her şeyin temeli. Eğitim her şeyin temeli. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerinde bulundu.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • IV. Göç Çalışmaları Lisansüstü Öğrenci Konferansı'nda göçün toplumsal yansımaları farklı boyutlarıyla ele alındıhaberi

    IV. Göç Çalışmaları Lisansüstü Öğrenci Konferansı'nda göçün toplumsal yansımaları farklı boyutlarıyla ele alındıhaberi

     İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen IV. Göç Çalışmaları Lisansüstü Öğrenci Konferansı’nda göç olgusu ekonomi, sanat ve kültür, göçmenlerin psikososyal durumları ve uyum politikaları gibi farklı boyutlarıyla ele alındı 

    İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 2019’dan bu yana düzenlenen Göç Çalışmaları Lisansüstü Öğrenci Konferansı, bu yıl da göç alanında çalışan yüksek lisans ve doktora öğrencilerini bu alanda farklı disiplinlerde çalışan deneyimli akademisyenler ile bir araya getirdi. Göç konusunda lisansüstü çalışmaları özellikle metodolojik ve teorik açıdan tartışmaya sunan konferansta yurtiçinde ve yurtdışında lisansüstü çalışmaları bulunan öğrenciler söz aldı. 

    Konferansta göç olgusu “Emek, Göç ve Şehir”, “Sanat, Kültür ve Göç”, “Göçmenlerin Psikososyal Durumları”, “Duyulmayan/Görülmeyen Göçmenler ve Algılar”, “Göç ve Uyum Politikaları”, “Evin/Kimliğin Sınırları ve Sınırsızlığı” ile “Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Göç” konu başlıkları altında farklı boyutlarıyla tartışıldı. Oturumlarda moderasyon ve çalışmalar hakkında geri bildirimleri Prof. Dr. Mine Eder, Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, Doç. Dr. Didem Danış, Dr. Öğretim Üyesi Gülay Uğur Göksel, Dr. Öğretim Üyesi Sedef Turper, Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Erçetin, Dr. Deniz Güneş Yardımcı üstlendi.

    Seminerin açılış konuşmasını yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, “İçinde bulunduğumuz çoklu krizler döneminde göçün üzerine konuşmaktan, göç karşıtlığının yükseldiği bir dönemde dördüncü kez bu konferansı yapıyor olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu konferansın amacı göç alanında çalışan lisansüstü öğrencilerinin çalışmalarını daha iyi hale getirmek ve gerçek anlamda bir tartışma ortamı yaratmak. Göç çalışmalarının çokdisiplinli bir alan olması nedeniyle farklı disiplinlerden gelen arkadaşlarımızın sunum yapmasına imkân sağlamaya çalıştık. Bu yıl konferansımıza Türkiye’de 19 farklı şehir ve dünyada 6 ülkede lisansüstü eğitimlerini sürdüren öğrenciler veya yeni mezunlardan başvurular yapıldı-geldi” dedi. 

    Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mine Eder ise “Göç çalışmaları farklı boyutlarıyla disiplinlerarası bir şekilde çalışabileceğimiz bir konu olduğu için zorluğuna rağmen çalışması çok anlamlı bir alan. Toplumsal dinamiğin içinde insanların beraber yaşama hallerini araştırıyorsunuz. Akademisyen olarak bir ses olma misyonumuz var. O yüzden hem küresel düzeyde hem ülke düzeyinde hem de bireysel düzeyde toplumsal dinamiklerin içinde analiz ederek bireyin yararı için çalışıyoruz” dedi. 

    ‘Sosyal ağlar göçmenlerin işgücü piyasasında tutunmasını etkiliyor’

    “Suriyeli Göçmen İşgücünün Emek Piyasasında Tutun(ama)ma Halleri: İstanbul Örneği” başlıklı bir sunum yapan, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Nail Gökhan Karabulut, sosyal ağların ve mesleki bağlantıların göçmenlerin emek piyasasına tutunmasındaki etkilerini incelediği çalışmasını anlattı. Karabulut, göçmenlerin dezavantajlı konumlarına rağmen sosyal ağlara dahil olmalarının istihdam edilmelerinde etkili olduğunu belirtti. Karabulut, “İstihdamın toplumsal ve ekonomik bütünleşme açısından önemi bu alandaki sorunların tespit edilmesini, gerekli önlemlerin alınmasını ve politikaların uygulanmasını zorunlu kılıyor. Kişinin topluluk bağları iş bulmasını kolaylaştırıyor. Göç sürecinin başlangıcında niteliksiz göçmenlerin, nitelikli göçmenlere göre daha avantajlı olduğu söylenebilir. Bunun nedeni yaşadıkları iki ülkede de benzer iş kollarında çalışıyor olmalarıdır” dedi. 

    “Türkiye’de Yaşayan Suriyeli Göçmenlerde Covid-19 Pandemisiyle İlişkili Stres Etmenlerinin Göç Sonrası Stres Etmenleriyle İlişkisinin İncelenmesi” konusunda sunum yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Sibel Sabırlı, Suriyelilerin göç sonrası Türkiye’de karşılaştıkları zorlukları hukuki düzenlemeler, dil bariyeri, ekonomik zorluklar, istihdam, barınma, eğitim, sağlık, ayrımcılık, uyum ve stigmatizasyon olarak sıraladı. Sabırlı, “Suriyeli göçmenlerin göç sonrası stres etmenleri pandemide iş kaybı, Covid-19 korkusu ve algılanan sosyal destek ile ilişkili. Kronik hastalığı olan katılımcıların Covid-19 korkusu, kronik hastalığı olmayanlara göre daha fazla. Suriyeli göçmenlerin ve diğer dezavantajlı grupların hizmetlere erişimi sosyoekonomik durumun ötesinde ihtiyaçtır. Pandemi dönemindeki stres etmenleri, göç sonrası stres etmenlerine eklendiğinde göçmenler ve dezavantajlı grupların sosyoekonomik eşitsizliği derinleşiyor” diye konuştu.

    “İltica Bekleme Sürecindeki Sığınmacıların Ruh Sağlığı: Türkiye ve Kanada’daki İranlı Sığınmacılar Üzerine Nitel Bir Çalışma” başlıklı doktora çalışmasından bir kesit sunan Victoria Üniversitesi’nden Sanam Vaghefi ise İran’ın 1980’lerden beri dünyada en çok göç veren ülkelerden biri olduğunu ve Türkiye ile Kanada’nın da bu göçmenleri kabul eden başlıca ev sahibi ülkeler arasında yer aldığını belirtti. Vaghefi, “Yaptığım saha çalışmalarında göçün kendisinin bir travma olarak algılandığını, göç sırasında yaşanan olayların ve iltica başvurusundan sonraki bekleme sürecinin insanlar üzerinde travmatik etki yarattığını gözlemledim. Bu süreçte kişilerin ülkelerinde kalan yakınlarının vefatı gibi durumlar yıllar geçse de göçmenlerin unutamadığı olaylar arasında yer alıyor. Göçmenlerin kendi ülkelerindeki iş deneyimleri ve diplomalarının da göç edilen ülkede sayılmaması kişilerin benlik algısında değişimlere yol açarken sıfırdan başlamak için de geç kalmışlık hissi yaratıyor” dedi.

    “Filistinli Kadınların Zorunlu Göç Deneyimleri” konusunda sunum yapan, Hacettepe Üniversitesi’nden Esma Kaşram ise araştırmasında ülkelerinden ayrılmak zorunda kalıp dünyanın pek çok ülkesine göç eden Filistinli kadınlardan ve Suriye üzerinden Türkiye’ye gelen Filistinlilerden bazı örneklere yer verdiğini belirtti. Bu araştırması için Türkiye’deki Filistinli kadınlarla görüşen Kaşram, ”Burada onları özel kılan ikinci kez göçe maruz kalmaları ve Türkiye’ye göç ettiklerinde kimlik sorunu yaşamaları. Filistinli olduklarını aslında saklamak istemiyorlar. Filistin’e geri dönmemek ve ekonomik sebeplerle Suriyeliler gibi geçici koruma kimliğini almak için çaba sarf ediyorlar” dedi.

    Pompeu Fabra Üniversitesi’nden Aslıhan Yurdakul, New York Üniversitesi’nden Süleyman Kıroğlu, Syracuse Üniversitesi’nden Hüseyin Zeyd Koytak, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden Şenol Kaynakçı, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Zeynep Yılmaz Hava, Hacettepe Üniversitesi’nden Berhudan Şamar, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Papatya Bostancı, Hacettepe Üniversitesi’nden Işıl Elif Arslan, Ankara Üniversitesi’nden Eren Köse, TED Üniversitesi’nden Sanaa Alnaji, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Hilal Sevlü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Merve Gizem Uğur, İstanbul Üniversitesi’nden Yusuf Balcı, Beykent Üniversitesi’nden Erdal Bayraktar, Potsdam Üniversitesi’nden Adem Muzaffer Erol, Kocaeli Üniversitesi’nden Aysel Okten Taş, Kocaeli Üniversitesi’nden Buket Özdemir Dal, Boğaziçi Üniversitesi’nden Helin Su Kotan ve İstanbul Üniversitesi’nden Waseem Ahmad Siddiqui konferansta çalışmalarını sunan  isimler arasındaydı.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Kursiyerlere ücretsiz kitap dağıtıldıhaberi

    Kursiyerlere ücretsiz kitap dağıtıldıhaberi

    Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Ahmet Erkal Destek Eğitim Kursu’nda ücretsiz olarak üniversiteye hazırlanan öğrencilerle bir araya geldi. Başkan Topaloğlu, “Eğitim varsa gelecek var” sloganıyla yola çıkan Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, geleceğin teminatı olan öğrencilere yatırım yapmaya devam ediyor.

    Kurs merkezindeki öğrencilerin üniversiteye hazırlık aşamasında katkı sağlayacak kitaplar ücretsiz olarak dağıtıldı. Kitaplarını alan öğrenciler, eğitimlerinde hiçbir masraftan kaçmayan ve her zaman kendilerine destek olan Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’na teşekkür etti.

    Kurs merkezi ziyaretinde sınıfları tek tek dolaşarak öğrencilerle vakit geçiren Belediye Başkanı Topaloğlu, kurs merkezinde eğitim veren alanında uzmanlaşmış öğretmenlerle de sohbet etti.

    Ziyaret sonrası açıklama yapan Başkan Topaloğlu, “Eğitim varsa gelecek var” sloganıyla çıktıkları yolda öğrencilere yatırım yapmaya devam ettiklerini söyledi.

    Topaloğlu, kurs ziyareti sırasında öğrencilerin gözlerindeki ışıltıyı gördüğünü ve çok mutlu olduğunu ifade ederek, “Çocuklarımıza kitaplarını dağıttık. Ücretsiz olarak verilen bu kitaplar aldıkları eğitime de katkı sağlayacaktır. Çocuklarımız var güçleriyle çalışıyor. Biz çocuklarımızdan umutluyuz. En büyük mutluluk bu çocukların mutlu olmasıdır. Hepsine başarılar diliyorum. Kemer Belediyesi olarak eğitime katkılarımız devam edecek.” dedi.

    – Kendi öz amcamı görmüş gibi oldum

    Öğrencilerden Hüseyin Uygar Aslan, yaptığı açıklamada, derslerin çok iyi geçtiğini belirterek, “Derslerimize katkı sağlayacak olan kitapların ücretsiz verilmesini sağlayan Başkanımız Necati Topaloğlu’na çok teşekkür ediyorum. Ben Necati Başkanı ilk gördüğümde kendi öz amcamı görmüş gibi oldum. Çok samimi birisi. Kendisini çok seviyoruz.” diye konuştu.

    Öğrencilerden Ahmet Sadi Sevindik ise ücretsiz olarak eğitim almasını sağlayan ve ücretsiz dağıtılan kitaplardan dolayı Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’na teşekkür ettiğini dile getirerek, Başkan Topaloğlu’nu örnek aldığını kaydetti.

    Öğrencilerden Aleyna Şıhça, ücretsiz olarak dağıtılan ders kitaplarından dolayı Başkan Topaloğlu’na teşekkür ettiğini aktardı.

    Öğrencilerden Yiğit Çetin de kurstaki çok öğretmenler sayesinde çok iyi bir eğitim süreci yaşadıklarına işaret ederek, öğrencilere sağladığı katkılardan dolayı Başkan Topaloğlu’na teşekkür ettiğini belirtti.

    Öğrencilerden Refika Saçu da güzel bir eğitim süreci geçirdiklerini ve sürekli deneme sınavlarına girdiklerini belirterek, desteklerinden dolayı Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’na teşekkür ettiğini söyledi.

    Kursta ücretsiz olarak eğitim alan bir diğer öğrenci Mustafa Berber ise şunları kaydetti:

    “Necati başkan sağ olsun bize çok destek oluyor. Ücretsiz verilen ders kitapları da çok kaliteli. En iyi yayınları seçtiklerini düşünüyorum. Üniversite sınavında ilk 100 bine girmeyi hedefliyorum. Üzerimizde büyük emekleri olan başkanımıza teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Öğrencilerden Tuana Ezer de Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun eğitime verdiği önemi bildiğine dikkat çekerek, kendilerine sağladığı tüm imkanlardan dolayı Başkan Topaloğlu’na teşekkür ettiğini dile getirdi.

    Öğrencilerden Beste Gül Çelik de Başkan Topaloğlu’nun öğrencilere verdiği destek ve katkıların karşılığını üniversite sınavında vereceklerini kaydetti.

    Öte yandan Başkan Topaloğlu, 2 bin 365 metre yükseklikteki Tahtalı Dağı’nın zirvesine kar yağdığı zaman öğrencilere gezi düzenleyeceği müjdesini de verdi.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Dell Technologies Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jeff Clarke'tan 2023 öngörülerihaberi

    Dell Technologies Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jeff Clarke'tan 2023 öngörülerihaberi

    Tüm dünya için inişli çıkışlı bir yıl olan 2022, başımıza gelebilecekleri tahmin edemediğimiz olaylarla doluydu. Bu dönemde değişmeyen tek şey ise kısa vadeli engelleri aşmada ve uzun vadeli fırsatları yakalamada teknolojinin rolü oldu. Peki 2023’te bizi neler bekliyor? Dell Technologies Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Operasyonlardan Sorumlu Eş Başkanı Jeff Clarke, veri çağının yeni beklentilerini karşılamak için teknolojinin nasıl ilerleyeceğine dair öngörülerini paylaştı.

    İnsanlığın ilerlemesini sağlayan teknolojik yeniliklerin ivme kazandığını söyleyen Clarke, “Çoklu bulut ortamına ve uç bilişime doğru genişleyen hiper bağlanabilirlik sayesinde verilerimiz artık her yerde bulunuyor. Basit bir ifadeyle söylemek gerekirse, veriler sadece miktar olarak değil, değer olarak da her geçen gün artıyor. Bu ilerleme ve büyümenin sonucunda öncelikle yeni beklentilerle karşılaşacağız. Teknolojinin hayatlarımızı kolaylaştırmasını ve işlerimizi daha başarılı hâle getirmesini bekliyoruz. Teknolojinin eğitim, sağlık hizmetleri, devlet hizmetleri ve diğer önemli alanlarda ilerlememize yardımcı olmasını bekliyoruz. Sonuç itibarıyla da zorlukların üstesinden gelinmesi için temel teknolojilerin ilerlediğini ve bunlara karşılık gelen kullanıcı deneyimlerinin arttığını göreceğiz” dedi.

    BT yöneticilerinin gündeminde 4 ana tema olacak 

    Clarke, 2023’e doğru ilerlerken, CIO’ların gündeminin üst sıralarında dört ana temanın yer aldığını söyleyerek şöyle detaylandırdı: 

    Teknoloji, iş deneyimini belirleyecek

    Her şeyin her yerden yapılabildiği günümüz ekonomisinde şirketlerin geleceği değişiyor ve bizler hibrit bir dünyaya yönelik tasarımlar yaptığımız sırada çalışan deneyimini, fiziksel çalışma alanlarından ziyade teknolojiler daha fazla belirleyecek. Bu da size, şirketinize ve kültürünüze en uygun olanı tasarlamak için pek çok yeni fırsat sunuyor.

    Pandeminin ilk başlarında “her yerden çalışma” yolculuğunun ilk aşaması tamamen “her yerden” kısmıyla ilgiliydi. Yeni ve modern istemcilerin sunduğu mobilite kabiliyetlerini kullanarak işimizi, okulumuzu ve hayatımızı ihtiyacımız olan her yere taşıdık. Bu yolculuğun bir sonraki aşaması ise “çalışma” kısmının daha iyi bir hâle getirilmesiyle ilgili. Doğru araçlara ve ekipmanlara, iş birliği için doğru çalışma alanlarına ve işi daha iyi yapmak için doğru bir kültüre ihtiyacımız var.

    Öğrenci olmak doktor, öğretmen, mühendis veya veri bilimcisi olmaktan farklı. Artık doğru istemci kapasitesine, form faktörüne ve en önemlisi çevre birimleri ekosistemine sahip olmanın, uğraşılan işin en iyi şekilde yapılması için gereken ortamı yarattığının farkındayız. Gelişmiş ekran teknolojisine yapılan yatırımların, uzaktan yazılım geliştirmenin etkinliğini önemli ölçüde artırdığını gözlemledik. Ayrıca daha iyi ses ve video özelliklerinin uzaktan öğrenmede önemli bir fark yarattığını gördük. Kişiselleştirilmiş ve optimize edilmiş bir ortam, kullanıcılar açısından gerçek bir farklılaşmaya giden yol olabilir.

    Bu nedenle, insanları birbirine ve aynı zamanda önem verdikleri veri, uygulama ve hizmetlere sorunsuz bir şekilde bağlamak için son kullanıcı beklentisinde önemli bir artış olacak. Kültür oluşturmaktan inovasyonu teşvik etmeye ve müşterilere hizmet vermeye varana kadar teknoloji, ilerlemenin merkezinde yer alıyor. Dolayısıyla, kuruluşlar işin geleceğine nasıl yaklaşırsa yaklaşsın, modern iş deneyimini teknoloji belirleyecek.

    “Duvarlarla çevrili bahçeler” teknoloji ekosistemlerine dönüşecek

    Dünyada teknoloji endüstrisi çok büyük ve her geçen gün daha da büyüyor. İyi olan şu ki, iş fırsatlarının geneline hitap eden inovasyon alanında herhangi bir sıkıntı yok. Ancak buna karşılık, inovasyonun her yeni yönüyle birlikte kuruluşlar yayılım ve karmaşıklıkla baş başa kalıyor.

    Örneğin, bulut teknolojisinin ilk zamanlarında çoğu şirket, işlerini hızlandırmak için birden fazla genel, özel, uç ve hatta telekomünikasyon bulutu kullanmaya başladı. Bu “çoklu bulut” aşaması, her bir bulut içinde inovasyona önemli erişim sağlasa da kaçınılmaz olarak silolara ve veri tekrarlarına neden oluyor. Silolaşan bulutlar “duvarlarla çevrili bahçelere” benziyor.

    2022’de sektörün gerçek anlamda “çoklu bulut” mimarilerine geçtiğini görmeye başladık. Bunlar, seçtiğiniz bulut teknolojilerinin bilgi işlem hizmetlerini kullanıyor ancak aynı zamanda önemli yetenekleri çoklu bulut ortamında “yatay” hâle getirmeye odaklanıyor. Buna iyi bir örnek, yararlandığınız tüm bulutların erişebileceği ortak bir hizmet olan depolama ve verilerdir. Çoklu bulut uç yetenekleri kullanıma sunuluyor ve siber dayanıklılık ve siber kasa teknolojileri hâlihazırda bulutlardaki yatay yetenekler arasında yer alıyor. Hatta Sıfır Güven’e odaklanmak bile aslında çoklu bulutun güvenlik mimarisinin bir silolar topluluğu değil, ortak bir yatay hizmet olmasını sağlamakla ilgili.

    Bir diğer ilginç alan ise telekomünikasyon ağlarımızın dijital dönüşümü. Open RAN gibi kavramların erkenden kullanılmasıyla sanallaştırma, yazılım tanımlı mimariler, açık sistemler ve açık arayüzlerin daha da büyük oranda benimsenmesini bekliyoruz. Dell bunun gerçekleşmesi için doğrudan telekom alanında çalışırken, bir yandan da dolaylı olarak her işletmenin dijital dönüşümü için haberleşme sistemlerimizdeki giderek artan açık erişim ve hızlı inovasyondan faydalanması için çalışıyor.

    Hızlanan inovasyonun 2023 yılında, dijital dönüşümünüz için tüm teknoloji ekosisteminin bir platform olarak çalışmasını sağlamaya odaklanmasını bekliyoruz. Ayrıca kuruluşların kendilerine esneklik ve yeniliğe açık erişim sağlayan teknolojiye ve yayılımı otomatik bir çalışma sistemine doğru düzenleyebilecek iş ortaklarına yönelmelerini bekliyoruz.

    Ve bunun için iyi bir neden var; tek bir çözüm, platform veya sağlayıcı teknolojinin tüm vaatlerini yerine getiremeyecek. Bu da “kapalı” ekosistemlerin meşhur “duvarlarla çevrili bahçelerinin” çökeceği anlamına geliyor.

    Yapay zekâ bir dönüm noktasına ulaşacak

    Yıllardır yapay zekânın vaatleri hakkında konuşuyoruz. 2023, yapay zekâ ve makine öğreniminin gerçek dünyadaki kullanımının hızlanmasını beklediğimiz bir yıl. Araçlarımız ve yazılım sistemlerimiz var. Ciddi veri setleri biriktirdik. Ayrıca ekiplerimizin deneylerden gerçek dünya yapay zekâ projelerine geçişleri için hemen hemen her sektörde eğitime de yatırım yaptık.

    Dell olarak biz de bu yolculuğa çıktık ve bugün işimizi geliştirmek için yapay zekâ kullanımına odaklanan yaklaşık 1000 projemiz, ürünümüz veya çalışmamız var. Müşterilerimizin de benzer bir yol izlediğini gözlemliyoruz, bunun sonucu olarak da 2023 yılında yapay zekâ ve makine öğreniminin daha gerçek etkilerini görmeye başlayacağız.

    Dolayısıyla, bu son derece zorlu iş yükleri için optimize edilmiş daha fazla altyapıya ihtiyacımız olacak. Yapay zekâya güç sağlayan gelişmiş sunucular ve depolama çözümleri bugün müşteriler için bu işi yapıyor ancak 2023 yılında, hızı artırmaya yönelik pazara çok daha çeşitli çip girecek ve performans ve verimlilikte buna bağlı bir artış olacak.

    Ayrıca, eğitim/çıkarım faaliyetinin dağıtılabilmesi için bulutlar arasında veri paylaşımını daha kolay hâle getirmemiz gerekiyor. 2025 yılına kadar uçta dağıtılan yapay zekâ iş yükleri için sunucuların yüzde 88’inin çıkarım yapmak için kullanılacağı tahmin ediliyor ve sadece verilerin dağıtımı değil, aynı zamanda bu verilerin yapay zekâ/makine öğrenimi işlenmesi de hâlihazırda devam ediyor.

    Yapay zekânın ikinci dalgasını kullanan kuruluşlar, yapay zekâ daha iyi algılayabilir, öğrenebilir ve muhakeme edebilir hâle geldiğinden ve geliştiricilere ve veri bilimcilere uygulamalar ve sonuçlar sunma konusunda daha fazla özgürlük sağladığından önemli bir rekabet avantajı elde edecekler. Kuruluşlar üretkenliği ve verimliliği artırabiliyor, güç ve enerji gereksinimlerini azaltabiliyor ve çoklu bulut ve uç stratejilerini hızlandırabiliyorlar. Sektör olgunlaştıkça, açık kaynak yapay zekâ yaygınlaşıp daha geniş topluluklar tarafından erişilebilir hâle geldikçe yapay zekâ da daha yaygınlaşacak.

    Sıfır Güven mimarileri ivme kazanacak

    Küresel ekonominin dijital dönüşümü, potansiyel saldırı yüzeylerinin sayısını önemli ölçüde artırıyor. Gerçek bir kurumsal çevre olmaması kuruluşları, verilerinde ve tedarik zincirlerinde ve bu döngünün herhangi bir noktasında daha büyük risk altında bırakıyor. Günümüzde çoğu kuruluş için bir numaralı tehdit olmaya devam eden fidye yazılımı saldırıları, her 11 saniyede bir meydana geliyor ve olay başına 13 milyon dolara mal oluyor.

    Güvenlik stratejilerini dönüştüren pek çok küresel müşterimiz, ortamlarının güvenliğini daha iyi sağlamak için Sıfır Güven mimari modelini araştırıyor. Sıfır Güven yaklaşımının üç ana prensibi olarak değerlendirilen “her şey için evrensel ve sürekli kimlik doğrulama”, “sağlam ve güvenilir politika odaklı davranış” ve “derinlemesine entegre tehdit yönetimi” elde edilmesi o kadar da zor şeyler değil.

    Asıl zorluk, sektörün ve teknolojinin mevcut durumunun Sıfır Güven modelinin tasarım ve entegrasyonunu çoğu müşteri için çok karmaşık hâle getirmesi. Bizim işimiz ise bu yükü hafifletmek ve süreci basitleştirmek. Bu süreç, kuruluşun mevcut durumunun değerlendirilmesini ve siber güvenlik programlarını olgunlaştırmak ve Sıfır Güven’e uyum sağlamak için eyleme geçirilebilir içgörüler sunulmasını içeriyor. Yol haritalarının sürekli geliştirilmesi, en iyi uygulamalar ve standardizasyon yoluyla, bunun benimsenmesini çok daha hızlı ve kolay hâle getirebiliyoruz. Sıfır Güven günün sonunda, her şeyin birbirine bağlı olduğu önemli ölçüde dağıtılmış çoklu bulut dünyasında yeni bir veri güvenliği ve güvenilirlik düzeyinin temeli hâline gelecek.

    Bu kısa liste, önümüzdeki yıla dair için aklımdan geçirdiklerim ancak 2022’nin bize öğrettiği bir şey varsa o da geleceği tahmin etmenin ne kadar zor olduğu. Hiç şüphe yok ki 2023 yılı bilinmeyenlerle ve sürprizlerle dolu olacak. Bir teknoloji iyimseri olarak, inovasyonun inanılmaz derecede ilerleme kaydedeceğinden eminim ve önümüzdeki yıl bizi bekleyenler için heyecanlıyım.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Aile Okulu'nun Kapanışı Yapıldıhaberi

    Aile Okulu'nun Kapanışı Yapıldıhaberi

    Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Keçiören Belediyesi Kent Konseyi iş birliğinde gerçekleştirilen ‘Aile Okulu’ programının kapanışı törenle yapıldı.

    Aile Okulu eğitim programında akademiyseler tarafından çocuk sağlığından, aile ilişkilerine kadar birçok konuda bilgiler paylaşıldı. Dört farklı günde yapılan programda veliler merak ettikleri soruları akademisyenlere sorarak öğrenme fırsatı buldu.

    Programın kapanışına Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, AK Parti Keçiören İlçe Başkanı Zafer Çoktan, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emine Özmete, öğrenci velileri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

    Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok programda katılımcılara itibaren yaptığı konuşmada, “Temelde en ihtiyacımız olan şey sağlıktır. Şuan için gençlerimizin sağlık açısından birçok şeye ihtiyacı olmayabilir ama sağlıklı bir yaşamın, sağlıklı bir geleceğin temeli spor ve egzersiz yapmaktır. Baktığımız zaman eskiden daha mutluyduk, daha huzurluyduk, daha sağlıklıydık. Aile ilişkilerimiz daha iyiydi. Sağlık, mutluluk, huzur ve sevgimizin eksildiği rakamsal verilere de yansımış durumda. Şu anda boşanmalar evlenmeyi geçmiş durumda. Bunun bedelini de en çok çocuklar ödüyor. Bu bakımdan Aile Okulu programımızı yaparak tüm bunları kapsayan bilinçlendirme eğitimleri düzenledik. Katkılarından dolayı tüm akademisyenlerimize teşekkür ediyoruz.” dedi.

    Başkan Altınok Aile Okulu programının düzenlenmesine katkı veren akademisyenlere teşekkür plaketi takdim etti.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Çukurova Belediyesi'nin Kuaförlük Kursu Büyük İlgi Görüyor haberi

    Çukurova Belediyesi'nin Kuaförlük Kursu Büyük İlgi Görüyor haberi

    Çukurova Belediyesi kadın odaklı sosyal hizmetleri hem kazandırıyor hem de ülke ekonomisine destek olurken yeni yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlıyor.

    Tesisler Müdürlüğü tarafından ücretsiz olarak verilen ve Çukurovalıların büyük ilgi gösterdiği meslek kursları, birçok kadına yeni iş kapıları açıyor. Özellikle kadınlar bu kurslara giderek hem meslek sahibi oluyor hem de sosyal hayata aktif olarak katılıyor.

    Son yılların gözde iş kolları arasında yer alan kuaförlük ve cilt bakımı, Çukurova Belediyesi’nde açılan kurslarla her yaştan kadına uzman eğitmenler tarafından öğretilerek, mesleğe yeni soluklar katıyor. Kuaför olmak isteyen kadınlara mesleğin en ince ayrıntılarının hem uygulamalı hem de teorik bilgilerinin verildiği kurslar, kadınların geleceğe güvenle bakmasını sağlıyor.  

    Çukurova Belediyesinin açtığı meslek kurslar hem istihdama ve ülke ekonomisine destek oluyor, hem de vatandaşların yeni beceriler ve yeteneklerini keşfetmesine olanak sağlıyor. Sosyal Belediyecilik alanında ve kadınlara yönelik sürekli projeler üreten Çukurova Belediyesi, hayatları kolaylaştırmanın olanaklarını sunmaya devam ediyor. 

    Tesisler Müdürlüğü’nün, Çukurova Halk Eğitim Merkezi’nin iş birliğiyle açtığı ücretsiz mesleki kurslardan Kuaförlük, Cilt bakımı ve Protez tırnak eğitimleri kadınların gözdesi oldu. Son yıllarda kadınlar tarafından büyük ilgi gören başta kuaförlük olmak üzere, cilt bakımı ve protez tırnak alanında meslek eğitimleri almak isteyenler için açılan toplum merkezlerinde kurs açıldı. Hem meslek sahibi olmak hem de bu yeteneklerini kazanca dönüştürmek isteyen kadınların yoğun ilgisi nedeniyle hafta içi her gün, iki seansa çıkartılan ve 4 saat süren kurslara katılan kadınlar, teorik ve uygulamalı eğitimlerin dışında, kuaförlüğün en ince ayrıntılarını usta eğitmenler tarafından öğreniyor. Bunun yanı sıra kadınların son yıllarda oldukça ilgi gösterdiği cilt bakımı ve protez tırnak alanında da eğitimlerini alan kursiyerler, püf noktaları öğrenip, mesleğin tüm bilgi ve becerilerini bu kurslarda alıyor.

    Çukurova Belediyesi’nin Güzelyalı’da ve Yüzüncüyıl’da bulunan toplum merkezlerinde gerçekleşen kuaförlük, cilt bakımı ve protez tırnak kurslarına 18 yaşında gelen de var, 55 yaşında meslek sahibi olup, kendi iş yerini açmak ve aile bütçelerine destek olmaya çalışanlar da.

    Kurslar hakkında bilgi veren usta öğretici Cansu Özkan, kadınların büyük ilgi gösterdiğini söyleyerek, ara eleman bulmakta sorun yaşayan mesleklerin başında gelen kuaförlük için eleman yetiştirdiklerini, verdikleri cilt bakım ve protez tırnak eğitimleriyle kadınların buradan meslek sahibi olarak ayrıldığını anlattı. Mezun olan ve MEB onaylı sertifikalarıyla kendi iş yerlerini açanlarında olduğunu, başka işletmelerde iş bulmalarına da bu eğitimlerle olanak sağlandığının altını çizen Özkan, kurslara üniversite mezunu kadınlarında, kızıyla beraber meslek öğrenmek için gelen annelerinde olduğunu söyledi. Çukurova Belediyesi’nin açtığı meslek kurslarına katılan kadınlar, özellikle Belediye Başkanı Soner Çetin’e teşekkür ederek, kadınlara yönelik yapılan hizmetlerden dolayı duydukları memnuniyeti ifade etti. 

    BAŞKAN SONER ÇETİN; KADINLARIMIZ HEM ÖĞRENİYOR HEM DE KAZANIYOR

    Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, kadınların öğrenerek, üretime ve aile ekonomisine katkıda bulunmalarını hedeflediklerini söyleyerek, meslek ve hobi kurslarının önemine dikkat çekti. Eğitimleri başarıyla tamamlayan kursiyerlerin Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) onaylı sertifika almaya hak kazanarak, kendi iş imkanlarını oluşturabileceklerinin altını çizen Çetin, Çukurovalıların büyük ilgi gösterdiği meslek ve hobi kurslarıyla, binlerce vatandaşa yeni iş imkanları oluşturduklarını söyledi. Başkan Soner Çetin, tüm Çukurovalı kadınları, Tesisler Müdürlüğü’nün açtığı kurslara davet etti.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Mudanya Belediyesi'nden Öğrencilere Fen Bilimleri Laboratuvarı haberi

    Mudanya Belediyesi'nden Öğrencilere Fen Bilimleri Laboratuvarı haberi

    Her öğrencinin eşit fırsatlardan yararlanabilmesi için eğitime desteğini sürdüren Mudanya Belediyesi’nin Halitpaşa Ortaokulu’nda hazırladığı tam donanımlı Fen Bilimleri Laboratuvarı törenle açıldı.

    Mudanya Belediyesi ilçe sınırları içerisinde her öğrencinin eşit fırsatlardan yararlanabilmesi için eğitime desteğini sürdürüyor. İlçe genelindeki okullarda bakım, onarım çalışmaları devam ediyor. Mudanya Belediyesi son olarak Halitpaşa Ortaokulu idareci ve öğretmenlerinin talepleri doğrultusunda fen bilimleri dersi için laboratuvar hazırladı. Eğitime ve gelecek nesile büyük önem veren Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, laboratuvar sınıfının açılışını İlçe Milli Eğitim Müdürü Suat Topal, Okul Müdürü Burhanettin Aydın, öğretmen ve öğrencilerle birlikte yaptı. Öğrenciler, Mudanya Belediyesi tarafından tam kapsamlı hazırlanan laboratuvarda rahatlıkla fen deneyleri yapabilecek.

    Açılışta konuşan Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, “Öğrencilerimizin öğrendikleri tüm konularla ilgili deneysel çalışmalar yürütmesi adına sağladığımız bu imkan çok önemli. Sınıf düzeylerine uygun deneylerin yapılacağı araç ve gereçlerle donatılan laboratuvarlarımız, öğrencilerin kazandığı bilgi ve becerilerine rehberlik edecektir” diye konuştu.

    İlçe Milli Eğitim Müdürü Suat Topal, Okul Müdürü Burhanettin Aydın, öğretmen ve öğrenciler de Başkan Türkyılmaz’a desteklerinden dolayı teşekkür etti.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Team Paribu Seninle, Bursa'daki öğrencilerin spor ekipmanı ihtiyacını karşıladıhaberi

    Team Paribu Seninle, Bursa'daki öğrencilerin spor ekipmanı ihtiyacını karşıladıhaberi

    Türkiye’nin alanında öncü teknoloji şirketi ve lider kripto varlık işlem platformu Paribu çatısı altındaki Team Paribu, İhtiyaç Haritası ile birlikte “Team Paribu Seninle” projesini yürütüyor. Proje kapsamında Bursa’nın Yıldırım ilçesindeki Karapınar Şehit Samet Çaldır İlkokulu’na, spor ekipmanı ihtiyaçlarını karşılamak üzere ziyarette bulunuldu.  

    Team Paribu, İhtiyaç Haritası ile yürüttüğü Team Paribu Seninle projesiyle spor ekipmanlarına erişim imkânı olmayan gençlere ulaşıyor. Bugüne kadar farklı şehirlerde öğrencilerin spor ihtiyaçlarını karşılayan Team Paribu Seninle, son olarak Bursa’da 600 öğrenciye ulaştı. Böylece projenin ulaştığı toplam öğrenci sayısı 9833’e yükselmiş oldu.

    Team Paribu Seninle, Bursa Yıldırım Karapınar Samet Çaldır İlkokulu’nun ilettiği ihtiyaç listesinde yer alan 126 spor malzemesini çocuklara ulaştırırken, DasDas’ın moderatörlüğünde çocukların ve paydaşların bir araya geldiği bir etkinlik de düzenledi. Paribu CEO’su Yasin Oral ve İhtiyaç Haritası kurucularından Mert Fırat ile Yönetim Kurulu Üyesi Esra Arslan’ın konuşmalarının ardından öğrenciler, Team Paribu sporcularından millî cimnastikçi Ahmet Önder ve millî rüzgâr sörfçüsü Dilara Uralp Palombo ile spor yaptı. 

    “Gençlerin sporla buluşmasının önünde yer alan engelleri ortadan kaldırmayı hedefliyoruz”

    Paribu CEO’su Yasin Oral, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları aktardı: “Türkiye’nin bir spor ülkesi olma potansiyeline inancımız doğrultusunda, spora ve sporculara katkı sağlamak amacıyla oluşturduğumuz Team Paribu kapsamında projeler üretmeye devam ediyoruz. Geleceğin sporcularının yetişmesi adına yürüttüğümüz çalışmalardan biri de Team Paribu Seninle projesi. İhtiyaç Haritası ile birlikte, gençlere ulaşarak onların sporla buluşmasının önünde yer alan engelleri ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Bu bakış açısıyla ulaştığımız okullara şimdi de Bursa’daki Karapınar Şehit Samet Çaldır İlkokulu’nu eklemiş olduk. Burada çocuklarla bir araya gelmek, onlara katkı sağlamak bizim için mutluluk verici.”

    İhtiyaç Haritası kurucularından Mert Fırat ise Bursa ziyaretinde şu açıklamalarda bulundu: “İhtiyaç Haritası ve Paribu iş birliği ile gerçekleştirdiğimiz Team Paribu Seninle projesi kapsamında Şanlıurfa’dan sonra Bursa’yı ziyaret etmek harikaydı. Okullarımızın spor malzemesi ihtiyaçlarını giderirken aynı zamanda gençleri spor yapmaya teşvik etmek bizim çok değerli. Onların daha bu yaşlarda farklı spor dalları ile tanışmalarını sağlamak, meraklarına, heyecanlarına ortak olmak, ama en önemlisi de hayal etmelerine sebep olmak paha biçilmez. Burada olmaktan ve bu projeyi sürdürmekten büyük keyif alıyoruz.”

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Efecin, Shewo ve yapımcıları Leo Yılmaz'dan davahaberi

    Efecin, Shewo ve yapımcıları Leo Yılmaz'dan davahaberi

    Genç şarkıcılar Efecin ve Shewo geçtiğimiz günlerde yapımcıları Leo Yılmaz ile Çağlayan adliyesine gelerek ayrı ayrı sosyal medya fenomoni M.G. ve rapçi E.’dan şikayetçi oldu…

    Efecin, kendisine hakaret ve tehdit suçunu işlediği iddiasıyla sosyal medya fenomeni M.G.’den şikayetçi oldu. Efecin, sosyal medya fenomeni M.G.’nin kendisini tehdit ettiğini öne sürdü. 

    Efecin yaptığı açıklamada “Ölümle tehdit ediliyorum. Artık tehdidin boyutu büyüdü ve arkadaşlarım ailem de tehdit altında. Kimliğimin fotoğrafını aileme gönderip tehdit ediyor. Bana ağza alınmayacak küfürler ve hakaretler ediyor. Adalete güvenim sonsuz hak ettiği cezayı almasını istiyorum’ diyerek özür dilese bile bu dakikadan sonra kabul etmediğini ve davanın sonuna kadar takipçisi olacağını dile getirdi. 

    Genç rapçi Shewo ise eski arkadaşı olan rapçi E. tarafından şarkısının çalındığı iddiası ile savcılığa suç duyurusunda bulundu. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Shewo ve yapımcısı Leo Yılmaz , “Biz aslında eski arkadaştık. Bir gün kendisine şarkımı dinlettim ve çok beğendiğini söyledi. Biz de hazırlıklarla başladık şarkıyı çıkarmak için. Çok büyük masraflar yaptığımız şarkının çıkmasına 1 hafta kala bizden önce şarkıyı sözlerini biraz değiştirerek yayınladı. Şok olduk. Aradım açmadı, mesaj attım dönmedi, dost kazığı yedim’ diyerek isyan etti.

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

  • Birce Akalay yılbaşı alışverişinde görüntülendihaberi

    Birce Akalay yılbaşı alışverişinde görüntülendihaberi

    Güzel oyuncu Birce Akalay geçtiğimiz gün alışveriş için geldiği Kanyon’da objektiflerimize yansıdı. Yılbaşı için alışverişe çıktığını söyleyen Akalay, uzun süre mağazaları dolaşıp ailesi ve dostları için alışveriş yaptı. Son olarak Harmony Flowers’tan yılbaşı çiçeğini alan Birce Akalay daha sonra Kanyon’dan ayrıldı. 

     

    Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı